Genel Bilgiler | Reyhan Çini

Genel Bilgiler

Çini hakkında genel bilgileri bu kategori altında bulabilirsiniz.

Çini Desenleri ve Motif İsimleri

Türklerde ilk çini tarihi Karahanlı’lara dayanmaktadır. Bu durum Çini sanatının bin yılı aşkın süredir devam ettiğini göstermektedir. Çini desenleri tıpkı bir mimari süsleme gibidir. Osmanlı Devleti kurulduğunda çini sanatı için yeni bir başlangıç olmuştur.

1. Milet İşi

Erken Osmanlı Dönemi’nin en önemli seramik grubunda yer alan ‘Milet İşi’ Osmanlı Dönemi İznik seramiklerine aittir. 14. yüzyılda yapılan bu çini kırmızı hamurlu idi ve Milet İşi olarak adlandırılmıştır. 14. yüzyılda Çin porselenlerinden yola çıkılarak farklı teknikler kullanılmış ve 15 yüzyıla kadar getirilmiştir. 15. yüzyılda ise altın varak süslemeleri ön plana çıkmış ve 16. yüzyılda farklı renkli döneme geçiş yapılmıştır. Süslemeler de en çok mavi, beyaz astar ve saydam sır altı yöntemi uygulanmıştır. El yapımı Milet İşi çini ev, ofis, tabak ve iş yeri için dekorasyon amaçlı kullanılmaktadır.

2. Baba Nakkaş

Baba Nakkaş, 15. ve 16. Yüzyıllarda yaşamış olan Muhammed B. Şeyh Bayezid olan Osmanlı Saray Nakkaşı (Baba Nakkaş) olarak bilinmektedir. Sır altı tekniği ile üretilen bu çini tamamen el işidir. Aynı zamanda 800-1000 derece de fırınlanarak yapılmaktadır. Genellikle tabak ve maşrapa olarak kullanılmaktadır. Evliya Çelebiye göre renkli nakış sanatı Baba Nakkaş tarafından bulunmuştur.

3. Haliç İşi

3. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başında kâse, vazo, tabak ve kandil gibi şekillerde üretilemeye başlanmıştır. Mavi beyaz Osmanlı seramiği olarak bilinir. İznik ile Kütahya da yapılar kazılarda çok fazla Haliç işi seramik çıkarılmıştır.

4. Şam İşi

Şam işi, ev ve iş yerleri için dekor ürünü olarak kullanılmaktadır. Sır altı boya tekniği ile yapılmakta ve 800-1000 derece de fırınlanmaktadır. Şam işi çini, Osmanlı çini sanat ürünüdür ve 16. yüzyılda üretilmeye başlanmıştır. Şam kendi ile bir ilgisi yoktur ve İznik’te üretilmektedir.

5. Hata-i

Orta Asya ve Çin etkisinde kalarak kökenleri belli olmayacak biçimde stilize edilmiş çiçek motifleri olarak adlandırılır. Hata-i motifi en çok simetrik bir şekilde çizilir. Anadolu Selçukluları’nda sade olan motifler 16. ve 17. yüzyılda zengin bir görünüme sahip oldu.

6. Penç

Çini sanatında kullanılan Hata-i motiflerinden biri olan Penç, temel bilgi ve becerilerin kazandırıldığı bir tür öğrenme materyali olarak bilinir. Genellikle dekor amaçlı kullanılan çini modelidir. Penç, Farsça da ‘beş yaprak’ olarak geçer. Bu yüzden bitki yapraklı bir çini örneğidir. 16. ve 17. yüzyılda zengin bir görünüme sahip olmuştur.

7. Rumi

Rumi, süsleme sanatıdır. İlk Rumi motiflerine Uygurlular zamanında rastlanmıştır. Genellikle hayvan figürlü çalışmalar yapılmaktadır. Aynı zamanda kuyruk, gaga veya kanat gibi şekiller kullanılmıştır. Kullanım alanı ise; cami, minber, mihrap, mescit ve kürsü yapımında kullanılır.

8. Bulut

Bulut çini desenlerinin çıkış yeri Çin’dir. Bu sebeple Çin Bulutu olarak adlandırılmaktadır. Efsanevi bir hayvan olan ejder’i sembolize eder. Göklerin koruyucusu ve tek hâkimi olarak tanımlanır. Hayatımıza ilk girişi II. Beyazıt Döneminde olmuştur. Aynı zamanda 15. ve 16. yüzyılda bulut motifinde süslemeler yapılmıştır. Genellikle kaseler de dekor amaçlı kullanılmıştır.

9. Çintemani

Çintemani, servet, kuvvet, güç, akıl gözü, gönül gözü gibi anlamlarda ifade edilmektedir. Çintemani’de üç benek ve dalgalı çizgi bulunur. Orta Asya kökenli olarak bu motif ilk Timur sikkelerinde kullanılmıştır. Tılsım olarak da anlam taşımaktadır. Günümüzde bu çini motifi halı, seramik, ahşap, sedef, tezhip ve tekstil gibi işlemeciliği olan sanatlarda kullanılır.

10. Kalyon

Mavi ve kırmızımsı tonlarda yapılan çini sanatıdır. Genellikle pano olarak karşımıza çıkar. Kalyon, bir tür minyatür sanatı olarak bilinir. Küçük ya da ince olarak işlenmiş resim sanatıdır. Osmanlı Döneminden günümüze kadar üretilen bir çinidir.

11. Hayat Ağacı

Bu çini desenleri yaşamı simgeler. Ağaç sanatında canlılık, sağlık ve bereket gibi ifadeleri sembolize eder. Selçuklu ve Osmanlı Döneminden günümüze kadar gelen bir serüvendir. Genellikle karo (pano) olarak kullanılmaktadır.

12. Balık Pulu

Bu çini desenleri karo özelliğine sahiptir. Selçuklu ve Osmanlı Dönemine dayalı olarak çini motifi ile yapılan karolar süsleme sanatı ile renklendirilir ve farklı boyutlarda kullanılır. Balık pulu karolar en çok mutfak tezgahlarında, havuzların iç döşemelerinde, Türk hamamında, pano dekorasyonu ve ıslak mekanlarda kullanılır.

İznik Çinisi

Çini sanatı, kökleri Selçuklular’a kadar uzanan el sanatlarından bir tanesidir. İznik çinisi toprağın çeşitli tekniklerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan süs eşyalarıdır.

İznik Çinisi, 1500’lü yıllarda kadar gidebiliyor. Çinliler porseleni 1300 derecede ortaya çıkar. Osmanlı zamanında o kadar yüksek sıcaklıklara ulaşılamaması nedeniyle İznik’in beyaz kili, cam ve yüksek silisyumdan kullanılarak harç elde ediliyor. Bu karışım sayesinde porselen 900 derecede pişebilen hale geliyor. İznik çiniciliğinin de adımları bu şekilde atılıyor.

Osmanlı’da İznik Çinisinin Altın Çağı

Yavuz Sultan Selim döneminde çini ustaları İznik’e yerleştirilir. Böylece İznik çiniciliğinin serüveni başlamış olur. Çini ustaları Osmanlı’ya has desenler üretiyor ve bu desenleri şablon halinde İznik’e yolluyor. Çini kaplama işlemlerinde İznik’teki Kadı Efendi bölgede yer alan atölyelere görevi veriyor. Böylece siparişler kısa sürede tamamlanıyordu. Usta çırak ilişkisine dayanan çinicilik mesleğinde Ahi Teşkilatı’nın payı son derece büyüktür. Ahilik döneminde çinilerin kalite kontrolü etkin bir şekilde sağlanıyordu. İznik’te üretilen çinilerinin örnekleri pek çok tarihi yapı içerisinde kendisine yer buluyor.

17. yüzyılda çinicilik mesleğinde duraklama dönemine giriliyor. Saraydan sipariş gelmemesi ve yeterli hammadde eksikliği bu problemi daha da tetikliyor. Çinilerin bu dönemden sonra kalitesi de düşüyor. Çini sanatı, geçmişi altın çağlarını Osmanlı ile yaşayan el sanatlarından bir tanesidir. Mimari yapılarda duvar kaplaması ve dekor malzemesi olarak kullanılan çiniler günümüzde de ilgiyle takip ediliyor.

Çini Nasıl Yapılır?

İznik Çinisi Nasıl Yapılır? Toprak, kaolen, kum ve tebeşir gibi malzemelerle bir araya getirilerek hamur haline gelir. Daha sonra hamura şekil verilir ve kurumaya bırakılır. Kuruyan hamura astarlama işlemi yapılır. Böylece hamur beyaz bir görünüme sahip olur. Bu parçalar fırına atılır ve pişirilir.

Pişirilen çiniye, siyah renkten oluşan boyayla ustanın hayal dünyasına ve zevkine uygun olan renkler eklenir. Boyanan nesne sırla kaplandıktan sonra pişirilmeye bırakılır. Sırlama işlemini uygulamadan önce mat olan bu renkler fırınlamadan sonra canlı ve parlak duruma gelir. Daha sonra obje yavaş yavaş soğutularak, kırılmasının önüne geçilir. Çinicilik son derece zor ve meşakkatli işlerden bir tanesidir.

Kütahya Çinisi Nedir?

Çini, toprağın pişirildikten sonra şekil verilerek süs eşyalarına dönüştürülmesidir. Kütahya çinisi de dünyanın en bilinen çinicilik tekniklerinden bir tanesidir.

Kütahya çinisi bir yüzü sırlı, renkli dekor ve motiflerle işlenmiştir. Çini üretim işlemine çinicilik adı verilir. Türk çini sanatının tarihi Karahanlı dönemine kadar dayanır. Bin yılı aşan geçmişiyle çinicilik sanatını Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları’da sıklıkla kullanmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılması sonrasında, Osmanlı Devleti’nde çini sanatında yeni bir dönem ortaya çıktı.

Kütahya’da Çinicilik

Kütahya’nın sembolü sembollerinden biri olmayı başaran çinicilik, önemli bir sanat koludur. Ayrıca çinicilik Kütahya’ da geçim kapısıdır. Friglere kadar uzanan seramik yapımı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.

Kütahya’da seramik sanatı 14.yy.’ın son yarısında başladı. Motif ve renk kullanımı İznik çinileri ile benzerlik gösteriyor. Kütahya çinilerinde daha renk koyu tonlarından yararlanılır. Bu özelliği ile Anadolu Selçuklu çinileriyle benzerdir. Kütahya çiniciliğinin 16 ve 17.yy.’daki durumu hakkında ise pek bilgi bulunmamaktadır. 17.yy’da Kütahya çiniciliği hakkında, Evliya Çelebi bilgi verir. Kütahya çinilerinden bahsederken benzerinin bulunmadığını açıklar. İznik’te çini sanatının düşüş yaşadığı 18.yy’da Kütahya atölyeleri daha da gelişmiş ve yeni bir seramik sanatını ortaya çıkarmıştır.

İznik Çinisi ve Kütahya Çinisi Arasındaki Fark

İznik çinisi ve Kütahya çinisi farkları renk, malzeme katılım oranı gibi bir konuda yer almaktadır. İki çini arasındaki temel farklar;

  • İznik Çinisi dört farklı katmanın üst üste eklenmesiyle yapılır. Kütahya çinilerinde de dört katman kullanılır. Ancak bu çini sanatında malzemelerdeki katılım oranı farklıdır.
  • Kütahya ve İznik çinilerinde desen ve renkler de değişiklik gösterir.
  • Kütahya Çinisi farklı renklerde üretilse de İznik çinisi genel olarak mavi, turkuaz, yeşil ve kırmızı renkleri kullanılır.
  • İznik’te üretilen çiniler daha çok saraylara gönderilirdi. Bu nedenle ince işçiliği daha yüksektir.
  • Kütahya çinileri ise hem halk hem de saraylara gönderilmiştir. Bu nedenle çinilerde çinilerde hem Hıristiyan hem de İslam motifleri görülebilir.
  • İznik çinisinin altyapısında yüksek kuvars ve kalın sır kullanılır. Kütahya çinilerinde ise düşük kuvars ve daha ince sıra yer verilir.

Piri Reis’in Haritası Çini’de

Çinicilik kum, kaolen, tebeşir gibi bir takım değişik malzemelerin karıştırılarak hamur haline getirilmesi ile elde edilen bir sanattır.

İlk olarak mimari alanlarda süsleme aracı olan çinicilik günümüzde daha çok dekoratif ürün yapımında ön plana çıkmaktadır.

 

Piri Reis’in Haritası Çini’de

Türk tarihine damga vurmuş, aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen eserleri ve yaptıkları günümüzde hala önemini koruyan binlerce kişiden biridir Piri Reis. Osmanlı denizcilik tarihinde derin izler bırakmış olmasının yanı sıra Piri Reis, eşsiz bir Kartograf ve deniz bilginidir. Piri Reis’in eserlerinden en önemlisi olan dünya haritası çinicilik ile birleşerek ortaya eşsiz bir eser çıkarılmıştır. Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513’te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818’de gerçekleşmişti. Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

 

Piri Reis Haritası

Piri Reis’in Haritası günümüze kalan, Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan biridir. Osmanlı Kaptan-ı Derya’sı Piri Reis tarafından 1513’te çizilmiş olup, Avrupa ve Afrika’nın batı kıyılarını ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarını gösterir. Aralarında Kristof Kolomb’a ait bir haritanın da bulunduğu yirmi kaynağı bütünleştirerek hazırlanmış, 16. yüzyıl Avrupa ve Müslüman denizcilerinin coğrafya bilgilerini içeren değerli bir tarihi belgedir. Birçok araştırmacı ve bilim adamı, bu harita üzerinde çalışmalar yapmış ve bu gizemli haritanın sırrını ortaya çıkarmak için çalışmıştır. Haritanın insanlık için önemli bi belge niteliği taşıması nedeniyle zaman zaman çinicilik sanatının da konusu olmuştur. Piri Reis’in haritası, günümüzde hala gizemini korumaktadır.

Tarihimize damga vuran isimlerden bahsetmişken, bir parantez açıp, eşsiz tarihimizi görsel bir şölene dönüştüren el sanatlarımızdan biri olan çini sanatından da kısaca bahsetmek isteriz. Çinicilik; Osmanlılardan günümüze kadar gelmiş geleneksel Türk sanatlarından biri olan iç ve dış mimari süslemelerin yanı sıra toprağın pişirildikten sonra şekil verilip kap-kacak, tabak, vazo, çini fayans, sürahi gibi eşyalar üretilmesine olanak sağlayan bir el sanatıdır.

 

Çinicilik ve Piri Reis Haritası

Geçen yıllarda gerçekleşen bir organizasyonda, son yılların en güzel sanat gösterisi yapıldı. 2 önemli unsuru aynı çatı altında birleştiren çinicilik ve Piri Reis’in çizmiş olduğu haritaları, çeşitli çini objeler üzerine resmedildi. Kısaca, Piri Reis’in haritası çinicilik ile hayat buldu diyebiliriz. UNESCO’nun Piri Reis’e ait dünya haritasının 500. yıldönümü olan 2013 yılını ‘Anma Yılı’ olarak ilan etmesi nedeniyle hem ünlü denizci anıldı, hem de çini sanatımız hatıralarımızı yeniledi.

 

XVI. Yüzyılda İznik Çini Desenlerinde Renklendirme

 İznik çini desenleri ve renklendirme işleminin dünyaca beğenilen bir üne sahip olduğu kesinlikle yadsınamaz bir gerçektir. Günümüz teknolojik imkanlarına rağmen Osmanlı döneminde üretilen kalitedeki çinilerin elde edilememesi ise bizleri hala şaşırtan bir durumdur. Bir başka dikkatleri çeken husus ise yine Osmanlı dönemine ait İznik Çini ve Seramiklerindeki üslup, motif, kurgu ve eşsiz kompozisyonlardır.

XVI. yüzyılın ikinci yarısına kadar belirlenen tarihte çok renkli bir boyama tekniğinin kullanıldığı görülmektedir. Fakat bu boyama tekniği sıradan yapılmış bir teknik değil, kesinlikle belli bir düzen ve sıraya göre yapılmıştır.

Çini desenleri ve renklendirme

Çini desenleri ve renklendirme yapılırken şeffaf tonda olan renksiz sırın alt kısmına ana renk olarak siyah, firuze, rölyef, kobalt mavisi, kırmızı ve yeşil renklerin kullanıldığı bilinmektedir. Boyama esnasında boş kalan kısımlar ise beyaz rengi oluşturmuş olmaktadır. İnsana hayret veriyor bu kadar az bir renkle o birbirinden güzel şaheserler nasıl meydana geliyor diye.

Siyah renk genellikle çok ince çizgiler halinde olacak şekilde kontürleme işlemi amaçlı kullanılmıştır. Bunun haricinde çok nadir birkaç eserde bizatihi kendi rengi olarak kullanılması tercih edilmiştir.

Firuze, yapılan çalışmalarda fazlasıyla tercih edilen özel bir renk olarak dikkat çekmektedir. Genelde zemin desenlerinde kullanımı tercih edilmiştir. Fakat bunun yanında bazı natüralist üslup motiflerinde de kullanımı tercih edilmiştir.

Kobalt mavisi rengi ise genelde zeminlerde koyu renk olarak, motiflerde ise açık renk olarak tercih ediliştir. Ayrıca kobalt mavisi kontürleme işleminde de yer yer kullanılmıştır. İznik çini desenleri ve renklendirme için tercih edilen en önemli renklerden birisidir kobalt mavisi.

Kırmızı rengin seramik işçiliğinde elde edilmesi gerçekten oldukça zor bir iştir. Kırmızı rengi XVI. Yüzyılda en başarılı bir şekilde elde edilebilmiş ve rölyef biçiminde kabartma şeklinde çiniler üzerinde uygulanabilmiştir. Bu zor elde edilişinden dolayı kırmızı renk İznik Çinilerinin adeta bir imzası haline gelmiştir.

Yeşil renk daha çok varlığını yaprak desenli motiflerde göstermiştir. Zemin rengi olarak veya farklı türdeki kullanımı diğer renklere göre oldukça azdır.

Bu renklerin haricinde İznik çinilerinde karşımıza birde kahverengi çıkmaktadır. Kullanımı çok kısıtlı olan bu renk daha çok ağaç gövdesi çiziminde tercih edilmiştir.

Türkiye’de Çini Sanatı

Zarif, şık aynı zamanda tarihi bir işleme olması nedeniyle çini sanatı pek çok alan için uygun olan süsleme yöntemidir. Türkiye’de olan bu sanat etkisini sürdürmektedir ve özellikle seramik işleme sanatı olarak çini işlemeleri süs eşyalarında uygulanmaktadır. Türkiye’de çini sanatı hakkında bilgi almak, aynı zamanda da çini sanatı ile kimlerin uğraştığını ve nerelerde bu yöntemi öğrenebileceğinizi araştırarak kararınızı verebilirsiniz.

Çini Sanatının Önemi

Yüzyıllardır varlığını koruyan ve pek çok sanatın üstünde ilgi görmektedir. Ancak son yıllarda ücretsiz olan bu kurslar halk eğitim merkezlerinde veriliyor. Bu sanatın önemini yeniden kazanması ve sürdürülmesi kurslar sayesinde mümkün oldu. Özellikle seramik tabak, sürahi, vazo ve çeşitli süslemeler için uygulanan çini sanatı Türkiye’de yeniden hak ettiği öneme sahip olmaya başlıyor.

Mavi ve canlı tonlarda yapılan işlemelerle hayatınızın olumlu olarak değişmesini sağlayan çini sanatı genellikle cami, medrese ve pek çok mimari yapının inşasında kullanılan bir süslemedir. İç ferahlığı sağlanması ve uygulama esnasında da kişinin kendini huzurlu ve mutlu hissetmesi bu sanatın devam ettirilmesinde en önemli etken olacaktır. Çini sanatı hem Osmanlı ve İslami motiflerin simgesi haline gelmiş hem de yüzyıllardır mimarilerin en önemli süsü olarak görülmektedir. Bugün de Osmanlı ve Türkiye olarak çini sanatına değer veren bir millet olarak bu geleneğin ve motiflerin sürdürülmesi için gerekli özeni ve gayreti göstermekteyiz.

Çini Öğrenmek İstiyorum

Hayatınız boyunca yeni bir iş öğrenmek ve yeni bir ilgi alanı oluşturmak istiyorsanız çini hem iyi bir meslek hem de kendinizi rahatlatabileceğiniz bir iş olacaktır. Çini öğrenmek istiyorum diyorsanız hemen bulunduğunuz şehirde halk eğitim merkezlerinde bu sanatı öğrenebilmeniz mümkün. Size en yakın konumda bulunan halk eğitim merkezine başvuru yaparak bu sanatı ve sanata verilen önemi daha da yakından görebilirsiniz. Modern dokunuşlarla sanatı ve ne kadar geliştiği, iyi bir usta olmak için neler yapmak gerektiği konusunda bu kurslar vasıtasıyla yeterince bilgi sahibi olacaksınız.

Çini işleme sanatı pek de kolay değildir. Gerekli aşamalar için özenli davranmak gerekmektedir. İyi bir çini ustası tarafından almış olduğunuz dersler ile bir dönem boyunca sanat hakkında çok şeyi öğrenecek ve kendinizi geliştirebileceksiniz. Mavinin huzur veren sakinliğini yalnızca mimari yapılarda değil evinizde ve ev süslemelerinin yanı sıra ofis süslemelerinde de elde edebilirsiniz.

Çini’de Perdah Tekniği

Çini yapımı Anadolu Uygarlıklarından başlayarak tüm dünyaya yayılmış bir sanattır.

Çinicilik ile uzun yıllar dekoratif alanlarda sayısız eserler yapılmıştır. Çini yapımı tarihi çok eskiye dayanması nedeniyle günümüze kadar çini sanatında farklı teknikler geliştirilmiştir. Çinicilik her dönem kendisini geliştirerek günümüze kadar gelmiştir.

 

Çini yapımı ve Perdah Tekniği

Çini sanatının diğer boyama türlerinden çok daha üstün olmasının temel nedeni, bu sanat yapılırken kullanılan tekniklerdir. Çini yapımı sırasında uygulanan perdah tekniği de bunlardan birisi olup, son derece olumlu sonuçlar alınmasında etkilidir. Bir sır üstü tekniği olan perdah, aynı zamanda lüster ismiyle de bilinir. Selçuklular ve daha öncesinde kullanılmaya başlanan bu teknik, Osmanlılar zamanında çok daha profesyonel olarak yapılmaya başlanmış ve buna bağlı olarak ortaya çok daha özel ürünler çıkmıştır.

Bilindiği gibi çini porselen üzerine yapılan bir sanattır. Porselenler ise pişmiş çamurdan elde edilir. Perdah, bu çamurun oluşturulması sürecinde kullanılan bir tekniktir. Bundan dolayı porselenin içine kadar işlediği ve sıradan boyama işlemlerinden çok daha güzel bir şekilde göründüğünü söylemek kesinlikle yanlış olmayacaktır.

 

Seramik yapımında kullanılacak çamur özenli bir şekilde hazırlandıktan sonra fırınlanır ve pişmesi sağlanır. Bu aşamadan sonra ise çini perdah tekniği uygulanır. Bu teknik, porselenin istenilen renkte ya da saydam olan sır ile sırlanıp fırınlandıktan sonra özel süslemelerin yapılması işlemidir. Bu işlemde altın yaldızlı süslemeler veya gümüş rengi kullanılır. El ile yapılan özel çalışmalar sonrasında bir kez daha fırınlama işlemi yapılır. Bu aşamada ise seramikler tam olarak pişirilmez ve daha az hararetli bir fırına konulur. Dumanlı olan bu fırında seramikler bir süre kaldıktan sonra işlem tamamlanmış olur. Böylece özel olarak yapılan süslemeler, metalik bir görüntüye bürünür ve bu da ürünün genel görünümünü fazlasıyla etkiler. Madeni parlaklık kazandırılan ürünler, farklı alanlarda kullanılır ve kullanılan alanın havasını baştan aşağıya değiştirir. Bu sebeple çini yapımı günümüzde de yoğun ilgi görmektedir

Çini perdah tekniğinin çini yapımı kadar eski bir tarihi vardır. Günümüzde halen etkin bir şekilde kullanılır. Bu tekniğin en önemli özelliği kalıcı olması ve uygulandığı ürüne madeni bir görünüm kazandırmasıdır. Söz konusu durum ise çini yapılan ürünü fazlasıyla etkiler. Günümüzde bu tür ürünler, farklı mimari yapıların süslenmesi için kullanıldığı gibi ev veya işyerlerindeki ürünler üzerinde de kullanılabilir. Sitemizde yer alan bazı ürünlerde perdah tekniği kullanılmış olup, bunlardan istediklerinizi sitemiz üzerinden sipariş ederek, istediğiniz alanlarda kullanabilirsiniz.

Çini’de Ajur Tekniği

Yedi farklı maddenin yabancı maddelerinden ayrıştırılarak hamur haline getirilmesi çini sanatının ilk aşamasını oluşturur. Sonrasında çini ustaları tarafından diğer aşamalar da başarı ile gerçekleştirilmektedir. 12. yüzyıldan bu yana süregelen çini sanatı büyük bir sanattır. İfadenin güçlülüğü açısından başarıyı elde etmesi mucizevi bir şeydir.

Çini ustaları özellikle doğa ve geleneksel bilgi içeren ellerle uygulamaktadır. 16. yüzyıldan itibaren çok daha yaygın olarak sıraltı tekniği kullanılmaya başlamıştır ve bu teknik çamur reçetesine göre hazırlanarak hamur oluşturulur. Hamur şekillendirilmesi üzerine astar sürülür ve kurutulur. Çini de ajur tekniğine sıra gelir. Pişirilen çini tasarımı pürüzsüz bir yüzey elde edilerek ajur tekniği ile delinir. Hazırlanan desenler kömür tozu ile yüzeye aktarılır. Yani tahrirli bölgeyi siyah boya fırçası kullanılarak çizmek mümkün olur. Sonraki aşamada boyanır. Son olarak seramiğin üzeri sır ile kaplanır ve 950 derece sıcaklığa sahip fırında ikinci kez pişirme işlemi gerçekleştirilir.

Çini süslemelerinde pek çok modern çizim ve inançları simgeleyen geometrik semboller de bu sanatta işlenmektedir. Sanatın işlenmesi ve süslemelerin bitkisel ürünlerle zenginleştirilmesi aynı zamanda hayvan figürlerinin değişik renk pozisyonları oluşturularak işlenmesi oldukça önemlidir.

Ajur Aşaması Nasıl Yapılır?

Çini sanatında işleme yapılacak olan ürünün hazır hale getirilmesi ile birlikte boyama ve işleme geçmeden önce öncelikle desen oluşturulmaktadır. Astarlanmış olan ürün bu yöntemle işlenmeye başlanabilmektedir. Öncelikli olarak motif bir kağıt üzerine delikler oluşturularak çizilir ve bu delikler daha sonra uygulamanın yapılacağı maddenin üzerine lacivert veya siyah boyalar ile geçirilir. Daha sonra desenin oluşturulması tamamlanır ve süslemesi işlenmeye devam eder. Ajur tekniği motifin ve desenin işlenmesi açısından en önemli yöntemlerden bir tanesidir.

Çini de ajur tekniği kullanılarak tüm yüzeylere uygulaması gerçekleştirilebilir ve kusursuz sonuç elde edilebilmesi mümkün hale gelir. Ajur tekniği uygulandıktan sonra boyama aşamasına geçilir ve en son olarak yüzeye tamamen boyamanın yapılması ve sırlama işlemi sonrasında fırınlama tekrar yapılır. En iyi şekilde ve en son olarak çini tamamlanmış olur. Çini ustaları tarafından çini uygulamalarında kullanılan yöntemler, teknikler, aşamalar ile ilgili detaylı bilgiler sizlere verilir ve işlem sırasında bu yöntemleri teker teker kullanarak en iyi çini tasarımlarını oluşturabilirsiniz.

Çini’de Lüster Tekniği

İslamiyet’in yayılması ve insanların refah seviyelerinin artmasıyla birlikte farklı sanat dalları ortaya çıkmış ya da mevcutlar biraz daha geliştirilmiştir. Seramik süslemede kullanılan Lüster tekniği de bunlardan birisi olup ilk defa Abbasiler döneminde görülmüştür. Irak civarında uygulanmaya başlanan bu teknik, çinicilik alanında gelişmiş olan Türkler tarafından da kullanılmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti ile birlikte Türklerin de kullanmaya başladığı tekniğin, farklı alanlarda kendini gösterdiği görülmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nden sonra ise beyliklerde daha sonra ise günümüzde kullanılmaktadır.

Lüster olarak bilinen teknikte yer alan sır üzerindeki boyaların renklerinin ve parıltılarının adeta bir altını andırması, bu tekniğe olan ilginin daha fazla olmasına neden olmuştur. Abbasilerle birlikte yaygınlaşmaya başlamış ve Endülüs Devleti ile birlikte Avrupa’nın farklı noktalarında görülmeye başlanmıştır. Daha sonra ise Kuzey Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarında görüldüğünü söylemek yanlış olmayacaktır.

Lüster Tekniği Nedir?

Çinicilik ve seramik süslemede kullanılan Lüster tekniği, adını kullanılan boyalardan almıştır. Sır üzerine uygulanan bakır ve gümüş oksit içeren boyaların bıraktığı etki, yanardöner şeklindedir. Batıda Lustre olarak bilinen teknik, dilimizde ise Perdah olarak kullanılmaktadır. Oldukça zahmeti olan bu işlem, uzun sürmektedir. Seramikte kullanılan hamurun bazen 2 bazen ise daha fazla fırınlanması dahi gerekebilir.

Buradaki temel amacın seramiklere daha güzel bir görünüm kazandırmaktır. Bunun için Lüster (cila) tekniğini doğru bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Temelde iki fırınlamanın olduğu tekniğin uygulandığı kısım ikinci fırınlamadır. Burada maden oksitleri sır üzerine sürülür ve harareti daha az olan bir fırınlama işlemi daha yapılır. Böylece sürülen metal oksitler kaplama şeklini alır ve seramikte altın, gümüş parıltısı elde edilmiş olur.

Lüster tekniği içerisinde kullanılan renklerin genellikle beyaz olduğu görülmektedir. Fakat farklı çalışmalarda altın rengi, kehribar rengi, turkuaz ve mavi rengin de görünüme zenginlik katmak amacıyla kullanıldığına sıkça rastlanmaktadır. Bunların haricindeki renklerin ise daha az kullanıldığı söylenebilir. Bazı müzelerde bulunan seramiklerde bu tekniğin kullanıldığı görülmektedir.

Çini Sanatı Nedir, Nasıl Yapılır?

Estetik söz konusu olduğunda çini mükemmel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Göze hoş gelen motiflerle bezeli olan çini sanatı, her zaman popüler olmayı da başarıyor! Peki çini sanatı nedir? Görsel estetik açısından muhteşem görünme sahip olan çini sanatı Osmanlı’da nasıldır? Yine geçmişten günümüze kadar uzanan süreç içerisinde çini sanatının gelişimi nasıldır? İşte bu sorulara dair merak edilen tüm ayrıntılar!

Çini sanatı nedir? Şekil verilmeye müsait toprağın işlenerek eşyalar üretilmesine çini sanatı denir. Tam olarak geleneksel bir Türk el sanatı olan çini; birbirinden farklı motiflerin ve şekillerin renklendirilmesiyle elde edilen bir sanat ürünüdür. Özellikle yaşam alanlarının nitelikli bir düzeyde görselliğe kavuşması noktasında çiniler oldukça başarılı olan aksesuarlardır. Dolayısıyla günümüz koşullarında çini sanatına olan ilgi de her geçen gün itibariyle artış göstermektedir.

Osmanlı’da Çini Sanatı Nasıldır?

Elbette ki Osmanlı da çini söz konusu olduğunda bambaşka renkler ve motifler karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Osmanlı mimarisinde çini sanatının izlerine sıklıkla rastlamak da mümkün olmaktadır. Osmanlı döneminde İznik çiniciliğin merkezi konumunda yer alan bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Kütahya bölgesinde de Osmanlı döneminde etkili bir düzeyde çini yapılmaktadır. Bu döneme ait çini eserlerinde daha çok turkuaz, yeşil, lacivert renk tonları hakimdir. Yine kırmızı ile kahverengi tonlarına da Osmanlı döneminde sıklıkla rastlandığı bilinmektedir. Osmanlı döneminde kobalt mavisi, firuze, patlıcan moru renklerinin de çinilerde rastlandığını ifade edebiliriz.

 Renkli sır tekniği kullanılarak yapılan çinilere Osmanlı döneminde sıklıkla rastlamak mümkün olmaktadır. Bu tekniğe örnek olarak verilebilecek çini eserlerini ise Yavuz Sultan Camisi ve Türbesinde görebiliriz. Yine Bursa Yeşil Cami ve Türbesi ile Topkapı Sarayı’nda da sır tekniği kullanılarak yapılan çinileri görebilmek mümkündür. Osmanlı döneminde kırmızı sır altı İznik ve Kütahya çinilerine de sıklıkla rastlarız. Kırmızı sır altı çinilerde beyaz renk hamur üzerine sır altı tekniği uygulanması söz konusu olmaktadır. Kırmızı sır altı çini örneklerine de Rüstem Paşa Camisi’nde rastlamak mümkündür.

Türklerde Çini Sanatı

Tam olarak Türk el sanatı olarak tanımlanan çini , Türklerin estetik anlayışını yansıtan sırlı bir sanattır. Türklerde çini Orta Asya’dan günümüze kadar uzanan Türk tarihi boyunca rastlanan bir sanat alanıdır. Türk İslam devletlerinin hemen hemen tamamında çini etkili bir şekilde yapılmaya devam etmiştir. Selçuklular döneminde etkili bir şekilde gelişim gösteren çini sanatı, hem malzeme hem de teknik bakımından gelişim de göstermiştir. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde daha çok dini yapılarda çini sanatının izlerine rastlamak mümkün olmaktadır.

Mozaik çini tekniği Anadolu Selçuklu döneminde çini sanatının merkezinde yer almıştır. Bu tarzda yapılan çiniler daha çok yıldız, altıgen, haçvari ile kare gibi geometrik levhalar halinde tasarlanmıştır. Perdah tekniği de Anadolu Selçuklu döneminde etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bu tarz çinilerde soyut bitkisel motiflerle birlikte farklı geometrik kompozisyonlara da rastlamak mümkün olmaktadır. Osmanlı döneminde altın devrini yaşayan Türk Çiniciliği, bu dönemde pek çok mimari eserde sergilenmeye de başlanmıştır. Bu dönemde iç ve dış mimari eserlerde çini izlerine rastlamak mümkün olmaktadır.

Günümüzde Çini Sanatı

Çini insanın ruhuna hitap eden ve dinlendirici etkisiyle ön plana çılan bir sanattır. Dolayısıyla günümüz koşullarında çiniye olan ilginin etkili bir düzeyde artış gösteriyor olması da gayet olağandır. Mükemmel bir estetik değer olarak tanımlanan çinilere günümüz itibariyle de yoğun bir şekilde ilgi gösterilmektedir. Günümüzde çini her zaman ilgi gören bir sanat olarak karşımıza çıkıyor. Böylece çini eserlerinin sergilendiği özel koleksiyonlara da sıklıkla rastlamak mümkün oluyor.

Geçmişten günümüze kadar uzanan süreç içerisinde İznik ve Kütahya çiniciliğin önemli bir merkezi olarak tanınıyor. Yine İstanbul başta olmak üzere ülkemizde pek çok şehirde çini üzerine pek çok farklı etkinliğin yapıldığı da biliniyor. Bununla birlikte özel atölyelerde ve Halk Eğitim Merkezlerinde de çini eğitimleri veriliyor. Günümüzde çini ününü tüm dünyaya yaymayı başarmış olan bir sanat dalı olarak karşımıza çıkmaktadır!

Osmanlı Dönemi Çini Desen ve Motifleri

Türkler olarak iç ve dış mimari süslemesinde renkli sanatlardan biri olan çini sanatı tercih edilmektedir. Anadolu Türk mimarisinde çini sanatı büyük bir önem taşımaktadır ve hem dini sembolleri hem de modern teknikleri birleştiren, zenginleştiren bir teknik olarak tercih edilmektedir. Türk süsleme sanatları denildiğinde akla ilk gelen çini mimariye bağlı kalmış ve onun üstünlüğünü gözetmiş bir sanattır. Ancak renkli bir atmosfer gereksinimi için etkisini her zaman sürdürmektedir. Çini süsleme sanatında Osmanlı dönemi çini desen ve motifleri önemini hala koruyor ve pek çok mimaride çini motif ve desenleri sürdürülüyor. Özellikle cami, medreseler ve türbelerde çini sanatı en çok kullanılan yöntemlerden bir tanesidir ve eşsiz güzelliği ile huzur verici bir özellik taşır.

İslami Çini Motifleri

Müslümanların yani İslam dinine uygun yaşayanların dini motifleri arasında öncelikle Arapça harfler ve Arapça harf süslemeleri yer almaktadır. Bu yöntem çini sanatında en çok kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Motifler ve süslemeler bu döneme uygun olarak yapılırken aynı zamanda günümüzde de yeni İslami çini desen olarak karşımıza çıkmaktadır. Mavi, beyaz ve kırmızının hâkimiyetinde tasarlanan pek çok tasarım arasında lale figürü de en dikkat çeken tasarım haline gelir.

Modern dokunuşlarla bugün çok daha verimli ve hoş görünüm elde edebilmek mümkün. Özellikle de yalnızca mimari yapılar için değil evlerinizde kullandığınız vazo, tabak ve diğer işlemeler içinde çini sanatı daha günlük farklı tasarımlarla oluşturulmaktadır. Ay yıldızlı motiflerinin yanı sıra Arapça harflerin incelenmesi ve dini içeriklerin sembol olarak kullanılması çini sanatında zenginliğin oluşturulmasını sağlıyor.

Çini Sanatını Nasıl Öğrenebilirim?

Yüzyıllardır hayatımızda ve dekoratif süslemelerimiz de yer alan çini alanında uzman olan hocalar tarafından verilen derslerle öğrenilmektedir. Özellikle Türkiye’de pek çok ilde sağlanan kesintisiz kurt hizmetiyle ücretsiz olarak pek çok vatandaş kendi işini atölyesini kurmakta çanak, çömlek ve vazo gibi objeler süsleyerek hayatını kazanmaktadır. Ciddi bir çini merakı olan ve bu merakını gerçek hayatına da yansıtmış olan kişiler yani çini ustaları yaşamını bu şekilde sürdürüyor. Aynı zamanda bu kişiler mimari yapıların süslemelerinde de çini desenlerinden yararlanmaya devam ediyor. Çini sanatını nasıl öğrenebilirim ve bu işte usta olabilir miyim diye düşünüyorsanız yapmanız gereken çevrimiçi adresler üzerinden başvuru oluşturmaktır. Böylece size en yakın konumda bulunan çini kurslarına gönüllü olarak katılabilir ve çini sanatının uzun yıllar daha devam edebilmesini sağlayabilirsiniz.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com