Çini Gezileri | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Çini Gezileri

Bursa Yeşil Türbe’nin Göz Kamaştırıcı Çinileri

Bursa’nın sembolü olan yeşil türbe yani Ulu Camii olmaktadır.

Tabi ki her yerin bir sembolü olduğu gibi yeşil türbenin sembolü de biri birinden farklı olan çinileri olmaktadır. Bursa’nın yöresine ait olan birçok sembol ile yer alan çiniler daha çok dini içerikli olmaktadır. Hadislerin, Peygamber Efendimizin ve Rabbimizin isimlerinin yazılı olduğu seçeneklerinden tutun birçok dini sembole yer verir. Bunların daha çok Hat sanatı ile yapılan modellerde olması insanların kendilerine uygun olan modelleri bulmasına yardımcı olmaktadır.

Yeşil türbe çinileri içerisinden hangi ürün tercih edilir ise edilsin her biri el işçiliği ile yapılan ürünler olmaktadır. Alınır alınmaz insanlara manevi huzur veren bu ürünler her evde rahatlık ile yer alabilecek ürünlerden olmaktadır. Bursa yeşil türbe çinileri daha çok beyaz olmakla beraber üzerine yapılan el işçiliği siyah hat işlemelerini barındırır. Tabi ki sizler bu hat sanatları ile ne yazdırmak isterseniz isteyin onları rahatlık ile yaptırabilirsiniz. Seramikten yapılan bu ürünler kişiye özel olarak yer alması herkesin sevdikleri için rahat bir şekilde tercih edeceği hediye ürünü olarak yerini alabilir.

Kalyon desenli modellerden birçok farklı alternatife kadar dikkatleri çeken bu ürünler hem küllük hem şekerlik hem anahtarlık gibi akla gelen her ürünü barındırmaktadır. Türbe çinileri sayesinde özel günler için de farklı tasarımlar elde edilebilir. Bir kız isteme merasimlerinde kullanılacak olan çikolata kutularını dahi bu çini işlemeciliklerinden yardım alarak temin edebilirsiniz. Sizlerin de akıllarında nasıl bir hediye alırız ya da ne yaparız diye merak ettiğiniz ürünler var ise hediye etmek için en uygun olan bu çini modellerini tercih edebilirsiniz. Dolap süslemeleri, çocuk odası süslemeleri gibi alternatiflerin de yer alıyor olması bu noktada gerekli olan adımların daha rahat gelmesi için yardımcı olacaktır. Bursa Ulu cami çinileri arasında dini içerikli her şeyin bulunması ya da Bursa yöresine ait olması gereken her ne var ise yer alıyor olması gerekli olan süreçleri de hızlandıracaktır. Buraya gelip de kendiniz için yöreye ait olan çinilerden elde etmeden gitmemek de gereklidir.

Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu

Yıldız Sarayı’nın Boğaziçi’ne bakan bölümünde yer alan, Türkiye’nin en önemli fabrikaları arasında olan Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu; 1892 yılından bu yana hizmet vermektedir. Türkiye’deki çini ve porselen sanatının en güzel şekilde lanse edildiği bu yapı; dış görüntüsüyle daha ilk andan ziyaretçiler üzerinde iyi bir intiba uyandırıyor. Sıradan bir fabrika görüntüsünün aksine, saraya ait birçok özelliği bünyesinde barındıran bu yapı; 19. Yüzyılla birlikte Avrupa’da ses getirmeyi de başarmıştır. Osmanlı döneminde yaygınlaşan çiniciliğin bu fabrikada yeniden hayata geçirilmesi; bu yapının büyük ilgi görmesinde etkili bir rol oynamıştır.

Bir Fabrikadan Çok Daha Fazlası

Her ne kadar adı Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu olsa da; dış görünüşü ile sarayı andıran ve mimarisiyle merak uyandıran yapı; bünyesinde Türk çini ve porselen geleneğinin önemli eserlerine yer veriyor. Birçokları tarafından saray ve çevresinin çini ya da porselen ihtiyacını karşılamak adına bu fabrikanın faaliyet gösterdiği bilinse de; aslında 100 yılı aşkın geçmişe sahip bu yapıda; Türk sanat tarihinin en önemli eserlerinin yansıtıldığı göze çarpıyor. Osmanlı döneminde Yıldız Sarayı’na gelen yabancı ülke padişahlarının sarayda gördükleri çeşitli çini ve porselenleri çok beğenmeleri üzerine, saray içerisinde böyle bir fabrikanın kurulduğu belirtiliyor. Çini eserleri ve porselen gibi gerçekten pahalı bir sektör olan alandaki yapıların sergilendiği fabrika; Osmanlı döneminde 2. Abdulhamit tarafından da maddi manevi ciddi manada destek görmüştür.

Dolmabahçe’de Yıldız Porselenleri Sergileniyor

Fabrika-ı Hümayunu eserlerinin bir kısmının Dolmabahçe Sarayı’nda sergilendiği belirtiliyor. Yıldız porselenlerinin en gözde eserlerinin bulunduğu Dolmabahçe Sarayı Mavi Salon bölümü de ziyaretçiler tarafından büyük ilgi ile karşılaşıyor. Yıldız Sarayı dışında, Dolmabahçe Sarayı’na giderek de, dönemin ünlü porselen eserlerinden birkaç tanesini görebilirsiniz.

Ulaşım Oldukça Kolay

İstanbul Beşiktaş İlçesi’ne bağlı Barbaros Bulvarı’ndaki Serencebey Yokuşu üzerinde yer alan Yıldız Sarayı; birçok yolla ulaşımın kolaylıkla sağlandığı bir yerdir. Vapurla Beşiktaş’a geçip oradan yürüyerek ulaşım sağlayabileceğiniz gibi, İETT hatlarıyla da yine bu bölgeye rahatlıkla varabilirsiniz.

Üsküdar Çinili Camii’deki Çini Süslemeler

Osmanlı Çini sanatı, büyük gelişmeler göstererek günümüz kadar ulaşmayı başarmıştır. Özellikle 16. Yüzyılda yine Osmanlı döneminde doruk noktalarını yaşamıştır. Geliştirilen teknikler ve ortaya çıkan sanatkârlar ile toprak pişirilmeden önce üzerine harika desenler çizilmiştir. Çini, mimari yapılarda, köşk, saray, tabak, çanak ve çeşitli yapılarda seramik türü olarak kullanılmıştır.

Bu yazıda Üsküdar Çinili Camii üzerinde yer alan çini süslemelerine değineceğiz. Camii’nin yapısına bakıldığı zaman kaba yonu taş, moloz taş ve pencere kemerleri için tuğla kullanıldığını görmekteyiz. Camiinde bulunan duvarlarda çini süslemeler ile içeriye girdiğiniz an kendinizi geçmiş Osmanlı dönemi içerisinde hissediyorsunuz. Adeta bir sanat eseri olan çini süslemeleri direkt olarak gözlerinize çarpıyor.

Süslemeler Dışarıdan Başlıyor

Üsküdar Çinili Camii için hem iç kısma hem de dış kısma çini süslemeleri yerleştirilmiştir. Dış tarafta yer alan çini süslemeler sıraltı tekniği ile yapılmıştır. Dış cephelerde kullanılan çini tasarımları, camiinin yapılış döneminde olan stilize bitkisel ve natüralist motiflerini bizlere yansıtmaktadır. Cemaat giriş yerinde ise  bizleri çiçek motifli çiniler karşılamaktadır. Buradaki çini motifleri yapının tabanından başlayıp 2,5 metre kadar yükseğe uzanmaktadır. Dolayısı ile camii için giriş yerinde boyunuzu aşan çini tasarımları ile karşılaşıyorsunuz. Beyaz zemin üzerine oluşturulmuş çiçek desenleri radyal düzende oluşturulmuştur. Dönemine göre oldukça büyü bir ustalık isteyen bu tasarımların tam olarak kimin yaptığı bilinmemektedir. Çiçek motiflerinde kullanılan renkler ise genellikle koyu mavi, yeşil ve beyaz renkler ağır basmaktadır.

Camiinin En Çok Göz Alan Yeri

Üsküdar Çinili Camii içerisinde dolaştığınız zaman kuşkusuz en çok dikkatiniz çeken yer mihrap olacaktır. Dikdörtgen şeklinde oluşturulan mihrap bölgesinin kendisi ve etrafı tamamen çini süslemeleri ile donatılmış. Mimari olarak estetik bir yapıya sahip olan mihrap üzerindeki çini süslemeleri ile beraber adeta kişileri büyülemektedir. Buradaki çini süslemeleri ise koyu mavi bir zemin üzerine yapılmıştır. Yine çiçek motiflerini göreceğiniz alanda bu sefer S şeklinde birbirine bağlanan stilize çiçekler bulunmaktadır.

Hançer yapraklar ile beraber desteklenen tasarımda kırmızı rengi de eklenerek göz zevkine hitap edecek şekilde boyanmıştır. Çini camii süslemeleri için en çok kullanılan motifin çiçekler olduğunu da belirtmekte fayda var. Genellikle çiçeklerden oluşturulmakta olan çiniler farklı çiçek modelleri ile karşımıza çıkmaktadır. Boyama konusunda da çeşitli değişiklikler gösterilerek bizlere güzel görseller sunulmaktadır. Osmanlı döneminden beri devam eden çini sanatını hem modern hem de Üsküdar Çinili Camiinde olduğu gibi eski örneklerini görmek mümkün olacaktır.

Konya Sahip Ata Camii Çinileri

Camii Çini süslemeleri Osmanlı Döneminden itibaren günümüze kadar sürdürülmüş bir gelenektir. Yapılarda, süs eşyalarında, duvar eşyalarında ve duvarlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Camii çinileri Osmanlı Döneminden şimdiye kadar başarılı bir şekilde saklanmıştır. Eski camii gezilerinde gözünüze çarpan muhteşem görünüme sahip desenlerin çoğu çini süslemeleridir.

Bu yazımızda Sahip Ata Cami diğer adıyla Larende Camii olarak bilinen camiindeki süslemeleri inceleyeceğiz. Bu camii Konya Surunun sınırında bulunan Larende Kapısı karşısında olduğu için ikinci ismi buradan gelmektedir. Yapımı ise 1258’e dayanmaktadır. Yapılan restorasyonlar ile camii büyük değişiklikler geçirse de çini süslemeleri hâlâ ilk halindeki gibi durmaktadır.

Giriş Tarafında Çini Süslemeleri İle Karşılaşıyoruz

Birçok camii örneğinde karşılaştığımız gibi Sahip Ata Camii Çinileri de bizleri girişte karşılamaktadır. Mihrap ekseninde birbirinden güzel tasarımlar ile oluşturulmuş çiniler bulunmaktadır. Bu giriş yeri hem cemaat hem de imamların giriş yeridir. Dolayısı ile ayrım yapılmadan herkes aynı çinileri görerek camiiye girişini sağlamaktadır.

Çini Süslemeye Sahip Olan Bölümler

Konya Sahip Ata Camii içerisinde çini süslemelerine sahip olan bölümler bellidir. Bunlar taç kapı, minare ve mihrap üzerlerinde yer almaktadır. Taç kapı içerisinde sırlı ve sırsız olmak üzere iki çeşit tuğla kullanılmıştır. İki adet pano da süslemelere dahil edilmiştir. Pano üzerinde bulunan yazılar ise patlıcan moru rengine sahip çiniler ile süslenmiştir. Böylece yazılar estetik bir görüntüye sahip olmuştur. Bunun en büyük yardımcısı ise çini süslemeleridir. Panolarda yer alan “Ali” ve “Ebu Bekir” yazılarının yerleri arasında kalan beyaz alçı kısmı ise mozaik çini desenleri ile süslenmiştir. Kullanılan renkler sayesinde hem yazılar daha belirgin, hem de güzel bir görünüş sağlamaktadır.

Minare Gövdesindeki Çini Süslemeler

Camii minaresinde yine mozaik çini süslemeleri yer almaktadır. Fakat minarenin tümü sırsız tuğla ile dizayn edilmiş. Yapılan restorasyonlar ile sırsız tuğlaların rengi kiremit kırmızısı rengine dönüştürülüp farklı ve güzel bir görüntü edilmişe benzemektedir. Canlı olarak gördüğünüz zaman yine kendinizi eski zamanlara gitmiş gibi hissedeceksiniz. Geometrik olarak sıralanan tuğlaların arasında belirttiğim üzere mozaik renkteki çini desenleri sığdırılmıştır. Tüm minare boyunca bu geometrik uzantı devam etmektedir.

Son olarak kubbe ve mihrap içerisinde yer alan mozaik renkteki çiniler gözleri boyamaya devam ediyor. Mihrap içerisi tamamen tek renk sırlı çini ve mozaik renkteki çiniler ile beraber lüster tekniği dahil edilerek tasarlanmış. Kakma tekniğini de görebileceğiniz mihrap, bakıldığı zaman ihtişamlı bir görüntü oluşturmaktadır. Sahip Ata Külliyesi içerisindeki tüm çiniler bu şekilde yer almaktadır.

Rüstem Paşa Camii’nin Muhteşem Çinileri

Rüstem Paşa Cami Çinileri geçmişten günümüze gelen ve canlılığını neredeyse hemen hemen ilk günkü gibi korumayı başarmış ender çinilerdendir. İstanbul Tahtakale de bulunan bu görkemli camiye gittiğinizde gerçekten Mimar Sinan’ın hayranı olmamak elde değil diyeceksiniz. Çünkü camiyi görür görmez estetiğine ve kubbelerin harika görüntüsüne hayran kaldım. Bu güzel camiyi gidip gezmiş birisi olarak sizlere tavsiyem kesinlikle İstanbul’a gittiğinizde bu güzel camiyi de ziyaret etmeniz olacaktır.

Bu eşsiz camiyi gezen birisi olarak hakkında az bilgi vermek istiyorum. Rüstem Paşa Camii Enderun mekteplerinde yetişen ve devletin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra, devrin azametli sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa adına inşa edilmiştir. Bu eşsiz yapıtı gezerken böyle bir güzel eseri yapsa yapsa ancak Mimar Sinan yapar diyorsunuz. Caminin duvarlarından adeta mimar Sinan’ın sanatı fışkırıyor.

Rüstem Paşa Camii içerisinde dikkatimi çeken bir başka husus ise caminin sekizgene benzemesi oldu ve yine alt kısmı dükkan olarak tasarlanmış. Bu dükkanlardan elde edilecek gelir de camiinin giderleri için kullanılmaktaymış. 1560’lı yıllarda bunların düşünülmesi insanı gerçekten hayretler içerisinde bırakıyor. Cami şeklinden dolayı yapıldığı dönemde epey bir eleştiri almıştır. Bunun üzerine Mimar Sinan caminin iç mekanını bir benzeri olmayan eşsiz güzellikteki çinilerle öyle bir donatmış ki, bulunduğu devrin en gösterişli camisi haline gelmiş. Mimar Sinan devrindeki Osmanlı çini sanatının eşsiz örnekleri olan çinileri İznik ve Kütahya yörelerinden getirtmiştir. Ağırlıkla mavi renk olarak tercih edilen çiniler üzerine ise çiçek motiflerinden tutunda soyut şekillere kadar çok farklı türde desenler çizilmiştir.

Böylece Rüstem Paşa Camii çinileri yapıldığı dönemden günümüze hala da adından söz ettirmektedir. Çinilerdeki estetik ve birbiri ile olan uyumu insanın gözüne ve zihnine ayrı bir ferahlık sunuyor. Caminin bir başka estetik güzelliği ise altı dükkan olarak tasarlandığından dolayı iç kısma yan taraflardaki merdivenlerden çıkıyorsunuz. Merdivenlerden çıkınca sizi küçük ve şirin bir avlı karşılıyor. Rüstem Paşa Cami’nin en görkemli kısmını ise sekiz köşeli fil ayağı ile desteklenmiş devasa kubbesi oluşturuyor.

Louvre Müzesinde, 550 Parçadan Oluşan Çini Eserler

Dünya’nın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi, Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Louvre sarayında 1793 yılında kurulmuştur. Müzede, tarih öncesin çağlardan bugüne dek on binlerce parçanın yer aldığı koleksiyonlar bulunmaktadır. Yaklaşık 72 bin metrekare alana kurulu olan sarayda son yapılan sayımda 35 bin adet tarihi sanat eserinin yer aldığı belirtilmiştir.  Bununla birlikte geçtiğimiz senelerde bir yıl içinde 8 milyon ziyaretçinin gelmesiyle bu anlamda en çok ziyarete gelinen sanat müzesi ünvanını almıştır.  Farklı ülkelerden toplanmış bu eserler ile tarihe bir yolculuk yapmakla her biri ayrı özellikte olan eserleri tek bir çatı altında görebilmek mümkün.

Louvre Müzesi Hakkında

Müze yedi ayrı bölümden meydan gelmekte ve her bölümde ayrı sorumlu kişiler bulunmaktadır. Gerek Avrupa gerek Asya gerekse farklı kıtalara ait eserler bu bölümlerde kategoriler halinde sergilenmektedir. Ayrıca Mona Lisa gibi Dünya’ca ünlü tablolarda bu müzede görülebilmektedir. Türk el işi sanatının harikası çiniler ise İslam Sanat Eserleri olarak adlandırılan bölümde yer almaktadır.  550 parçadan oluşan bu eserler çininin güzelliğini ve zerafetini gözler önüne seriyor.

Müzede Yer Alan Çiniler

Çiniler ilk önce küçük bir alanda sergilenmekteydi. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası eserlerin sayısının giderek artmasıyla başka bir alana taşınarak çok daha geniş bir bölümde sergilenmeye başladı.  14. Louis tarafından yapılan çini koleksiyonunda tabaklar, kavanozlar, maşrapalar, vazolar, panolar ve nihale yer almaktadır.

Ayrıca Sultan 2. Selim türbesinde yer alan çini panoda burada yer almaktadır. Bunun dışında Osmanlı Döneminden 20. Yy ‘a dek yapılmış olan yüzlerce el yapımı çini ürün burada sergilenmektedir. Müzede en çok dikkat çeken bir başka eser ise çinilerle ilgili kitaplardır. Çini tarihi, yapımı, korunması ve motiflerle ilgili resimleriyle birlikte anlatımların yer aldığı bu kitap Çininin geçmişten günümüze bıraktığı bir miras niteliğindedir.

Ülkemizin farklı yerlerinden koleksiyonerlerce toplanan ve ayrıca ithal edilen çini eserler de bulunmaktadır. Bunların çoğunun 16. Yy ile 18. Yy arasında yapıldığı ve tamamen el işçiliği ürünleri olduğu açıklanmıştır.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi

1251 yılında Konya emiri Celalettin Karatay tarafından, Sultan İzzeddin Keykavus döneminde inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, çini eserlerin varoluş müzesidir. O dönemin en büyük medresesi olarak inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, 1955 yılı itibari ile Cumhuriyet döneminde çini eserler müzesine dönüştürülmüştür. Birbirinden değerli ve eşsiz çini eserlerin sergilendiği müzede, Selçuklu sultanlarının yazlık saray olarak kullandığı Kubad-Âbad Sarayının kalıntılarından çıkartılan duvar çinileri, cam tabaklar ve bir birinden değişik cam tabakların yanı sıra, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar, kandiller ve alçı buluntularını hayranlıkla inceleyebilirsiniz.

Cumartesi, Pazar, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri ziyarete açık olan müzeye giriş ücretsizdir. Pazartesi günleri müze ziyarete kapalıdır. Selçuklu döneminde matematik ve astronomi eğitimi verilen Karatay Çini Eserler Müzesi, dönemin en büyük eğitim kurumlarından biriydi. Medresenin ortasında toplam 4 metre ebatında bir havuz bulunmaktadır. Havuzun üstünde yer alan çatı bölümü, açılabilir şekilde dizayn edilmiştir. Bunun nedeni ise, o günkü hava durumunu havuza yukarıdan bakarak anlayabiliyorlardı. Suya yansıyan görüntülerden, havanın durumu analiz edilebiliyordu. Böylesine dâhice inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, hem mimari hem de içerik açısından sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sayılı çini müzelerinden birisidir.

Müzenin duvarlarında inanılmaz görsel motifler, bize o döneme ait sanat hakkında mesajlar vermektedir. Ünlü düşünür Mevlana’nın da Karatay Çini Eserler Müzesinde ders verdiği söylenilmektedir. Berrak gök mavisi renkleri ve bembeyaz mermerden yazı ve desenlerle süslü muhteşem kapısı, Selçuklu taş işçiliğinin izlerini taşımaktadır. Duvarlarında ve kubbe ve müze içerisindeki çini mozaik dekorasyon çalışmaları için tam bir sanat eseridir. Medresede bulunan büyük salonunun üstü, mozaik çinilerle kaplı kubbe ile kaplanmıştır. Kubbe kasnağında, duvarların üst kısımlarındaki bordürlerde ve hücre kapıları üstünde yer alan şemada bazı ayetler yazılıdır. Böylesine tarihi öneme sahip olan Karatay Çini Eserler Müzesi’nin bazı bölümlerde, duvarlardaki o muhteşem çinilerin yer yer döküldüğü görülmektedir. Şu ana kadar her hangi bir yenileme çalışması yapılmamıştır.

British Museum’da 445 Parçadan Oluşan Çini Eserlerimiz

Karahanlılar döneminden günümüze dek ülkemizin en büyük sanatından biri olan çini ülkemiz sınırlarından çok daha ötede dahi bilinmektedir. El emeği göz nuru büyük bir ustalık gerektiren bu sanat motifleri ve renk armonisinin eşsiz bir örneğidir. Öyle ki artık çini motifi olarak bilinen çiniler ülkemizde olduğu kadar Dünya’da da birçok farklı müzede sergilenmekte ve gören herkesi kendine hayran bırakmaktadır. Bu müzelerden en bilinenlerinden biri olan British Museum’da da çini eserlerimiz sergilenmektedir.

British Museum’da Yer Alan Eserler

British Museum’da yaklaşık olarak 445 eser bulunmaktadır. Tarihi değere de sahip olan bu eserlerin bir kısmının yüzlerce yıl önce yapıldığı aktarılmıştır. Bu çinilerden en önemlileri İznik Çinileridir. 16. Yy’da tamamen el işçiliği ile yapılan farklı çini desenleriyle süslenimiş ibrik ve sürahiler bunların başlıcalıdır. Bununla birlikte 15. yy ile 16. Yy arasında İznik’te yapılan kandiller de yer almaktadır.

Osmanlı Döneminde yoğurt ya da turşu yapımında kullanılan 3 farklı türde kavanozlar da buradadır. İki tanesi dışa dönük ve ağız kısmı geniş, bir  tanesi ise gövdeye doğru geniştir. Bu kavanozlar o kadar güzel yapılmıştır ki zamanında ayran ya da şerbet ikramında da misafirlere bu kavanozlarla ikram yapılmıştır. Yer alan çinilerden bir tanesi de maşrapalardır, hamamlar da yıkanırken sıcak su için kullanılan maşrapaları British Museum’da görebilmek mümkündür.

Bunların dışında, şişeler, vazolar, bardaklar, tabaklar, kaplar yer almakla birlikte çini dışında çok sayıda farklı çini desenli seramikten yapılan eserler de sergilenmektedir.

Eserlerin Müzeye Getirilişi

1753 yılında kurulan  müzede yer alan eserlerin çok büyük bir kısmı koleksiyoner Sir Hans Sloane tarafından oluştuğu bilinmektedir. Tüm hayatı boyunca Dünya’yı gezerek farklı ülkelerden aldığı objeleri müzeye bağışlamıştır. Yaklaşık 71 bin eserin onun aracılığıyla müzede olduğu açıklandı.  Çinilerin ve Türk eserlerinin yer aldığı kısım Orta Doğu bölümü olarak adlandırılmıştır. Eserlerin kalan kısmının ise Frederick Du Cane Godman tarafından toplanan ve vasiyeti üzerine ölümünden sonra müzeye bağışlanan eserlerden oluşmaktadır. Ayrıca yurt dışına ihraç edilen çinilerden oluşan bir koleksiyon da bulunmaktadır.

Çini Eserlerimiz Yurt Dışındaki Müzelerde

Çini Eserlerimiz Yurt Dışındaki Müzelerde gerekse ülkemizde birçok farklı şehirde sanat ve tarih severlerin ilgisini çekiyor. El sanatlarının en güzel örneklerinden biri olan çini de bu eserlerin başında geliyor. Renk – renk yapılan bu çiniler tamamen el işçiliğiyle bir sanat eserine dönüşmekte ve herkesin hayranlığını kazanmaktadır.

Çininin yolculuğu çok eski tarihlere dayanmakta ve halen çeşitli objeler olarak yapılmaktadır. Vazodan, meyveliğe, bardaktan tabağa hatta duvar panolarına dek çini ülkemizin bir sembolü olarak tüm Dünya’da adından söz ettirmektedir.

Müzelerin en gözde eserlerinden biri olan çini eserlerimiz geçmişten bugüne dek ülkemizin tarihine ışık tutmakta ve tarihi hissettirmektedir.

Yurtdışındaki Çini Eserlerimiz Hakkında

Türkiye’de onlarca müzede sergilenen çini eserlerinin dışında yurtdışında farklı ülkelerde de yüzlerce çini eserlerimiz sergilenmektedir.

Fransa’da Yer Alan Çini Eserlerimiz

Fransa’da yer alan Ecouen Musee de la Renaissance İznik Koleksiyonu olarak yaklaşık 800’den fazla eser bulunmaktadır. 1538 yılında Montmorency ailesi tarafından şato olarak yapılan bina sonradan müzeye dönüştürülmüş ve o günden bu güne dek binlerce esere ev sahipliği yapmaktadır.

Yine Fransa’da Dünya’ca ünlü Louvre müzesinde sanat tabloları ve onlarca ünlü ressamın yaptığı eserler haricinde yaklaşık 550 parçadan oluşan çini eserler yer almaktadır. Sadece tabak ve diğer nesneler değil, ülkemizdeki bazı camilerden alınan çini pano ve karolar da burada sergilenmektedir.

İngiltere’de Yer Alan Çini Eserlerimiz

İngiltere Londra’da yer alan Sevres Cite de la Ceramique müzesinde yaklaşık 190 parçalık çini eserleri ve British Museum’da 445 parçadan oluşan eserler sergilenmektedir.

Bu ülkelerin yanı sıra Portekiz Lizbon’da Gülbenkyan, Danimarka Kopenhag’ta David Collection, Yunanistan Atina’da Benaki ve onlarca ülke ve şehirde yurtdışındaki çini eserlerimiz tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.  Bu eserlerle ilgili olarak uzmanların yaptığı araştırmalarda hepsinin ülkemizden çıkan ve gerçek el yapımı eserler olduğu ortaya çıkmıştır.

Çini Eserlerimizin Yurt dışına Yolcuğu

Çini eserlerinin büyük bir kısmı çeşitli medeniyetlerin ülkemizde yaşadıktan sonra ülkemizden yurtdışına gönderildiği bilinmektedir. Bir kısmının ise koleksiyonerler tarafından alınarak ülkemizden çıkmıştır. Bu eserlerin ülkemizi tanıtma ve eserleri yurtdışında sergilenme açısından çok büyük katkıları olmuştur.

Ayrıca çini eserleri ülkemizdeki sanatçıların dışında Dünya genelinde birçok sanatçıya da ilham kaynağı olmaktadır.  Birçok sanatçının bu sanatı öğrenmek ve geliştirmek için ülkemize geldiği ve sonrasında çini ile yaptığı birçok eser bulunmaktadır. Başta seramik sanatçıları olmak üzere birçok farklı dalda sanatçı çini motiflerini kullanmaktadır.

Artık çini eserlerimiz sadece müzelerde değil birçok işletme ve evlerinde yer almaktadır.  Günümüzde sadece çini eserlerini satın almak için ülkemize gelenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Hemen her ülkede bilinen çini sanatı el işçiliğinin önemini bir kez daha göstermekte ve müzelerin yanı sıra kiliseler, camiler ve kamu alanlarında da kullanılmaktadır.

Takkeci İbrahim Ağa Camii Çinileri

İbrahim Ağa olarak bilinen zat 1500’lü yılların Topkapı’sın da yaşamış bir kişidir. Surların hemen dibinde gayet mütevazi bir ahşap kulübede namaz takkeleri örüp satarak geçinmekteydi. Takkeci İbrahim Ağa cami Çinileri kadar bu caminin inşa hikayesi de çok meşhurdur.  Kendisi oldukça fakir olan İbrahim Ağa’nın gönlü ve hayalleri ise oldukça zengindir. Dini yönden oldukça engin bir kişiydi, mütevazi ve kanaatkâr bir yapısı vardı. İbrahim Ağa’nın gönlünden hep bir cami yaptırmak geçer ve bu hayalinden de insanlara bahsederdi. İbrahim Ağa bahsettikçe insanlarda kendisine güler ve hangi parayla yaptıracaksın camiyi be mübarek derlermiş.

Takkeci İbrahim Ağa Caminin Yapılış Hikayesi

Sürekli güzel bir cami yaptırma hayaliyle yaşayan bu zatın her an dilinde, zikrine ve geceleri rüyasında dahi böyle bir cami yaptırabilmenin yakarışı varmış. Bir gün rüyasında gördüğü manevi bir zat kendisine “Rızkın iki salkım üzümdedir ey İbrahim Ağa, bunun içinde Bağdat’a git demiş.” Aynı rüyayı tam 3 kez art arda görünce tası tarağı toplamış ve İbrahim Ağa rüyasının peşine düşmüş. Bağdat’a gelince ilk gördüğü bir handan içeriye girmiş ve bir masaya oturup heybesinden çıkardığı kuru ekmeğini yemeye başlamış. Bizim Takkeci İbrahim ağanın bu garip durumunu gören hancı dayanamamış ve iki salkım üzüm getirmiş. İki salkım üzümün kendiliğinden geldiğini gören bizim takkecinin içi sevinçten kıpır kıpır olmuş. Üzümleri yerken hancı dayanamamış sormuş ey yolcu nerden gelirsin nereye gidersin demiş?

Bizimkisi de gördüğü rüyayı anlatmış ve İstanbul’dan gelip geri İstanbul’a giderim demiş. Bunu duyan hancı gülmüş ve e be adam bir rüya için İstanbul’dan buraya gelinir mi hiç demiş. Bak ben İstanbul sur dibinde bulunan Takkeci İbrahim Ağa diye birinin kulübesinin altında gömülü iki küp altını hep görüyorum ama gidiyor muyum demiş. Bunu duyan bizimkisi olduğu gibi kalkmış ve hemen yola koyulmuş işte bizim meşhur Takkeci İbrahim Ağa cami Çinileri hikayesi böyle başlamış.

Topkapı Şehir Parkı’nın ortasında görmekte olduğumuz cami bu anlatılan caminin ta kendisidir.1591-1592 yıllarında yaptırılan caminin Mimar Sinan eseri olduğu tahmin edilse de, kapının üzerindeki kitabelere bakıldığında caminin Mimar Sinan’ın ölümünden 3-4 sene sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu camiyi eşsiz güzellikte kılan diğer bir detay ise camiye has eşsiz güzellikteki meşhur İznik Çinileridir. Birçok defa hırsızların hedefi olan camideki çini panolardan yüzlercesi çalınmıştır. Kimi kötü durumdaki panolarda yenileme çalışmaları sırasında alınmış ve yerlerine yenileri konulmuştur. Takkeci İbrahim Ağa Camii Çinileri bizleri camiden içeri girdiğimizde karşılamaktadır. Caminin ana mekanı ve pencerelerin kemer tepelerine kadar olan kısımlar muhteşem eşsiz güzellikteki İznik Çinileri ile bezenmiştir. Yeşil, lacivert, parlak camgöbeği, narçiçeği kırmızısı renklerinin Hatayi ve Rumi desenlerle adeta hayat bulduğu pencere aralarına yapılmış vazolarla ve çiçek buketleri ile bezenmiş çini panolardan gözlerinizi ayıramamaktasınız.

Çinileri İle Ünlü Olan Yavuz Sultan Selim Camii

Yavuz Sultan Selim Camii çinileri dillere destandır ve bu cami Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından babasına ithafen İstanbul’a hakim bir tepe üzerine kurulmuş yapıdır. Tarihi yapılarda en dikkat çekici eserler bugün de yaşatılmaya devam ediyor. Bu yapılardan bir tanesi de Yavuz Sultan Selim Camii’dir.

Yavuz Sultan Selim Camii Nerededir, Nasıl Gidilir?

İstanbul’un tarihi Yarımadası’nda bulunan Yavuz Sultan Selim Camii Fatih ilçesinde yer alan bu camii çinileri ile ünlüdür. İstanbul’un yedi tepesinde 7 cami bulunuyor ve bu camilerden biri Yavuz Sultan Selim Camii’dir. Haliç’e yakın olması ve tarihi Yarımada içerisinde olması nedeniyle pek çok kişi tarafından bugün de ziyaret edilmektedir. Yavuz Sultan Selim tarafından inşa edilen bu camiinin mimarı mimar Ali’dir. Yapıya Kanuni Sultan Süleyman tarafından da ekleme yapılmıştır ve bu eklemeler arasında türbe, imaret ve medrese yer almaktadır. Caminin bir tarafında sarnıç bulunurken diğer tarafında da kırkmerdiven ismi ile bilinen bir uçurum yer almaktadır. Ulaşımı ise oldukça kolaydır. Yavuz Sultan Selim’in camiye İstanbul’da İETT ile hemen her noktadan ulaşabilmeniz mümkün olacaktır.

Yavuz Sultan Selim Cami Süslemeleri

Yavuz Sultan Selim Camii çinileri oldukça dikkat çekicidir. Yapıda pek çok yerde çini işlemeler karşımıza çıkmaktadır. Bu yapıda caminin sol tarafında Hünkar mahfili zarif dilimle alt tavanı çok renkli çini işlemeler ile süslenmiştir. Çeşitli renklerde oluşturulan mermer sütunlar üzerine oturtulmuştur ve yanları süslemeli mermer minberden taş mihraptan ve sade klasik üslupta çini işlemelerinden oluşturulmuştur. Kapı kanatlarında fil dişi ve sedef zenginliği sağlanmış ağaç işçiliğinin de fevkalade sergilendiği görülmektedir. Pencere alınlıklarında ise sır tekniği ile elde edilen pek çok çini süslemesi görülmektedir. Ayrıca bu caminin iç avlu giriş kapısında güneş saati bulunmaktadır ve bu da tarihi önemi bulunan bir süslemedir.

Mimari yapıların pek çoğunda bulunan çini sanatı Yavuz Sultan Selim Camii’de de uygulanmıştır. Ayrıca bu camide süsler ve işlemeler konusunda farklı detaylarda düşünülmüştür. Süslü kafesleri de Sultan İbrahim koydurmuş ve bu caminin kürsüsü ahşap işlemelerle oluşturulmuştur. Mermerden yapılmış mahfili sağ tarafta ve ortada yer almaktadır.

Yavuz Sultan Selim Camii dışında diğer sanatsal işlemeleri ile de en çok ziyaret edilen yapılarda bir tanesidir. Caminin önünde bulunan Yavuz Sultan Selim Türbesi köşeli plan üzerine inşa edilmiştir. Tek kubbeli oluşturulmuştur. Bu metalin iki yanında ise çini panolar bulunmaktadır ve bezenmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine giderken hocasının atının tarafından ayağına sıçrayan çamur ile kirlenmiş kaftanı kabrinin üzerine vasiyeti olarak örtülmüştür. Şehzadeler türbesin de ise dikkat çeken bazı işlemeler yer almaktadır. Çini işlemeleri bu yapıda da dikkati çekerken yanı sıra kubbe kasnağında kabartmalı olarak Ayetel Kürsi yazılmıştır.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com