Editör | Reyhan Çini

Tüm İçerik: Editör

Çini Yapım Aşamaları: Kömürleme

Çini yapılmış eserler incelendiğinde, ne kadar ince işçiliğe sahip oldukları yakından görülür. Hatta bazı insanlar, bu durum karşısında ciddi bir şaşkınlık dahi yaşar. Bu ince işçiliğin temelinde çini yapım aşamaları vardır. Birden fazla aşamanın mahir eller ve ehil kişilerce yapılması, çininin sırlı bir gizeme sahip olmasına neden olmaktadır. Sabrın sonucu olarak oluşan bu ürünler, yüzyıllar boyunca bozulmadan kalabilmekte ve bazen vazo, kupa gibi ev eşyalarının bazen de mimari eserlerin üzerinde yer almaktadır.

Çini yapmak için öncelikle özel bir karışımdan hazırlanan hamur, özenli bir şekilde plakalara dökülür ve kurutulur. Kuruyan plakalar zımpara ile istenen boyuta getirilir. Daha sonra ise astar çekilir ve böylece altyapının genel olarak hazır olması sağlanır. Bu aşamadan sonra ise eskiz kağıda hazırlanan tasarım, sabırla iğnelenir. Çini yapım aşamaları için sıradaki adım artık kömürlemedir. Kömürleme, eserin ortaya çıkmasında kilit role sahip adımlardan birisidir.

Çini Yapım Aşamaları: Kömürleme Nasıl Yapılır?

Çini üzerine yapılacak olan tasarım öncelikle eskiz kağıda yapılır ve daha sonra bu kağıt, iğne yardımı ile geçirgen bir hale getirilir. Bu aşamadan sonra ise daha önce hazırlanan çini plakanın üzerine tasarımın genel hatlarının çıkarılması işlemi yapılır. Bunun için kömürleme tekniği kullanılır. Bu teknik genel olarak eskiz kağıdının çini plaka üzerine getirilmesi ile yapılır. Böylece daha önce oluşturulan tasarım, astar ile hazır hale getirilen plakaya sorunsuz bir şekilde aktarılmış olur. Daha sonra ise çini yapım aşamaları içindeki bir sonraki adıma geçilir.

Bu adım, dışarıdan bakıldığında herkesin yapabileceği bir adım gibi görünebilir. Genel hatları ile de basit bir işlemdir. Ama işlem sırasında eskiz kağıdının kaydırılmaması gerekir. Bunun için gerekli özenin gösterilmesi çok önemlidir. Hafif bir kayma, tasarımın dağılmasına neden olacaktır. Bununla birlikte bahse konu tasarımın, plakanın tam olarak neresine aktarılacağının ayarlanması da gerekir. Konumuna bağlı olarak ortaya çıkacak olan ürünün görünümü farklılık gösterecek ve bu da kalitesinin değişmesine neden olacaktır. Kısacası bu adımın da mahir eller tarafından yapılması çok büyük önem taşır.

Çini Yapım Aşamaları: Desenin İğnelenmesi

Sırlı yapısı ile herkesi etkisi altına alan çini, yüzyıllardır yapılan çok önemli bir sanat olarak dikkat çeker. Çini, eski Türk topluluklarından bölgede yaşayan diğer medeniyetlere kadar çok farklı milletler tarafından yapılmıştır. Fakat özellikle Selçuklulardan sonra Türklerin bu sanatta çok daha başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunda, izlenen çini yapım aşamaları ve bunların nasıl yapıldığının çok büyük önemi vardır.

Çini, herhangi bir taşın veya plakanın üzerine değil, özel maddelerle hazırlanan hamurdan pişirilerek elde edilen plakalara yapılmalıdır. Bu plakalar, zımpara yardımı ile pürüzsüz bir yapıya bürünmeli ve daha sonra da istenilen boyuta getirilmelidir. Bu aşamadan sonra astarlanacak olan plaka, çiniye hazır hale gelir. Desenin iğnelenmesi ise sıradaki aşama olup, ortaya çıkacak ürünün en hassas adımlarından birisidir. Bu adımın kalitesi, ürün adına çok önemlidir.

Çini Yapım Aşamaları: Desenin İğnelenmesi Nasıl Yapılır?

Çini yapım aşamaları içinde bulunan desenin iğnelenmesi adımı, dışarıdan bakıldığında son derece basit bir iş gibi görülür. Fakat son derece hassas olan bu adımda hata yapılmaması gerekir. Çünkü hata yapılırsa bütün işlem baştan başlamak zorunda kalacaktır. Bundan dolayı hata yapılsa dahi bunun fark edilmesi gerekir.

Kopyalama amacıyla geliştirilen eskiz kağıdı, bu aşamada kullanılmaktadır. Kağıt üzerine, çinide kullanılacak desen aktarılır. Bunun olabildiğince temiz ve düzgün bir şekilde aktarılması son derece önemlidir. Bu aşamadan sonra ise kağıt üzerinde yer alan desen, tek tek iğnelenerek aktarılır. Bu işlem esnasında sabırlı olunması gerekir. Çünkü bazen oldukça uzayabilecek bir işlemdir ve sabırsızlık, işin tamamen çöp olmasına neden olabilir. Bütün bunlar dikkate alındığında, diğer adımlarda olduğu gibi burada da mahir ellerin çok büyük önemi olduğunun unutulmaması gerekir. Aksi durumda, çıkacak olan sonuç tam anlamıyla bir hayal kırıklığına neden olacaktır.

Desenin iğnelenmesi, çini yapım aşamaları içinde yer alan adımlardan birisi olup, desenin yapısına bağlı olarak bazen kısa sürede, bazen de çok daha uzun sürede tamamlanır. Fakat unutulmamalıdır ki; desenin aktarılması için bu işlemin doğru ve hatasız yapılması çok önemlidir.

Çini Yapım Aşamaları: Zımparalama

Çini, geçmişten günümüze ulaşan özel sanat alanlarından birisidir. Yapılan araştırmalara göre milattan önce dahi farklı türleri yapılan bu sanatın, özellikle 11.yy gibi yaygınlaştığı görülür. Günümüze kadar gelmeyi başaran çok sayıda eser vardır ve bunun en önemli nedeni, çininin temel özellikleridir. Çini yapım aşamaları sayesinde eserler yüzyıllar boyunca bozulmadan kalmakta ve bizlere adeta birer kültürel miras olarak gelmektedir. Bu aşamaların ilki çini hamurunun hazırlanması ve bunun kurumasının sağlanmasıdır. Bundan sonraki diğer aşama ise zımparalamadır.

Çini Yapım Aşamaları: Zımparalama Nasıl Yapılır?

Çini hamurunda farklı maddeler bulunur ve bunlar sayesinde hem yapılan boyama işlemi kendisini net bir şekilde gösterir, hem de çini son derece dayanıklı olur. Bu hamurun hazırlanmasında quartz taşının tozu, kil ve sırça gibi farklı maddelerin, belli oranlarda karıştırılması söz konusudur. Bu işlem sonrasında ise 20-25 günlük doğal kuruma süreci beklenir. İşte bu aşamadan sonra çini yapım aşamaları içerisinde olan ikinci adıma geçilir: Zımparalama.

Zımparalama, pek çok alanda kullanılan ön işlemdir. Buradaki temel hedef, ana maddenin pürüzsüz bir yapıya bürünmesi ve kullanıma hazır olmasıdır. Çini için hazırlanan kurumuş çamur, pürüzsüz bir yapıda değildir. Çini kalıplarından çıkan bu plakaların boyanması ve sırlanması için öncelikle istenilen ölçülere getirilmesi ve daha sonra da pürüzsüz bir yüzeye sahip olması gerekir. Bahse konu işlem, zımparalama ile gerçekleştirilir.

Geçmişte farklı maddelerle yapılan bu işlem, günümüzde ise özel olarak üretilen zımpara ile yapılmaktadır. Bundan dolayı da bahse konu işleme zımparalama denilir. Çini yapım aşamaları içinde özel bir yeri vardır, her ne kadar basit gibi görülse de son derece hassas bir iştir. Yapılacak ufacık bir hata sonucunda plakanın tamamen kullanılamaz duruma gelmesine neden olabilir. Bundan dolayı usta eller tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Sabır isteyen zımparalama sonunda plakalar istenilen ölçülere gelir. Buradan sonra yapılacak olan boyama ve diğer çini aşamaları sayesinde eşsiz ürünler ortaya çıkacaktır. Zımparalama ne kadar iyi olur ve plakalar ne kadar pürüzsüz olursa yapılan boyamalar kendisini o kadar fazla gösterir.

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Çini müzesi denildiğinde ilk olarak Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait buluntuların bulunduğu Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi akıllara gelir.

Kütahya’da Germiyanoğulları Yakup Çelebi tarafından yaptırılan yer bugün mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan imaret mescidi 1999 yılında Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildi. Bu çini müzesinde yaklaşık 500 eserle bugün ziyaretçilerin çini örneklerini görebilmeleri ve en iyi çini tasarımlarını inceleyebilmeleri mümkün hale geliyor. Ancak ülkemizde olduğu kadar çeşitli etkenlerle birlikte yurt dışına taşınmış örnekler de yer almaktadır. Hatta bir zamanlar ev sahipliği yaptığımız topraklarda yaşatmış olduğumuz örnekler ve tarihi ürünlerde yer almaktadır. Bunlardan bir tanesi de Tunus’ta bulunan Side Kasım Zelici çini müzesidir.

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Tunus’ta bulunan bu müzede öncelikli olarak duvar süslemeleri dikkati çekiyor. Siz de Sidi Kasım Zelici Çini Müze’sinde hem koleksiyonlar hem de mimari yapısı açısından dünya çapında ünlü bir çini müzedir. Sahip olduğu eserler ve mimarisi ile çini tarihine ışık tutmaktadır. Çini sanatının tarihi ve içindeki seyrini gözler önüne seren tasarımlar yer almaktadır. Bu müzede Osmanlı dönemine ait çini işlerinin sergilendiği görülmektedir. Lale figürü Türk çinilerinde yoğun olarak bulunmaktadır ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları Selçuklu ve Türk izlerinin harmanlandığı çinilerle bambaşka bir koleksiyon oluşturulmuştur. Sidi Kasım çini müzesinde uzun süre içerisinde en değerli tarihi eserler yer alırken mimarisi açısından da bu yapı büyük bir öneme sahiptir. 18. yüzyılda Osmanlı sancak beyi Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından genişletilen ve bugünkü halini alan çini müzesi bir dönem bakımsız kalmış olsa da bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiş ve çini müzesi olarak kullanılmaya başlanmış, koleksiyonda en nadir çini örneklerinin yer aldığı görülmüştür.

 

Çini Müzeleri

1726 yıllarında Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından inşa edilen İznik ve Haliç işi çini şuan müzede yer alan en nadide eserlerdir. Günümüze kadar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış pek çok eser bugün bu çini müzesi ile sanat severlerle buluşuyor. Çinilerde sır tekniği kullanımı bugün daha çeşitli ve zengin hale geldi. Çini sanatına farklı bir boyut kazandıran eserlerimiz müzenin en nadide parçaları olarak sergilenmektedir.

Şehzadeler Türbesi Çinileri

Şehzadelere yapılmış olan ve Kanuni Sultan Süleyman Manisa sancağında vali görevi yaparken 1543 yılında oğlu Mehmet adına yaptırdığı bir külliyedir. Şehzade türbesi Mehmet için yaptırdığı bir türbe olup Beyazıt’tan Edirnekapı’ya giden cadde üzerinde isimlendirilmiştir. 1543 yılında yapımına başlanan Şehzade Mehmet’in gömüldüğü türbe tamamlanmış ve 1544 de temeli atılan cami 1548’de ibadete açılmıştır. O dönemin en önemli eserleri bu tarihi yapıda gösterilmiştir. Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi denemelerinin ürünü olarak değerlendirilen şehzadeler türbesi çinileri ve diğer süslemelerle daha sonra yenilenmiş ahşap malzemelerin üst düzeyde işçiliği görülmektedir.

Şehzadeler Türbesi Nerede, Nasıl Gidilir?

Şehzadeler türbesi İstanbul’un tarihi Yarımada olarak adlandırılan bölümünde yer almaktadır. Fatih konumunda en çok ziyaret edilen yerler arasında bulunan şehzade türbesi toplu taşıma araçlarından tramvay, metro, otobüs ile rahatlıkla ulaşımın sağlandığı yerlerden bir tanesidir. Bu tarihi yapılarda birbirinden farklı ve başyapıt niteliğinde çini eserleri görebilmek mümkün. 1994 ve 1999 yılları arasında külliye ve binaları kapsamlı bir şekilde restorasyonu uğramıştır ve mimar Sinan “Baş Mimar” ünvanı ile inşa ettiği bu ilk camii de büyüklükte oluşturulan avlu bölümlerinde mutlak bir geometrinin hakim olduğu simetrik plan bulunmaktadır.

İç kısmında dengeli olan bu planda 4 yarım kubbe ile desteklenen merkezi kubbe yer almaktadır. Yapının genel görünümü ve inşası dışında sanat eserlerinden çini sanatı görmek mümkündür. Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi eserlerinden sonra bu eseri mimaride yüzeysel etkiden ziyade mimari etkiyi ön plana çıkarmaktadır.

1546 yılında medrese inşa kitabesi incelendiğinde tamamlandığı anlaşılan tarihi yapılarda 20 hücreli medrese asimetrik plan kurgusuna uğramış olmasına rağmen tipoloji uygun bir tasarım ve süsleme de ortak paralellik kurulmuştur.

Şehzade türbesi çinileri görülmeye değerdir. Çini sanatının en dikkat çeken süslemelerinden biri olan çiniler şehzade Mustafa Türbesi’nde kırmızı, mavi motiflerle oluşturulmuştur ve görsel şölen yaşatmaktadır. Bunun yanı sıra şehzade külliyesinde Arapça harflerin ve duaların yazılı olduğu pek çok sanat eseri de yer almaktadır. Görülmeye değer bu eserler ziyaretçiler tarafından merakla inceleniyor ve Topkapı Sarayı’nda yer alan diğer çini örneklerinin en klasik ve en özelleri şehzadeler Türbesi’nde yer alıyor.

Kabartma Çini Nasıl Yapılır?

El sanatlarının en güzel örneklerinden Çini sanatı hem göze hem de ruha hitap etmektedir. Peki aynı zamanda tomurcuk olarak da adlandırılan kabartma çini nasıl yapılır?

Kabartma Çini

Çini islam dünyasında Milattan Sonra yaklaşık olarak 9. Yüzyılda kullanılmaya başlansa da Türk tarihinde ilk kez kullanımı Karahanlılar dönemine denk gelmektedir. Osmanlı döneminde cami, türbe veya saray, köşk gibi önemli yapıların iç ve dış duvarlarına ısıtılmış balçık üzerine yapılan resimlerle çini sanatı kendini göstermiştir. Bugüne kadar bizlere miras kalmış en önemli sanatlardan biridir. Mekan iç veya dışlarına yapıldığı gibi tabak, çanak gibi eşyalara da işlenerek dekorasyon malzemesi olarak kullanılmasına yol açmıştır. İlk olarak Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde önem verilerek sanatçılar yetiştirilmeye başlanmış olsa da çiniciliğin yaygınlaşması Mimar Sinan dönemine denk gelmektedir.

Kullanılan Renkler

Genel olarak kabartma çini sanatında mavi, lacivert, siyah ve kırmızı renkleri kullanılmaktadır. Kullanılan bu renklerin her birinin ayrı anlamları olduğu gibi sanatçının iç dünyasını da anlatabildiği için önemlidir.

Önceden torna aleti üzerinde şeklini verdiği ürün üzerine birçok renk kullanılarak zemin yapılır. Bu işleme turnetleme işlemi denir. Sanatçı kendi tarzında seçtiği mofitleri zemin üzerine elmas uçlu kalemiyle çizerek boyama için hazırlar. Çizmiş olduğu motiflerin içine kullanmak istediği renkleri kat kat kabartarak sanatını ortaya çıkartmaya başlar. Sanatçının yaptığı motiflerin kabartılması işi bittiğinde asıl sanatı ortaya çıkartacak olan camsı madde yani sır ürün üzerine kaplanır. Şu an için donul renklere sahip olan ürün 9000 C’lik fırında ısıtılmasının ardından parlak renkler ortaya çıkarak biz sanatseverlere muhteşem bir renk cümbüşü sunmuş olur.

Pişirilen çinilerin kırılmaması için yavaş yavaş soğutulması gerekmektedir. Aksi halde sıcaktan soğuğa hızla geçeceğinden eserler kırılarak verilen bütün emekler boşa çıkacaktır. Kabartma çini sanatı üzerine büyük emekler verilen ve sanatçının tamamen el emeğiyle ortaya çıkan bir sanattır.

Atalarımızdan bizlere miras kalmış olan çinicilik mesleği günümüzde daha çok hobi olarak insanlar tarafından yapılıyor olsa da tarihimize sahip çıkmak adına daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Günümüzde çok az sayıda çini sanaatıçısı bulunmaktdır.

Ayasofya Çinileri

Dünya mimarlık tarihinin bilinen en önemli ve en eski örneklerinden birisi olan Ayasofya günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başaran nadir yapıtlardandır. Çok eski bir tarihte yapılmış olmasına rağmen böyle heybetli ve sağlam bir yapını inşası halen günümüz insanlarını şaşırtmaktadır. Ayasofya, Roma İmparatorluğu’nun İstanbul şehrinde inşa etmiş olduğu en büyük ve görkemli bir kilise olup aynı alanda 3 kez inşa edilmiştir. Doğu Roma imparatorlarının birçoğu burada taç giymiştir. Ayasofya 527-562 tarihleri arasında o devrin en ünlü iki mimarı olan Milet ve Anthemios tarafından inşa edilmiştir.

Ayasofya inşası sırasında mermerle kaplanmış olan kapıları hariç, diğer tüm yüzeyleri birbirinde güzel ve eşsiz mozaiklerle donatılmıştır. Her bir mozaiğin yapımında altın, renkli taşlar, cam, pişmiş toprak ve gümüş gibi değerli madenler kullanılmıştır. IV. Haçlı Seferleri sırasında Ayasofya yağmaya maruz kalmış ve birçok yönden tahribata uğramıştır.

Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u almasıyla birlikte camiye dönüştürülmüştür. Zarar görmüş yapının tamiratı yapılmış, yapıya destek amaçlı Mimar Sinan tarafından minareler eklenmiştir. Osmanlı Dönemi’nde Ayasofya’nın iç kısmına camiye daha uygun olması için minber, mihrap, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve çeşitli bölümler ilave edilmiştir. Bu kısımların süslemesinde ise tarihte yer edecek olan Ayasofya Çinileri kullanılmıştır.

Ayasofya Çinileri Mihrap Etrafındaki

Mihrabın arka tarafından başlayarak duvarı bir boydan bir boya adeta kuşak gibi çevreleyen kobalt mavisi çiniler yer almaktadır. Bu kuşak şeklindeki çininin üzerinde ise celi sülüs hattı ile yazılmış Ayetü’l Kürsi yer almaktadır. Kuşağın bitiş kısmında ise kırmızı renkle beyaz konturlu rozetin iç kısmına “Ketebehu El Fakr” Muhammed 1016 yazısı nakşedilmiştir.

Yine aynı şekilde Mihrabın sağ ve sol taraflarındaki dehlizler içerisinde de çini karolar yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi de sol kısımdaki dehlizde Eski Hünkar Mahfili’ne ait bitkisel desenlerle oluşturulmuş 16. Yüzyıla ait meşhur İznik Çinileri yer almaktadır.

Sağ taraftaki dehlizde bulunun ünlü Ayasofya Çinileri ise iki ayrı tasvir içermektedir. Bunlardan birisi toplamda sekiz parçadan oluşan Kabe tasvirini içerirken, diğeri de peygamber efendimizin türbesinin tasvirini içermektedir. Yine bu çinilerde 16. Ve 17. Yüzyılda yapılan meşhur İznik çinilerimizdendir.

Kılıç Ali Paşa Camii Çinileri

Cami çinileri denildiğinde ilk akla gelen camilerden biri Kılıç Ali Paşa Camii’dir. Geçmişten günümüze güzelliğini ve tazeliğini korumayı başarabilmiş nadide örneklerdendir.

Camiyi görmeye gitmemize karar verme aşamasında cami çinileri kadar hikayesi de bizi etkilemişti. Bu yüzden gidip yerinde görmeye karar verdik. Gittiğimizde bize camii ve inşası hakkında enfes bilgiler veren çok başarılı bir rehber vardı. Bize anlattıklarını sizlerle de buradan paylaşmak istiyorum. Öncelikle camii hakkında biraz genel bilgi vermek istiyorum.

 

Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa 16. Yüzyılın en önemli ve başarılı amirallerinden birisiymiş. Keskin ve çok kıvrak bir zekaya sahip olmakla birlikte çok başarılı bir savaş strateji uzmanıymış. Devrindeki Osmanlı Donanmaları sayesinde birçok savaş kazanmış. Bilhassa da İnebahtı Deniz Savaşındaki manevra kabiliyetleri ve üstün yeteneği sayesinde savaşın kazanılması sonucu o denemin padişahı olan Sultan II. Selim kendisine Kılıç unvanını takdim etmiştir.

Geçmişten Bugüne Cami Çinileri

Kılıç Ali Paşa Camii için Mimar Sinan Ayasofya’nın bir örneğini yaptım der ve ekler, deryalar kudursa ve dalgaları kubbesinin üzerinden bile aşsa bu eser kıyamete kadar baki kalacaktır demiştir. Gerçekten de harika bir eser, bizi önce avlu ortasında ki zarif bir kubbe ile süslenmiş şadırvan karşıladı. İç avluya geçtiğimizde ise son derece güzel bir işçilik eseri olan ahşap ve ağaç oyma ile yapılmış arka cemaat yeri bulunmaktadır. Cami çinileri de direkt olarak dikkatleri çekmektedir. Kendisi adına bir camii yaptırmak isteyen Kılıç Ali Paşa devrin sultanından izin istemiş, sultan ise Kılıç Paşa deryalar serdarudur ben ona karadan bir karış yer vermem. Gitsin kendisine derya üzerinde cami inşa etsin demiştir. Bu olay üzerine İstanbul’ un güzide semtlerinden olan Tophaneye denizin doldurulması sonucu ülkemizin ve dünya mirasının en gözde eserlerinden olan Kılıç Ali paşa Camii inşa edilmiştir.

 

Cami çinileri ile ilk görüşte insanları büyülemektedir. Elbette ki böyle bir nadide eseri de yine ancak yeryüzünde nadide bir mimar olan Mimar Sinan gerçekleştirecektir. İç kısımda ise sizi kendinizden geçirecek derecede 16. Yüzyılın örneklerini yansıtan ve çiçek desenleriyle süslenmiş çiniler yer almaktadır. Kılıç Ali Paşa Cami çinileri lacivert boya üzerine ince ve güzel bir şekilde beyazla çevrelenmiştir. Bütün duvarların üst taraflarını kuşatan bu harika çinilerin üzerine nakşedilen kuşak yazıları gördüğümüzde hayranlığımızı gizleyemedik.

Sadberk Hanım Müzesi Çini Eserleri

Tarihi kültürümüzü ve yöresel işçiliklerimizi yansıtan Sadberk Hanım Müzesi; Koç ailesi tarafından 1950’li yıllarda satın alınmış olup, bir süre yazlık olarak kullanılmıştır. Daha sonra Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç anısına, Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak hizmete açılmıştır. İçerisinde Sadberk Hanım’ın koleksiyonlarının sergilendiği bu müzeyi ziyaret ettiğiniz anda, kendinizi tarihin derinliklerinde bulacaksınız.

Vehbi Koç’un Eşi Sadberk Koç Anısına

Çeşitli işlemeler, geleneksek kıyafetler, gümüş ve porselen üzerine işlenmiş olan tuğralı eserler ile köklü tarihimizden kalıntıları ayağımıza kadar getiren Sadberk Hanım Müzesi; muhteşem çini eserlerin de yer aldığı bir müze olarak günümüzde birçok insan tarafından ziyaret ediliyor. Gerek yurt içinden, gerekse de yurt dışından ziyaretçiler; çini eserleri müzesi olarak da adlandırılan bu müzede göz zevkini doyuruyor. En güzel takıların, figürinlerin, seramik, cam, ahşap ve porselenlerin yer aldığı bu müzede, pişmiş topraktan yapılma eserler ve büyük ustalık gerektiren hat ve tezhip sanatı da görücüye çıkıyor. 19. Yüzyıldan örneklerin yansıtıldığı bu tarihi müzede, daha eskiye dayanan ve dönemin mimarisini yansıtan eserler de mevcut.

Her türlü zevke ve görüşe özel yapıtların bulunduğu Sadberk Hanım Müzesi’nde tarihi bir yolculuğa çıkacaksınız. Osmanlı dönemine ait el sanatlarının da ustalıkla işlenip, ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu bu müzede geçireceğiniz vakitten keyif duyacaksınız.

Osmanlı Mimarisinden Önemli Eserler

Maden, heykel, tablet, sikke, tekstil, sunak alanında da birçok baş yapıtın yer aldığı Sadberk Hanım Müzesi çini eserleri ile görenleri hayrete düşürüyor. İETT otobüsleriyle kolayca erişim sağlayabileceğiniz bu müzeyi ziyaret etmek isteyenler; daha sonra mağazada yer alan ve satışa sunulan eserleri de ücreti mukabilinde temin edebilecekler.

Müzeye Giriş Ücret Tarifesi

Sarıyer’de yer alan bu müzeye 65 yaş ve üzerinde olanlar, 7 yaş ve altında olanlar, engeli bulunanlar ücretsiz bir şekilde girebilecekler. Öğretmen ve öğrenciler 3 TL’ye, tam bilet alanlar 10 TL’ye, indirimli bilet alanlar ise 7 TL’ye bu çini müzesini seyre dalacaklar.

İstanbul Pera Müzesi Çini Eserleri

Pera Müzesi; İstanbul Beyoğlu’nda yer alan, kültür ve sanat alanında insanları doyuran bir yapıdadır. Google Arts Culture; Google ve 70’den fazla ülkede birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşan projede de yerini alan İstanbul Pera Müzesi; bünyesinde yer alan eserleriyle ziyaretçilere muhteşem vakit geçirme şansı tanıyor. Ayrıca burada sanata doyan insanlar, çeşitli eserleri mağaza üzerinden satın alma şansı da yakalıyor. Üstelik müzeye giriş yapabilmek için cebinizden öyle yüksek bir miktar da çıkmıyor. Zaten 65 yaş ve üzerine, 7 yaş ve altındaki çocuklara da müzeye ücretsiz giriş imkanı tanınıyor. Tam bilet için 20 TL, indirimli bilet için 10 TL ve 10 kişi ya da üzerinde gruplar için 15 TL’ye bu müzede vakit geçirebilirsiniz.

Pera Müzesi’nde Kütahya Çini ve Porselen Eserleri

Anadolu’ya özel tarihi eserlerin yer aldığı İstanbul Pera Müzesi’nde; çok sayıda çini eserleri de görücüye çıkarılmış durumda. Kütahya Çini ve Seramik Koleksiyonu; bunun en ciddi göstergesi olarak bu müzede kendisine yer ediniyor. Çini, sürahi, ibrik, masa saati, darbuka, biblo, tabak, vazo, sütlük; farklı işlemeleri ile müzede sergilenirken, mağaza bölümünde de satın almak isteyenlerin satışına sunuluyor. Çini eserleriyle büyük sükse yapmış olan İstanbul Pera Müzesi; tarihin derinliklerini yansıtan fotoğraf koleksiyonlarıyla da ciddi manada ilgi görüyor.

Anadolu’nun Köklü Tarihini İliklerinize Kadar Hissedeceksiniz

Eski çağlarda Anadolu’da kullanılan ağırlık ölçülerinin yer aldığı özel bir koleksiyon; İstanbul’daki Pera Müzesi’nde hayranlarını bekliyor. Anadolu’nun kültürünü yansıtan, o döneme ait en güzel eserlerin sergilendiği müzede; oryantalist resim galerisi de ilginizi çekecek. Pera Müzesi; görsel açıdan ziyaretçilerine heyecan dolu dakikalar yaşatırken, onları birkaç saatliğine de olsa alıp tarihin dipsiz koyularında bir yolculuğa çıkaracak.

Ziyaret ve Ulaşım Oldukça Kolay

İstanbul müzeleri içerisinde, Google’un da aralarında yer aldığı birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşturulmuş olan büyük projede Türkiye adına yer alan Pera Müzesi; ulaşımın da birçok yolla kolayca sağlandığı bir müzedir. İETT hatları üzerinden, vapur ya da metrolar ile bu müzeye yakın konumlara ulaşabilir ve oradan da rahatlıkla müzeyi ziyarete başlayabilirsiniz. Her Cuma ücretsiz olarak saat 18:00 ila 22:00 arasında ziyaret edebileceğiniz müze; Pazartesi günleri ve dini bayramlarda ziyarete kapalıdır.

Çini’de Sıraltı Tekniği

Çini yapımı sırasında kullanılan farklı teknikler vardır. Bunlardan birisi de sıraltı adı verilen tekniktir ki, en iyi ve en kalıcı tekniklerden birisi olarak kabul edilir.

Diğer tekniklerden farklı üstünlükleri olduğundan dolayı, çini yapımında çini ustaları tarafından yoğun olarak kullanılır. Bazen tek başına kullanılacağı gibi bazen de farklı tekniklerle kullanılır.

Çini Yapım Aşamaları

Bilindiği gibi çini sanatının farklı aşamaları vardır ve bu aşamaların başında çamurun pişirilmesi gelir. İşte sıraltı tekniği bu aşamada yapılır. Hazırlanan çamur biraz pişirilir ve bisküvi kıvamını alır. Yani tam olarak sertleşmez. Bu aşamada özel olarak hazırlanan porselen boyaları ile boyama yapılır. Sır çekme işleminin bu aşamada yapılmasından dolayı boyalar bir süre sonra görünmez. Tekrar pişirilen çamur, bu defa sertleşir. Böylece boyalar tekrardan gözükür. Bu işleme sıraltı denilmesinin nedeni de tam olarak budur.

Çini Boyama

Çini yapımında kullanılan bu teknikte kullanılan boyalar, yukarıda da bahsedildiği gibi özel olarak geliştirilmiş olup, sıradan boyalar değildir. Yüksek ısıya dayanma gücü olan boyaların bu aşamada kullanılması gerekir. Aksi durumda, ikinci fırınlama işleminden sonra boyalar özelliklerini yitirecek ve çini sanatı, tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlanacaktır. İkinci fırınlamada, çekilen sır saydam bir görüntü almakta ve altındaki boya görünür hale gelmektedir. Bunun temel nedeni, yüksek ısıya dayanımdır. İşte bu noktada ısıya dayalı renkler merak edilmektedir. Bunların başında ise kobalt mavisi gelir ki, çini yapımı ile belki de en fazla kullanılan renktir. İşte bu rengin güzelliğinin dışında, kullanılmasının bir başka nedeni de bu durumdur.

 

Çini Renkleri

Geçmişte kullanılan tekniklerin temelinde, teknolojinin daha az yer tutmasından dolayı, farklı renklerin oluşturulması çok kolay olmamıştır. Kobalt mavisinin hoş görünümü, porselen ile muhteşem uyumundan dolayı sıraltı tekniği uygulanırken çok fazla alternatif aranmamıştır. Fakat diğer tekniklerde, yeterince renk seçeneği olduğu söylenebilir.

 

Çini yapımı sırasında bu işlemi uygulayan ustaya göre farklı kalitede olabilmektedir. Tamamen el emeği olması ve ciddi bir tecrübe istemesinden dolayı durum bu şekildedir. Sitemizde bulunan ürünleri, alanının en iyi ustaları yapmakta ve sizlerin beğenisine sunmaktadır. Farklı çini çalışmalarında görebileceğiniz bu tekniğe sahip ürünleri, sitemizden alabilirsiniz.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com