Yurtdışındaki Çini Eserlerimiz | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Yurtdışındaki Çini Eserlerimiz

Louvre Müzesinde, 550 Parçadan Oluşan Çini Eserler

Dünya’nın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi, Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Louvre sarayında 1793 yılında kurulmuştur. Müzede, tarih öncesin çağlardan bugüne dek on binlerce parçanın yer aldığı koleksiyonlar bulunmaktadır. Yaklaşık 72 bin metrekare alana kurulu olan sarayda son yapılan sayımda 35 bin adet tarihi sanat eserinin yer aldığı belirtilmiştir.  Bununla birlikte geçtiğimiz senelerde bir yıl içinde 8 milyon ziyaretçinin gelmesiyle bu anlamda en çok ziyarete gelinen sanat müzesi ünvanını almıştır.  Farklı ülkelerden toplanmış bu eserler ile tarihe bir yolculuk yapmakla her biri ayrı özellikte olan eserleri tek bir çatı altında görebilmek mümkün.

Louvre Müzesi Hakkında

Müze yedi ayrı bölümden meydan gelmekte ve her bölümde ayrı sorumlu kişiler bulunmaktadır. Gerek Avrupa gerek Asya gerekse farklı kıtalara ait eserler bu bölümlerde kategoriler halinde sergilenmektedir. Ayrıca Mona Lisa gibi Dünya’ca ünlü tablolarda bu müzede görülebilmektedir. Türk el işi sanatının harikası çiniler ise İslam Sanat Eserleri olarak adlandırılan bölümde yer almaktadır.  550 parçadan oluşan bu eserler çininin güzelliğini ve zerafetini gözler önüne seriyor.

Müzede Yer Alan Çiniler

Çiniler ilk önce küçük bir alanda sergilenmekteydi. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası eserlerin sayısının giderek artmasıyla başka bir alana taşınarak çok daha geniş bir bölümde sergilenmeye başladı.  14. Louis tarafından yapılan çini koleksiyonunda tabaklar, kavanozlar, maşrapalar, vazolar, panolar ve nihale yer almaktadır.

Ayrıca Sultan 2. Selim türbesinde yer alan çini panoda burada yer almaktadır. Bunun dışında Osmanlı Döneminden 20. Yy ‘a dek yapılmış olan yüzlerce el yapımı çini ürün burada sergilenmektedir. Müzede en çok dikkat çeken bir başka eser ise çinilerle ilgili kitaplardır. Çini tarihi, yapımı, korunması ve motiflerle ilgili resimleriyle birlikte anlatımların yer aldığı bu kitap Çininin geçmişten günümüze bıraktığı bir miras niteliğindedir.

Ülkemizin farklı yerlerinden koleksiyonerlerce toplanan ve ayrıca ithal edilen çini eserler de bulunmaktadır. Bunların çoğunun 16. Yy ile 18. Yy arasında yapıldığı ve tamamen el işçiliği ürünleri olduğu açıklanmıştır.

İslam Eserleri Müzesinde Tarihe Yolculuk

Doha’daki İslam Sanatı Müzesi’ni kurmaya karar verdiklerinde, emektar Çin kökenli Amerikalı mimar IM Pei onu tasarlamak için emekliliğinden vazgeçti. O zamanlar 86 yaşındaki Pei’ nin Louvre’nin ön cephesinde bulunan ve hala dünyanın en büyük müzesi olarak kabul edilen simgesel cam piramidi ile tanınması gerçeği hiçbir şekilde tesadüfi değildi. İslam Sanatı Müzesi bir etki yaratmak için tasarlanmıştır: Katar sermayesini haritaya bir kültür merkezi olarak yerleştirmek ve İslam kültürünün küresel algılarını genişletmek ilk amaçlardan biriydi. Açılışından sadece beş yıl sonra, bu çığır açan kurum dünyanın en büyük müzelerinden biri olarak zaten kabul görmüştür.

Dünyada İslam sanatının önde gelen koleksiyonlarından birinde birkaç saat içinde 14 yüzyılı yaşayabilirsiniz. MIA’nın (Museum of Islamic Art – İslam Eserleri Müzesi), İslam dünyasının en güzel sanat ve eserleri sergilenen muhteşem ve hayal ürünü olarak sergilenmesi, dünyanın en iyi kültür kurumları arasında tanınmasını sağlamıştır. Resim, çini, metal işçiliği, seramik, tekstiller ve el yazmaları ile Meşrut ve Safevi kadar önemli olan dönemleri kapsayan ödüllü koleksiyonlara hayran kalacaksınız. Müze, iki krem ​​renkli kireçtaşı binalardan, beş katlı bir ana binadan ve merkezi bir avluya bağlı iki katlı bir Eğitim Kanadından oluşmaktadır.

1983 Pritzker Mimarlık Ödülü’nün sahibi olan IM Pei tarafından tasarlanan modern bir mimari başyapıtta yer alan koleksiyonların kalitesi ve çeşitliliğinden etkilenmemek mümkün değildir. Müze, sürekli değişen özel sergi programları ile yeni bir ilgi yaratıyor. Müzenin bazı alanlarına giriş ücretli olsa da, ana galerilere giriş ücretsizdir. MIA aynı zamanda kapalı ve açık hava kafeleri, bir hediyelik eşya dükkânı ve IDAM, üç Michelin yıldızı tutan Alain Ducasse tarafından işletilen dünya standartlarında bir restorana ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçilere yardımcı olmak için müze içerisinde ücreti karşılığında rehberler de mevcuttur.

Dünyanın en eski ve en görkemli çini eserlerini İslam Eserleri Müzesinde görebilirsiniz. Eşi benzeri bulunmayan çini eserleri inceleyebilir ve eski tarihi çini eserler ile günümüzün çini eserleri kıyaslama fıratı bulabilirsiniz.

Victoria & Albert Müzesi Deposunda Bulunan İznik Çinileri

Avrupa’da 16. Yy’dan itibaren İznik Çinilerine ilgi artışı görülmüştür. Yurt dışına çıkan tüccarlar birçok çiniyi de beraberinde götürmüştür. Bu arada Anadolu’da Osmanlı devletinin meskenlerini süsleyen çiniler Türk sanatının zarafeti, renkliliğini, huzurunu, güzelliğe verdiği önemi yansıtan sanat eserlerinden olarak görülmekte. Bu nadide ve benzersiz eserler Avrupa’da artan doğu ilgisiyle birlikte Avrupa’ya taşınmıştır. Yüzyıllarca elden ele gezen ve antika değeri korunan İznik Çinileri 19.yy da Victoria and Albert Müzesinin kuruluşu ve bu eserleri sergilemesi sonucu gün ışığına çıkmıştır. Bu müzede sergilenen eserler Türkiye’de tarihi eser araştırmacılarının ve arkeologların takip ettiği, tanınan ve bilinen eserlerdir.

Victoria and Albert Müzesi, toplamda 414 adet farklı çini eseri bulundurmakta. Bir kısmı sergilenen çinilerin bir kısmı Blythe House’ta bulunan depolarda korunmakta.

Bir rastlantı sonucu Türk Araştırmacı Arkeolog Hayal Güleç tarafından keşfedilen 16. Yüzyıl İznik Çinileri yapılmakta olan araştırma çalışmasının yönünü değiştirdi. Bu sanat eserlerinin en dikkat çekici yönü Anadolu’daki tarihi meskenlerin duvarlarından aşırılmış olmaları. Araştırmanın başında müze yetkilileri araştırmanın yürütülmesine izin vermeseler de; Arkeolog Hayal Güleç bu gizemi çözmede her yola başvurmuş ve sonuçta zafere ulaşmış.

Üniversitede öğretim görevlisi olarak iş yapan Hayal Güleç çalışmalarını sürdürmek için ödeme alamamasına rağmen çalışmayı kendi imkanlarıyla sürdürmüş en başlarda tarihi eserlerin durumu belli olmasa da ipuçlarını takip ederek kimler tarafından toplandığını ortaya çıkarmıştır. Bu süreçte kanıt yetersizliğinden Müze yetkilileri de iddiaları yalanlamış bu çinilerin kayıp eserler olduklarını kabul etmek istememişler. Daha sonradan çok eski belgeler arşivlerden çıkarılmış ve bu eserleri toplayan kişinin kimliği açıklığa kavuşmuş. Bundan sonra da müze ister istemez durumu kabul etmiştir. Çalışmalarını yazdığı tez vasıtasıyla duyuran Arkeolog aynı zamanda İznik Çinileri ile ilgili uzman görüşlerden biri olarak tanınıyor.

Eserlerin Ele Alınışı, İncelenmesi ve Araştırmanın Yürütülmesi

Victoria and Albert Müzesi eserlerin araştırılmasında belli bir prosedür izliyor. Araştırmacılar öncelikle gerekli izinleri alıp, evrakları imzalıyor sonrasında görevliler eşliğinde incelenecek eserle bir odaya alınıyor ve burada dokunmaksızın eserle ilgili izlenimlerini not alıyor. Odaya alınan sadece kağıt kalem ve bir bilgisayar. Araştırmacı eserin boyunu ve görünüşünü başka izlenimleri not ediyor. İzmir Çinileri içinse ait olunan eserin parçası daha sonra yerinde incelenerek kaynağı bulunuyor. Yapılar araştırılıyor ve sonuç olarak kataloglanıp değerlendiriliyor.

Araştırmanın diğer araştırmalardan farklı olan yönü, yüzlerce yazılmış kaynağın aksine saklı kalmış ve muhtemelen kalmaya devam edecek eserlerin ele alınışıdır.

İznik Çinileri

İznik, Milattan Önce 5. yüzyıla dayanan tarihi olan küçük sevimli bir yerleşim yeridir. Özellikle Osmanlıda 15. Yüzyılda gelişen ve bayındır hale getirilen İznik, çini ve seramik merkezidir.

16. Yüzyıl İznik Çinilerinin Özelliği

16.Yüzyıl, Osmanlının kültür ve sanat açısından zirve yaptığı bir dönemdir. Mimar Sinan ve Kanuni gibi iki büyük dehanın aynı ortak payda olan “sanatseverlikte” birleşmesi sonucu pek çok sanat eseri ortaya çıkmıştır.

Bu dönem çini eserlerinin ünlü bir sanat yorumcusu tarafından incelemesi şu şekildedir. “İnsanlık tarihi boyunca yalnız 4-5 asırda bir defa vücut bulan bir üslup olayı olarak, 16. Asır Osmanlı çini sanatı, üslup özelliklerinin önemi açısından milattan önce 4. ve 5. asır Yunan heykel sanatı üslubu ile yan yana konulabilir. Bu üslubun temel özelliği sonsuz mekanı temsil eden, beyaz önemsiz zemin üzerinde, parlak renklerle oluşan floral tezyinatın yavaş ve sakin hareketidir.” Bu yoruma göre Osmanlı Çinileri sakinliği, dinginliği, huzuru, dikkat çekiciliği, doğallığı temsil eder bir görünüm sergilemektedir.

Çinilerde genellikle çiçek, dalga, kaya, kalyon, balıksırtı, hayvan desenleriyle süslenir. Sır altı boyama tekniği ile dünyada benzersizdir. Mavi, yeşil, kırmızı gibi canlı renklerin kullanılması açısından benzerlerinden ayrılır. İznik çinisini ayıran bir diğer özellik sağlam bir şekilde günümüze ulaşmış olmasıdır.

16. Yüzyıl İznik Çinilerinin Mimaride Kullanıldığı Yerler

16.Yüzyıl mimarisinde binaların ve yapıların içi ve dış kaplamasında kullanılan İznik Çinileri genellikle şu yüzeylerin kaplamasında kullanılırdı; Duvarlar , pencere ve kapı alınlıkları, kemer, payanda ayakları, fil ayakları ve küresel bingilerde çini süslemeler kullanılırdı. Tavan kaplamalarında ve zemin kaplamalarda çini süslemeye rastlanmaz. Tavan kaplamalarda bulunmamasının sebebi çinilerin köşeli ve parçalı yapıları sebebiyle derinlik hissini kaldırmasındandır. Bunun yerine çizim ve resimler tavan süslemesi olarak kullanılırdı.

Victoria and Albert Müzesindeki İznik Çinilerin Özellikleri

Çini Numarası:31

Müzeye Geliş Tarihi:1892

Ölçü:26*20 cm

Motif: Desenin merkezinde rumilerle bezeli şems formu bulunur. Şemsin etrafında sazlar, hatai motifi, spiraller, rumi motifi yer alır. Ulama tarzında yapılmış bu eser diğer seramiklerle birbirini tamamlama özelliği taşır.

Getireni belli olmamakla birlikte müzenin arşivinde yer almaktadır.

 

Çini numarası 35

Müzeye Geliş Tarihi:1897

Müzeye Geliş Yolu: Antoin Brimo ve Kevork Ispenien isimli bir sanat simsarı tarafından olmuştur.

Ölçü:25*25 cm

Motif: Kenarda yarım şekilde çizilmiş şemse formun içi rumi motiflerle bezenmiştir. Köşede rumi ve kıvrık dal motifleri kullanılmıştır. Hatai motifiyle sınırlandırılmış ve ayrılmış alanların kenarı yaprak motifleriyle detaylandırılmıştır.

Tarihi eserlerin durumu

Bugüne kadar sorunsuz gelmiş olan İznik Çinileri Victoria and Albert Müzesinde depolarda titizlikle korunmaktadır. Araştırmanın başında da görüleceği üzere 16. Yy İznik Çinilerinin saklı kalması tercih edilmiş. Asırlar sonra ortaya çıkan bu seramikler geçmiş dönemde birçok caminin, sarayın, binanın duvarlarını süslemiştir. Muhtemelen çoğunlukla İngilizler tarafından Avrupa’ya taşınan bu eserler hak ettikleri ilgiyi görmek üzere Londra’nın merkezinde müzede sergilenmeye devam ediyor.

İsmi geçen 46 eserin bir kısmı hangi yapılara ait oldukları araştırılıp açıklığa kavuşmuştur. Kalanları ise araştırılıp keşfedilmeyi bekliyor.

Victoria ve Albert Müzesi’nde İznik Çinileri

Tarihi eserlerimiz de çini örneklerimiz müzayedelerde açık artırma yöntemiyle veya pek çok farklı yöntemle yurtdışında koleksiyoncuların koleksiyonlarında ve müzelerde görünce çıkmaktadır. Victoria ve Albert Müzesi’nde de İznik çinileri ve diğer tüm örneklerini 300 civarı eserde görebilmek mümkün. Yüzlerce eser hatta küçük eserleri satışa sunulmaktadır. Geleneksel özelliklerimizi taşıyan ve tüm samimiyeti sıcaklığı ile bugün de yaşatılmaya devam eden İznik çinileri ve eserleri ülkemizde pek çok cami, medrese, çeşme hatta han ve hamamlarda da görülmektedir. Onun dışında tarihi çini örneklerini farklı objelerde görebilmek de mümkün.

 

 

Osmanlı Dönemi Çini Sanatı

Sanatın herkesin de büyük bir önem veren Osmanlı devleti zamanında çini sanatı gereken ilgi görmüş ve en şaşaalı dönemini yaşamıştır. Bugün baktığımızda ise ülkemize ve tarihimize ait eserlerin ve İznik çinilerinin yurtdışında bize ait olmayan müzelerde ve koleksiyonlarda sergileniyor olması kültürümüze ve sanatımıza yeteri kadar sahip çıkamadığımızın kanıtıdır. Ancak ülkemizde çini uzun yıllardan sonra bugün yeniden gereken ilgiyi ve desteği görmektedir. Çini sanatına gönülden bağlı olan pek çok insan bugün yeni sanat örneklerini sergilemekte ve bu alanlara ilgi duyan diğer kişilere de faydalı olmak için kurslar vermektedir.

Victoria ve Albert Çini Müzesi

Londra’da bulunan Victoria ve Albert Müzesi’nde İznik çini koleksiyonu büyük bir özen gösterilerek korunuyor. Ülkemizde çok iyi bilinen ve tanınan bu koleksiyonu müzede toplam 414 adet İznik çinisi ile yerini ve önemini koruyor. 165 eserin farklı yüzyıllara ait duvar çinisi olduğu biliniyor ve müzenin envanter kayıtlarından da belirtiliyor. Bu çinilerin diğer kısmı ise farklı depolarda korunmaktadır ve Albert müzesinin deposunda bulunan daha önce hiç sergilemiş olan 46 çini eseri yer almaktadır. Ayrıca motif analizleri yapılan ve test çalışması 4 bölümden oluşmaktadır. Tarihi eserlerimizi gerekli özeni göstermiş olmamıza rağmen Türk çini sanatı ve eserleri ülkemizden çok daha değer gösterilerek yurtdışında çeşitli müzelerde, sergilerde ve mimari yapılarda bulunmaktadır. İslami motifler ve çeşitli objeler de yer alan çini örneklerinin yanı sıra duvar süslemeleri de bulunuyor olması bu eserlerin hangi yöntemlerle yurt dışına taşındığını merak etmenize neden oluyor. Yurtdışında koleksiyonlarda ve müzayedelerde yer alan İznik çinileri Türk sanatının ve eserlerinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

Sevres Cite De La Ceramique’teki Çini Eserlerimiz

Çini Örnekleri günümüzde bu sanatın her alanda kullanılabiliyor olması nedeniyle oldukça fazladır.

Çini örneklerine başta camilerimiz olarak bir çok yapıda rastlanmaktadır. Bunlardan en önemlileri; Bursa Orhanbey Camii, İznik Yeşil Camii ve Edirne Muradiye Cami’dir.

 

Sevres Cite De La Ceramique’teki Çini Eserlerimiz

Yurt dışında da geleneksel ve İslami motiflerimiz uygulanmakta ya da Osmanlı döneminde Osmanlı sanatından geriye kalan bazı eserler yurt dışında bazı müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan bir tanesi de Sevres Cite de la Ceramique’te çinileri olarak görülmektedir. 190 parça çini örneğimizin bulunmuş olduğu bu müzede camilerimizden sökülen ya da toplanan tabak diğer objeler onlarca Çini pano ve karo şeklinde çini örnekleri de bulunmaktadır. Londra’da bunun örneklerini görebilmek mümkün. Özellikle de 446 parça çini örneğimizin yer aldığı British Museum da tarihimizin en önemli eserlerini görebilmek mümkün. İznik koleksiyonu pek çok ülkede yer alıyor ve tüm samimiyeti ile Osmanlı eserlerini farklı ülkelerin koleksiyonlarında ve müzelerinde görebilmek mümkün.

 

İznik Çini Örnekleri

İznik çini örnekleri dünya üzerinde benzerleri bulunmayan, hayranlık uyandıran sanatsal bir önem taşımaktadır. Pek çok kişi gibi ilgi duyabileceğiniz hatta ilgi duymasanız dahi hayranlıkla inceleyebileceğiniz bu yapılar çok farklı sanat dallarından insanların da ilgisini çekmektedir. Camilerimiz de, müzelerimiz de, han ve hamamlarımız da, çeşmeler de çini işlemeleri oldukça fazladır. Ülkemizde çini sanatı gibi Türk halıları ve dokumaları da evrensel bir değer taşımaktadır. İznik çinileri pek çok kişinin hayatına dokunmak da çini sanatı insanların birçoğu için merak uyandırmaktadır. Yabancı müzelerde ve koleksiyonlarda da İznik eserlerinin yer alıyor olması tarihimize ve geçmişimize ait değerlerin yaşatılıyor olduğunu göstermektedir.

 

Ülkemizde Çinicilik Sanatı

Ülkemizde yer alan saray, han, hamam, cami duvarlarında işlenmiş olan çini sanatının yanı sıra en önemli eserlerin bulunduğu İznik sanatı ile İstanbul arkeoloji müzelerinde ve daha pek çok koleksiyoncunun koleksiyonlarında bu çini örnekleri yer alıyor. Yurt dışında da önemli müzelerde İznik koleksiyonu nitelikli olarak yer almaktadır. Bu koleksiyonlar ülkemizden çoğu zaman kaçırılmış koleksiyonerler ve büyükelçiler tarafından toplanmış hatta öyle büyük eserlerde var ki yurt dışındaki müzelerde görücüye çıkmaktadır. Tüm sıcaklığı ve samimiyeti ile İznik çinileri örnekleri 190 parça olmak üzere sergilenmektedir. Tarihi dokumuz ve yapımız bu eserlerde sergileniyor ve soğuk eserlerin yanında İslami motiflerin yer aldığı eserlerimizde zarafet şıklık ve geleneksel farklılıklarımız hemen hissediliyor. Bu eserlerde genellikle mavi, beyaz ve yeşil tonlar kullanılmış İslami motifler ve çiçek desenleri uygulanmıştır.

 

 

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com