Camii Çinileri | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Camii Çinileri

Üsküdar Çinili Camii’deki Çini Süslemeler

Osmanlı Çini sanatı, büyük gelişmeler göstererek günümüz kadar ulaşmayı başarmıştır. Özellikle 16. Yüzyılda yine Osmanlı döneminde doruk noktalarını yaşamıştır. Geliştirilen teknikler ve ortaya çıkan sanatkârlar ile toprak pişirilmeden önce üzerine harika desenler çizilmiştir. Çini, mimari yapılarda, köşk, saray, tabak, çanak ve çeşitli yapılarda seramik türü olarak kullanılmıştır.

Bu yazıda Üsküdar Çinili Camii üzerinde yer alan çini süslemelerine değineceğiz. Camii’nin yapısına bakıldığı zaman kaba yonu taş, moloz taş ve pencere kemerleri için tuğla kullanıldığını görmekteyiz. Camiinde bulunan duvarlarda çini süslemeler ile içeriye girdiğiniz an kendinizi geçmiş Osmanlı dönemi içerisinde hissediyorsunuz. Adeta bir sanat eseri olan çini süslemeleri direkt olarak gözlerinize çarpıyor.

Süslemeler Dışarıdan Başlıyor

Üsküdar Çinili Camii için hem iç kısma hem de dış kısma çini süslemeleri yerleştirilmiştir. Dış tarafta yer alan çini süslemeler sıraltı tekniği ile yapılmıştır. Dış cephelerde kullanılan çini tasarımları, camiinin yapılış döneminde olan stilize bitkisel ve natüralist motiflerini bizlere yansıtmaktadır. Cemaat giriş yerinde ise  bizleri çiçek motifli çiniler karşılamaktadır. Buradaki çini motifleri yapının tabanından başlayıp 2,5 metre kadar yükseğe uzanmaktadır. Dolayısı ile camii için giriş yerinde boyunuzu aşan çini tasarımları ile karşılaşıyorsunuz. Beyaz zemin üzerine oluşturulmuş çiçek desenleri radyal düzende oluşturulmuştur. Dönemine göre oldukça büyü bir ustalık isteyen bu tasarımların tam olarak kimin yaptığı bilinmemektedir. Çiçek motiflerinde kullanılan renkler ise genellikle koyu mavi, yeşil ve beyaz renkler ağır basmaktadır.

Camiinin En Çok Göz Alan Yeri

Üsküdar Çinili Camii içerisinde dolaştığınız zaman kuşkusuz en çok dikkatiniz çeken yer mihrap olacaktır. Dikdörtgen şeklinde oluşturulan mihrap bölgesinin kendisi ve etrafı tamamen çini süslemeleri ile donatılmış. Mimari olarak estetik bir yapıya sahip olan mihrap üzerindeki çini süslemeleri ile beraber adeta kişileri büyülemektedir. Buradaki çini süslemeleri ise koyu mavi bir zemin üzerine yapılmıştır. Yine çiçek motiflerini göreceğiniz alanda bu sefer S şeklinde birbirine bağlanan stilize çiçekler bulunmaktadır.

Hançer yapraklar ile beraber desteklenen tasarımda kırmızı rengi de eklenerek göz zevkine hitap edecek şekilde boyanmıştır. Çini camii süslemeleri için en çok kullanılan motifin çiçekler olduğunu da belirtmekte fayda var. Genellikle çiçeklerden oluşturulmakta olan çiniler farklı çiçek modelleri ile karşımıza çıkmaktadır. Boyama konusunda da çeşitli değişiklikler gösterilerek bizlere güzel görseller sunulmaktadır. Osmanlı döneminden beri devam eden çini sanatını hem modern hem de Üsküdar Çinili Camiinde olduğu gibi eski örneklerini görmek mümkün olacaktır.

Konya Sahip Ata Camii Çinileri

Camii Çini süslemeleri Osmanlı Döneminden itibaren günümüze kadar sürdürülmüş bir gelenektir. Yapılarda, süs eşyalarında, duvar eşyalarında ve duvarlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Camii çinileri Osmanlı Döneminden şimdiye kadar başarılı bir şekilde saklanmıştır. Eski camii gezilerinde gözünüze çarpan muhteşem görünüme sahip desenlerin çoğu çini süslemeleridir.

Bu yazımızda Sahip Ata Cami diğer adıyla Larende Camii olarak bilinen camiindeki süslemeleri inceleyeceğiz. Bu camii Konya Surunun sınırında bulunan Larende Kapısı karşısında olduğu için ikinci ismi buradan gelmektedir. Yapımı ise 1258’e dayanmaktadır. Yapılan restorasyonlar ile camii büyük değişiklikler geçirse de çini süslemeleri hâlâ ilk halindeki gibi durmaktadır.

Giriş Tarafında Çini Süslemeleri İle Karşılaşıyoruz

Birçok camii örneğinde karşılaştığımız gibi Sahip Ata Camii Çinileri de bizleri girişte karşılamaktadır. Mihrap ekseninde birbirinden güzel tasarımlar ile oluşturulmuş çiniler bulunmaktadır. Bu giriş yeri hem cemaat hem de imamların giriş yeridir. Dolayısı ile ayrım yapılmadan herkes aynı çinileri görerek camiiye girişini sağlamaktadır.

Çini Süslemeye Sahip Olan Bölümler

Konya Sahip Ata Camii içerisinde çini süslemelerine sahip olan bölümler bellidir. Bunlar taç kapı, minare ve mihrap üzerlerinde yer almaktadır. Taç kapı içerisinde sırlı ve sırsız olmak üzere iki çeşit tuğla kullanılmıştır. İki adet pano da süslemelere dahil edilmiştir. Pano üzerinde bulunan yazılar ise patlıcan moru rengine sahip çiniler ile süslenmiştir. Böylece yazılar estetik bir görüntüye sahip olmuştur. Bunun en büyük yardımcısı ise çini süslemeleridir. Panolarda yer alan “Ali” ve “Ebu Bekir” yazılarının yerleri arasında kalan beyaz alçı kısmı ise mozaik çini desenleri ile süslenmiştir. Kullanılan renkler sayesinde hem yazılar daha belirgin, hem de güzel bir görünüş sağlamaktadır.

Minare Gövdesindeki Çini Süslemeler

Camii minaresinde yine mozaik çini süslemeleri yer almaktadır. Fakat minarenin tümü sırsız tuğla ile dizayn edilmiş. Yapılan restorasyonlar ile sırsız tuğlaların rengi kiremit kırmızısı rengine dönüştürülüp farklı ve güzel bir görüntü edilmişe benzemektedir. Canlı olarak gördüğünüz zaman yine kendinizi eski zamanlara gitmiş gibi hissedeceksiniz. Geometrik olarak sıralanan tuğlaların arasında belirttiğim üzere mozaik renkteki çini desenleri sığdırılmıştır. Tüm minare boyunca bu geometrik uzantı devam etmektedir.

Son olarak kubbe ve mihrap içerisinde yer alan mozaik renkteki çiniler gözleri boyamaya devam ediyor. Mihrap içerisi tamamen tek renk sırlı çini ve mozaik renkteki çiniler ile beraber lüster tekniği dahil edilerek tasarlanmış. Kakma tekniğini de görebileceğiniz mihrap, bakıldığı zaman ihtişamlı bir görüntü oluşturmaktadır. Sahip Ata Külliyesi içerisindeki tüm çiniler bu şekilde yer almaktadır.

Takkeci İbrahim Ağa Camii Çinileri

İbrahim Ağa olarak bilinen zat 1500’lü yılların Topkapı’sın da yaşamış bir kişidir. Surların hemen dibinde gayet mütevazi bir ahşap kulübede namaz takkeleri örüp satarak geçinmekteydi. Takkeci İbrahim Ağa cami Çinileri kadar bu caminin inşa hikayesi de çok meşhurdur.  Kendisi oldukça fakir olan İbrahim Ağa’nın gönlü ve hayalleri ise oldukça zengindir. Dini yönden oldukça engin bir kişiydi, mütevazi ve kanaatkâr bir yapısı vardı. İbrahim Ağa’nın gönlünden hep bir cami yaptırmak geçer ve bu hayalinden de insanlara bahsederdi. İbrahim Ağa bahsettikçe insanlarda kendisine güler ve hangi parayla yaptıracaksın camiyi be mübarek derlermiş.

Takkeci İbrahim Ağa Caminin Yapılış Hikayesi

Sürekli güzel bir cami yaptırma hayaliyle yaşayan bu zatın her an dilinde, zikrine ve geceleri rüyasında dahi böyle bir cami yaptırabilmenin yakarışı varmış. Bir gün rüyasında gördüğü manevi bir zat kendisine “Rızkın iki salkım üzümdedir ey İbrahim Ağa, bunun içinde Bağdat’a git demiş.” Aynı rüyayı tam 3 kez art arda görünce tası tarağı toplamış ve İbrahim Ağa rüyasının peşine düşmüş. Bağdat’a gelince ilk gördüğü bir handan içeriye girmiş ve bir masaya oturup heybesinden çıkardığı kuru ekmeğini yemeye başlamış. Bizim Takkeci İbrahim ağanın bu garip durumunu gören hancı dayanamamış ve iki salkım üzüm getirmiş. İki salkım üzümün kendiliğinden geldiğini gören bizim takkecinin içi sevinçten kıpır kıpır olmuş. Üzümleri yerken hancı dayanamamış sormuş ey yolcu nerden gelirsin nereye gidersin demiş?

Bizimkisi de gördüğü rüyayı anlatmış ve İstanbul’dan gelip geri İstanbul’a giderim demiş. Bunu duyan hancı gülmüş ve e be adam bir rüya için İstanbul’dan buraya gelinir mi hiç demiş. Bak ben İstanbul sur dibinde bulunan Takkeci İbrahim Ağa diye birinin kulübesinin altında gömülü iki küp altını hep görüyorum ama gidiyor muyum demiş. Bunu duyan bizimkisi olduğu gibi kalkmış ve hemen yola koyulmuş işte bizim meşhur Takkeci İbrahim Ağa cami Çinileri hikayesi böyle başlamış.

Topkapı Şehir Parkı’nın ortasında görmekte olduğumuz cami bu anlatılan caminin ta kendisidir.1591-1592 yıllarında yaptırılan caminin Mimar Sinan eseri olduğu tahmin edilse de, kapının üzerindeki kitabelere bakıldığında caminin Mimar Sinan’ın ölümünden 3-4 sene sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu camiyi eşsiz güzellikte kılan diğer bir detay ise camiye has eşsiz güzellikteki meşhur İznik Çinileridir. Birçok defa hırsızların hedefi olan camideki çini panolardan yüzlercesi çalınmıştır. Kimi kötü durumdaki panolarda yenileme çalışmaları sırasında alınmış ve yerlerine yenileri konulmuştur. Takkeci İbrahim Ağa Camii Çinileri bizleri camiden içeri girdiğimizde karşılamaktadır. Caminin ana mekanı ve pencerelerin kemer tepelerine kadar olan kısımlar muhteşem eşsiz güzellikteki İznik Çinileri ile bezenmiştir. Yeşil, lacivert, parlak camgöbeği, narçiçeği kırmızısı renklerinin Hatayi ve Rumi desenlerle adeta hayat bulduğu pencere aralarına yapılmış vazolarla ve çiçek buketleri ile bezenmiş çini panolardan gözlerinizi ayıramamaktasınız.

Çinileri İle Ünlü Olan Yavuz Sultan Selim Camii

Yavuz Sultan Selim Camii çinileri dillere destandır ve bu cami Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından babasına ithafen İstanbul’a hakim bir tepe üzerine kurulmuş yapıdır. Tarihi yapılarda en dikkat çekici eserler bugün de yaşatılmaya devam ediyor. Bu yapılardan bir tanesi de Yavuz Sultan Selim Camii’dir.

Yavuz Sultan Selim Camii Nerededir, Nasıl Gidilir?

İstanbul’un tarihi Yarımadası’nda bulunan Yavuz Sultan Selim Camii Fatih ilçesinde yer alan bu camii çinileri ile ünlüdür. İstanbul’un yedi tepesinde 7 cami bulunuyor ve bu camilerden biri Yavuz Sultan Selim Camii’dir. Haliç’e yakın olması ve tarihi Yarımada içerisinde olması nedeniyle pek çok kişi tarafından bugün de ziyaret edilmektedir. Yavuz Sultan Selim tarafından inşa edilen bu camiinin mimarı mimar Ali’dir. Yapıya Kanuni Sultan Süleyman tarafından da ekleme yapılmıştır ve bu eklemeler arasında türbe, imaret ve medrese yer almaktadır. Caminin bir tarafında sarnıç bulunurken diğer tarafında da kırkmerdiven ismi ile bilinen bir uçurum yer almaktadır. Ulaşımı ise oldukça kolaydır. Yavuz Sultan Selim’in camiye İstanbul’da İETT ile hemen her noktadan ulaşabilmeniz mümkün olacaktır.

Yavuz Sultan Selim Cami Süslemeleri

Yavuz Sultan Selim Camii çinileri oldukça dikkat çekicidir. Yapıda pek çok yerde çini işlemeler karşımıza çıkmaktadır. Bu yapıda caminin sol tarafında Hünkar mahfili zarif dilimle alt tavanı çok renkli çini işlemeler ile süslenmiştir. Çeşitli renklerde oluşturulan mermer sütunlar üzerine oturtulmuştur ve yanları süslemeli mermer minberden taş mihraptan ve sade klasik üslupta çini işlemelerinden oluşturulmuştur. Kapı kanatlarında fil dişi ve sedef zenginliği sağlanmış ağaç işçiliğinin de fevkalade sergilendiği görülmektedir. Pencere alınlıklarında ise sır tekniği ile elde edilen pek çok çini süslemesi görülmektedir. Ayrıca bu caminin iç avlu giriş kapısında güneş saati bulunmaktadır ve bu da tarihi önemi bulunan bir süslemedir.

Mimari yapıların pek çoğunda bulunan çini sanatı Yavuz Sultan Selim Camii’de de uygulanmıştır. Ayrıca bu camide süsler ve işlemeler konusunda farklı detaylarda düşünülmüştür. Süslü kafesleri de Sultan İbrahim koydurmuş ve bu caminin kürsüsü ahşap işlemelerle oluşturulmuştur. Mermerden yapılmış mahfili sağ tarafta ve ortada yer almaktadır.

Yavuz Sultan Selim Camii dışında diğer sanatsal işlemeleri ile de en çok ziyaret edilen yapılarda bir tanesidir. Caminin önünde bulunan Yavuz Sultan Selim Türbesi köşeli plan üzerine inşa edilmiştir. Tek kubbeli oluşturulmuştur. Bu metalin iki yanında ise çini panolar bulunmaktadır ve bezenmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine giderken hocasının atının tarafından ayağına sıçrayan çamur ile kirlenmiş kaftanı kabrinin üzerine vasiyeti olarak örtülmüştür. Şehzadeler türbesin de ise dikkat çeken bazı işlemeler yer almaktadır. Çini işlemeleri bu yapıda da dikkati çekerken yanı sıra kubbe kasnağında kabartmalı olarak Ayetel Kürsi yazılmıştır.

İzmir Yalı Camii: Eşsiz Çini

İzmir’in gözde camileri arasında yer alan İzmir Yalı Camii’ni kimin yaptırdığı ile ilgili olarak kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Cami deniz kenarından bulunduğu için yalı adı verilmiştir. Camiinin yapılışı ile ilgili olarak bulunan kaynaklarda 1755 yılında yaptırıldı ifade edilmek ile birlikte 1774 yılında yaptırıldığı da geçmektedir. Caminin yanında bir medrese ile birlikte

İzmir ayanı Katipzade Mehmet Paşa’nın zevcesi Ayşe Hanım tarafından yaptırıldığı da rivayet edilir. Yaşadıkları dönemde bu aile İngilizlerle çok samimi bir aile olarak tanındığı için bu camiye “İngiliz Ayşe Camii” de denildiği olmuştur. Camiye bakıldığında estetik yapısı ve çinileri dikkatleri çekmektedir. İzmir Yalı Camii çinileri mimari eserlerde çini süslemelerine en güzel örneklerden biridir.

Cami belli dönemlerde onarılmıştır. Bunlardan biri de giriş kapısı üzerinde bulunan belgeye göre Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemlerde Vali Rahmi Bey tarafından yapılmıştır. Caminin kapısı üzerinden yer alan mermerlerin Mimar Tahsin Sermet’in eseri olduğu tahmin edilmektedir. Caminin ikinci tadilatı 1964 yılında yapılmıştır. Bu tadilat sırasında camide çok büyük değişiklikler yapılmıştır.

İzmir Yalı Camii Çinileri

Konak meydanı ile özdeşlemiş olan bu yapı sekizgen planlı olup klasik Osmanlı mimarisi ile yapılmıştır. Camide kesme taş kaide üzerine inşa edilmiş olan tek şerefeli ve yuvarlak gövdeli olan minaresi oldukça dayanıklı bir yapı olarak hazırlanmıştır. Caminin içerisinde bulunan avize ise tam bir sanat eseridir ve seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından yapılmıştır.

Camide dikkat çeken kısımlar pencerelerin etrafında bulunan çinilerdir. Çiniler caminin hem iç süslemelerinde hem de dış süslemelerinde kullanılmıştır. İzmir Yalı Camii çinileri şu an sadece kapı ve pencere kenarlarında kalmıştır. 1964 yılında yapılan onarım sırasında çinilerin büyük bir kısmı sökülmüştür. Yapıldığı dönemde caminin her tarafında süslemede çiniler kullanılmıştır.

Caminin süslemelerinde kullanılan çiniler 19.yüzyıl Kütahya çinilerinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır. Firuze çiniler ile süslenmiş olan camii bu güzelliği ile İzmir’in Konak ilçesini tanıtan en önemli eser olmuştur. İzmir Yalı Camii çinileri incelendiğinde bu çinilerin imzasının Hafız Mehmed Emin Efendi’ye ait olduğu görülmektedir.

Haseki Medresesi Çinileri

Haseki medresesi çinileri Tarihin en önemli inşalarından biri olan Haseki Hürrem Sultan medresesi sur içerisinde Aksaray Haseki semtinde yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın eşi Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a yaptırmış olduğu külliye diğer bölümler ile yapılmıştır. Cami, medrese, darüşşifa, imaret, sıbyan mektebi gibi yapılardan meydana gelmektedir. 1538 ve 1551 yıllarında yaptırılan bu yapı klasik Osmanlı medrese plan şemasının ilk uygulamasıdır.

Haseki medresesi çinileri de oldukça fazladır. Bu yapının öncelikli olarak mimari özelliklerini incelediğimizde sokak cephesinin merkezinde üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüş olan dershaneler oluşturulmuştur. Dershane giriş kapısı karşısında yer almaktadır. İki yanında beşer tane olmak üzere 10 oda bulunmaktadır ve bu hücreler üzeri kubbe ile örtülmüştür. Örtülü olan kubbelerin içlerine ocak ve dolap nişleri oluşturulmuştur. Doğuda dar ve karanlık hücre bölümünde yer alan dar mekan batıda mektebi ile diğer yapılara geçit veren bir dehliz özelliği taşımaktadır. Kesme taştan yapılmış olan medrese hücrelerinin üzerine kasnaklı kubbeler örülmüş ve revak kemerleri kırmızı ve beyaz taştan oluşturulmuştur. Sütunların dördü nilüfer çiçeği biçiminde diğerleri baklava başlıklarla oluşturulmuştur.

Ana kapı ve dershane kapılarında sıraltı tekniği uygulanmış ve en iyi çini örnekleri görülmektedir. Haseki medresesi çinileri 2 çini pano ile uygulanmıştır. Medresenin harap olduğu yıllarda koruma amacıyla bu çiniler köşke götürülmüş olup pencere alınlıklarında kullanıldığı düşünülmüştür. Ancak çinilerden tarih boyunca hiçbir iz bulunamamıştır. Haseki külliyesi ve medresesi yangın ve depremlerde zarar görmüş olup daha sonradan onarılmıştır. 1974 yılında son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından turistik amaçlı olmak üzere restore edilmiştir. Ancak semt sakinleri tarafından bu durum reddedilmiş ve vazgeçilmiştir. İstanbul Haseki Eğitim Merkezi olarak günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kullanılmaktadır.

Haseki Medresesi Nerededir, Nasıl Gidilir?

Tarihi yapıları gezmekten zevk alanları en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan Haseki medresesi çinileri ve diğer sanat çalışmalarıyla ilgi çekiyor. Otobüs, metro, tramvay ve trenle rahatlıkla ulaşabileceğiniz Haseki medresesi tarihi Yarımada içerisinde bulunan bir yerdir.

Haseki medresesi çinileri açısından oldukça farklı ve zengindir. Büyük dikey taşlara işlenmiş olan sıraltı tekniği ile oluşturulan bu çiniler duvar süslemelerinde ve medresenin hemen her duvarında görülebilmektedir. Tarihimizin ve tarihi okullarımızın en önemli eseri olan çini Haseki medresesinde yoğun olarak kullanılmakta mavi, kırmızı, yeşil tonlarda çeşitli motif işlemeleri görülmektedir.

Muradiye Camii Çinileri

Cami çinileri denildiği zaman ilk akıllara gelen camilerden birisi de Muradiye Camii’dir. Edirne’yi ziyaret edenler ya da Edirne’de yaşayanlar Muradiye Cami çinileri hakkında yeterince bilgiye sahiptirler.

Pek çok kişi gibi sizler de çocukluğunuzu Edirne’de geçirdiyseniz Edirne’de yalnızca Muradiye Camii için yapılmış manilerden da haberdarsınızdır. Çoğu zaman okul gezilerinde gideceğiniz, önünden geçeceğiniz ve ailenizle beraber ziyaret edeceğiniz her seferinde eşsiz sanat eserleri ile ilk kez görmüş gibi merak uyandıracak bir camidir. Burası çok uzun zaman sonra ilk kez gittiğinizde de baktığınız ancak göremediğimiz pek çok detayın farkına varacaksınız. Muradiye Cami çinileri mihraplarda, tavanlarda ve duvarlarda sergilenen çini örnekleri ile dikkatleri çekmektedir.

 

Muradiye Camii

1436 yılında yapılan Muradiye Camii son yıllarda büyük bir ilgi çekiyor. Turistik eşya dükkanlarında ki ucuz Çin malı tabaklar etkisini sürdürürken bugün Muradiye Camii bu etkiden sıyrılarak araştıran, okuyan ve üretmeye çalışan kişiler tarafından çini örnekleri incelenmektedir. Muradiye Cami çinilerini bu tür ürünleri inceledikten sonra daha da iyi anlıyorsunuz ve gerçekten çok özel olduğunu kavrayabiliyorsunuz.

Çinicilik ve Camii Mihrabı

Mihrap ve duvarları süsleyen çinlilerde öyle özel renkler ve tasarımlar kullanılmış ve teknikler uygulanmış ki bu tasarımların farklı ve özel olduğu her an hissedilmektedir. Çünkü Muradiye camide yer alan cami çinileri üzerinde hem renkli sır tekniği kullanılmış hem de sır altı bezenmiş çini levhaları yer almaktadır. Üstelik caminin mihrabında sarkıtlı yaşmak bulunmakta ve kenar suyu ve yazılarıyla Bursa Yeşil Camii’den sonra en göz alıcı ve ihtişamlı mihrap kabul edilmiştir. Muradiye Camii mihrabı Konya Karaman’da yer alan Mehmet Bey Cami mihrabı ile de benzerlik gösteriyor. Ancak bu camide dikkat çeken önemli de bir hikaye bulunuyor.

 

Çinili Köşk

Osman Hamdi Bey’in kardeşi Halil Edhem Bey tarafından İstanbul’a taşınmış ve 1907 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Çinili Köşk’te yerine monte edilmiştir. Osman Hamdi Bey ise bu mihrabın müzeye taşınmasından 6 yıl önce 1901 yılında Karaman’a giderek mihrabın fotoğrafını çektirip tablosunu yaptırmıştır. İşte böylece bugün rahnede oturan kadın tablosundaki mihrap Çinili Köşk’teki mihraptır.

Muradiye Camii üzerinde İznik çini örnekleri ve sır tekniği ile yapılmış tasarımlar yer alıyor. Beyaz yerine sarı, açık yeşil, lacivert, mor kullanılan motifler ve bitkisel bezemeler yer alıyor. Bursa’da işlenmiş olan cami çinileri diğer örneklerinden farklı olarak kabartma ve geometrik örnekler mavi ve beyaz çinilerde yer almaktadır.

Kılıç Ali Paşa Camii Çinileri

Cami çinileri denildiğinde ilk akla gelen camilerden biri Kılıç Ali Paşa Camii’dir. Geçmişten günümüze güzelliğini ve tazeliğini korumayı başarabilmiş nadide örneklerdendir.

Camiyi görmeye gitmemize karar verme aşamasında cami çinileri kadar hikayesi de bizi etkilemişti. Bu yüzden gidip yerinde görmeye karar verdik. Gittiğimizde bize camii ve inşası hakkında enfes bilgiler veren çok başarılı bir rehber vardı. Bize anlattıklarını sizlerle de buradan paylaşmak istiyorum. Öncelikle camii hakkında biraz genel bilgi vermek istiyorum.

 

Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa 16. Yüzyılın en önemli ve başarılı amirallerinden birisiymiş. Keskin ve çok kıvrak bir zekaya sahip olmakla birlikte çok başarılı bir savaş strateji uzmanıymış. Devrindeki Osmanlı Donanmaları sayesinde birçok savaş kazanmış. Bilhassa da İnebahtı Deniz Savaşındaki manevra kabiliyetleri ve üstün yeteneği sayesinde savaşın kazanılması sonucu o denemin padişahı olan Sultan II. Selim kendisine Kılıç unvanını takdim etmiştir.

Geçmişten Bugüne Cami Çinileri

Kılıç Ali Paşa Camii için Mimar Sinan Ayasofya’nın bir örneğini yaptım der ve ekler, deryalar kudursa ve dalgaları kubbesinin üzerinden bile aşsa bu eser kıyamete kadar baki kalacaktır demiştir. Gerçekten de harika bir eser, bizi önce avlu ortasında ki zarif bir kubbe ile süslenmiş şadırvan karşıladı. İç avluya geçtiğimizde ise son derece güzel bir işçilik eseri olan ahşap ve ağaç oyma ile yapılmış arka cemaat yeri bulunmaktadır. Cami çinileri de direkt olarak dikkatleri çekmektedir. Kendisi adına bir camii yaptırmak isteyen Kılıç Ali Paşa devrin sultanından izin istemiş, sultan ise Kılıç Paşa deryalar serdarudur ben ona karadan bir karış yer vermem. Gitsin kendisine derya üzerinde cami inşa etsin demiştir. Bu olay üzerine İstanbul’ un güzide semtlerinden olan Tophaneye denizin doldurulması sonucu ülkemizin ve dünya mirasının en gözde eserlerinden olan Kılıç Ali paşa Camii inşa edilmiştir.

 

Cami çinileri ile ilk görüşte insanları büyülemektedir. Elbette ki böyle bir nadide eseri de yine ancak yeryüzünde nadide bir mimar olan Mimar Sinan gerçekleştirecektir. İç kısımda ise sizi kendinizden geçirecek derecede 16. Yüzyılın örneklerini yansıtan ve çiçek desenleriyle süslenmiş çiniler yer almaktadır. Kılıç Ali Paşa Cami çinileri lacivert boya üzerine ince ve güzel bir şekilde beyazla çevrelenmiştir. Bütün duvarların üst taraflarını kuşatan bu harika çinilerin üzerine nakşedilen kuşak yazıları gördüğümüzde hayranlığımızı gizleyemedik.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com