Genel Bilgiler | Reyhan Çini

Genel Bilgiler

Çini hakkında genel bilgileri bu kategori altında bulabilirsiniz.

Çini Sanatında Kullanılan Motifler ve Anlamları

Tarihi işlemelerimizin en güzeli ve en özeli olan çini 14. yüzyıldan itibaren İznik’te öne çıkmaya başlamış. İznik’te sanatçılar tarafından büyük bir ustalıkla tasarımlar oluşturularak örnek oluşturulmuştur. Çiniye çok fazla önem verilmiş İslami mimarlık anlayışında da başyapıtlar da cümle kullanımı yaygın olarak uygulanmıştır. İznik bir çini yapım üssü haline gelmiş ve İznik sadece Anadolu’nun değil dünya üzerinde en önemli çini üretim merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir. En şaşaalı dönemini Osmanlı döneminde yaşayan çini sanatı İznik çizimleri örnekleri ile Bursa Yeşil Cami Türbesi’nde, Muradiye Camii de, Edirne’de Muradiye Camii’nde, Çinili Köşk’te sergilemiştir. Sıraltı tekniği ve sırlı boya tekniği ile üretilmiş bu çinilerin dışında 16. yüzyılda İznik’te de hem kalite hem desen üretiminde büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Osmanlılar mozaik tekniklerini bırakmış sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Ayrıca saray hanesinde çok farklı ve yeni motifler geliştirilmeye üretilmeye başlamıştır. Lacivert, yeşil, turkuaz, mavi, kırmızı ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinisi yepyeni bir devre ilk adımını atmıştır. Ayrıca uygulanan tüm yöntemlerin motiflerin ve renklerin ayrı ayrı anlam taşıdığı da bilinmektedir.

Çini motiflerinin anlamlarına gelecek olursak öncelikle olarak yaygın olarak uygulanan motifleri isimlendirmek gerekir. Hatayi, Rumi, bulut stilleri, geyik, karaca, anka, bitkisel desenler, doğal çiçek desenleri, gül gonca, lale, karanfil, lotus, menekşe, yaprak modelleri, gemi, vazo içinden çıkan doğal bitkiler ve çiçekleri, geometrik desenler İznik civarında yetişen binlerce bitki türü ve desenleri başlıca kullanılan motiflerdir.

İznik çini motiflerinde ve genel olarak çini motiflerinde bazı semboller ve motifler sık sık tekrarlanır. Bu durumun dini ve sembolik nedenleri vardır. Gül ve gonca motifi, peygamber teninin kokusunu akla getirir ve aşk ve güzelliği simgeler. Lale Osmanlıca Allah yazısı ile aynı harfleri içermesi açısından Allah’ın birliğini işaret eder. Lale soğanından çıkan bir çiçek açması ise Allah’ın birliğini ve insanlığın onun sıfatı ve kemalinden geldiğini ifade eder. Bunun dışında çiçek açmış bahar ağaçları cenneti tasvir eder. Selvi ağaçları tasavvufta sabrın kanıtı olarak bilinmektedir. Soğandan veya vazodan dallanarak açan çiçekler sık sık kullanılır ve bu da Allah’ın varlığına, birliğine, insanlığın ve ailenin kalpten Allah’a bağlılığını tasvir etmektedir.

İznik çinileri hem fiziksel özellikleri hem de desen uygulamasındaki çeşitlilik bakımından farklılık göstermektedir. Dekoratif amaçlı olarak duvar süsü olarak işlenen İznik çinileri gökyüzü, insan ve evren arasındaki anlamı kurarak Allah’a ulaşmayı hedefleyen motiflerle bezenmektedir.

Çini’de Kullanılan Renkler Nelerdir?

Çini çok eski dönemlerden beri hayatımızda olan bir sanattır. Osmanlı döneminde pek çok mimari yapıda, dekorasyon ürünlerinde kullanılmıştır ve halen yaygın olarak yapılıp satılmaktadır. Çini renkleri ise canlı ve parlak oluşları ile nam salmıştır. Çoğu çinide desenden çok renkler ön planda kullanılmaktadır. Osmanlı döneminde İznik ve Kütahya’da renkli sırlama teknikleri, çok renk kullanımı gittikçe yaygınlaşmıştır.

İznik Çinisi

İznik çini renkleri daha çok kırmızı ve beyaz hamur kullanılır. Kırmızı renginde sgrafitto, alip ve milet işi isimli 3 teknik bulunur. 14. ve 15. yüzyıllarda bu teknikler günlük kullanım çinilerinde kullanılmıştır. Milet işi ise beyaz astarlı, mavi-beyaz dekorlu bir tekniktir ve 15. yüzyılda neredeyse hep o kullanılmıştır. 15. yüzyılın sonlarına doğru renkler saydama doğru kaymaya başlamıştır. Mavi-beyaz çini desenleri, çiçekler, kıvrımlar yaygınlaşmaya başlamıştır.  1530 yıllarında ise mavi-beyaza soluk firüzen, mangan moru ve adaçayı yeşili eklenmiştir. Tabak ve kase yapımında bu renkler yaygın olarak kullanılmıştır. 16. yüzyıla gelindiğinde ise yeşil, firuze ve siyah ile kırmızı kullanılmıştır. Şeffaf sıraltında ise kabarık mercan kırmızısı hakim olarak çiçek motiflerinde kullanılmıştır. Bu tonlar özellikle türbe, cami ve medreselerde de kullanılmıştır.

Kütahya Çinisi

Kütahya çinisi 14. Yüzyılda İznik’ten gelmiştir. Özellikle 16. yüzyılda, İznik’te çok sık kullanılan koyu mavi tonu Kütahya Çini renkleri olarak adlandırılmıştır. 18. Yüzyıla gelindiğinse ise en çok parlak ve canlı renkler kullanılmıştır.

Çanakkale Çinisi

İznik ve Kütahya’dan daha az farklı Çanakkale Çini renkleri kullanılmaktadır. Bunlardan en göze çarpanları kırmızı, koyu sarı, koyu yeşil, kahverengi sırlardır. Özellikle 18. yüzyılda kobalt mavisi, süt beyazı, manganez moru gibi farklı tonlara da yer verilmiştir.

Renkli Sır

Çini yapımında oldukça önemli bir adım olan sırlamada  renkli sır da kullanılır. Bu türde en çok mavi, mor, firuze, yeşil, kiremit kırmızısı, beyaz, kahverengi ve siyah kullanılır. Eğer sahte minai tekniği kullanılacaksa lacivert sır üstüne renkli işlemeler yapılır. Özellikle mimari yapılarda firuze, sarı, beyaz ve siyah sırlı tuğlalar kullanılırken yazı şeritlerinde mavi, firuze ve beyaz renkleri ağırlıklı yer alır. 1539 yılında Şehzade Mehmed Türbesi’nde dönemin en popüler ve özgün deseni, yaprak motifi kullanılmıştır. Bu motifte sarı, yeşil, patlıcan moru, mavi, siyah ve beyaz kullanılmıştır. Mavi, yeşil ve firuzenin yanında pembe de kullanılması tatlı bir uyum sağlamıştır. Bu dönemde sarı daha az kullanılmıştır.

Çini’de Kullanılan Malzemeleri Nelerdir?

Çini, tarihi M.Ö. 3000’li yıllara, Karahanlılara dayanan bir sanattır. Özellikle mimari yapıların, dekorasyon eşyalarının, tabakların üzerinde sıklıkla görülür. Çini desen hayatımızın pek çok alanında kullanılır ve eşyalara farklı bir boyut kazandırır. Çini sanatında farklı teknikler bulunur, bu tekniklere göre kullanılan malzemeler de değişebilir. Sır altı boyama tekniği, perdah tekniği, mozaik çini tekniği, renkli sır tekniği şeklinde sıralanabilir. Örneğin perdah tekniği gümüş ve altın tozları kullanılarak tasarlanır. Bu teknikte saydam ve beyaz astar levhalar kullanılır. Diğer malzemeler şu şekilde sıralanabilir.

Ana Malzemeler Nelerdir?

Ana malzemeler kıl fırçalar, karo, çukur tabak ve renkli simler şeklindedir. Diğer kullanılan malzemeler 3 ana kısımdan oluşur.

Bunlar;

  1. Hamur
  2. Boya ve madeni oksitler
  3. Sır tabaka
  • Hamur

Çini hamuru temeli oluşturur. Kaolin yani arıkil, kuvars ve feldspat hammaddelerinin karışımından elde edilir. Bunlar dışında hamurda talk, boksit, şamot, mermer tozu, tebeşir ve kum gibi başka hammaddelerde kullanılır. Bu malzemelerin pişme süreleri, dereceleri ve bileşim miktarları çok önemlidir. Bu değerlere göre çini dışında porselen ve cam gibi türlerde de kullanılırlar. Hamur karıştırıldıktan sonra bir süre kuruması için beklenir.

  • Boya

Kullanılan boyalar ve renkler her devirde değişmektedir. O devrin kültürü, yapısı hatta ekonomik durumu boyaların değişmesine neden olur. Çini teknikleri de yine çağlara göre değişir. En çok kullanılan ton firuze yani turkuazdır. Türk kültürü ile bütünlenmiştir, mavi çoğu çini sanatında kullanılır. Devirler boyunca değişmeyen tek boya olma özelliğine de sahiptir. Turkuaz dışında kobalt mavisi, lacivert, mor, yeşil, sarı, kırmızı, siyah, beyaz gibi renklerde sıklıkla kullanılır. Bu boyalar tekniğe göre sır altına, üstüne veya her ikisine birden uygulanır.

  • Sır

Diğer bir malzeme sırdır, diğer adıyla ciladır. Hamur pişirilmeden önce üzerine sürülür ve eridiği zaman hamurun üzerini şeffaf bir şekilde kaplar, ona cam veya camımsı bir görünüm kazandırır. Koruyucu şeffaf tabaka olarak da adlandırılabilir, özellikle boyayı korur. Sır silis, kuvars ve kurşun oksitten meydana gelmektedir. Alkali ve toprak alkalilerin oluşturduğu silikat karışımların uygun sıcaklıkta eritilmesinden ve soğutulmasından meydana gelir. Sır üzerinde bulunduğu hamurla çok iyi bit uyum elde etmelidir. Kaliteli sır hamurun üzerinde çatlama ve kırılma yapmaz, parlak sır elde etmek için çiniyi uzun süre düşük sıcaklıkta pişirmek gerekir. Sırrın içine çinko katılırsa mat, maden oksitleri katılırsa renkli olur.

Desen Oluşturmak İçin Malzemeler

Çininin üzerinde farklı malzemeler kullanılır. Örneğin kara kalem ile çizilen beyaz bir kağıt, çininin üzeri bununla kaplanır ve çini yüzeyine aktarılır. Siyah boya ve kobalt kullanılarak model kontürleri de oluşturulabilir.

Minai Tekniği Nedir?

Minai tekniği genellikle Anadolu’da tek renkli ve desensiz olacak şekilde saydam olmayan sırlı çinilerde üretimi yapılır. Sıra altı ve sıra üstü tekniklerinin bir araya getirilmesiyle kullanılarak çok renkli bir yüzey ortaya çıkarılır. Bu teknik genelde daha çok İran’da kullanılır. Perdah sırın içine maden tozunun eklenmesiyle ortaya çıkarılır. Çinide parıltının yitirilmemesi için genelde uygulanır. Ayrıca Büyük Selçuklu devrinde yaygın olarak bu teknik kullanılmıştır. Bu teknikle yapılan çinilerde sır altında bulunanlar mavi, mor, firuze ve yeşildir. Sır üstünde yer alanlar ise siyah, kırmızı, beyaz ve kahverengidir. Genelde yükse ısıya dayanıklı olan boyalarla bezenip bir araya getirilip. Böylece işlem bittikten sonra ve kuruma işlemi de yapıldıktan sonra yüzeyinin kalkması ya da bozulması gibi bir durumla karşılaşılmaz.

Minai Tekniği ve Özellikleri

Minai tekniği seramik ve çini sanatında çokça uygulanır. Daha göz alıcı ve ilgi çekici yüzeyler elde edilir. Yüksek ısıdan geçen boyalar yüzeye bezendikten sonra sırlanıp fırınlanır. Daha sonra ise üzerine siyah renkle desenin var olan dış çizgileri çizilir. Böylece desen daha çok belirgin hatlara sahip olur. Genelde iki ayrı teknikle yapılır. Böylece boyaların karıştırılması gibi bir durumunda önüne geçilir. Türk çini sanatı içinde çokça uygulanan bir tekniktir. Kökleri

  • Uygur,
  • Karahanlı,
  • Gazneli
  • ve Fatımilere kadar gider.

Gerekli olan teknik renk ve desenlerle çalışılarak ortaya bu sanat çıkarılır. Çini sanatı uygulaması zamanla sırsız seramik, tek renkli sırlı çini, çini mozaik, sır altı tekniği, sırlı tuğla ve kabartma tekniğiyle birleşerek daha farklı modeller ortaya çıkarılmıştır. Osmanlı’da en yaygın kullanılan minai tekniği için o zamanın ün yapan grubu İznik sır altı çinicileri olarak karşımıza çıkarlar.

Minai tekniği Anadolu’da tek renkli ve desensiz saydam bir yüzeye yapılarak gerekli işlemler uygulanır. İşlem sonucu ortaya çok renkli bir yüzey çıkar. İşte bu yüzey minai tekniğidir. Perdah sırın içine maden tozu karıştırılarak yapılır. Minai tekniği içinde perdaha en iyi sonucu veren metaller

  • Altın,
  • Gümüş
  • Bakırdır.

Perdahın madeni parıltısını yitirmemesi adına bu üç madde ön plana çıkar. Sonrasında düşük fırınlarda ısıtılarak işlem sonuca kavuşur. Minai genel manada ısıya dayanıklı bir işlemi kapsar. İşlem esnasında gerekli renklendirmeyi vererek daha isteğe uygun desenler ortaya çıkarılır. Bu teknik zorlu bir süreci kapsasa da sonuç olarak değerli bir ürün ortaya çıkar.

Çini Yapımı ve Teknikleri

Çini Anadolu’da yıllar boyu en önemsenen sanat dallarından biri olmuş mimariden mutfak gereçlerine kadar hayatın içine girmiştir. Çini yapımı Kütahya ve İznik bölgelerine göre farklılık gösterir. Aralarındaki farklılık İznik çiniciliğinde çinilerin kuvarsttan yapılması Kütahya çiniciliğinde ise genellikle kil kullanılmasıdır. İlk aşamada toprak hamuru yapılır. Bu toprak hamuru birkaç maddenin karışımıyla elde edilir. Bunlar kaolen, tebeşir, kum ve buna benzer maddelerdir. Çamur kıvamı verilir içinde hiçbir yabancı maddenin kalmaması için süzülür. Bu hamur istenen biçimde şekillendirilir. Kurumaya bırakılır ardından istenen beyazlığı elde etmek için astarlama işlemi yapılır.

Astarlanan cisim 900 derecede pişirilir. Pişirilme işleminden sonra cisime bisküvi de denilebilmektedir. Bu aşamada cisim oldukça kırılgan olduğu için bu şekilde adlandırılır. Kağıtla kaplanan yüzeye istenen desen çizilir açılan iğne deliklerinden kömür tozu yardımıyla geçilir. Ardından siyah çini boyasıyla desen belirginleştirilir böylece tamamlanır. Kalan alanlar tercihe göre istenen renk ile doldurulur. Sırlama işleminden sonra tekrar yavaş yavaş pişirilir ve parça son halini alır. Pişirilmesi kadar soğutulması da önemlidir. Çatlamaması için bu işlem de yavaş yavaş yapılır.

Çini Yapım Teknikleri

Çini yapımında teknikler farklılık gösterir bu farklılık pişmiş toprağın aldığı şekle ve sırlamaya göre şekillenir. Beş teknikten bahsedebiliriz. Birinci teknik sıraltı tekniğidir. Pişmiş toprağın üstüne ince bir astar sürülür. Astar tabakasının üstüne süslemeler yapılır. Süslemelerin üstüne tekrar sır sürülür dolayısıyla adını süslemelerin sır sürümünden önce yapılmasından alır. Bu teknik Osmanlılarda ve Selçuklularda sıkça kullanılmıştır.

Sırüstü tekniğinde ise pişmiş toprağın üstüne mat sır sürüldükten sonra süslemeler yapılıp fırınlanmaktadır. Minai tekniği sıraltı ve sırüstü tekniklerinin bir arada kullanılmasıyla oldukça renkli bir yüzey elde edilmesidir. Diğer bir teknik lüster tekniğidir bu teknik çinide madeni bir pırıltı elde etmek amacıyla kullanılır. Lüster teniğiyle çini sanatında farklı bir etki yaratılır. Özellikle 9-10. yy tekniği olarak Mezopotamya ve Suriye’de Abbasi Çinileri üzerinde kullanılmıştır. Lacvardia Tekniği ise Minai Tekniğiyle benzerdir ikisini birbirinden ayıran nokta lacvardia tekniğinde çininin sadece sır üstü tekniğiyle desenlendirilmesidir.

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Çini teknikleri bu sanatın uzun yıllardan bu yana günümüze kadar süregelmiş olduğundan oldukça çeşitlilik göstermektedir.

Perdah tekniği, minai tekniği, Sgrafitto tekniği, sıratlı tekniği çini tekniklerinin en önemlileridir.

 

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Sözlük tabiri ile Çini, topraktan yapılan, Osmanlıca’da “Çin işi” manasına gelmektedir. Türk sanatının en kıymetli, en özel değerlerinden biri olan Çini sanatına dair kısa bilgiler paylaşmak istiyorum. Özellikle Osmanlı döneminin yaygın sanat anlayışı olarak çini, hemen hemen her alanda özellikle mimari dekorasyonda eşsiz çini teknikleri ile karşımıza çıkar. Ve baktığımızda dönemin başyapıt dediğimiz nadide eserlerinde bile sanatsal süsleme olarak kullanılmıştır. Ama esasında Selçuklular devrinde de altın yıllarını yaşayan Çinicilik, uzun yıllar Selçuklu’ya başkentlik yapmış olan Konya ve civarında muazzam bir şekilde süsleme alanında kullanılmıştır.

 

Osmanlı Çini Teknikleri

Osmanlı’nın erken evrelerinde özellikle İznik ve sonrasında yoğun olarak Bursa’da mimari eserlerde kaliteli çini süsleme örnekleri görebilmekteyiz. Bursa Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Yeşil medrese bunlardan bazılarıdır.

Ancak Türk toplumları arasında dahi farklı teknikler benimsenerek, çini sanatı geliştirilmiş, boy atmıştır. Selçuklular devrinde mozaik çini teknikleri benimsenirken, Osmanlı ile birlikte özellikle renkli sır tekniğinin yaygın kullanımda olduğunu görüyoruz. Bu teknikle renklerin güzelliğine vurgu sırlarla yapılmıştır. Renkli sır tekniği çini ustasını renklerin birbirine karışmamasını önlemek adına uğraştıran meşakkatli bir tekniktir. Renkli sır kullanılan pano ve eserlerde motifler daha kaba, daha iri durabilmektedir. Bu zeminin ve sınırların konturlanmasından kaynaklanır. Bu çini tekniğinin kullanım alanına örnek olarak Bursa Yeşil Cami külliyesi gösterilebilir. Renk seçimleri özellikle firuze, lacivert ve açık yeşildir. Renkli sır tekniği 16.yüzyıla kadar kullanılmış olup, sonrasında farklı yöntemlere doğru çini sanatı evrilmiştir.

Yeşil Cami dendiğinde ilk aklımıza gelen o eşsiz mihrabıdır. Mihrab ve esasında pek çok kişinin bilmediği mahfil oldukça değerli bezemelere sahiptir. Çiniler mimari güzelliği ortaya çıkaran bir bezeme öğesidir.

 

Sıratlı Çini Teknikleri

16. yüzyıldan itibaren özellikle kullanılan teknik sıratlı çini tekniği olmuştur. İlk evrelerinde seramik kaplarda kullanılan bu teknik zamanla duvar çinilerinde yaygınlaşmıştır. Özellikle mavi, beyaz, firuze ve kirli yeşil bu teknikte tercih edilen renklerdir.

Bu çini teknikleri ile Özellikle beyaz hamurlu çininin fırça ile boyanarak nasıl estetik bir işçilikle bezendiğini bu teknikte görmekteyiz. Desen bir kez fırınlanmış kap ya da malzeme üzerine çizilir. Konturlar fırça ile belirlenir ve boyama yine fırça ile yapılır. Sonra şeffaf sırlanan çini tekrar fırınlanır. Osmanlı’da özellikle rumi ve hatai motifler, geometrik desenler yaygındır. Özellikle bitkisel motiflerde kırmızı ve zümrüt yeşili zirveye çıkmıştır. Mercan kırmızısı eserlere adeta asalet ve güç katan bir unsur olmuştur.

 

Osmanlı Çinileri

Osmanlı çinilerinde özellikle yazı motif olarak yaygın kullanılmıştır. Buna ek olarak geometrik süsleme, hatai motifler, rumiler sıkça karşımıza çıkar. Başlıca Çini merkezleri İznik, Kütahya ve Çanakkale’dir.

 

Perdah Çini Tekniği

Bir diğer teknik perdahtır, sırın içine maden tozu karıştırılarak elde edilir, perdahta en iyi sonuçları veren metaller, sırasıyla altın, gümüş ve bakırdır. Perdahlanan çiniler, madeni parıltılarını yitirmemeleri için yüksek sıcaklıkta fırınlanmaz. Perdah türleri minai ve sahte minai. iki ayrı şekilde karşımıza çıkar.

 

Minai Çini Tekniği

Minai çini teknikleri ile, ısıya daha dayanıklı olan renkler sır altında, az dayanıklı olanlarsa sır üstünde kullanılır. Mavi, mor, firuze ve yeşil renkler sır altında, kiremit kırmızısı, beyaz, kahverengi ve siyah renkler de sır üstüne konularak boyanır ve düşük ısıda fırınlanır. Sahte minai çini tekniğinde, lacivert sır üstüne renkler işlendikten sonra, düşük ısı altında fırınlama yapılmaktadır.

Sgrafitto Çini Tekniği

Sözlük anlamı İtalyan dilinde “kazımak” olan “graffiare” kelimesinden ortaya çıkmıştır. Bu teknikte zemin rengini örten farklı renkler sunan astarlar yerine seramik boyaları kullanılmıştır. Astar ve boya kazınarak uygulanır.

Yaş çamur üzerine sgrafito çini teknikleri  uygulamasında; renkli astar çeşitleri, yapılacak olan desen, ince uçlu kazıma aletleri, renkli veya renksiz saydam sır, kompresör, püskürtme tabancaları ve çeşitli kalınlıklarda fırçalar kullanılır.

 

Kullanılan teknikler farklılıklar gösterse de, yapılan her çini örneğinin derin işçilikli, zaman harcanmış ve nadide parçalar olduğunu anlayabilmekteyiz. Türk sanatının en kıymetli sanat dallarından biri olmakla birlikte, geride bıraktığı eserlerle kültürel mirasımızın zenginliğini gözler önüne sermektedir.

 

Selçuklu Devletinde Çini

Geçmişi oldukça eski olan çini sanatı, Selçuklu Devleti zamanından en önemli gelişmeleri gösterir. Her farklı dönem de bir önceki dönemden daha da gelişen çini sanatı, kişiye özel çini yapımı ile çok daha ilgi çekmeye başlamıştır.

Selçuklu devleti birçok mimari yapıda çini sanatını kullanmıştır. Genellikle dini yapılar da mozaik çini tekniğini kullanan Selçuklu sanatçıları günümüze kadar özenle gelen hediyelik çini olarak kullanılabilen mükemmel işler ortaya koymuşlardır. Mozaik çini tekniğinde mor, firuze, yeşil ve lacivert renkte sırlanan çinilerin mevcut örneğe göre kesilmiş parçalarının alçı bir zemin üzerinde bir araya getirilmesidir. Aynı zamanda, Selçuklu saraylarında kullanılan diğer farklı stiller ise yıldız, kare ve haçvari gibi farklı stillerdir. Selçukluların kendi geliştirdiği Perdah tekniği de çokça tercih edilmiştir.

Genellikle cami, köşk ve mimari yapıların iç ve dış görselinin değişimi için kullanılan çini sanatı ikiye ayrılır:

  • Duvar Çinilileri (Kaşi)
  • Evani (Tabak, Vazo, Kupa, Bardak)

Türklerin Çini Sanatında Uyguladığı Teknikler

  1. Mozaik Çini Tekniği

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan ve Osmanlı Devletinin saltanatın da varlığını 15.yy’a kadar sürdüren tekniktir.

  1. Ana Teknik

Süslenecek öğenin direkt olarak çinkolu saydam olmayan renkli bir sır ile sırlanmasıdır. Bu tekniğin ana amacı levha üzerinde renkli sır ile boyama yapmaktır.

  1. Sır Altına Boyama Tekniği

Selçuklu zamanından, Osmanlı saltanatına kadar gelişimini sürdürmüş bir tekniktir.

  1. Perdah Tekniği

En bilinen hali ile sır üstü bir tekniktir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerinde farklı öğeler ile çalışma tekniğidir.

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan bu teknikler, Selçuklu devletinin sanat alanında kişiye özel çini sanatında muhteşem eserler ortaya koymasını sağlamıştır. Saray ve köşk gibi yerlere figür olarak insan, hayvan ve hayal gücüne dayalı öğeler kullanmışlardır.

Selçuklu devleti zamanında sanatın en çok geliştiği ve merkezi olan Konya’da mozaik çini tekniğinin üst düzey bir şekilde kullanılması ile zengin bir figür koleksiyonu ortaya çıkmıştır. Genellikle renk skalası olarak kullanılan mor, lacivert ve firuze renkleri geometrik ve bitkisel desenler ile birleşerek yoğun, göze hoş gelen ve insanların hediye etmesi için üretilen hediyelik çini eserleri ortaya çıkmıştır.

Selçuklu Devleti zamanında birçok farklı şehir de yapılan çini sanatının yansımalarını günümüzde hala görebiliyoruz. Malatya Ulu Cami, Sivas’ta bulunan İzzettin Keykavus Şifahane ve Türbesi ve Konya Karatay Medresesinde, Selçuklu Devletinin çini sanatında gerçekleştirdiği özgün teknikleri ve şaheserleri görebiliriz.

Kayseri’deki Keykubadiye ve Beyşehir KubadAdab saraylarında var olan çiniler sır altı boyama ve sır üstü boyama tekniği olan ve çinilere madeni parıltı veren Perdah Tekniği’ne örnek verilebilir. Keykubadiye’deki haçvari, kare ve sekiz köşeli yıldız biçimli levhalarda geometrik motifler ve kıvrık dallarla süslüdür. Saraylarda bulunan neşeli, dünyaya bağlı ve hoş figürlü çiniler haricinde lacivert Zemin’in üzerinde kabartma şeklinde beyaz harfler ile yazılmış kitabe çinileri de ortaya çıkarılmıştır.

İznik ve Kütahya Çinisi Nedir? Aralarındaki Farklar Nelerdir?

İznik ve Kütahya Çinisi farkları ve özelliklerine değinmeden hemen önce İznik ve Kütahya bölgelerinde üretilen çinilerin tarihsel gelişim detaylarının yanında renk, malzeme katılım oranı gibi bilmeniz gereken konular üzerinde de durulması gerekmektedir.

İznik menşeili olan çiniler, 1865 ve 1878 yılları arasında Osmanlı Devleti döneminde adalarından biri olan Rodos Adası’ndan alınan İznik Çinisi örnekleri, Paris’teki Clooney Müzesi’nde yanlış anlaşılma nedeni ile Rodos Çinisi olarak gösterilmiş ve de tanıtılmıştır. Fakat ilerleyen yıllarda İznik’te yapılan kazılar neticesinde bu tanımın yanlış olduğu anlaşılmış ve İznik Çinisi olarak düzeltilmiş olsa da eski belgelerde Rodos Çinisi olarak geçmiştir.

Osmanlı zamanında İznik beyaz kilinden üretilen İznik Çinisi, 1500’lü senelerde uygun teknik donanımlı fırınlar olmadığı için porselene alternatif olarak beyaz kil, silisyum ve cam karışımından oluşturulan harç ile 900 derecede pişirilerek porselen görünümü alan bir ürün olduğu için dünyaca ün kazanmaya başlamıştır.

İznik Çinisi 4 farklı katmanın üst üste eklenmesi ile oluşturulur. Bunlar, gövde, astar, sır altı boyası ve sır’dır. Kütahya, İznik’ten sonra Türkiye’deki çinicilik tarihi açısından oldukça önemli bir yerdir. Kütahya menşeili olan bu çiniler, aynı malzemeler ile üretilmektedir. Fakat İznik ve Kütahya Çinisi farkları arasında ilk ayrım var olan malzemelerdeki katılım oranıdır. Bunun yanı sıra desen ve renkler de farklılık göstermektedir.

Bir diğer İznik ve Kütahya Çinisi farkları arasında bulunan renk farklılıkları ise Kütahya Çinisi çok renkli olsa da İznik Çinisi mavi, turkuaz, yeşil ve kırmızı renkleri kullanmaktadır. Ek olarak %80 kuvartz taşı alt yapısı vardır.

İznik ve Kütahya Çinisi Motifleri

İznik çinisi içerisinde Rumi stilleri, karaca, anka, çiçek desenleri, geyik, gül, menekşe, lale, gonca, lotus yaprak, karanfil, geometrik desenler, Hata-i stilleri, gemi ve Bulut stilleri gibi başlıca motifler yer almaktadır.

Kütahya çinisi içerisinde de duvar süslemesi, dış cephe ya da iç cephe karolar, vazo, tabak, hediyelik porselenler, Selçuklu çini desenleri, baba nakkaş desenleri, lale, karanfil, gül gibi desenler bulunmaktadır.

Genellikle bitkiler, binalar, yelken desenleri, hayvanlar ve doğaüstü semboller kullanılır.  Osmanlı döneminde çinilerinin paha biçilmez hazinesi, bozulmadan ya da solmadan yıllarca durabilmeleri ve şeffaf, renkli ve stilize çiçek desenlerinde ve kültürüne özgü hayvan imgelerinin kullanımında yatmaktadır. Osmanlı Devleti’nin gerilemesi ile ağırlıklı olarak sarayın desteğiyle sipariş edilmeye çalışılan İznik çinileri görkemli dönemini yitirmiş hatta üretimi tamamen durdurulmuştur.

İznik çinileri 17. yüzyılın sonlarında önemini yitirmeye başlamış ve yerini Kütahya çinilerine bırakmıştır.18. yüzyılın başlarından itibaren buradaki popüler seramiklerin çoğu çanak çömlek yapımında kullanılmıştır. Anadolu’da Kütahya çanak çömleğinin en eski yerleşim birimlerinden biridir. Frigler döneminden itibaren günümüze kadar süregelmiştir. Her medeniyete bağlı olarak, bazen farklı ürünler kullanılsa da 18. yüzyılın başlarından itibaren Kütahya’da çini üretimi İznik çinilerindeki boşlukları doldurmaya başlamıştır.

İznik ve Kütahya Çinisi farkları arasında İznik’te üretilen çinilerin daha çok saray ağırlıklı olması yer alır. İznik, saraya daha yakın olduğu için oradan sipariş alarak daha zarif, ince işçilikle çini üretiminde bulunmuştur.

Kütahya ise hem halk hem de saray sanatı karışımı olarak kent sanatı adıyla nitelendirilen bir çini ustalığına sahiptir. Türkler, Rumlar ve Ermenilerin bir arada yaşadığı bir şehir olarak çinilerde hem Hıristiyan hem de İslam motiflerinden örnekler görülebilmektedir.

İznik ve Kütahya Çinisi En Önemli Ayrımı

İznik ve Kütahya Çinisi farkları arasındaki en önemli ayrım, İznik çinisinde altyapıda yüksek kuvars ve kalın sır kullanması, Kütahya çinisinde daha düşük kuvars ve daha ince sır kullanmasıdır.

İznik’te çini üretiminde klasik Osmanlı çini alt yapısı (yüksek kuvars) ve Kütahya alt yapısı (düşük kuvars) kullanılmaktadır. Benzer şekilde hem klasik altyapıda hem de Kütahya altyapılı çiniler Kütahya’da üretilmektedir.

Çini Adı Nereden Gelir?

Çini, tarihi M.Ö 3000’li yıllara dayanan bir sanattır. Tarihteki en eski kaynaklara göre adı Çin işi çanaktan gelmektedir. Saraylı Seyf, Gülistan Tercümesinden alınmıştır ve kayıtlara geçen kelimenin kullanıldığı en eski yazılı kaynak olmak özelliğine sahiptir. Daha öncedeki dönemlerde sözlü olarak kullanılıyor olabilir.

Kelime Kökeni

Çininin kelime kökeni Farsçadır. Çin işi, Çin porseleni gibi anlamlara sahiptir. İlk olarak Türklerin Orta Asya’da imal ettiği bilinmektedir. Orta Asya’da yer alan Kaşan şehrinde üretildiği için o zamanlar kaşi diye adlandırılmıştır. Bu bölgede Turfan, Aşkar ve Koça yakınlarında yapılan kazılara göre çiniler 8. Yüzyıldan beri bu sanatı kullanmaktadır.

İsminin Ortaya Çıkışı

18.yüzyıla kadar tabak, vazo, kase anlamlarına gelen kaşı ve kapkacak anlamına gelen kevani kullanılmıştır. O dönem Çin ürünleri popülerlik kazanmaya başlamıştır ve Çin’den gelen porselenlerin kaliteli olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden kalitesinin yüksekliğini vurgulamak amacıyla denmiştir.

Çini Ustası Kimdir?

Çini sanatını icra eden kişilere çini ustası denilmektedir. Ülkemizde son yıllarda pek çok ilde ve pek çok şehirde çini ustaları tarafından verilen ücretsiz dersler ile bu sanata olan ilgi artırılmaktadır. Mimarilerin vazgeçilmezi çini sanatı, hem ruhu hem de gözü dinlendiren bir sanattır. Geleneksel Türk sanatları arasında yer alan kişinin özellikle köşk, saray, camii ve çeşme denildiğinde akla gelen tasarımlarda kullanılmaktadır. Bu büyük yapıların süslemesinde kullanılan çini sanatı ayrıca mutfak araç ve gereçlerinde de uygulanmaktadır. Pek çok seramikte uygulanan desenler ile sizler de hem modern hem de tarihi bir görünüm oluşturabilirsiniz.

Çini Ustası Kimdir Zengin mi?

Uğraştırıcı olmasına rağmen pek çok kişi bu sanatı icra ederken yüksek kazanç elde edebilir. Ancak işin ustaları çoğu zaman gönüllü olarak dersler vermekte ve yalnızca bu sanatın yıllar sonra da sürdürülebilmesi için çalışmalarını devam ettirmektedir. Pek çok sanatçı kendi atölyesini açmış ürünler üreterek satışa sunarken bazıları seri üretim oluşturabilmek için gerekli titizliği ve özeni göstermektedir. Pek çok Halk eğitim merkezinde Çini ustası kimdir zengin mi sorularına cevap bulabilirsiniz.

En Başarılı Tarihi Çini Örnekleri

Çini sanatı yüzyıllardır devam ettirilen bir sanattır. Türkler de çok eskiden bu yana binalar ve camiler çini sanatı ile süslemektedir. Yaklaşık 1000 yıllık geçmişi olan bu sanatın ilk örneklerine ise Karahanlılar döneminde rastlanmıştır. Daha sonra Büyük Selçuklular bu sanatı sürdürmektedir. Osmanlı döneminde ise bu gelenek çok daha gelişerek sürdürülmektedir.

İstanbul’da yer alan pek çok yapıda muhteşem bir çini işlemesi yer almaktadır. İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Camii, Şehzadeler Türbesi, Topkapı Sarayı, Haseki Medresesi, Üsküdar’da bulunan Çinili Cami, İstanbul Yeni Cami, İstanbul Mahmut Paşa Türbesi, Çinili Köşk gibi pek çok tarihi çini sanatı örnekleri yer almaktadır.

Çini sanatı özen gösterilmesi ve sürdürülmesi gereken sanatlardan bir tanesidir. Tarihimiz de onlarca hatta yüzlerce mimari yapının işlendiği bu sanatla günümüzde modern çizgilerden çok daha özel bir görünüm elde edebilmek için sanatın sürdürülmesi önemli bir konudur. Zor ve sıkıcı olacağını düşündüğünüz çini kursunu iyi bir çini ustasından aldığınızda istediğiniz başarılı sonucu elde edebilirsiniz. Kısa sürede çini ustası haline gelebilirsiniz. Çini ustası kimdir diyorsanız siz de bu sanata olan ilginizi arttırabilirsiniz ve en iyi çini ustaları hakkında araştırma yaparak ders alabilirsiniz.

Geleneksel Çini Ustalığı

Çini sanatı, hamur halinde olan killi toprağın pişirilmesi ile ortaya çıkan bir eserdir. Pişirilme esnasında yapılan çeşitli desen ve motifler ile estetik bir görüntü oluşturma amaçlanır. Osmanlı Dönemi ve günümüz arasında çeşitli motif ve desen türleri bulunmaktadır. Çini ustalığı el becerisine göre genellikle çiçek motifleri başta olmak üzere farklı şekillerde desenler oluşturabilmektedir. Osmanlı Dönemi çini desen ve motifleri incelendiğinde, günümüz desen ve motifleri yanlarında farklı kalmaktadır. Yaşanan dönemin halk yapısı ve çeşitli mimari yapıları bu durumda etkin rol oynamaktadır. Çinicilik sanatının 12. Yüzyıldan beri var olduğunu bilmekteyiz. Eski dönemleri yansıtan yapıların üzerinde de sıkça bu sanata rastlayabiliriz. Özellikle camii ve porselenler üzerinde çini sanatının çeşitli desen ve motiflerini görmek mümkündür.

En Çok Kullanılan Teknik: Sıraltı Tekniği

Çini ustaları yaygın olarak sıraltı tekniğini kullanmaktadır. Bu teknik doğa ile ilgili olup reçetesi de ona göre hazırlanmaktadır. 12. yüzyıldan beri süregelen çini tekniğinde sıraltı tekniği yoğun olarak 16. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknikte çini sanatı yapılacak olan çamur, reçete durumuna göre hazırlanarak hamur şekli verilir. Bu aşamadan sonra ise hangi alanda kullanılacaksa hamur o şekli alır. Genellikle sıraltı tekniği camii içlerinde cemaat giriş yerleri ve mihrap bölümlerinde kullanılmaktadır.

Hamur şeklini aldıktan sonra ise astar sürme işlemi yapılır. Bu işlemin amacı ise hamuru kurutmaktır. Ardından çini fırınlarında pişirilmek üzere fırına koyulur. Elde edilen pürüzsüz yüzey üzerine ajur tekniği ile delikler açılarak kömür tozuyla pişmiş hamura aktarılır. Desenin dış eksenleri ise siyah boya ve fırça yardımı ile çizilir. Desen hakkında en son aşama ise renklendirmedir. Uygun renkler kullanılarak çizilen çini deseni ve motifleri boyanır. Boyanın tutması ve hamurun sağlamlaşması için de son aşama olarak hamur sır ile kaplanır. Sır ile kaplanan hamur 900-950 derece ısıdaki fırına verilir. Gereken süre içerisinde hamur piştikten sonra artık sunuma veya satışa hazır hale gelir.

Yüzyıllardır Nesilden Nesle Aktarılan Ustalık: Çini Ustalığı

9 yüzyıldır çinicilik sanatı dünya üzerinde devam etmektedir. Sanatı en çok kullananlar ise Türkler olmuştur. Osmanlı döneminden başlayan bu akım günümüzde bazı eski Türk devletlerinde de devam etmektedir. Fakat yoğun olarak Türkiye’de çini sanatı devam ediyor. Geleneksel çini ustalığı nesilden nesillere aktarılarak varlığını devam ettirmiş olup, Kütahya ilinde yaygın olmak üzere halen bilgi aktarımı devam etmektedir.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com