Reyhan Çini | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Reyhan Çini

İznik Şam İşi Çini Kase

Şam işini çini, Osmanlı’da bir çini sanatının ürünü olarak 16. Yüzyılda üretilmeye başlanmıştır. Bu çini türünün adında belirtildiği gibi Şam kenti ile bir alakası olmayıp İznik’te üretilmektedir. Şam adı ile anılmasının nedeni bu kente yapılan bazı yapıların bezenmesinde çiniler kullanılmış ve bunlara Şam işi çini denmiştir. Fakat bu, Şam işi çinilerin orada üretilip kullanıldığı anlamına gelmez.

Ürünlerimizden bir tanesi olarak karşınıza çıkan İznik Şam işi çiniler, özel bir teknik olan sıraltı tekniği ile bezenmiştir. 50 cm boyutunda olan bu kâse özel üretim olup üzerinde Türk sanatında sıklıkla kullanılan lale ve nar desenlerinin işlenmesi ile oluşturulmuştur. Beyaz zemin üzerine mavi, patlıcan moru ve yeşil boyalar ile süslemelerin yapıldığı bu kâse oldukça şık ve zarif bir üründür.

Şam İşi Çini Nedir?

Şam işi çini, İznik’te üretilen ve 16. Yüzyıldan bu yana Osmanlı’nın öne çıkan çini sanatının bir parçası olan ürünlerdir. Osmanlı’da çini sanatının ne kadar gelişmiş ve çok kullanılmış olduğunu günümüze kadar korunabilmiş mimari yapılardan görebiliyoruz. El sanatlarından cami duvarlarının kaplanmasına kadar pek çok alanda kullanılan çini çeşitli teknikler ile bezenerek hem güzelliğini hem de sağlamlığını korur.

Osmanlı’da Çini Sanatının Yeri ve Önemi

Çini, Türk sanatının en çok kullanılan ve en başarılı olunan süsleme sanatlarından bir tanesidir. Anadolu Selçuklularından Osmanlı’ya ve sonraki dönemlere kadar güncelliğini korumayı başarmıştır. Osmanlı mimarisinin çini sanatının ilk örneklerine İznik’te, 1335 tarihli olduğu bilinen Orhan İmareti’nde yapılan kazılarda rastlanmıştır. Burada kullanılan çiniler levhalar halinde olup tek renklidir.

  1. yüzyıla gelindiği zaman çini süsleme sanatının örneklerine Bursa’da bulunan Yeşil Camii ve Yeşil Türbe’de görürüz. Burada daha çok bitkisel figürlere ağır verilerek oluşturulan çiniler zamanla yer yer silinmiş olsa da güncelliğini korumaktadır. Yine Yeşil Camii, mozaik çini tekniğinin en zengin örneklerinin bize sergiler. Pencere soffitlerinin rumi ve hatai teknikleri ile bezendiği mozaik çiniler Yeşil Türbe’nin pencere soffitlerinde de kullanılmıştır.
  2. yüzyılın ilk yarısında, İstanbul’da yapılan yapılarda çini süsleme sanatına yer verilmiştir. Topkapı Sarayı Arz Odası, Sultan Selim Külliyesi, Yavuz Sultan Selim Türbesi, Şehzadeler Türbesi ve Şehzade Mehmet Türbesi’nde çini süsleme sanatının esintilerini görmek mümkündür.
  3. yüzyıldan sonra Osmanlı yapılarında kullanılan çini teknikleri ve desenlerinde büyük bir inovasyon görülmektedir. Özellikle sıraltı tekniğinin kullanıldığı ürünlerin ortaya çıkması bu değişimi gözler önüne serer.

Çini, Gezi Rehberi

Kelimenin terminolojisine bakacak olursak, aslı çînî olup Osmanlıcada “Çin’e ait olan” anlamına gelmektedir. Eski Mısır ve Mezopotamya kültüründe ortaya çıkan bu sanat, ilerleyen süreçte kendisine farklı kültürlerde de yer bulmuş özellikle İslamiyet’in Türkler tarafından kabul edilmesinden sonra adeta Türk geleneğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Mimari eserlerde ilk kullanımını ise Türk-İslam kültüründe Karahanlılar, Gazneliler ve Harezmşahlar’da görmekteyiz.  İç ve dış süslemelerde Türkler tarafından fazlaca tercih edilen sanatı bilhassa Anadolu coğrafyasında birçok saray, camii, kervansaray, medrese, aşhane gibi mimari eserlerde kendisini göstermiştir. Bu sebeple çini sanatını müzeler de rahatlıkla ziyaret edebileceğiniz gibi, Anadolu’nun belki de en mahsun bölgelerinde de görüp şaşırabilirsiniz. Dolayısıyla müze gezilerinden örnek vermeden evvel sanatının Türk mimari yapılarında ki örneklerini sizlerle paylaşma gayretindeyiz.

Anadolu Sokaklarındaki Mavi Sanat

Çini sanatını bütünüyle sindirmiş olan bu topraklarda yolunuz bir gün Sivas’a düşecek olursa I. Keykâvus Dârüşşifâsı’nı ziyaret edip hem buranın tarihi dokusuyla bir mazi gezintisine çıkıp hem de türbe cephesine bakan tarafında muhteşem çini örneklerini görerek gözlerinize bir bayram sefası çektirebilirsiniz. Ayrıca yine Sivas’ta bulunan Gökmedrese mescidinin mihrap ve kubbe geçişlerinde de örneklerini rahatlıkla görüp inceleyebilirsiniz. Lacivert ve mavi rengiyle daha çok bildiğimiz çini sanatının farklı renklerdeki ahengini görmek isterseniz de muhakkak İzmir’de bulunan Îsâ Bey Camii’ni ziyaret etmenizi öneririz.

Müzelerdeki Çini Sanatı

Yaptığımız seyahatlerde rotamızı belirlerken belki de durak noktalarımızın ilkini oluşturan müzeler birçok tarihi eseri, kültürü, mimariyi bir arada görmemizi sağlayan en önemli alanlardır. Birçok şeye ev sahipliği yapan bu nokta eserlerini de rahatlıkla görebilmemizi ve daha yakından inceleyebilmemizi sağlar. Şimdi isterseniz eserlerini görebileceğiniz bu noktalara birlikte bakalım. Osmanlı’nın başşehri olan İstanbul’da birçok camii, medrese, türbe, şadırvanda  süslemelerini görebileceğiniz gibi, Türk-İslam Sanatları müzesinde de çinileri bizzati yakından inceleyebilme şansına erişebilirsiniz.

Sonrasında hepimizin ağaçlarının arasında yürürken bir kez daha yaşadığımızı hissettiğimiz Gülhane Parkında bulunan İstanbul Arkeoloji Müzeleri gelmektedir. Burada hem antik Yunan döneminden kalma eserleri hem de eski Mısır tarihi ile ilgili ilginç tarihi kalıntıları, belgeleri görebilirsiniz. Bunun yanında Çinili Köşkte birçok  sanat eserini rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Aynı zamanda Topkapı Sarayında da sünnet odası, harem, hanımlar mescidi gibi birçok bölümde farklı sanat motiflerini görebilirsiniz.

Bundan sonraki rotamızı oluşturan Kütahya şehrinde ise beş yüz eserin sergilendiği ayrıca İznik çinilerini de görebileceğiniz Kütahya Müzesini ziyaret edebilir, Kütahya’ya birkaç saatlik mesafede olan Konya şehrine doğru geçip, Konya Karatay Medresesi Eserler Müzesini de görme şansına erişebilirsiniz. Bu müzede birçok farklı döneme ait eserlerini ziyaret etme fırsatı bulacağınız gibi tarihi bir seyre de tanık olacağınız şüphesizdir.

Çini Yapımı ve Teknikleri

Çini Anadolu’da yıllar boyu en önemsenen sanat dallarından biri olmuş mimariden mutfak gereçlerine kadar hayatın içine girmiştir. Çini yapımı Kütahya ve İznik bölgelerine göre farklılık gösterir. Aralarındaki farklılık İznik çiniciliğinde çinilerin kuvarsttan yapılması Kütahya çiniciliğinde ise genellikle kil kullanılmasıdır. İlk aşamada toprak hamuru yapılır. Bu toprak hamuru birkaç maddenin karışımıyla elde edilir. Bunlar kaolen, tebeşir, kum ve buna benzer maddelerdir. Çamur kıvamı verilir içinde hiçbir yabancı maddenin kalmaması için süzülür. Bu hamur istenen biçimde şekillendirilir. Kurumaya bırakılır ardından istenen beyazlığı elde etmek için astarlama işlemi yapılır.

Astarlanan cisim 900 derecede pişirilir. Pişirilme işleminden sonra cisime bisküvi de denilebilmektedir. Bu aşamada cisim oldukça kırılgan olduğu için bu şekilde adlandırılır. Kağıtla kaplanan yüzeye istenen desen çizilir açılan iğne deliklerinden kömür tozu yardımıyla geçilir. Ardından siyah çini boyasıyla desen belirginleştirilir böylece tamamlanır. Kalan alanlar tercihe göre istenen renk ile doldurulur. Sırlama işleminden sonra tekrar yavaş yavaş pişirilir ve parça son halini alır. Pişirilmesi kadar soğutulması da önemlidir. Çatlamaması için bu işlem de yavaş yavaş yapılır.

Çini Yapım Teknikleri

Çini yapımında teknikler farklılık gösterir bu farklılık pişmiş toprağın aldığı şekle ve sırlamaya göre şekillenir. Beş teknikten bahsedebiliriz. Birinci teknik sıraltı tekniğidir. Pişmiş toprağın üstüne ince bir astar sürülür. Astar tabakasının üstüne süslemeler yapılır. Süslemelerin üstüne tekrar sır sürülür dolayısıyla adını süslemelerin sır sürümünden önce yapılmasından alır. Bu teknik Osmanlılarda ve Selçuklularda sıkça kullanılmıştır.

Sırüstü tekniğinde ise pişmiş toprağın üstüne mat sır sürüldükten sonra süslemeler yapılıp fırınlanmaktadır. Minai tekniği sıraltı ve sırüstü tekniklerinin bir arada kullanılmasıyla oldukça renkli bir yüzey elde edilmesidir. Diğer bir teknik lüster tekniğidir bu teknik çinide madeni bir pırıltı elde etmek amacıyla kullanılır. Lüster teniğiyle çini sanatında farklı bir etki yaratılır. Özellikle 9-10. yy tekniği olarak Mezopotamya ve Suriye’de Abbasi Çinileri üzerinde kullanılmıştır. Lacvardia Tekniği ise Minai Tekniğiyle benzerdir ikisini birbirinden ayıran nokta lacvardia tekniğinde çininin sadece sır üstü tekniğiyle desenlendirilmesidir.

Selçuklu Dönemi’nde Kuş Figürü ve Çini

Selçuklu Kuş Desenleri hem çinilerde hem de diğer sanat dallarında sıklıkla kullanılmış olup farklı kompozisyonlara konu olmuştur. 20×20 cm karo kullanılarak çizilen Selçuklu Kuş Desenleri, farklı kuşların işlenmesi ile ortaya çıkmıştır. Açık mavi, koyu mavi ve siyah renklerin kullanıldığı bu karoda karşımıza çıkan uyum görülmeye değerdir. Birbirine bakan iki kuş figürünün yanı sıra tavus kuşu figürünün işlendiği bir karo da vardır.

Selçuklu Dönemi’nde Kuş Figürü ve Çini

Selçuklu Dönemi’nde yapılan çinilerde ve mimari yapılarda kuş figürlerine sıklıkla rastlanır. Özellikle Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılan Kubadabad Sarayı’nda yapılan kazılar sonucunda kuş figürlerinin işlendiği kompozisyonlar göze çarpar. Göl kuşu ve karşılıklı iki leyleğin durduğu bu kompozisyonlarda daha öncekilere oranla daha ileri bir üslup görülmüştür. Bunun yanı sıra çinilerde görülen bir kuşun diğerinin boğazını yakaladığı figürler de Selçuklu Dönemi’nde kuş figürlerinin sürekli kullanıldığını gösterir.

Selçuklu Dönemi’nde kuş figürü yalnızca hayvanlar aleminin bir parçası olması ile değil doğaüstü güçleri tasvir etmek için de kullanılmıştır. Tavus kuşu ve hayat ağacının etrafında bulunan çift kuş figürleri olağanüstü güçleri temsil eder.

Selçuklu Dönemi’nde Tavus Kuşu Figürü

Selçuklu Dönemi’nde normal kuş figürlerinin yanı sıra tavus kuşu da çok sık kullanılır. Tavus kuşu ihtişamlı ve göz alıcı renkleri ile saray duvarlarını süslemek için tek başına bile yeterlidir. Selçuklu mimarisine ait eserlerde tavus kuşu figürü farklı teknikler kullanılarak farklı kompozisyonlarda işlenmiştir.

Bakır Kaplama Kaftan Desenli Pano

Osmanlı Dönemi’nin en önemli kıyafetlerinden biri olan kaftan ayak bileklerine ya da yere kadar uzanan, önü açık, astarsız ve son derece gösterişlidir. Kaftanlar, padişahlar tarafından devletin önemli işlerini yapan kimselere hediye edilen bir kıyafetti.

Osmanlı Dönemi’nde önemli bir kıyafet olan kaftan zaman içinde kaftan giydirme törenleri ile giydirilmeye başlanmıştır. Özellikle padişah tarafından sadrazamlara ya da yüksek bir mevkide göreve gelen kişilere kaftan giydirilir ve bu tören ile gerçekleştirilirdi.

Kaftan Desenli Pano

Nadide ürünlerimizden bir tanesi olan Kaftan Desenli Pano, 25×25 cm ebatlarında bir karo üzerine çizilmiştir. Altın rengi ve kırmızı tonlarının kullanıldığı kaftan deseninde bakır işlemeler de kullanılmıştır. Bunun yani sıra kaftan deseninin yanında bulunan lale figürü de dikkatleri çekmektedir. Bu lale figürü yalnızca kenarda bir işleme olarak kalmayıp kaftanın üzerine de çizilmiştir. Bilindiği üzere Osmanlı sanatında önemli bir yere sahip olan lale motifi burada da karşımıza çıkmaktadır.

Zarafet, güzellik ve incelik gibi anlamlar taşıyan lale figürü Kaftan Desenli Pano üzerinde de oldukça şık durmuş ve farklı bir hava katmıştır.

Osmanlı Sanatında Lale Figürü

Lale figürü Osmanlı sanatında ve mimarisinde çok büyük öneme sahiptir. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yapılan çalışmalardan günümüze kadar pek çok Osmanlı mimarisinde ve el sanatlarında lale figürü ile karşılaşmak mümkündür.

Adına bir devir açılan Lale, hem bir bitki olarak hem de sanat dallarında kullanılan incelikli bir motif olarak Osmanlı’nın her döneminde kendine yer bulmuştur. Yabani lalenin ıslah edilerek Osmanlı lalesi haline getirilmesinin ardından 18. Yüzyılın başlarında lalenin zirve yaptığı dönem olan Lale Devri başlamıştır. Bu devir boyunca lale çeşitlerinin sayısı iki bini aşmış ve hemen hemen her şiire konu olmuştur.

Lale figürünün Osmanlı döneminde en çok görüldüğü sanat dalları ebru sanatı başta olmak üzere çini ve minyatürdür. Osmanlı döneminden kalma çini levhalar incelendiği zaman farklı boyutlarda ve farklı renklerde lale figürüne rastlanır. Bunun yanı sıra lale figürü ebru sanatının demir başlarından biridir diyebiliriz. Günümüzde bile ebru sanatı denince akla ilk gelen figür laledir.

Lale kelimesi Arapça’da ele alındığı zaman Allah lafzı ile aynı harfleri taşır. Bu nedenle tasavvufta da önemli bir yere sahiptir. Harf manası olarak Osmanlı Dönemi’nda sancak ve bayrak sembolü olarak kullanılan hilale de denk gelmektedir. Bu nedenle de Osmanlı sanatının her alanında lale figürünü görmek mümkündür.

Hayat Ağacı Desenli Çini Kase

İlk uygarlıklardan günümüze kadar hemen hemen her alanda karşımıza çıkan Hayat Ağacı, insanlığın en eski ve en bilinen ortak sembollerinden bir tanesidir. Kutsal ağaç ya da kozmik ağaç olarak da bilinen hayat ağacı sayısız sanat eserinde karşımıza çıkar. Bizim de ürünlerimizde kullandığımız hayat ağacı motifi bulunduğu eserlere farklı bir hava katmaktadır. Ürünlerimiz arasında bulunan 3’lü Hayat Ağacı Desenli Kaseler, mavinin farklı tonları ile hayat ağacı figürünü birleştiriyor. Güven ve sadakatin rengi mavi ile yaşam döngüsünü ifade eden hayat ağacının buluştuğu kaselerimiz hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hayat Ağacı Nedir?

Hayat ağacı, doğum, yaşam ve ölümü yani yaşam döngüsünü tasvir eden bir semboldür. Hayat ağacı motifi, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bir semboldür. Bu sembolü bir kolye ucunda görebileceğimiz gibi bir sanat eserinde ya da mimari bir yapının üzerinde de görebiliriz.

Hayat ağacı bütün dinlerde ve mitolojilerde kendine yer bulmuş bir figürdür. Bütün alemi birbirine bağlayan bu ağacın kökleri cehennemi, dalları cenneti gövdesi ise yeryüzünü tasvir ermektedir.

Hayat Ağacı ve Sanat

Hayat ağacı, yüzyıllardır ölüm, yaşam ve Tanrı kavramlarının bir araya gelmesini temsil eden bir figür olarak kullanılmış olup her türlü sanat dalında kullanılmıştır. Çok eski yıllarda ortaya çıkan ikonografilerde Tanrı’nın evi olarak sembolize edilen hayat ağacı figürü, Sümer ve Asurlular başta olmak üzere pek çok medeniyette binaların süslenmesinde kullanılmıştır.

Hayat ağacı, insanlığın ortak sembollerinden bir tanesidir. Tek tanrılı dinlerden çok tanrılı dinlere, birbirinden farklı kültürlerde karşımıza çıkan hayat ağacına farklı anlamlar yüklense bile hepsinin buluştuğu payda yaşam döngüsüdür.

Türk Kültürü’nde Hayat Ağacının Yeri

Hayat ağacı hem İslam kültüründe hem de Türk kültüründe oldukça önemli bir figür olup sıklıkla kullanılmıştır. Türklerin İslam’ı benimsemesinin ardından Tanrı’nın doğmamış ve doğurmamış olduğu kabul edildiği için bu ağaç meyvesiz olarak tasvir edilmeye başlanmıştır.

Türk kültüründe hayat ağacı dünyanın yaratılışından beri mevcut olan bir kavramdır. Yer ile gök arasındaki ruhsal bağlantıyı sağladığına inanılan bu ağaç dünyanın merkezinden göğün yedi kat üzerine uzanmaktadır. Türk kültüründe bir başka anlamı ise türemek olan bu ağaç sanat eserlerinde de sıklıkla kullanılmıştır.

Ülkemizde bulunan tarihi eserlerde de hayat ağacı figürünü görmek mümkündür. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan hayat ağacı figürü özellikle Anadolu Selçuklularından kalma eserlerde karşımıza çıkar. Divriği Ulu Camii ve Yakutiye Medresesi’nde görülen hayat ağacının Anadolu Selçuklularından kalan izlerini görmek mümkündür.

Kişiye Özel Çini Tercih Sebebi!

Kişiye özel çini, hediyelik çini alanlarında da Reyhan Çini olarak hizmet vermekteyiz. Çini tarihi incelendiğinde günümüze Karahanlılar devletinden gelmiştir dolayısıyla bin yılı aşkın bir süredir var olan bir sanattır ve bizler “Kişiye Özel Çini” yazımızda sizlere bu sanatı sunuyoruz.

Hayat Ağacı Desenli Çini

Hayat ağacı sanatsal ve kültürel olarak çok fazla anlam taşımaktadır. Mitolojik olarak bazı kaynaklarda “Dünya Ağacı”, “Evren Ağacı” olarak adlandırılsa da gittikçe başkalaşım göstererek günümüzde “Hayat Ağacı” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı inançlara göre dünyada bulunan tüm canlıları birleştiren bir kutsal ağaç olarak nitelense de İslam dini Hayat Ağacını Cennet Bahçelerinde tasvir etmektedir. Özel çini olarak renklerini daha farklı yaptırabilirsiniz, hediye verirken karşı tarafın daha ilgisini çekebilir.

Türk kültüründe Hayat Ağacı, dünyanın merkezinden, göğün yedi kat üzerine kadar uzanan, yer ile gök arasında ruhsal bağlantıyı sağlayan kutsal bir ağaç olarak temsil edilmektedir.

Eski dinî simge bilimlerde ise Hayat Ağacı, tanrının evi olarak sembolize edilmektedir.

Sanatsal olarak yeraltı, yer yüzü ve gökyüzü arasındaki bağ olarak nitelendirilir ve bu sebeple sayısız sanat eserine konu olmuştur.

Çini Neden Tercih Etmeliyiz?

Bir çini üretimi oldukça naif ve zahmetlidir. Üretim esnasında oldukça yüksek sıcaklığa maruz kalır ve bu sebeple ürünün fiziksel olarak dayanıklılığı çok fazladır. Dekorasyon olarak kullanıldığında da uzun vadede nemlenme ve donma gibi durumlarda pişirme sıcaklığından dolayı ürünün su çekmeyecektir ve genleşme gibi durumlar söz konusu olmayacağı için çatlama, patlama gibi durumlar söz konusu olmayacaktır. Özel çini yapımında daha farklı hususlar ön plana çıkabilir.

Çini yapımı esnasında mevcut bazı aşamalar vardır. Bu aşamalar da Astarlama, Renkler, Sırlama, Fırınlama olarak ilerlenmektedir.

Astarlama: Tebeşir, kum, kaolen gibi doğal ürünler karıştırılarak hamur gibi bir kıvam elde edilerek şekillendirilir ve kuruması için beklemeye alınır. Kuruduktan sonra ise Astarlama işlemi yapılır ve hamura sağdaki gibi beyaz bir görünüm kazandırır

Renklendirme: İlk pişirme evresidir renklendirmeden önce yapılır ve 24 saat boyunca 900 derecede yavaş yavaş pişirme işlemi yapılır. Ardından pürüzsüz bir yüzey elde etmek için ürün zımparalanır. Desen oluşturmak için bir kâğıda karakalem yapılır ve kâğıt ile kaplama yapılır. Kaplamadan sonra desen üzerinden iğneler ile delik açılarak ürün üzerine desenin geçmesi sağlanır ve kömür tozu ya da kurşun kalem ile belirginleştirilir. Ardından siyah çini boyası ile desen tam çizilir. Zevkinize göre boyama işlemi yapılır.

Sırlama: Sır, çini ürününe parlak, cam gibi izlenimi veren maddedir.

Fırınlama: Fırınlama, son pişirme evresidir, fırınlarken ürünler tek tek fırınlanmaktadır çünkü ürünler çok yakın ve birbirine değecek şekilde olursa çıktıklarında parçalanacaklardır. Ürün tek olarak uzunca fırınlanıp ve ağır bir şekilde soğutulacaktır, hızlı soğuma işlemi tekrar ürünün çatlamasına sebep olacaktır.

Hediyelik Çini

Hediyelik çini ve bu çininin hayat ağacı desenli olması hediyenin sahibine özel çini olmasından dolayı çok fazla şey ifade edecektir. Kendisinin ne kadar değerli olduğunu hissettirecek, sonsuzluk, hayat, huzur, yeşillik gibi birçok anlamlar içeren bir hediye olacaktır. Dayanıklı ve uzun ömürlü bir hediye olması da tercihinizi kuvvetlendirecektir.

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Çini teknikleri bu sanatın uzun yıllardan bu yana günümüze kadar süregelmiş olduğundan oldukça çeşitlilik göstermektedir.

Perdah tekniği, minai tekniği, Sgrafitto tekniği, sıratlı tekniği çini tekniklerinin en önemlileridir.

 

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Sözlük tabiri ile Çini, topraktan yapılan, Osmanlıca’da “Çin işi” manasına gelmektedir. Türk sanatının en kıymetli, en özel değerlerinden biri olan Çini sanatına dair kısa bilgiler paylaşmak istiyorum. Özellikle Osmanlı döneminin yaygın sanat anlayışı olarak çini, hemen hemen her alanda özellikle mimari dekorasyonda eşsiz çini teknikleri ile karşımıza çıkar. Ve baktığımızda dönemin başyapıt dediğimiz nadide eserlerinde bile sanatsal süsleme olarak kullanılmıştır. Ama esasında Selçuklular devrinde de altın yıllarını yaşayan Çinicilik, uzun yıllar Selçuklu’ya başkentlik yapmış olan Konya ve civarında muazzam bir şekilde süsleme alanında kullanılmıştır.

 

Osmanlı Çini Teknikleri

Osmanlı’nın erken evrelerinde özellikle İznik ve sonrasında yoğun olarak Bursa’da mimari eserlerde kaliteli çini süsleme örnekleri görebilmekteyiz. Bursa Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Yeşil medrese bunlardan bazılarıdır.

Ancak Türk toplumları arasında dahi farklı teknikler benimsenerek, çini sanatı geliştirilmiş, boy atmıştır. Selçuklular devrinde mozaik çini teknikleri benimsenirken, Osmanlı ile birlikte özellikle renkli sır tekniğinin yaygın kullanımda olduğunu görüyoruz. Bu teknikle renklerin güzelliğine vurgu sırlarla yapılmıştır. Renkli sır tekniği çini ustasını renklerin birbirine karışmamasını önlemek adına uğraştıran meşakkatli bir tekniktir. Renkli sır kullanılan pano ve eserlerde motifler daha kaba, daha iri durabilmektedir. Bu zeminin ve sınırların konturlanmasından kaynaklanır. Bu çini tekniğinin kullanım alanına örnek olarak Bursa Yeşil Cami külliyesi gösterilebilir. Renk seçimleri özellikle firuze, lacivert ve açık yeşildir. Renkli sır tekniği 16.yüzyıla kadar kullanılmış olup, sonrasında farklı yöntemlere doğru çini sanatı evrilmiştir.

Yeşil Cami dendiğinde ilk aklımıza gelen o eşsiz mihrabıdır. Mihrab ve esasında pek çok kişinin bilmediği mahfil oldukça değerli bezemelere sahiptir. Çiniler mimari güzelliği ortaya çıkaran bir bezeme öğesidir.

 

Sıratlı Çini Teknikleri

16. yüzyıldan itibaren özellikle kullanılan teknik sıratlı çini tekniği olmuştur. İlk evrelerinde seramik kaplarda kullanılan bu teknik zamanla duvar çinilerinde yaygınlaşmıştır. Özellikle mavi, beyaz, firuze ve kirli yeşil bu teknikte tercih edilen renklerdir.

Bu çini teknikleri ile Özellikle beyaz hamurlu çininin fırça ile boyanarak nasıl estetik bir işçilikle bezendiğini bu teknikte görmekteyiz. Desen bir kez fırınlanmış kap ya da malzeme üzerine çizilir. Konturlar fırça ile belirlenir ve boyama yine fırça ile yapılır. Sonra şeffaf sırlanan çini tekrar fırınlanır. Osmanlı’da özellikle rumi ve hatai motifler, geometrik desenler yaygındır. Özellikle bitkisel motiflerde kırmızı ve zümrüt yeşili zirveye çıkmıştır. Mercan kırmızısı eserlere adeta asalet ve güç katan bir unsur olmuştur.

 

Osmanlı Çinileri

Osmanlı çinilerinde özellikle yazı motif olarak yaygın kullanılmıştır. Buna ek olarak geometrik süsleme, hatai motifler, rumiler sıkça karşımıza çıkar. Başlıca Çini merkezleri İznik, Kütahya ve Çanakkale’dir.

 

Perdah Çini Tekniği

Bir diğer teknik perdahtır, sırın içine maden tozu karıştırılarak elde edilir, perdahta en iyi sonuçları veren metaller, sırasıyla altın, gümüş ve bakırdır. Perdahlanan çiniler, madeni parıltılarını yitirmemeleri için yüksek sıcaklıkta fırınlanmaz. Perdah türleri minai ve sahte minai. iki ayrı şekilde karşımıza çıkar.

 

Minai Çini Tekniği

Minai çini teknikleri ile, ısıya daha dayanıklı olan renkler sır altında, az dayanıklı olanlarsa sır üstünde kullanılır. Mavi, mor, firuze ve yeşil renkler sır altında, kiremit kırmızısı, beyaz, kahverengi ve siyah renkler de sır üstüne konularak boyanır ve düşük ısıda fırınlanır. Sahte minai çini tekniğinde, lacivert sır üstüne renkler işlendikten sonra, düşük ısı altında fırınlama yapılmaktadır.

Sgrafitto Çini Tekniği

Sözlük anlamı İtalyan dilinde “kazımak” olan “graffiare” kelimesinden ortaya çıkmıştır. Bu teknikte zemin rengini örten farklı renkler sunan astarlar yerine seramik boyaları kullanılmıştır. Astar ve boya kazınarak uygulanır.

Yaş çamur üzerine sgrafito çini teknikleri  uygulamasında; renkli astar çeşitleri, yapılacak olan desen, ince uçlu kazıma aletleri, renkli veya renksiz saydam sır, kompresör, püskürtme tabancaları ve çeşitli kalınlıklarda fırçalar kullanılır.

 

Kullanılan teknikler farklılıklar gösterse de, yapılan her çini örneğinin derin işçilikli, zaman harcanmış ve nadide parçalar olduğunu anlayabilmekteyiz. Türk sanatının en kıymetli sanat dallarından biri olmakla birlikte, geride bıraktığı eserlerle kültürel mirasımızın zenginliğini gözler önüne sermektedir.

 

Selçuklu Devletinde Çini

Geçmişi oldukça eski olan çini sanatı, Selçuklu Devleti zamanından en önemli gelişmeleri gösterir. Her farklı dönem de bir önceki dönemden daha da gelişen çini sanatı, kişiye özel çini yapımı ile çok daha ilgi çekmeye başlamıştır.

Selçuklu devleti birçok mimari yapıda çini sanatını kullanmıştır. Genellikle dini yapılar da mozaik çini tekniğini kullanan Selçuklu sanatçıları günümüze kadar özenle gelen hediyelik çini olarak kullanılabilen mükemmel işler ortaya koymuşlardır. Mozaik çini tekniğinde mor, firuze, yeşil ve lacivert renkte sırlanan çinilerin mevcut örneğe göre kesilmiş parçalarının alçı bir zemin üzerinde bir araya getirilmesidir. Aynı zamanda, Selçuklu saraylarında kullanılan diğer farklı stiller ise yıldız, kare ve haçvari gibi farklı stillerdir. Selçukluların kendi geliştirdiği Perdah tekniği de çokça tercih edilmiştir.

Genellikle cami, köşk ve mimari yapıların iç ve dış görselinin değişimi için kullanılan çini sanatı ikiye ayrılır:

  • Duvar Çinilileri (Kaşi)
  • Evani (Tabak, Vazo, Kupa, Bardak)

Türklerin Çini Sanatında Uyguladığı Teknikler

  1. Mozaik Çini Tekniği

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan ve Osmanlı Devletinin saltanatın da varlığını 15.yy’a kadar sürdüren tekniktir.

  1. Ana Teknik

Süslenecek öğenin direkt olarak çinkolu saydam olmayan renkli bir sır ile sırlanmasıdır. Bu tekniğin ana amacı levha üzerinde renkli sır ile boyama yapmaktır.

  1. Sır Altına Boyama Tekniği

Selçuklu zamanından, Osmanlı saltanatına kadar gelişimini sürdürmüş bir tekniktir.

  1. Perdah Tekniği

En bilinen hali ile sır üstü bir tekniktir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerinde farklı öğeler ile çalışma tekniğidir.

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan bu teknikler, Selçuklu devletinin sanat alanında kişiye özel çini sanatında muhteşem eserler ortaya koymasını sağlamıştır. Saray ve köşk gibi yerlere figür olarak insan, hayvan ve hayal gücüne dayalı öğeler kullanmışlardır.

Selçuklu devleti zamanında sanatın en çok geliştiği ve merkezi olan Konya’da mozaik çini tekniğinin üst düzey bir şekilde kullanılması ile zengin bir figür koleksiyonu ortaya çıkmıştır. Genellikle renk skalası olarak kullanılan mor, lacivert ve firuze renkleri geometrik ve bitkisel desenler ile birleşerek yoğun, göze hoş gelen ve insanların hediye etmesi için üretilen hediyelik çini eserleri ortaya çıkmıştır.

Selçuklu Devleti zamanında birçok farklı şehir de yapılan çini sanatının yansımalarını günümüzde hala görebiliyoruz. Malatya Ulu Cami, Sivas’ta bulunan İzzettin Keykavus Şifahane ve Türbesi ve Konya Karatay Medresesinde, Selçuklu Devletinin çini sanatında gerçekleştirdiği özgün teknikleri ve şaheserleri görebiliriz.

Kayseri’deki Keykubadiye ve Beyşehir KubadAdab saraylarında var olan çiniler sır altı boyama ve sır üstü boyama tekniği olan ve çinilere madeni parıltı veren Perdah Tekniği’ne örnek verilebilir. Keykubadiye’deki haçvari, kare ve sekiz köşeli yıldız biçimli levhalarda geometrik motifler ve kıvrık dallarla süslüdür. Saraylarda bulunan neşeli, dünyaya bağlı ve hoş figürlü çiniler haricinde lacivert Zemin’in üzerinde kabartma şeklinde beyaz harfler ile yazılmış kitabe çinileri de ortaya çıkarılmıştır.

Çini Promosyon Ürünlerimiz

Firma ve işletmelerin, özel günlerde müşterilerine yapacakları farklı jestlerden birisi, promosyon ürünleridir. Çini promosyon ürünler, verilebilecek en güzel hediyelerden birisi olarak dikkat çekmektedir. Alışılmışın dışında bir hediye olan ve özel bir görüntüsünün olması, son derece önemli detaylardır. Bunlar yaklaşan yılbaşı için firmaların ihtiyaçlarını etkin olarak giderebilir. Yılbaşı promosyon çini ürünleri, farklı çeşitleri ile insanların beklentilerini rahatlıkla karşılayacaktır.

Yılbaşı Promosyon Çini Ürünleri Nelerdir?

Bilindiği gibi yılbaşı son derece özel bir gündür ve insanlar bu özel günde birbirlerine hediye verirler ya da yeni yılın iyi geçmesi için temennilerde bulunurlar. Firmalar ise bu temennilerini promosyonlarla gösterir. Burada kullanılacak olan promosyon ürünü, firma ya da işletmenin değerini gösterecek olmasından dolayı son derece önemlidir.

Yılbaşı promosyon çini ürünleri incelendiğinde farklı seçenekler olduğu görülmektedir. Bunlardan bazıları şekilde sıralanabilir:

  • Anahtarlıklar
  • Bardak altlıkları
  • Çerezlik çeşitleri
  • Pudralık çeşitleri

Bu ürünler incelendiğinde hemen herkese hitap ettiği görülmektedir. Anahtarlıklar ve pudralıklar kişisel kullanım için uygun iken diğer seçenekler ise ev ya da işyerlerinde rahatlıkla kullanılabilir.

Hediye verirken karşıdaki kişilerin kullanabileceği türden olması gerekir. Aksi durumda verilecek olan ürün, beklenilen etkiyi yapmayacaktır. Hatta ters yönde etki yapması dahi mümkündür. Bundan dolayı, yukarıda yer alan seçenekler son derece önemlidir ve bunları hemen herkes çok rahatlıkla kullanabilir. Çini promosyon ürünler, kullanımının yanında görüntüsü sayesinde de karşıdaki kişi üzerinde olumlu bir etki yapacaktır.

Çini Promosyon Ürünler Etkisi

Firmalar arasındaki rekabetin her geçen gün arttığı günümüzde, müşterilere verilecek olan hediyelerin özenli bir şekilde seçilmesi çok önemlidir. Yılbaşı promosyon çini ürünleri, bu noktada çok iyi bir tercih olacaktır. Çünkü bu hediyeler sıradan olmayıp, üzerinde özenle hazırlanan çiniler yer almaktadır. Bu da hediyenin verildiği kişiyi özel hissettirecektir. Sonuç olarak ise hediyeyi alan kişinin firma ya da işletme hakkındaki görüşü olumlu yönde değişecektir.

Çini promosyon ürünler, genellikle mavinin hakim olduğu bir süslemeye sahiptir. Beyaz üzerine yapılan mavi süslemeye bazen kırmızı rengi de eşlik etmektedir. Farklı motiflerin yer aldığı ürünler, kullanıcılar için özel bir anlam ifade edecektir.

Çini, Mozaik Masa Tasarımımız

Otantik tasarımlar üretmeye devam ediyoruz. Aynı zamanda sizlere çini, mozaikler hakkında bilgi dolu içerikler sunuyoruz. Bugün müşterimiz için yaptığımız özel bir çalışmayı sizlerle aşama aşama paylaşacağız. Bu özel sanattan, doğan eşsiz güzellikleri daha yakından tanıyın. Çini mozaik masa tasarımı ile kusursuz bir ürün oluşturmak için şu adımları takip ediyoruz.

  • Astarlama
  • Zımparalama
  • Çizim ve Boyama
  • Sırlama ve Pişirme
  • Kargolama

Tüm bu aşamaların sona ermesi halinde ürün hazır hale gelir. Bu sayede eşsiz dokusu, güzelliği ve ruhuyla sizler için özel olarak üretilmiş olan modelleri gönül rahatlığıyla, ferah bir şekilde kullanabilirsiniz. İsterseniz bu çalışmanın detaylarını Öncelikle çinin yapım aşamalarından başlayarak biraz açalım.

Çini Yapım Aşaması

Çini yapım aşamasında ilk önce tasarımı, konsept ve renkleri detaylı bir şekilde planlıyoruz. Daha sonra çalışılacak olan desenin tüm ölçülerini dikkatli bir şekilde alıyor ve iğne yardımıyla desen hatlarını delerek, daha belirgin hale getiriyoruz.

Zımparalama Aşaması

Zımparalama aşamasında oldukça dikkatli olmalısınız, büyük hatalar, tüm emeğinizi boşa çıkarabilir. Bu yüzden dikkatli bir şekilde ürünün, pürüzlerini giderecek şekilde zımparalama işlemini gerçekleştiriyoruz. Burada dikkatli olmak sizlere her zaman fayda sağlar çünkü kusursuz bir ürün ortaya çıkması için her ince ayrıntıya dikkat etmelisiniz.

Çizim Aşaması

Çizim aşamasına geçmeden önce kese içinde yer alan kömür tozu ile kese kağıdının üstünden iki sefer geçiyoruz. İki sefer geçmemizin nedeni ise çini yapımında kullandığımız iğne izlerinin giderilmesi ve kömür tozunun ürünün içine yerleşmesi içindir. Kömür ürünün içini doldurarak, desenleri açığa çıkartacaktır. Bu sayede daha rahat bir şekilde fırça yardımıyla, desenleri çizebiliyoruz. Çizim işlemi bittikten sonra kömür tozu kalıntıları temizlenmelidir.

Boyama Aşaması

Artık sona doğru yaklaştığımızı söylemek isteriz. Boyama aşamasında kullanılacak renkleri önceden belirlemiş olduğumuz için dikkatli bir şekilde çini boyasıyla, belirlemiş olduğumuz renklere boyuyoruz. Boyama işlemi bittikten sonra sırlama aşamasına geçebiliriz.

Sırlama ve Pişirme Aşaması

Ürünü dikkatli bir şekilde sırlıyor ve sır için belirlenmiş olan ısı derecesindeki fırına yerleştiriyoruz. Sürenin bitmesinin ardından fırının kapağını açıp, soğuması için bir süre  bekliyoruz. Sonunda ise ortaya şaheserimiz çıkıyor. Hizmetimizin her aşamasında müşteri deneyimine ve müşteri memnuniyetine büyük özen gösteriyoruz.

Kargolama Aşaması

Kargolama aşamasında iki farklı opsiyon sunuyoruz. Müşterimiz bulunduğumuz güzergaha yakınsa gelip, kendisi aracıyla alabilir. Eğer farklı bir şehirde ya da uzak bir güzergah da bulunuyorsa hazırlamış olduğumuz eşsiz ürünün yan, üst ve alt taraflarını strafor ile kaplıyoruz. Bu sayede ürününüz hiç bir şekilde deforme olmuyor ve çizilmiyor. Burada ortaya koyduğumuz harika ürün gibi alıp, gönül rahatlığıyla kullanmaya başlayabiliyorsunuz. En özel tasarımları sunmakla kalmıyoruz bu sanata gönül veren insanlara bilgi de sunuyoruz.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com