Editör | Reyhan Çini

Tüm İçerik: Editör

Çini’nin İki Farklı Kullanımı

Osmanlı’dan miras geleneksel sanatlarımız içerisinde varlığını halen sürdüren önemli bir tür olarak çini ülkemizde Kütahya ve İznik’le birlikte anılıyor. Tarihin farklı dönemlerinde bu kentlerde çininin üretimi yoğunluk kazanmış durumda. Eserlerin temel olarak iki farklı kullanımı söz konusu. Bunlardan biri cami ve türbe gibi büyük inşaat alanlarında kullanılır, diğeri ise vazo, karo gibi daha çok dekoratif amaçlı kullanılan ürünler. Bu kullanım farklılığına göre dayanıklılık seviyelerinin ve desenleri ile renklerinin farklı olması bekleniyor.

Kütahya ve İznik Çinileri

Kütahya ile İznik eserlerinin arasında üretimde kullanılan malzeme ve teknik açısından farklar bulunuyor. İznik çini üretiminin temelinde kuvars taşı yer alıyor. Kuvars oranı yüzde 80-85 civarında. Bu yoğunluk, sertlik ve sağlamlık kazandırmanın yanı sıra renklerin daha canlı, derin ve parlak görünmesini sağlıyor. Osmanlı camilerinin yıllardır renkleri ve sır’ı bozulmayan eserlerinde, kuvars yoğunluğunun etkisi görülüyor. Bu üretim canlı renkler ve dayanıklılık için ideal olmakla birlikte oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir süreci içeriyor. Bu açıdan sabırla eşdeğer bir sanat olduğunu söylemek yanlış olmaz. İznik çinilerinin bir başka farkı da 4 katmandan oluşması. Bu katmanların ilki ham karo, ikincisi astar, üçüncüsü renkler ve son katman ise sır. Kuvars bu 4 katmanın her birindeki ayrı karışımlarda yer alıyor. Kütahya ve İznik arasında üretilen eserler bakımından görülen farklılıklardan biri de kullanılan renkler. Kütahya eserlerinde çok sayıda renge yer verilirken İznik ürünlerinde mavi, turkuaz, yeşil ve kırmızıdan oluşan dört ana renk etrafında şekilleniyor. Ayrıca çizilen desenler bakımından da farklılıklardan bahsetmek gerekir.

Çini ile Birlikte Sabır Ateşinde Pişmek Gerek

Kütahya ile İznik’te üretilen çiniler arasındaki en önemli fark olan kuvars İznik’e özel bir taş. Bu taş ısıya oldukça dayanıklı. Üretim aşamasında oldukça yüksek ateşte ve yavaş yavaş pişiriliyor. Bu noktada hamurun hazırlanması, pişirme, çizim, sırlama gibi her aşama uzun ve sabırlı bir bekleyişi gerektiriyor. Kuvarsın geçirgen bir malzeme olması sayesinde üretilen ürünler yıllara meydan okuyabiliyor.

Kişiye Özel Tasarlanan Çini Duvar Süsülerimiz

Çini hediyelik eşya günümüzde oldukça rağbet görmektedir. Tarihi çok eskilere dayanan çinicilik sanatı, 11. yüzyılda başlayan ve daha sonra Türklerle birlikte Anadolu’ya gelen özel bir sanattır.

Birkaç aşamadan oluşan bu sanat, eskiden pişmiş çamur üzerine yapılırdı. Günümüzde ise daha farklı maddelerin üzerine yapılmaya başlandı ve çini hediyelik eşya olarak bir çok alanda üretilmeye başlandı. Sitemizde yer alan ürünleri incelediğinizde, bunu çok daha net bir şekilde göreceksiniz.

 

Çini Üretimi

Çini hediyelik eşya üretimi birçok aşamalardan geçmektedir.  Öncelikle çamurun hazırlanması ve daha sonra bunun pişirilmesi aşaması vardır. Elde edilen pişmiş çamur, işlenir ve çini için hazır hale getirilir. Bu aşamada astarlama, zımparalama ve benzer işlemler yapılır. Böylece pişmiş çamur pürüzsüz bir hale dönüşür. Her ne kadar burada kısa sürede bu aşamalardan bahsediyorsak da bunlar son derece zor ve zahmetli işlemlerdir. Tamamen el emeği olan bu işlemlerden sonra ise boyama aşamasına geçilir.

 

Özel Tasarım Çini Ürünleri

Ağaç ve kuşların muhteşem uyumu ve hikayesi, çini ile canlandırılmış ve ortaya eşsiz bir eser çıkmıştır. Tamamen el emeği olması ve ince ince dokunması, bu eserin en önemli özelliğidir. Çini hediyelik eşyalarda birçok rengin kullanıldığı bu ürünün genel görüntüsünün oldukça sade ve şık olduğu söylenebilir. Dikkatli incelendiğinde birçok detayın yer aldığı ürün, farklı alanlarda kullanılabilir. Kullanıldığı alanda hemen etkisini hissettiren ve adeta ortama yeni bir hava katan, gördükçe insanların mutlu olmasını sağlayan bu ürün, son dönemlerde yoğun ilgi görmektedir. Akılda kalıcı ve kişiye kendisini özel hissettiren bir hediye arayanlar için adeta biçilmiş bir kaftan. Sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçerek, bu eşsiz ürüne sahip olabilirsiniz. Kendiniz için kullanabileceğiniz bu ürünü, isterseniz sevdiklerinize hediye de edebilirsiniz.

 

Çini Desenli Ürünler

Çini hediyelik eşya olarak kişiye özel çini, farklı ürünlerin üzerine de yapılabilir. Buradaki örnekte olduğu gibi bazen bir vazonun üzerine, bazen ayna çerçevesine, bazen de daha farklı eşyaların üzerinde bu sanatı görebilirsiniz. El emeği olmasından ve hazır olarak üretilmemesinden dolayı bu konuda belli bir sınır yok. Çininin yapılacağı her şey kullanılabilir. Böylelikle eşsiz bir ürüne sahip olma imkanı yakalamış olursunuz. Sitemizdeki ürünler hakkında daha detaylı bilgi almak için bize ulaşabilir ve aklınızdaki her şeyi sorabilirsiniz.

 

hemen-siparis-ver-1

Tabaklarda Lale Zarafeti

Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan en renkli, en özel ve en gösterişli el sanatlarından biri olan Çini sanatı, yaşadığımız dönemde mimari amaçlı kullanılmasa da, genel olarak el sanatları ve görsel işlerde yoğun olarak izlerini görmekteyiz. Hediyelik eşya satan mağazalarda, çini ustalarının hünerli ellerinden çıkan çini tabak, çini vazo, çini süs eşyası, çini kupa, lale desenli Çini duvar tabağı, çini desenli hediyelik eşyalar ve benzeri birçok çini ürününe rastlayabilirsiniz. Çini ürünlerin tüketicilerin tarafında sıkça tercih edilme nedenlerinden biri de geçmişin o muhteşem el sanatlarına duyulan özlem olabilir. Çini ustaları, bu sanatı hayat devam ettikçe sürdürme niyetinde olup, yeni neslin de çini sanatını öğrenebilmesi için çeşitli eğitimler vermektedir. Özellikle büyükşehirlerin eğitim kurumlarında çini sanatı öğretebilmek için kurslar düzenlenmekte ve bu sanata merak salan herkese çini sanatı eğitimi verilmektedir.

Çini sanatından Lale ve lale kültürüne geçmek istiyoruz. Şaşırmanıza gerek yok. Çünkü Lale’nin Osmanlı İmparatorluğunda çok özel ve ayrı bir yeri vardı. İran Selçuklularının ve Büyük Selçukluların sanat eserlerinde, 12. Yüzyıldan itibaren, lâle motiflerine rastlanmaktadır. Anadolu Selçuklu devletinin başkenti Konya’da ki eserlerde de lale motiflerine rastlanır. Lale ve lâle kültürünün Anadolu’ya Türklerle birlikte geldiğine kesin gözle bakılmaktadır. Osmanlı’dan günümüze kadar gelen birçok yapıtta ve yapıda lale desenli çini ve modellere rastlamak mümkündür. Her dönemde olduğu gibi, Osmanlı döneminde de o dönemin en yağın objeleri el sanatlarına yansıtılmıştır. Dönemin en ünlü nesnesi olan lale, el sanatlarında da kullanılmış ve yaygınlaşmıştır.

İstanbul’un Fethi’nden sonra, şehrin yeniden baştan başa imarında Fatih Sultan Mehmet’in izleri vardır. Eski bir bahçıvan olan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un tüm bahçe ve parklarını laleler ile süslemiştir. Zamanın çoğunu bahçelerin süslenmesi ve laleler için harcar ve bundan büyük bir keyif duyardı. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra, Kanuni devrinde de, lâle türleri geliştirip çoğaltılmıştır. Günümüzde de aynı şekilde (özellikle İstanbul ilimizde) lalenin büyük bir yeri ve önemi vardır. İstanbul’un hemen her ilçesinde, bahçe ve parklarında lale izlerini görebilirsiniz. Özellikle son yıllarda milyonlarca lale ithal edilip bütün şehir laleler ile donatılmış ve muhteşem bir görsel şölen hazırlanmıştır.

hemen-siparis-ver-1

Nar Desenli Özel Üretim Çini Kase

Yüzyıllardır birçok farklı kültürde yapılmakta olan çini işlemeleri kendi kültürümüzde de oldukça yoğun bir şekilde bulunmaktadır. Özellikle bizlerin çok daha farklı ve özgün motifleri ve bulunmaktadır. Özel olarak üretilen birçok üründe bu motiflerin ve desenlerin işlenmesi mümkündür. Evlerde ve farklı alanlarda yapılacak olan kullanımlarda çini işlemeli eşyalar tercih edilmektedir. Genel olarak süs eşyası olarak kullanılacak bu ürünlerde kişisel kullanım için tercihler yapılabilmektedir. Ayrıca hediyelik çini tercihleri de oldukça fazladır. Bu konuda özel olarak üretilmiş olan ve oldukça güzel bir çalışmanın ürünü olan nar desenli çini kase çok ilgi görmektedir.

Özel Tasarlanmış Hediyeler için En Güzel Seçenek

En güzel tasarımlardan birisi olarak narın ve canlı kırmızı renginin kullanıldığı bu kase oldukça güzel bir tasarım ve üründür. Özel olarak sizler için en başarılı şekilde tasarlanan ve işlemesi ustalar tarafından yapılan nar desenli çini kase çok güzel ve özel bir tasarıma sahiptir. Başarılı bir çalışma ve özel bir tasarım ürünü olan bu kase hediyelik eşya olarak çok güzel bir tercih olacaktır. Özel değer verilecek ve evlerde en güzel yerlere konulacak bu ürün sevdiklerinize el emeği olarak alınacak güzel ürünlerden birisidir. Sevdiklerinizi önemli günlerinde hatırlamak ve onları mutlu etmek için alınacak en güzel hediye seçeneklerinden birisidir.

El Emeği Nar Desenli Çini Kase

Eski zamanlardan bu yana bir sanat olarak gelmekte olan çini işlemesi günümüzde de tarafımızdan sürdürülmektedir. Mavi Çini olarak en güzel modeller ve tasarımlar tarafımızdan yapılmaktadır. Farklı eşyalar ve mobilyalarda çinilerin en güzel şekilde kullanılması ürünlerimizde görülebilmektedir. Ayrıca hediyelik çini konusunda da çok geniş bir ürün ve tasarım seçeneği sunabilmekteyiz. Sizler için özel olarak özgün tasarımlarda yapmakta ve bunları sizlere sunmaktayız. Başarılı bir şekilde yaptığımız tasarımlar ile ürettiğimiz ürünler her zaman özgün desen ve motiflerdedir. Bu ürünlerden birisi olan ve çok beğenilen nar desenli çini kase ürünü de özel olarak yapılan tasarımı ve uygulama ile çok özel şekilde üretilmiştir.

Topkapı Sarayı’nın Çinileri

Daha önceki yazılarımızda sizlere, eski Osmanlı yapılarının mimarisinde “görsel aksesuar” olarak kullanılan çini sanatından bahsetmiştik. Çini motifleri ile süslenen binaları ve çini desenli fayans ile süslenen eski tarihi yapıları anlatıp bilgi vermiştik. Şimdi sizlere bu binaların en kıymetlisini ve en görkemlisini anlatacağız. Topkapı Sarayı.

Topkapı Sarayı;

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra 1460 yılında yapılmaya başlanmış ve 1478 yılında da tamamlanmıştır. Saray, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında, İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda yer alan Doğu Roma yerleşkesinin üzerinde 700.000 metrekarelik bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere Sultan Abdülmecid’e kadar dört yüz yıl imparatorluğun; eğitim, idare ve sanat merkezi olarak hizmet vermiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Nisan 1924 yılında, müze olarak kullanılmaya başlanan ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan, 400.000 metrekarelik bir alana sahiptir. Koleksiyonları, mimari yapıları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi bulunan Topkapı Sarayı, dünyanın en büyük saray müzelerindendir.

Topkapı Sarayı; Çini sanatının en yoğun olarak kullanıldığı muhteşem bir yapıdır. Kullanılan desenler, bir görsel şölen havasındadır. Sarayın hemen her adımında göze çarpmaktadır. Osmanlı döneminin en usta çini sanatçıları tarafından resimlenen bu çinilerin her birinde bir anlam yüklüdür. İşlendiği bölümün ya da odanın anlamını ifade eden şekiller kullanılmıştır. Her bir çizgi, bir devri anlatabilmektedir.

Çini işlemelerin en göze çarpan desenlerini Topkapı Sarayı Harem Dairesi, Kara Ağalar Dairesi (Harem Ağaları), Darüssaade Ağası Dairesi (Kızlar Ağası), Kadın Efendiler Dairesi, Valide Sultan Dairesi, Şehzadeler Dairesi (Veliaht), Altın Yol adlı bölümlerde görebilirsiniz. Kültürel değerlerimize sahip çıkamadığımız aşikârdır.

Topkapı Sarayı’nda geçen yıllarda yapılan anormal restorasyon, adeta içimizi acıttı. O muhteşem çiniler sökülüp, yerlerine yangın alarmları yerleştirilmiştir. Tarihi değerlerimize, sanatımıza ve yapılarımıza bu derece bilinçsizce yaklaşırsak, bundan 50 veya 100 sene sonra, elimizde tarihimize ve geçmişimize dair hiç bir şey kalmayacaktır. Topkapı Sarayı, elimizde kalan son değerlerden en önemlisidir.

Çinili Köşk

Çinili Köşk Müzesi, koleksiyonlarında 11.- 20.yüzyıl başlarına tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Müze’nin koleksiyonlarını, 1981 yılında konum olarak yakınlığı nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandığında mevcut olan eserler ile arkeolojik kazılarda bulunan, satın alma, bağış ve müsadere yoluyla giren eserler oluşturmaktadır. Çini desenleri ile süslenen müzenin muhteşem mimarisine hayran kalacağınız gibi geçmiş tarihimizin en önemli sanatı olan çini sanatının en değerli eserlerini bu müzede görebilirsiniz.

Sanatseverlerin hayranlıkla seyrettiği çinilerin güzelliği sebebiyle Çinili Köşk olarak isim verilmiştir. Ayrıca burada Fatih Sultan Mehmet ile ilgili eşyalar da sergilenmektedir. Selçuklu etkisiyle yapılan Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneği olan yapı 1472 yılında yaptırılmıştır. Arkeoloji Müzesi Kompleksi içerisinde yer alan müzeyi etkileyici sanat eserleriyle dolu olan bir müzedir. Bu koleksiyonlardan seçilen çini ve seramikler; girişin solundaki odada Selçuklu Dönemi, sol taraftaki dışa açılan eyvanda Slip teknikli ve Millet işi, orta salon ile birlikte beş köşeli çıkıntılı odada İznik yapımı, Gülhane Parkı’na bakan sağ köşe odada Kütahya yapımı ve dışa açılan sağ eyvanda ise Çanakkale yapımı eserler olmak üzere girişin solundan başlayarak devam eden bir yerleşim düzeni içinde sergilenmektedir. Çinili Köşk pazartesi günü hariç haftanın her günü, saat 09.00 – 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Bilet fiyatları 10 TL olup, müze kart ile giriş yapabilirsiniz.

Osmanlı İmparatorluğundan bu yana, gelenek ve göreneklerimizin haricinde, eskiden revaçta olan birçok el sanatımız zaman içerisinde maalesef kaybolup gitmiştir. Eski dönemlerde, özellikle Anadolu’da genellikle mimari yapılarda kullanılan çini sanatı, günümüzde daha çok süs ve el sanatlarında kullanılmaktadır. Birçok sanat atölyesi ve mağaza, kişiye özel çini ve hediyelik çini ürünlerindeki talep artışını karşılamakta zorlanmaktadır. Tarihimize yön veren bu el sanatının, günümüzde bu denli popüler olması, bizleri memnun etmektedir. Çini sanatı ile uğraşan ve bu sanatı yaşatmaya devam eden tüm çini sanatı ustaları, bu konuda olağanüstü bir çaba göstermektedir. Bizlere düşen görev, bu ürünlerden satın alarak, el emeği üreten bu ustalara destek olmaktır.

Kütahya Çini Müzesi

Kütahya, İznik’ten sonra Osmanlı’nın en önemli seramik üretim merkeziydi.

Bu nedenle Kütahya çini müzesi oldukça ilgi çekmektedir. Bölgedeki bol miktarda kil tortusu sayesinde, burada Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde çok miktarda seramik yapılmış ve bu sanatın geleneksel teknikleri günümüze ulaşmıştır. Osmanlı ve Osmanlı öncesi Türk dönemlerinde Kütahya’da üretilen seramiklere yönelik çok az araştırma yapılmasına rağmen, son zamanlardaki bulgular ve yayınlar, sanayinin esas olarak İznik ile paralel olduğunu göstermektedir.

Kütahya Çini Müzesi’nin, Türkiye’nin ilk ve tek çini müzesi olma özelliğini taşıması nedeni ile ayrı bir önemi vardır. 1411 senesinde Germiyan Beyi II. Yakup Çelebi tarafından inşa ettirilen imaret, medrese, mescit, kütüphane ve hamamdan oluşan külliyenin imaret ve türbe bölümü,  Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1999 senesinde Kütahya çini müzesi olarak yeniden restore edilip ziyarete açılmıştır. Kütahya İl Merkezinde, Paşam sultan Mahallesi Ulu Camii yanında yer alan müze, Türkiye’deki ilk ve tek çini müzesidir.

14. yüz yıldan günümüze olan döneme kadar Kütahya ve İznik’te üretilen çini mimari nesneler, çini kitabeler, çini vazo, tabak, pano ve çiniden yapılma ev araç gereçleri alfabetik sıraya göre Kütahya Çini Müzesi’nde sergilenmektedir. Müzeye ilk giriş kısmında, son Germiyan beyi II. Yakup Çelebiye ait olduğu varsayılan Osmanlı Türkçesiyle yazılmış dünyanın en büyük ikinci taş kitabesi sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’ün gençliğe hitabesinin siluet şeklinde yapılan çini çalışması dikkat çekici şekildedir.

 

 

Kütahya Çini Müzesi Nerededir?

Paşam Sultan Mahallesi, Gediz Cd. No: 10, 43050 Kütahya Merkez/Kütahya adresinde yer alan Kütahya Çini Müzesi, pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00 / 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müze kartına sahip iseniz, Kütahya Çini Müzesi’ni ücretsiz olarak ziyaret edip gezebilirsiniz. Çini sanatının ana vatanı ve merkezi olan Kütahya ile özdeşleşen bu muhteşem müzeyi gezip, tarihin derinliklerinde kaybolmak istiyorsanız, Kütahya Çini Müzesi için mutlaka tam gün ayırmanızı tavsiye ediyoruz. Birkaç saatte gezilecek bir yer değildir. Her eserin en ince detayına kadar incelenmesi gereken bir müzedir. Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir müzedir.

Çini’de Sırüstü Tekniği

Çini sanatının tekniklerinden birisi olan sırüstü, çok uzun yıllar önce uygulanmaya başlanmıştır. Günümüzde halen kullanılan bu teknik ile çok özel ürünler ortaya çıkmaktadır. Çini sırüstü tekniği, günümüzde tamamen el emeği ile yapıldığı gibi, seri bir şekilde de yapılmaktadır. Çıkartma uygulaması ile bu teknik kullanılmakta ve daha hızlı işlem gerçekleştirilmektedir.

Bu tekniğin uygulanmasındaki ilk adım, çamurun pişirilmesidir. Sıraltı tekniğinde olduğu gibi burada da iki defa fırınlama işlemi yapılır. Hazırlanan çamura hiçbir boya işlemi uygulanmadan fırına sürülür ve biraz kıvam alması sağlanır. Kıvam alan pişmiş çamura saydam olmayan sır uygulanır. Bu işlemden sonra ise süsleme bölümüne geçilir ve hazırlanan çamurun üzerine farklı renklerle motifler işlenir. Bu işlemler tamamlandıktan sonra ise perdah da denilen fırınlama işlemi yapılır. Böylece işlem tamamlanmış ve çiniler hazır hale getirilmiş olur. Bu işlemde porselen boyalar kullanılır.

İki defa fırınlama işleminin yapılıyor olması, çini sırüstü tekniği için kullanılan boyaların önemi çok fazla arttırmaktadır. Çünkü fırınlama esnasında kullanılan boyalar yüksek ısıya maruz kalır. Eğer bu ısıya dayanamayan boyalar tercih edilirse, perdah işleminden sonra yapılan çalışmaların bozulması söz konusu olacaktır. Günümüzde kobalt mavisinin bundan dolayı çok fazla tercih edildiği söylenebilir. Geçmişe nazaran teknolojinin gelişmesine bağlı olarak ısıya dayanıklı boya konusunda, ustaların daha fazla alternatifi vardır. Bu alternatifler ise çini çalışmalarında nispeten biraz daha özgürlük sağlar.

Çini sırüstü tekniği, ilk olarak Selçuklular tarafından kullanılmıştır. Yapılan eserlerde bunları görmek mümkündür. Fakat bu tekniğin zirveye ulaştığı dönem olarak Osmanlılar gösterilebilir. Osmanlılar zamanında çok daha başarılı ve etkili bir şekilde yapılan çininin, en önemli aşamalarından birisi bu teknik olmuştur. Mimari yapıların önemli bir kısmının süslenmesinde, sırüstü tekniğini görmek mümkündür.

Çini sanatının baskın renginin mavi olmasının temel nedenlerinden birisi de yukarıda bahsedilen çift fırınlama işlemidir. Bununla birlikte yeşil ve kırmızının da kullanıldığı söylenebilir. Sitemizde yer alan ürünleri incelediğinizde, bunu daha net bir şekilde görebilirsiniz. Tamamen el emeği olan ürünler hakkında daha detaylı bilgi almak ve sipariş vermek için sitemiz üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Kuş Motifli Çini Karolarımız

Çini karo yapımında en çok kullanılan desenler kuş desenidir. Çinide kuş deseni Türk Çini Sanatının vazgeçilmez motifleri arasında yer almaktadır.

Osmanlının da vazgeçilmezleri arasında olan çini süsleme sanatı genellikle mimari yapılarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle çini karolarda sıklıkla rastlanmaktadır. Bunlara çeşitli örnekler verecek olursak; camiler, köşkler, saraylar, kümbetler, çeşmeler, türbeler ve benzeri yapılarda çini sanatını görmemiz mümkündür.

 

Çinicilik Tarihi

Çiniler kendi arasında iki türe ayrılırlar; duvar çinileri ve evani denilen tabak, çanak, sürahi, vazo tarzı süs eşya çinileri olmak üzere. Türk tarihinde çini sanatı kullanımı oldukça eskiye dayanır. Özellikle İslamiyet’i ilk kabul eden Türk Devleti olan Karahanlılar ve sonrasında Anadolu Selçuklularının çini sanatını oldukça yaygın bir şekilde mimari serlerinde kullandıkları görülmektedir. Bu da bizlere hemen hemen Türk Çini sanatının 1000 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini göstermektedir. Kuş deseninin uygulandığı çini karolar günümüze kadar bütünlüğünü korumaktadır.

 

Bu sanatsal akım Selçuklu ve Osmanlı zamanında pek çok camii, medrese, türbe, saray ve kervansaray gibi yapılarda süsleme amaçlı kullanılmıştır. Özellikle çinilerde mavi, toprak sarısı, siyah ve lacivert gibi renkler tercih edilmiştir. Aynı şekilde İznik ve Kütahya yörelerinden getirtilen karo çinilerde kuş motifi desenleri de gözden kaçmamaktadır. Birçok kuş türü ki bunlar sülün, masal kahramanı olan zümrüt anka, baykuş, keklik ve benzeri türler karo çiniler üzerinde yerini almıştır.

Çini Karo Kuş Deseni

Çini karo yapımında kuş deseni sayesinde birçok mimari eserler eşsiz bir güzelliğe bürünmüştür. Fakat bu güzellikleri meydana getirmek hiç de kolay değildir oldukça zahmetli bir yapım aşaması vardır. Çinide kuş deseni oluşturmak için 5 farklı aşama izlenmektedir.

  • İlk olarak hamurun çevrilmesi ya da sıvı hamur kıvamındaki çamurun alçı kalıplarına dökülerek parçaların şekillendirilmesi yapılır.
  • İkinci olarak sırlanmış kalıpların yüksek sıcaklıkta pişirilmesi gerçekleştirilmektedir.
  • Üçüncü olarak sulama, daldırma ya da püskürtme yöntemleriyle kalıp parçaların sırlanması işlemi yapılmaktadır.
  • Dördüncü aşamada ise çinilerin birbirinden güzel kuş motifi ya da farklı motiflerin gayet canlı ve parlak renklerle çizilerek süslenmesi yer almaktadır.
  • Beşinci ve son aşamada ise, sırlanma ve süsleme işlemi tamamlanan çinilerin 900-1000 derecede fırınlanarak pişirilmesi yer almaktadır.

 

Özellikle çini karo yapımında uygulanan kuş deseni yukarıdaki adımlar sonucunda elde edilmektedir.

Çini Yapım Aşamaları: Sırlama ve Fırınlama

Çini, özel teknikler kullanılarak yapılan bir sanattır. Bu sanatın yüzyıllar boyunca kullanılması, benzerlerinden ayrılmasına neden olmaktadır. Çini yapım aşamaları, bunun temel nedenlerinden birisi olarak gösterilebilir. Bu özel teknikler sayesinde, çini yapılan ürünlerin kendine has bir havası, kalitesi ve gizemi olmaktadır.

Çini, kil ve kuvars gibi maddelerden oluşan özel bir çamur üzerine yapılır. Bu çamur hazırlandıktan sonra kalıplara dökülür ve daha sonra kurutulur. Kuruyan plakalar, zımpara ile istenen ölçülere getirilir ve astar uygulanır. Astardan sonra yaklaşık 1000 derecede bunlar pişirilir. Daha sonra ise desenler işlenir. Böylece çininin temel işlemleri yapılmış olur. Bu aşamadan sonra ise bir diğer ve son adım olan sırlamaya geçilir. Sır, çinin gizeminin temelini oluşturan unsurlardan birisidir.

Çini Yapım Aşamaları: Sırlama ve Fırınlama Nasıl Yapılır?

Sır, özel bir madde olup, metal oksit boyaların görünür olmasını sağlar. Tanımı çok daha geniş olmasına rağmen genel olarak bu şekilde tanımlandığını söylemek yanlış olmaz. Fakat çini yapım aşamaları içerisinde uygulanan sır, saf değildir. Yanına farklı maddelerin belirli oranda karıştırılması ile elde edilir ve böylece bir karışım elde edilmiş olur. Bahse konu karışımın içerisinde sır, CMC de denilen selülozik bir madde ve su vardır. Bu karışımın doğru olarak ayarlanması son derece önemlidir.

Özel olarak hazırlanan sır, daha sonra hazırlanan çininin üzerine uygulanır. Bu uygulamanın son derece hassas bir işlem olduğunun bilinmesi gerekir. Uygulama tamamlandığında, ürünün tekrar yani ikinci defa fırınlaması yapılır. Böylece fırında ısınan boyalar ve sır, renklerin görünür ve kalıcı olmasını sağlar. İkinci defa fırınlama, perdah olarak da tanımlanır ve ürünün parlak bir renge sahip olmasını sağlar.

Sırlama ve fırınlamanın yapılması çini yapım aşamaları açısından büyük önemi vardır. Bu işlem, çininin diğer benzerlerinden ayrılmasını ve kalıcı olmasını sağlar. Fakat sır uygulamasının kendi içinde farklı teknikleri vardır. Bu teknikler sayesinde istenilen ürünün elde edilmesi mümkün olur. Sır altı ve sır üstü teknikleri de çini için çok büyük öneme sahip olup, farklı görünüme sahip ürünlerin elde edilmesini sağlar.

Çini Yapım Aşamaları: Bezeme (Desen ve Boyama)

Çinilerin üzerinde yer alan desen ve boyalar, yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekmiş ve adeta insanları kendisine hayran bırakmıştır. Bunun temel nedeni olarak çini yapım aşamaları olarak gösterilebilir. Söz konusu aşamalar, kendi içinde farklı adımlardan oluşur ve bu adımların tamamı uzman kişiler tarafından yapılır. Burada insanların kesinlikle bahse konu işlemi hafife almaması gerekir. Aşamalar, her ne kadar dışarıdan son derece basit gibi görünse dahi, bunların uzman kişilerce yapılması çok önemlidir.

Çini, herhangi bir maddenin değil, özel olarak hazırlanan bir karışımdan elde edilen plakaların üzerine yapılır. Bunun için öncelikle özel hamur hazırlanır ve yeterli kıvama geldiğinde plakalara dökülür. Daha sonra plakalar zımpara ile istenilen hale getirilir. Daha sonra ise astar uygulanır ve bu ürün fırınlanır. Fırından çıkan plaka üzerine desenler aktarılır. Çini yapım aşamaları, bu noktadan sonra bezeme ile devam eder.

Çini Yapım Aşamaları: Bezeme (Desen ve Boyama) Nasıl Yapılır?

Çini plakalarının üzerine kömürleme tekniği ile aktarılan tasarımın boyanması aşamasına, bezeme denilir. Bu aşama için herhangi bir boya türü ve rengi değil, özel olarak geliştirilen boyaların kullanılması gerekir. Bu boyalar genellikle metal oksit ve bunların karışımından oluşan pigmentler şeklindedir. Bahse konu boyaların en önemli özelliği, sır altında renk meydana getirmesidir. Bu boyalar sayesinde bir sonraki sır işlemine de hazırlık yapılmış olur.

Boyaların renklerinin seçimi içinse genellikle doğadaki renklere yakın olanlar tercih edilir. Ayrıca bu renklerin canlı olmasına da çok fazla dikkat edilir. Geçmişte genel olarak kobalt mavisinin kullanılmış olup, buna bağlı olarak geçmişteki çinilerde bu renk daha fazla ağırlık kazanmıştır.

Çini yapım aşamaları içerisinde yer alan bezeme, her anlamda son derece hassastır. Öncelikle desenin tam olarak boyanması gerekir. Yani en ufak bir dışa taşma ve yanlış renk seçiminin yapılmaması gerekir. Çünkü sırlama sonrasında bu renkler ortaya çıkacak ve buna bağlı olarak da ürünün kalitesi direkt olarak etkilenmiş olacaktır. Bunların haricinde ise boya seçiminin de yine önemli olduğu unutulmamalıdır.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com