Editör | Reyhan Çini

Tüm İçerik: Editör

Minai Tekniği Nedir?

Minai tekniği genellikle Anadolu’da tek renkli ve desensiz olacak şekilde saydam olmayan sırlı çinilerde üretimi yapılır. Sıra altı ve sıra üstü tekniklerinin bir araya getirilmesiyle kullanılarak çok renkli bir yüzey ortaya çıkarılır. Bu teknik genelde daha çok İran’da kullanılır. Perdah sırın içine maden tozunun eklenmesiyle ortaya çıkarılır. Çinide parıltının yitirilmemesi için genelde uygulanır. Ayrıca Büyük Selçuklu devrinde yaygın olarak bu teknik kullanılmıştır. Bu teknikle yapılan çinilerde sır altında bulunanlar mavi, mor, firuze ve yeşildir. Sır üstünde yer alanlar ise siyah, kırmızı, beyaz ve kahverengidir. Genelde yükse ısıya dayanıklı olan boyalarla bezenip bir araya getirilip. Böylece işlem bittikten sonra ve kuruma işlemi de yapıldıktan sonra yüzeyinin kalkması ya da bozulması gibi bir durumla karşılaşılmaz.

Minai Tekniği ve Özellikleri

Minai tekniği seramik ve çini sanatında çokça uygulanır. Daha göz alıcı ve ilgi çekici yüzeyler elde edilir. Yüksek ısıdan geçen boyalar yüzeye bezendikten sonra sırlanıp fırınlanır. Daha sonra ise üzerine siyah renkle desenin var olan dış çizgileri çizilir. Böylece desen daha çok belirgin hatlara sahip olur. Genelde iki ayrı teknikle yapılır. Böylece boyaların karıştırılması gibi bir durumunda önüne geçilir. Türk çini sanatı içinde çokça uygulanan bir tekniktir. Kökleri

  • Uygur,
  • Karahanlı,
  • Gazneli
  • ve Fatımilere kadar gider.

Gerekli olan teknik renk ve desenlerle çalışılarak ortaya bu sanat çıkarılır. Çini sanatı uygulaması zamanla sırsız seramik, tek renkli sırlı çini, çini mozaik, sır altı tekniği, sırlı tuğla ve kabartma tekniğiyle birleşerek daha farklı modeller ortaya çıkarılmıştır. Osmanlı’da en yaygın kullanılan minai tekniği için o zamanın ün yapan grubu İznik sır altı çinicileri olarak karşımıza çıkarlar.

Minai tekniği Anadolu’da tek renkli ve desensiz saydam bir yüzeye yapılarak gerekli işlemler uygulanır. İşlem sonucu ortaya çok renkli bir yüzey çıkar. İşte bu yüzey minai tekniğidir. Perdah sırın içine maden tozu karıştırılarak yapılır. Minai tekniği içinde perdaha en iyi sonucu veren metaller

  • Altın,
  • Gümüş
  • Bakırdır.

Perdahın madeni parıltısını yitirmemesi adına bu üç madde ön plana çıkar. Sonrasında düşük fırınlarda ısıtılarak işlem sonuca kavuşur. Minai genel manada ısıya dayanıklı bir işlemi kapsar. İşlem esnasında gerekli renklendirmeyi vererek daha isteğe uygun desenler ortaya çıkarılır. Bu teknik zorlu bir süreci kapsasa da sonuç olarak değerli bir ürün ortaya çıkar.

İznik Şam İşi Çini Kase

Şam işini çini, Osmanlı’da bir çini sanatının ürünü olarak 16. Yüzyılda üretilmeye başlanmıştır. Bu çini türünün adında belirtildiği gibi Şam kenti ile bir alakası olmayıp İznik’te üretilmektedir. Şam adı ile anılmasının nedeni bu kente yapılan bazı yapıların bezenmesinde çiniler kullanılmış ve bunlara Şam işi çini denmiştir. Fakat bu, Şam işi çinilerin orada üretilip kullanıldığı anlamına gelmez.

Ürünlerimizden bir tanesi olarak karşınıza çıkan İznik Şam işi çiniler, özel bir teknik olan sıraltı tekniği ile bezenmiştir. 50 cm boyutunda olan bu kâse özel üretim olup üzerinde Türk sanatında sıklıkla kullanılan lale ve nar desenlerinin işlenmesi ile oluşturulmuştur. Beyaz zemin üzerine mavi, patlıcan moru ve yeşil boyalar ile süslemelerin yapıldığı bu kâse oldukça şık ve zarif bir üründür.

Şam İşi Çini Nedir?

Şam işi çini, İznik’te üretilen ve 16. Yüzyıldan bu yana Osmanlı’nın öne çıkan çini sanatının bir parçası olan ürünlerdir. Osmanlı’da çini sanatının ne kadar gelişmiş ve çok kullanılmış olduğunu günümüze kadar korunabilmiş mimari yapılardan görebiliyoruz. El sanatlarından cami duvarlarının kaplanmasına kadar pek çok alanda kullanılan çini çeşitli teknikler ile bezenerek hem güzelliğini hem de sağlamlığını korur.

Osmanlı’da Çini Sanatının Yeri ve Önemi

Çini, Türk sanatının en çok kullanılan ve en başarılı olunan süsleme sanatlarından bir tanesidir. Anadolu Selçuklularından Osmanlı’ya ve sonraki dönemlere kadar güncelliğini korumayı başarmıştır. Osmanlı mimarisinin çini sanatının ilk örneklerine İznik’te, 1335 tarihli olduğu bilinen Orhan İmareti’nde yapılan kazılarda rastlanmıştır. Burada kullanılan çiniler levhalar halinde olup tek renklidir.

  1. yüzyıla gelindiği zaman çini süsleme sanatının örneklerine Bursa’da bulunan Yeşil Camii ve Yeşil Türbe’de görürüz. Burada daha çok bitkisel figürlere ağır verilerek oluşturulan çiniler zamanla yer yer silinmiş olsa da güncelliğini korumaktadır. Yine Yeşil Camii, mozaik çini tekniğinin en zengin örneklerinin bize sergiler. Pencere soffitlerinin rumi ve hatai teknikleri ile bezendiği mozaik çiniler Yeşil Türbe’nin pencere soffitlerinde de kullanılmıştır.
  2. yüzyılın ilk yarısında, İstanbul’da yapılan yapılarda çini süsleme sanatına yer verilmiştir. Topkapı Sarayı Arz Odası, Sultan Selim Külliyesi, Yavuz Sultan Selim Türbesi, Şehzadeler Türbesi ve Şehzade Mehmet Türbesi’nde çini süsleme sanatının esintilerini görmek mümkündür.
  3. yüzyıldan sonra Osmanlı yapılarında kullanılan çini teknikleri ve desenlerinde büyük bir inovasyon görülmektedir. Özellikle sıraltı tekniğinin kullanıldığı ürünlerin ortaya çıkması bu değişimi gözler önüne serer.

Çini, Gezi Rehberi

Kelimenin terminolojisine bakacak olursak, aslı çînî olup Osmanlıcada “Çin’e ait olan” anlamına gelmektedir. Eski Mısır ve Mezopotamya kültüründe ortaya çıkan bu sanat, ilerleyen süreçte kendisine farklı kültürlerde de yer bulmuş özellikle İslamiyet’in Türkler tarafından kabul edilmesinden sonra adeta Türk geleneğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Mimari eserlerde ilk kullanımını ise Türk-İslam kültüründe Karahanlılar, Gazneliler ve Harezmşahlar’da görmekteyiz.  İç ve dış süslemelerde Türkler tarafından fazlaca tercih edilen sanatı bilhassa Anadolu coğrafyasında birçok saray, camii, kervansaray, medrese, aşhane gibi mimari eserlerde kendisini göstermiştir. Bu sebeple çini sanatını müzeler de rahatlıkla ziyaret edebileceğiniz gibi, Anadolu’nun belki de en mahsun bölgelerinde de görüp şaşırabilirsiniz. Dolayısıyla müze gezilerinden örnek vermeden evvel sanatının Türk mimari yapılarında ki örneklerini sizlerle paylaşma gayretindeyiz.

Anadolu Sokaklarındaki Mavi Sanat

Çini sanatını bütünüyle sindirmiş olan bu topraklarda yolunuz bir gün Sivas’a düşecek olursa I. Keykâvus Dârüşşifâsı’nı ziyaret edip hem buranın tarihi dokusuyla bir mazi gezintisine çıkıp hem de türbe cephesine bakan tarafında muhteşem çini örneklerini görerek gözlerinize bir bayram sefası çektirebilirsiniz. Ayrıca yine Sivas’ta bulunan Gökmedrese mescidinin mihrap ve kubbe geçişlerinde de örneklerini rahatlıkla görüp inceleyebilirsiniz. Lacivert ve mavi rengiyle daha çok bildiğimiz çini sanatının farklı renklerdeki ahengini görmek isterseniz de muhakkak İzmir’de bulunan Îsâ Bey Camii’ni ziyaret etmenizi öneririz.

Müzelerdeki Çini Sanatı

Yaptığımız seyahatlerde rotamızı belirlerken belki de durak noktalarımızın ilkini oluşturan müzeler birçok tarihi eseri, kültürü, mimariyi bir arada görmemizi sağlayan en önemli alanlardır. Birçok şeye ev sahipliği yapan bu nokta eserlerini de rahatlıkla görebilmemizi ve daha yakından inceleyebilmemizi sağlar. Şimdi isterseniz eserlerini görebileceğiniz bu noktalara birlikte bakalım. Osmanlı’nın başşehri olan İstanbul’da birçok camii, medrese, türbe, şadırvanda  süslemelerini görebileceğiniz gibi, Türk-İslam Sanatları müzesinde de çinileri bizzati yakından inceleyebilme şansına erişebilirsiniz.

Sonrasında hepimizin ağaçlarının arasında yürürken bir kez daha yaşadığımızı hissettiğimiz Gülhane Parkında bulunan İstanbul Arkeoloji Müzeleri gelmektedir. Burada hem antik Yunan döneminden kalma eserleri hem de eski Mısır tarihi ile ilgili ilginç tarihi kalıntıları, belgeleri görebilirsiniz. Bunun yanında Çinili Köşkte birçok  sanat eserini rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Aynı zamanda Topkapı Sarayında da sünnet odası, harem, hanımlar mescidi gibi birçok bölümde farklı sanat motiflerini görebilirsiniz.

Bundan sonraki rotamızı oluşturan Kütahya şehrinde ise beş yüz eserin sergilendiği ayrıca İznik çinilerini de görebileceğiniz Kütahya Müzesini ziyaret edebilir, Kütahya’ya birkaç saatlik mesafede olan Konya şehrine doğru geçip, Konya Karatay Medresesi Eserler Müzesini de görme şansına erişebilirsiniz. Bu müzede birçok farklı döneme ait eserlerini ziyaret etme fırsatı bulacağınız gibi tarihi bir seyre de tanık olacağınız şüphesizdir.

Çini Yapımı ve Teknikleri

Çini Anadolu’da yıllar boyu en önemsenen sanat dallarından biri olmuş mimariden mutfak gereçlerine kadar hayatın içine girmiştir. Çini yapımı Kütahya ve İznik bölgelerine göre farklılık gösterir. Aralarındaki farklılık İznik çiniciliğinde çinilerin kuvarsttan yapılması Kütahya çiniciliğinde ise genellikle kil kullanılmasıdır. İlk aşamada toprak hamuru yapılır. Bu toprak hamuru birkaç maddenin karışımıyla elde edilir. Bunlar kaolen, tebeşir, kum ve buna benzer maddelerdir. Çamur kıvamı verilir içinde hiçbir yabancı maddenin kalmaması için süzülür. Bu hamur istenen biçimde şekillendirilir. Kurumaya bırakılır ardından istenen beyazlığı elde etmek için astarlama işlemi yapılır.

Astarlanan cisim 900 derecede pişirilir. Pişirilme işleminden sonra cisime bisküvi de denilebilmektedir. Bu aşamada cisim oldukça kırılgan olduğu için bu şekilde adlandırılır. Kağıtla kaplanan yüzeye istenen desen çizilir açılan iğne deliklerinden kömür tozu yardımıyla geçilir. Ardından siyah çini boyasıyla desen belirginleştirilir böylece tamamlanır. Kalan alanlar tercihe göre istenen renk ile doldurulur. Sırlama işleminden sonra tekrar yavaş yavaş pişirilir ve parça son halini alır. Pişirilmesi kadar soğutulması da önemlidir. Çatlamaması için bu işlem de yavaş yavaş yapılır.

Çini Yapım Teknikleri

Çini yapımında teknikler farklılık gösterir bu farklılık pişmiş toprağın aldığı şekle ve sırlamaya göre şekillenir. Beş teknikten bahsedebiliriz. Birinci teknik sıraltı tekniğidir. Pişmiş toprağın üstüne ince bir astar sürülür. Astar tabakasının üstüne süslemeler yapılır. Süslemelerin üstüne tekrar sır sürülür dolayısıyla adını süslemelerin sır sürümünden önce yapılmasından alır. Bu teknik Osmanlılarda ve Selçuklularda sıkça kullanılmıştır.

Sırüstü tekniğinde ise pişmiş toprağın üstüne mat sır sürüldükten sonra süslemeler yapılıp fırınlanmaktadır. Minai tekniği sıraltı ve sırüstü tekniklerinin bir arada kullanılmasıyla oldukça renkli bir yüzey elde edilmesidir. Diğer bir teknik lüster tekniğidir bu teknik çinide madeni bir pırıltı elde etmek amacıyla kullanılır. Lüster teniğiyle çini sanatında farklı bir etki yaratılır. Özellikle 9-10. yy tekniği olarak Mezopotamya ve Suriye’de Abbasi Çinileri üzerinde kullanılmıştır. Lacvardia Tekniği ise Minai Tekniğiyle benzerdir ikisini birbirinden ayıran nokta lacvardia tekniğinde çininin sadece sır üstü tekniğiyle desenlendirilmesidir.

Çini Sanatıyla İlgili Kitaplar Nelerdir?

Günümüzde özel eğitimi de verilmekte olan çini sanatı çok fazla ilgi görmektedir. Ayrıca her geçen gün bu sanat dalıyla ilgili Türkçe yahut yabancı kaynaklar artarak kütüphanelerimize kazandırılmaya devam etmektedir. Nitekim sadece 21. yüzyılla sınırlı olmayan bu eserler, belki bir sahaf dükkanında belki de eski bir kitapçının tozlu raflarında sizleri bekliyor olabilir. Unutmayın ki bazen siz kitabı seçtiğinizi zannederken o sizi yıllardır orada bekliyor olur. Hem estetik algınızın gelişmesini sağlayacak hem de zihin dünyanızda başka bir eserin yaratılmasına yardımcı olacak bu kitaplardan kısaca bahsetmek istiyoruz.

Anadolu’da Türk Çini Sanatının Gelişmesi

Öncelikle akademik çalışmalarda da çokça kullanılan Şerare Yetkin’in “Anadolu’da Türk Çini Sanatının Gelişmesi” adlı eserden başlamak gerekmektedir. Bu eser hem size başlangıcı ve gelişimiyle ilgili fazlaca bilgi verecek hem de Anadolu topraklarında nasıl bir değişime yol açtığını size tarihi belgelerle kanıtlayacaktır. Özellikle Anadolu coğrafyasında çini sanatının gelişimini merak ediyorsanız başucunuzdan ayırmayacağınız bir kaynak olduğunun sözünü rahatlıkla sizlere verebiliriz.

Osmanlılar Devrinde Kütahya Çinileri

Osmanlı döneminde özellikle de Kütahya’daki çini sanatını merkeze alarak, farklı çini sanatçılarına da yer veren Oktay Aslanapa’nın “Osmanlılar Devrinde Kütahya Çinileri”  adlı eserini söylemeden geçemeyiz. Eğer ki farklı bölgelerde yapılan çinileri merak ediyor bunlar arasında karşılaştırma yapabilmek istiyorsanız özellikle edinmek isteyeceğiniz bir kitap olacaktır.

Anadolu’da Türk Çini ve Keramik Sanatı

“Anadolu’da Türk Çini ve Keramik Sanatı” adlı kitaba da bir göz atabilir, keramik sanatına olan ilginizi de arttırabilirsiniz.

Anadolu Selçuklu Mimarisinde Süsleme ve El Sanatları

Anadolu’da birçok tarihi eserin mimarı olan Anadolu Selçuklularıyla farklı bir bağınız varsa ve bu devletin çini süslemelerini derinlemesine incelemek isterseniz Gönül Öney’in “Anadolu Selçuklu Mimarisinde Süsleme ve El Sanatları” adlı esere bakmanızı tavsiye ederiz. Böylelikle çini sanatının mimari ile olan ilişkisini daha farklı bir gözle inceleyebilir, nezaketiyle gönlümüzde taht kuran çini sanatının mimarideki konumunu derinlemesine sindirmiş ve inceleme fırsatı yakalamış olursunuz.

Selçuklu Dönemi’nde Kuş Figürü ve Çini

Selçuklu Kuş Desenleri hem çinilerde hem de diğer sanat dallarında sıklıkla kullanılmış olup farklı kompozisyonlara konu olmuştur. 20×20 cm karo kullanılarak çizilen Selçuklu Kuş Desenleri, farklı kuşların işlenmesi ile ortaya çıkmıştır. Açık mavi, koyu mavi ve siyah renklerin kullanıldığı bu karoda karşımıza çıkan uyum görülmeye değerdir. Birbirine bakan iki kuş figürünün yanı sıra tavus kuşu figürünün işlendiği bir karo da vardır.

Selçuklu Dönemi’nde Kuş Figürü ve Çini

Selçuklu Dönemi’nde yapılan çinilerde ve mimari yapılarda kuş figürlerine sıklıkla rastlanır. Özellikle Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılan Kubadabad Sarayı’nda yapılan kazılar sonucunda kuş figürlerinin işlendiği kompozisyonlar göze çarpar. Göl kuşu ve karşılıklı iki leyleğin durduğu bu kompozisyonlarda daha öncekilere oranla daha ileri bir üslup görülmüştür. Bunun yanı sıra çinilerde görülen bir kuşun diğerinin boğazını yakaladığı figürler de Selçuklu Dönemi’nde kuş figürlerinin sürekli kullanıldığını gösterir.

Selçuklu Dönemi’nde kuş figürü yalnızca hayvanlar aleminin bir parçası olması ile değil doğaüstü güçleri tasvir etmek için de kullanılmıştır. Tavus kuşu ve hayat ağacının etrafında bulunan çift kuş figürleri olağanüstü güçleri temsil eder.

Selçuklu Dönemi’nde Tavus Kuşu Figürü

Selçuklu Dönemi’nde normal kuş figürlerinin yanı sıra tavus kuşu da çok sık kullanılır. Tavus kuşu ihtişamlı ve göz alıcı renkleri ile saray duvarlarını süslemek için tek başına bile yeterlidir. Selçuklu mimarisine ait eserlerde tavus kuşu figürü farklı teknikler kullanılarak farklı kompozisyonlarda işlenmiştir.

Bakır Kaplama Kaftan Desenli Pano

Osmanlı Dönemi’nin en önemli kıyafetlerinden biri olan kaftan ayak bileklerine ya da yere kadar uzanan, önü açık, astarsız ve son derece gösterişlidir. Kaftanlar, padişahlar tarafından devletin önemli işlerini yapan kimselere hediye edilen bir kıyafetti.

Osmanlı Dönemi’nde önemli bir kıyafet olan kaftan zaman içinde kaftan giydirme törenleri ile giydirilmeye başlanmıştır. Özellikle padişah tarafından sadrazamlara ya da yüksek bir mevkide göreve gelen kişilere kaftan giydirilir ve bu tören ile gerçekleştirilirdi.

Kaftan Desenli Pano

Nadide ürünlerimizden bir tanesi olan Kaftan Desenli Pano, 25×25 cm ebatlarında bir karo üzerine çizilmiştir. Altın rengi ve kırmızı tonlarının kullanıldığı kaftan deseninde bakır işlemeler de kullanılmıştır. Bunun yani sıra kaftan deseninin yanında bulunan lale figürü de dikkatleri çekmektedir. Bu lale figürü yalnızca kenarda bir işleme olarak kalmayıp kaftanın üzerine de çizilmiştir. Bilindiği üzere Osmanlı sanatında önemli bir yere sahip olan lale motifi burada da karşımıza çıkmaktadır.

Zarafet, güzellik ve incelik gibi anlamlar taşıyan lale figürü Kaftan Desenli Pano üzerinde de oldukça şık durmuş ve farklı bir hava katmıştır.

Osmanlı Sanatında Lale Figürü

Lale figürü Osmanlı sanatında ve mimarisinde çok büyük öneme sahiptir. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yapılan çalışmalardan günümüze kadar pek çok Osmanlı mimarisinde ve el sanatlarında lale figürü ile karşılaşmak mümkündür.

Adına bir devir açılan Lale, hem bir bitki olarak hem de sanat dallarında kullanılan incelikli bir motif olarak Osmanlı’nın her döneminde kendine yer bulmuştur. Yabani lalenin ıslah edilerek Osmanlı lalesi haline getirilmesinin ardından 18. Yüzyılın başlarında lalenin zirve yaptığı dönem olan Lale Devri başlamıştır. Bu devir boyunca lale çeşitlerinin sayısı iki bini aşmış ve hemen hemen her şiire konu olmuştur.

Lale figürünün Osmanlı döneminde en çok görüldüğü sanat dalları ebru sanatı başta olmak üzere çini ve minyatürdür. Osmanlı döneminden kalma çini levhalar incelendiği zaman farklı boyutlarda ve farklı renklerde lale figürüne rastlanır. Bunun yanı sıra lale figürü ebru sanatının demir başlarından biridir diyebiliriz. Günümüzde bile ebru sanatı denince akla ilk gelen figür laledir.

Lale kelimesi Arapça’da ele alındığı zaman Allah lafzı ile aynı harfleri taşır. Bu nedenle tasavvufta da önemli bir yere sahiptir. Harf manası olarak Osmanlı Dönemi’nda sancak ve bayrak sembolü olarak kullanılan hilale de denk gelmektedir. Bu nedenle de Osmanlı sanatının her alanında lale figürünü görmek mümkündür.

Toprağın Dili ve Murassa Sanatı Kitabı İncelemesi

İnsanoğlu binlerce yıldır her şeyini topraktan karşılıyor. Tarım yapıyor, su çıkarıyor, ev yapıyor ve bunun gibi birçok şey. İnsanlar temel ihtiyaçlarının yanı sıra geçmişten günümüze kuru toprağa sanat ile şekil verip iletişime geçiyor, harikalar yaratıyor. Toprağın Dili ve Murassa Sanatı kitabında ise başta murassa olmak üzere çini ve seramik sanatlarının felsefesini ve inceliklerini Toprağın Dili koleksiyonu üzerinden siz okurlara anlatmıştır.

Murassa Sanatı

Öncelikle murassa sanatını ne olduğunu kısaca bahsedelim. Murassa kelime olarak “Değerli taşlarla bezenmiş” manasına gelmektedir. Murassa sanatı ise bir kabı, seramiği, çiniyi ve benzeri ürünleri değerli taşlarla süslenmesidir. Birçok örneğini Topkapı Sarayı’nda görebiliriz. En güzel öreklerinden biri de Toprağın Dili ve Murassa Sanatı kitabı editörü Doç. Dr. Başak Burcu Eke’nin elinden çıkmış Menekşe Lokumluk kabıdır. Menekşe Lokumluk kitabın ilk sayfalarında görselleri ve bilgileri ile okurları karşılamaktadır.

Toprağın Dili ve Murassa Sanatı Kitabının Konusu

Murassa Sanatı kitabı bizlere Toprağın Dili koleksiyonunu konu almıştır.  İznik Vakfı tarafından üretilmiş olan bu kitap ve 12 seramik eser ve 13 çini levhadan oluşmaktadır. İnsan felsefesine değinerek ve seramik, çini, murassa sanatını işleyerek Toprağın Dili koleksiyonunu görsellerle ve metinlerle okurlarına aktarılmıştır.

Toprağın Dili koleksiyonunda yer alan her bir eserin çok özel mana ve kıymetleri olmakla birlikte her eserin üzerindeki her motifin, rengin, nesnenin ve işlemenin başta Türk kültürü ve mitolojisinden olmak üzere çok özel ve kıymetli manaları ve hikâyeleri vardır.

“Toprağın Dili” ifadesi ile hem koleksiyona gönderme yapılmış, hem de koleksiyonda yer alan seramik, cam ve çini gibi toprak sanatlarına yer verilmiştir.

Toprağın Dili ve Murassa Sanatı kitabında daha çok murassa sanatından bahsedilse de “Bütün ancak parçaları ile doğru değerlendirilir” felsefesi ile okurlara sadece murassa sanatı anlatılması yerine çini ve seramik sanatlarına da yer verilmiştir.

Toprağın Dili ve Murassa Sanatı kitabı anlatım biçiminden dolaylı kelimelerden ve anlatımlardan kaçınılmıştır ve öz ve özgün anlatım ile her kesime hitap etmeyi başarması yanı sıra bu alanda akademik, bilimsel ve bu konuda özel çalışma yapanlar için bir çalışma alanı olması hedeflenmiştir.

Birçok alan ve konudan, ulusal ve uluslararası kaynaklardan faydalanarak, kültür, sanat, siyasi, sosyal, tarih ve savaş gibi konular ve olaylardan kısa hikâyeler ve incelemeler yer verilerek alışılmış literatürden dışına çıkmış bir işleyiş ortaya koymuştur.

En başta bir koleksiyonun tanıtım kitapçığı gibi duran bu muhteşem eser içerisinde murassa, çini ve seramik sanatları hakkında insanların birçok yerde bulamayacağı bilgiler taşımakla birlikte Toprak Dili koleksiyonunun her bir parçasını bizlere en iyi şekilde tanıtmıştır. İnsan felsefesini, tarihi, kültürleri ve mitolojileri aktaran bu eser herkesin eline alıp sayfaları arasında kaybolması gereken bir kitap.

Hayat Ağacı Desenli Çini Kase

İlk uygarlıklardan günümüze kadar hemen hemen her alanda karşımıza çıkan Hayat Ağacı, insanlığın en eski ve en bilinen ortak sembollerinden bir tanesidir. Kutsal ağaç ya da kozmik ağaç olarak da bilinen hayat ağacı sayısız sanat eserinde karşımıza çıkar. Bizim de ürünlerimizde kullandığımız hayat ağacı motifi bulunduğu eserlere farklı bir hava katmaktadır. Ürünlerimiz arasında bulunan 3’lü Hayat Ağacı Desenli Kaseler, mavinin farklı tonları ile hayat ağacı figürünü birleştiriyor. Güven ve sadakatin rengi mavi ile yaşam döngüsünü ifade eden hayat ağacının buluştuğu kaselerimiz hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hayat Ağacı Nedir?

Hayat ağacı, doğum, yaşam ve ölümü yani yaşam döngüsünü tasvir eden bir semboldür. Hayat ağacı motifi, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bir semboldür. Bu sembolü bir kolye ucunda görebileceğimiz gibi bir sanat eserinde ya da mimari bir yapının üzerinde de görebiliriz.

Hayat ağacı bütün dinlerde ve mitolojilerde kendine yer bulmuş bir figürdür. Bütün alemi birbirine bağlayan bu ağacın kökleri cehennemi, dalları cenneti gövdesi ise yeryüzünü tasvir ermektedir.

Hayat Ağacı ve Sanat

Hayat ağacı, yüzyıllardır ölüm, yaşam ve Tanrı kavramlarının bir araya gelmesini temsil eden bir figür olarak kullanılmış olup her türlü sanat dalında kullanılmıştır. Çok eski yıllarda ortaya çıkan ikonografilerde Tanrı’nın evi olarak sembolize edilen hayat ağacı figürü, Sümer ve Asurlular başta olmak üzere pek çok medeniyette binaların süslenmesinde kullanılmıştır.

Hayat ağacı, insanlığın ortak sembollerinden bir tanesidir. Tek tanrılı dinlerden çok tanrılı dinlere, birbirinden farklı kültürlerde karşımıza çıkan hayat ağacına farklı anlamlar yüklense bile hepsinin buluştuğu payda yaşam döngüsüdür.

Türk Kültürü’nde Hayat Ağacının Yeri

Hayat ağacı hem İslam kültüründe hem de Türk kültüründe oldukça önemli bir figür olup sıklıkla kullanılmıştır. Türklerin İslam’ı benimsemesinin ardından Tanrı’nın doğmamış ve doğurmamış olduğu kabul edildiği için bu ağaç meyvesiz olarak tasvir edilmeye başlanmıştır.

Türk kültüründe hayat ağacı dünyanın yaratılışından beri mevcut olan bir kavramdır. Yer ile gök arasındaki ruhsal bağlantıyı sağladığına inanılan bu ağaç dünyanın merkezinden göğün yedi kat üzerine uzanmaktadır. Türk kültüründe bir başka anlamı ise türemek olan bu ağaç sanat eserlerinde de sıklıkla kullanılmıştır.

Ülkemizde bulunan tarihi eserlerde de hayat ağacı figürünü görmek mümkündür. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan hayat ağacı figürü özellikle Anadolu Selçuklularından kalma eserlerde karşımıza çıkar. Divriği Ulu Camii ve Yakutiye Medresesi’nde görülen hayat ağacının Anadolu Selçuklularından kalan izlerini görmek mümkündür.

İslam Sanatları Tarihi Kitabı İncelemesi

İslam Sanatları Tarihi kitabı, birinci baskısı 2010 yılında yapılan ve editörlüğünü Prof. Dr. Muhittin Serin’in yaptığı bir ders kitabıdır. Anadolu Üniversitesi’ne ait olarak basılan bu kitap İlahiyat bölümü için kullanılır. Kitap tek bir yazarın değil alanında uzman profesörler tarafından yazılmıştır.

İslam Sanatları Tarihi Kitabı İçeriği

İslam Sanatları Tarihi kitabı oldukça geniş kapsamlı bir kitaptır. Bu kitabın içerisinde toplam 10 ünite olmakla beraber her ünitede farklı bir sanat dalı üzerinde durulmuştur. Erken dönem islam mimarisi, Osmanlı mimarisi, Hat sanatı, tezhip sanatı, minyatür sanatı, cilt ve ebru sanatı, çini sanatı ve diğer sanatların yanı sıra Türk Din Musikisi hakkında da önemli bilgiler verilmiştir. Bu kitap sayesinde az önce sayılan sanatların nerelerde hangi amaçla kullanıldığını, bu sanatların inceliklerini öğrenebilirsiniz.

Bu kitap sayesinde sanat, çini, ebru, minyatür ve ciltleme gibi pek çok kavramın ne olduğunu öğrenmenin yanı sıra İslamiyet boyunca nasıl kullanıldığını, bu sanatlarda öne çıkmış olan figürleri ve bu figürlerin hangi anlamlara geldiğini, bu sanatların günümüze kadar gelen ve hala sergilenen örneklerini öğrenebilirsiniz.

İslam Sanatları Tarihi Kitabı Yazarları

İslam Sanatları Tarihi kitabının hemen hemen her bölümü alanında uzman olan farklı isimler tarafından kaleme alınmıştır. Kitabın Sanat ve Hat Sanatı bölümleri Prof. Dr. Muhittin Serin, Erken Dönem Mimarisi bölümü Prof. Dr. Ara Altun, Osmanlı Mimarisi bölümü Dr. İbrahim Aydın Yüksel, Tezhip Sanatı bölümü Prof. Dr. Fatma Çiçek Derman, Minyatür Sanatı bölümü Prof. Dr. Fatma Banu Mahir, Cilt ve Ebru Sanatı bölümü Prof. Uğur Derman, Türk Çini Sanatı bölümü Yrd. Doç. Dr. Aziz Doğanay, Diğer Sanatlar bölümü Prof Dr. Mehmet Hüsrev Subaşı, Türk Din Musikisi bölümü Yrd. Doç. Dr. Nuri Özcan tarafından yazılmıştır. Her bölümde birbirinden değerli bilgiler bulmanız mümkündür. Alanında uzman bu isimler sayesinde kitabın her bölümünde birbirinden yararlı bilgiler öğrenebilirsiniz.

İslam Sanatları Tarihi Kitabı Kimler Tarafından Kullanılabilir?

İslam Sanatları Tarihi kitabı, bir ders kitabı olarak Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İlahiyat Önlisans Programı’nda kullanılmaktadır. Bu kitabı İslam’da sanatın yeri ve hangi sanatların ön plana çıktığını merak edip araştırmak isteyen herkes kullanabilir.

İslamiyet boyunca görülmüş ve el sanatlarından büyük mimari yapılara kadar işlenmiş sanatları ve bu sanatların inceliklerini, nerelerde kullanıldığını öğrenmek istiyorsanız ve sanat tarihine meraklıysanız siz de bu kitabı temin ederek istediğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz.

Çinide Kontürleme ve Renklendirme Nasıl Yapılır?

Çini sanatında kontürleme nasıl yapılır konusuna geçmeden önce kontürün ne olduğunu bir hatırlayalım. Fırça ile yapılan çizim işlemine tahrir demiştik daha öncesinde. Çizdiğimiz tahririn içinden ikinci bir tahrir yapılmasına da kontür diyoruz.

Kontürleme Nedir?

Çini kontürleme yaparken en önemli şey zihnimizi tamamen bu işe vermek olmalıdır. Çünkü yaptığımız iş oldukça hassas bir iştir. Yukarıda da söylediğimiz gibi ilk çizdiğimiz tahrir çizgilerinin iç kısmından tekrardan çizilmesine deniyor. Fakat tahrir çizgilerine göre bu sefer biraz daha açık renkler kullanıyoruz. Lacivert ve turkuaz renk yapılacak boyamaya pembe kobaltın dibindeki boya ile mavi tahririn karıştırılmasıyla elde dilen boya rengi ile kontür yapılır. İşlem yapılan yerlerde açık renk kullanmaya özen göstermeliyiz.

Renklendirme Nedir?

Çini kontürleme yapılan yerleri renklendirme yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli şey uygun ve doğru renkleri seçmektir. Kontürleme işleminde renklendirme yaparken genelde açık renkleri tercih ediyoruz sizlerde bunları göz önünde bulundurursanız çok daha göze hoş gelen çalışmalar elde edersiniz. Bir başka dikkat etmeniz gereken hususta herhangi bir renkle çalışma yaptıktan sonra fırçamızı çok iyi bir şekilde yıkamalıyız. Çünkü içinde eski renge ait boya alırsa bu kirliliğe sebep olur ve ortaya nahoş bir görüntü çıkabilir.

Çini Kontürleme

Daha önce kağıt üzerinde yaptığımız tahrir ve diğer çalışmaları şimdi çini üzerinde yaparak çini kontürleme nasıl yapılır bunu öğrenmiş olacağız. Elimizde bulunun herhangi bir çini üzerine fırçamızla ilk önce zihnimizde tasarladığımız şeklin tahrir çalışmasını yapacağız. İlk çizeceğimiz çizgiler bizim tahririmiz olacak. Şimdi çizmiş olduğumuz çizgilerin aynısını fakat bu sefer daha açık bir renkle çiziyoruz. İşte biz buna çini kontürleme diyoruz.

Genel olarak burada anlatmaya çalıştığımız renklendirme ve diğer işlemler uzmanlık ister. Birçok sanat dalında olduğu gibi çini sanatında da her şeyden önce uzmanlık, dikkat ve zihin temizliği çok önemli. Çünkü kontürleme ve sonrasında renklendirme çalışması son derece hassas bir iştir. En ufak bir dikkat dağınıklığında renkler birbirine karışabilir ve böylece tüm çalışmamız heba olabilir.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com