Yurt Dışındaki Müzelerde Bulunan Çini Eserlerimiz | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Yurt Dışındaki Müzelerde Bulunan Çini Eserlerimiz

Çini Eserlerimiz Ecouen Musee de la Renaissance Müzesinde

Ecouen Musee de la Renaissance, Fransa’nın 20 km uzağında yer alan ve Rönesans döneminin en önemli yapıtlarından biri olarak tanınan bir şatodur. 1539 ile 1555 yılları arasında inşa edilen bu yapı 1975 yılından itibaren ise müze olarak ziyaretçilerine kapılarını açmıştır. On binlerce eserin yer aldığı şatoda hemen her ülkeden bir yapıtlar sergilenmektedir.

İznik Koleksiyonu Hakkında

Gerek tarihi yapısı gerekse de benzersiz koleksiyonlar ile ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir. Koleksiyon anlamında ise Avrupa’nın en kapsamlı koleksiyonuna sahiptir. Anadolu ve ülkemizin tarihini yansıtan mavi, kırmızı ve beyazın muhteşem uyumuyla yapılmış yapıtlar çiçek ve farklı motiflerle benzersiz bir sanat eseri olarak sergilenmektedir. El işçiliğinin en özgün örneklerinden biri olan çini ve santim santim işlenmiş motifler ziyaretçileri kendilerine hayran bırakmaktadır. Sadece yapıtlarımızı görmek için ülkelerinden kalkıp gelen turistlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.

Müzede, çini desenli bardaklar, maşrapalar, panolar, vazolar, tabaklar, süs eşyaları, çini ile ilgili kitaplar ve sürahiler sergilenmektedir. Bu eserlerin çoğu 17. Yüzyılın benzersiz örneklerinden oluşmakla birlikte 20. Yüzyılın da içinde olduğu birçok ürün bulunmaktadır. Çinilerin özel bir alanda sergilenmesi ve itinayla korunması geçmişten bugüne dek ayakta kalmalarını sağlamaktadır. Bu eserlerin en önemlisi ise Kalyon desenli çini tabaktır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte çini ve kalyon resminin muhteşem uyumunu görebileceğiniz bir şaheser olarak nitelendirilmektedir.

Müzede eserlerin tamamı İznik Koleksiyonu olarak adlandırılmakta ve yapıtların önemi, sayısı ve giderek nam salmasıyla bu adla bilinmektedir.

Ecouen Musee de la Renaissance Hakkında

Yapımı yaklaşık 20 yıl süren şato ihtişamlı dış görünüşü kadar tarihi dokusuyla da göz kamaştırıyor. Ancak burayı en önemli yapan yapıtlarımızdır ve ziyaretçilerin hemen hemen hepsi İznik Koleksiyonu olarak eserlerimizi görmektedirler. Koleksiyonun sayısı kadar çininin muhteşem işçiliği, motifleri ve renklerin uyumunun objelere yansıması da gelen herkesi hayran bırakıyor. Yüzlerce ürünün yer aldığı müzede İznik koleksiyonu dışında yüzlerce farklı obje, tablo ve seramikten yapılmış eserler de yer almaktadır.

Çini Eserlerimiz Yurt Dışındaki Müzelerde

Çini Eserlerimiz Yurt Dışındaki Müzelerde gerekse ülkemizde birçok farklı şehirde sanat ve tarih severlerin ilgisini çekiyor. El sanatlarının en güzel örneklerinden biri olan çini de bu eserlerin başında geliyor. Renk – renk yapılan bu çiniler tamamen el işçiliğiyle bir sanat eserine dönüşmekte ve herkesin hayranlığını kazanmaktadır.

Çininin yolculuğu çok eski tarihlere dayanmakta ve halen çeşitli objeler olarak yapılmaktadır. Vazodan, meyveliğe, bardaktan tabağa hatta duvar panolarına dek çini ülkemizin bir sembolü olarak tüm Dünya’da adından söz ettirmektedir.

Müzelerin en gözde eserlerinden biri olan çini eserlerimiz geçmişten bugüne dek ülkemizin tarihine ışık tutmakta ve tarihi hissettirmektedir.

Yurtdışındaki Çini Eserlerimiz Hakkında

Türkiye’de onlarca müzede sergilenen çini eserlerinin dışında yurtdışında farklı ülkelerde de yüzlerce çini eserlerimiz sergilenmektedir.

Fransa’da Yer Alan Çini Eserlerimiz

Fransa’da yer alan Ecouen Musee de la Renaissance İznik Koleksiyonu olarak yaklaşık 800’den fazla eser bulunmaktadır. 1538 yılında Montmorency ailesi tarafından şato olarak yapılan bina sonradan müzeye dönüştürülmüş ve o günden bu güne dek binlerce esere ev sahipliği yapmaktadır.

Yine Fransa’da Dünya’ca ünlü Louvre müzesinde sanat tabloları ve onlarca ünlü ressamın yaptığı eserler haricinde yaklaşık 550 parçadan oluşan çini eserler yer almaktadır. Sadece tabak ve diğer nesneler değil, ülkemizdeki bazı camilerden alınan çini pano ve karolar da burada sergilenmektedir.

İngiltere’de Yer Alan Çini Eserlerimiz

İngiltere Londra’da yer alan Sevres Cite de la Ceramique müzesinde yaklaşık 190 parçalık çini eserleri ve British Museum’da 445 parçadan oluşan eserler sergilenmektedir.

Bu ülkelerin yanı sıra Portekiz Lizbon’da Gülbenkyan, Danimarka Kopenhag’ta David Collection, Yunanistan Atina’da Benaki ve onlarca ülke ve şehirde yurtdışındaki çini eserlerimiz tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.  Bu eserlerle ilgili olarak uzmanların yaptığı araştırmalarda hepsinin ülkemizden çıkan ve gerçek el yapımı eserler olduğu ortaya çıkmıştır.

Çini Eserlerimizin Yurt dışına Yolcuğu

Çini eserlerinin büyük bir kısmı çeşitli medeniyetlerin ülkemizde yaşadıktan sonra ülkemizden yurtdışına gönderildiği bilinmektedir. Bir kısmının ise koleksiyonerler tarafından alınarak ülkemizden çıkmıştır. Bu eserlerin ülkemizi tanıtma ve eserleri yurtdışında sergilenme açısından çok büyük katkıları olmuştur.

Ayrıca çini eserleri ülkemizdeki sanatçıların dışında Dünya genelinde birçok sanatçıya da ilham kaynağı olmaktadır.  Birçok sanatçının bu sanatı öğrenmek ve geliştirmek için ülkemize geldiği ve sonrasında çini ile yaptığı birçok eser bulunmaktadır. Başta seramik sanatçıları olmak üzere birçok farklı dalda sanatçı çini motiflerini kullanmaktadır.

Artık çini eserlerimiz sadece müzelerde değil birçok işletme ve evlerinde yer almaktadır.  Günümüzde sadece çini eserlerini satın almak için ülkemize gelenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Hemen her ülkede bilinen çini sanatı el işçiliğinin önemini bir kez daha göstermekte ve müzelerin yanı sıra kiliseler, camiler ve kamu alanlarında da kullanılmaktadır.

Victoria & Albert Müzesi Deposunda Bulunan İznik Çinileri

Avrupa’da 16. Yy’dan itibaren İznik Çinilerine ilgi artışı görülmüştür. Yurt dışına çıkan tüccarlar birçok çiniyi de beraberinde götürmüştür. Bu arada Anadolu’da Osmanlı devletinin meskenlerini süsleyen çiniler Türk sanatının zarafeti, renkliliğini, huzurunu, güzelliğe verdiği önemi yansıtan sanat eserlerinden olarak görülmekte. Bu nadide ve benzersiz eserler Avrupa’da artan doğu ilgisiyle birlikte Avrupa’ya taşınmıştır. Yüzyıllarca elden ele gezen ve antika değeri korunan İznik Çinileri 19.yy da Victoria and Albert Müzesinin kuruluşu ve bu eserleri sergilemesi sonucu gün ışığına çıkmıştır. Bu müzede sergilenen eserler Türkiye’de tarihi eser araştırmacılarının ve arkeologların takip ettiği, tanınan ve bilinen eserlerdir.

Victoria and Albert Müzesi, toplamda 414 adet farklı çini eseri bulundurmakta. Bir kısmı sergilenen çinilerin bir kısmı Blythe House’ta bulunan depolarda korunmakta.

Bir rastlantı sonucu Türk Araştırmacı Arkeolog Hayal Güleç tarafından keşfedilen 16. Yüzyıl İznik Çinileri yapılmakta olan araştırma çalışmasının yönünü değiştirdi. Bu sanat eserlerinin en dikkat çekici yönü Anadolu’daki tarihi meskenlerin duvarlarından aşırılmış olmaları. Araştırmanın başında müze yetkilileri araştırmanın yürütülmesine izin vermeseler de; Arkeolog Hayal Güleç bu gizemi çözmede her yola başvurmuş ve sonuçta zafere ulaşmış.

Üniversitede öğretim görevlisi olarak iş yapan Hayal Güleç çalışmalarını sürdürmek için ödeme alamamasına rağmen çalışmayı kendi imkanlarıyla sürdürmüş en başlarda tarihi eserlerin durumu belli olmasa da ipuçlarını takip ederek kimler tarafından toplandığını ortaya çıkarmıştır. Bu süreçte kanıt yetersizliğinden Müze yetkilileri de iddiaları yalanlamış bu çinilerin kayıp eserler olduklarını kabul etmek istememişler. Daha sonradan çok eski belgeler arşivlerden çıkarılmış ve bu eserleri toplayan kişinin kimliği açıklığa kavuşmuş. Bundan sonra da müze ister istemez durumu kabul etmiştir. Çalışmalarını yazdığı tez vasıtasıyla duyuran Arkeolog aynı zamanda İznik Çinileri ile ilgili uzman görüşlerden biri olarak tanınıyor.

Eserlerin Ele Alınışı, İncelenmesi ve Araştırmanın Yürütülmesi

Victoria and Albert Müzesi eserlerin araştırılmasında belli bir prosedür izliyor. Araştırmacılar öncelikle gerekli izinleri alıp, evrakları imzalıyor sonrasında görevliler eşliğinde incelenecek eserle bir odaya alınıyor ve burada dokunmaksızın eserle ilgili izlenimlerini not alıyor. Odaya alınan sadece kağıt kalem ve bir bilgisayar. Araştırmacı eserin boyunu ve görünüşünü başka izlenimleri not ediyor. İzmir Çinileri içinse ait olunan eserin parçası daha sonra yerinde incelenerek kaynağı bulunuyor. Yapılar araştırılıyor ve sonuç olarak kataloglanıp değerlendiriliyor.

Araştırmanın diğer araştırmalardan farklı olan yönü, yüzlerce yazılmış kaynağın aksine saklı kalmış ve muhtemelen kalmaya devam edecek eserlerin ele alınışıdır.

İznik Çinileri

İznik, Milattan Önce 5. yüzyıla dayanan tarihi olan küçük sevimli bir yerleşim yeridir. Özellikle Osmanlıda 15. Yüzyılda gelişen ve bayındır hale getirilen İznik, çini ve seramik merkezidir.

16. Yüzyıl İznik Çinilerinin Özelliği

16.Yüzyıl, Osmanlının kültür ve sanat açısından zirve yaptığı bir dönemdir. Mimar Sinan ve Kanuni gibi iki büyük dehanın aynı ortak payda olan “sanatseverlikte” birleşmesi sonucu pek çok sanat eseri ortaya çıkmıştır.

Bu dönem çini eserlerinin ünlü bir sanat yorumcusu tarafından incelemesi şu şekildedir. “İnsanlık tarihi boyunca yalnız 4-5 asırda bir defa vücut bulan bir üslup olayı olarak, 16. Asır Osmanlı çini sanatı, üslup özelliklerinin önemi açısından milattan önce 4. ve 5. asır Yunan heykel sanatı üslubu ile yan yana konulabilir. Bu üslubun temel özelliği sonsuz mekanı temsil eden, beyaz önemsiz zemin üzerinde, parlak renklerle oluşan floral tezyinatın yavaş ve sakin hareketidir.” Bu yoruma göre Osmanlı Çinileri sakinliği, dinginliği, huzuru, dikkat çekiciliği, doğallığı temsil eder bir görünüm sergilemektedir.

Çinilerde genellikle çiçek, dalga, kaya, kalyon, balıksırtı, hayvan desenleriyle süslenir. Sır altı boyama tekniği ile dünyada benzersizdir. Mavi, yeşil, kırmızı gibi canlı renklerin kullanılması açısından benzerlerinden ayrılır. İznik çinisini ayıran bir diğer özellik sağlam bir şekilde günümüze ulaşmış olmasıdır.

16. Yüzyıl İznik Çinilerinin Mimaride Kullanıldığı Yerler

16.Yüzyıl mimarisinde binaların ve yapıların içi ve dış kaplamasında kullanılan İznik Çinileri genellikle şu yüzeylerin kaplamasında kullanılırdı; Duvarlar , pencere ve kapı alınlıkları, kemer, payanda ayakları, fil ayakları ve küresel bingilerde çini süslemeler kullanılırdı. Tavan kaplamalarında ve zemin kaplamalarda çini süslemeye rastlanmaz. Tavan kaplamalarda bulunmamasının sebebi çinilerin köşeli ve parçalı yapıları sebebiyle derinlik hissini kaldırmasındandır. Bunun yerine çizim ve resimler tavan süslemesi olarak kullanılırdı.

Victoria and Albert Müzesindeki İznik Çinilerin Özellikleri

Çini Numarası:31

Müzeye Geliş Tarihi:1892

Ölçü:26*20 cm

Motif: Desenin merkezinde rumilerle bezeli şems formu bulunur. Şemsin etrafında sazlar, hatai motifi, spiraller, rumi motifi yer alır. Ulama tarzında yapılmış bu eser diğer seramiklerle birbirini tamamlama özelliği taşır.

Getireni belli olmamakla birlikte müzenin arşivinde yer almaktadır.

 

Çini numarası 35

Müzeye Geliş Tarihi:1897

Müzeye Geliş Yolu: Antoin Brimo ve Kevork Ispenien isimli bir sanat simsarı tarafından olmuştur.

Ölçü:25*25 cm

Motif: Kenarda yarım şekilde çizilmiş şemse formun içi rumi motiflerle bezenmiştir. Köşede rumi ve kıvrık dal motifleri kullanılmıştır. Hatai motifiyle sınırlandırılmış ve ayrılmış alanların kenarı yaprak motifleriyle detaylandırılmıştır.

Tarihi eserlerin durumu

Bugüne kadar sorunsuz gelmiş olan İznik Çinileri Victoria and Albert Müzesinde depolarda titizlikle korunmaktadır. Araştırmanın başında da görüleceği üzere 16. Yy İznik Çinilerinin saklı kalması tercih edilmiş. Asırlar sonra ortaya çıkan bu seramikler geçmiş dönemde birçok caminin, sarayın, binanın duvarlarını süslemiştir. Muhtemelen çoğunlukla İngilizler tarafından Avrupa’ya taşınan bu eserler hak ettikleri ilgiyi görmek üzere Londra’nın merkezinde müzede sergilenmeye devam ediyor.

İsmi geçen 46 eserin bir kısmı hangi yapılara ait oldukları araştırılıp açıklığa kavuşmuştur. Kalanları ise araştırılıp keşfedilmeyi bekliyor.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com