Gezi Günlüğü | Reyhan Çini

Gezi Günlüğü

Müzeler, tarihi alanlardaki çiniler hk bilgilere ve yurtdışındaki müzelerde bulunan çini eserlerimiz hk bilgileri bu kategori altında bulabilirsiniz.

Bursa Yeşil Türbe’nin Göz Kamaştırıcı Çinileri

Bursa’nın sembolü olan yeşil türbe yani Ulu Camii olmaktadır.

Tabi ki her yerin bir sembolü olduğu gibi yeşil türbenin sembolü de biri birinden farklı olan çinileri olmaktadır. Bursa’nın yöresine ait olan birçok sembol ile yer alan çiniler daha çok dini içerikli olmaktadır. Hadislerin, Peygamber Efendimizin ve Rabbimizin isimlerinin yazılı olduğu seçeneklerinden tutun birçok dini sembole yer verir. Bunların daha çok Hat sanatı ile yapılan modellerde olması insanların kendilerine uygun olan modelleri bulmasına yardımcı olmaktadır.

Yeşil türbe çinileri içerisinden hangi ürün tercih edilir ise edilsin her biri el işçiliği ile yapılan ürünler olmaktadır. Alınır alınmaz insanlara manevi huzur veren bu ürünler her evde rahatlık ile yer alabilecek ürünlerden olmaktadır. Bursa yeşil türbe çinileri daha çok beyaz olmakla beraber üzerine yapılan el işçiliği siyah hat işlemelerini barındırır. Tabi ki sizler bu hat sanatları ile ne yazdırmak isterseniz isteyin onları rahatlık ile yaptırabilirsiniz. Seramikten yapılan bu ürünler kişiye özel olarak yer alması herkesin sevdikleri için rahat bir şekilde tercih edeceği hediye ürünü olarak yerini alabilir.

Kalyon desenli modellerden birçok farklı alternatife kadar dikkatleri çeken bu ürünler hem küllük hem şekerlik hem anahtarlık gibi akla gelen her ürünü barındırmaktadır. Türbe çinileri sayesinde özel günler için de farklı tasarımlar elde edilebilir. Bir kız isteme merasimlerinde kullanılacak olan çikolata kutularını dahi bu çini işlemeciliklerinden yardım alarak temin edebilirsiniz. Sizlerin de akıllarında nasıl bir hediye alırız ya da ne yaparız diye merak ettiğiniz ürünler var ise hediye etmek için en uygun olan bu çini modellerini tercih edebilirsiniz. Dolap süslemeleri, çocuk odası süslemeleri gibi alternatiflerin de yer alıyor olması bu noktada gerekli olan adımların daha rahat gelmesi için yardımcı olacaktır. Bursa Ulu cami çinileri arasında dini içerikli her şeyin bulunması ya da Bursa yöresine ait olması gereken her ne var ise yer alıyor olması gerekli olan süreçleri de hızlandıracaktır. Buraya gelip de kendiniz için yöreye ait olan çinilerden elde etmeden gitmemek de gereklidir.

Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu

Yıldız Sarayı’nın Boğaziçi’ne bakan bölümünde yer alan, Türkiye’nin en önemli fabrikaları arasında olan Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu; 1892 yılından bu yana hizmet vermektedir. Türkiye’deki çini ve porselen sanatının en güzel şekilde lanse edildiği bu yapı; dış görüntüsüyle daha ilk andan ziyaretçiler üzerinde iyi bir intiba uyandırıyor. Sıradan bir fabrika görüntüsünün aksine, saraya ait birçok özelliği bünyesinde barındıran bu yapı; 19. Yüzyılla birlikte Avrupa’da ses getirmeyi de başarmıştır. Osmanlı döneminde yaygınlaşan çiniciliğin bu fabrikada yeniden hayata geçirilmesi; bu yapının büyük ilgi görmesinde etkili bir rol oynamıştır.

Bir Fabrikadan Çok Daha Fazlası

Her ne kadar adı Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu olsa da; dış görünüşü ile sarayı andıran ve mimarisiyle merak uyandıran yapı; bünyesinde Türk çini ve porselen geleneğinin önemli eserlerine yer veriyor. Birçokları tarafından saray ve çevresinin çini ya da porselen ihtiyacını karşılamak adına bu fabrikanın faaliyet gösterdiği bilinse de; aslında 100 yılı aşkın geçmişe sahip bu yapıda; Türk sanat tarihinin en önemli eserlerinin yansıtıldığı göze çarpıyor. Osmanlı döneminde Yıldız Sarayı’na gelen yabancı ülke padişahlarının sarayda gördükleri çeşitli çini ve porselenleri çok beğenmeleri üzerine, saray içerisinde böyle bir fabrikanın kurulduğu belirtiliyor. Çini eserleri ve porselen gibi gerçekten pahalı bir sektör olan alandaki yapıların sergilendiği fabrika; Osmanlı döneminde 2. Abdulhamit tarafından da maddi manevi ciddi manada destek görmüştür.

Dolmabahçe’de Yıldız Porselenleri Sergileniyor

Fabrika-ı Hümayunu eserlerinin bir kısmının Dolmabahçe Sarayı’nda sergilendiği belirtiliyor. Yıldız porselenlerinin en gözde eserlerinin bulunduğu Dolmabahçe Sarayı Mavi Salon bölümü de ziyaretçiler tarafından büyük ilgi ile karşılaşıyor. Yıldız Sarayı dışında, Dolmabahçe Sarayı’na giderek de, dönemin ünlü porselen eserlerinden birkaç tanesini görebilirsiniz.

Ulaşım Oldukça Kolay

İstanbul Beşiktaş İlçesi’ne bağlı Barbaros Bulvarı’ndaki Serencebey Yokuşu üzerinde yer alan Yıldız Sarayı; birçok yolla ulaşımın kolaylıkla sağlandığı bir yerdir. Vapurla Beşiktaş’a geçip oradan yürüyerek ulaşım sağlayabileceğiniz gibi, İETT hatlarıyla da yine bu bölgeye rahatlıkla varabilirsiniz.

Üsküdar Çinili Camii’deki Çini Süslemeler

Osmanlı Çini sanatı, büyük gelişmeler göstererek günümüz kadar ulaşmayı başarmıştır. Özellikle 16. Yüzyılda yine Osmanlı döneminde doruk noktalarını yaşamıştır. Geliştirilen teknikler ve ortaya çıkan sanatkârlar ile toprak pişirilmeden önce üzerine harika desenler çizilmiştir. Çini, mimari yapılarda, köşk, saray, tabak, çanak ve çeşitli yapılarda seramik türü olarak kullanılmıştır.

Bu yazıda Üsküdar Çinili Camii üzerinde yer alan çini süslemelerine değineceğiz. Camii’nin yapısına bakıldığı zaman kaba yonu taş, moloz taş ve pencere kemerleri için tuğla kullanıldığını görmekteyiz. Camiinde bulunan duvarlarda çini süslemeler ile içeriye girdiğiniz an kendinizi geçmiş Osmanlı dönemi içerisinde hissediyorsunuz. Adeta bir sanat eseri olan çini süslemeleri direkt olarak gözlerinize çarpıyor.

Süslemeler Dışarıdan Başlıyor

Üsküdar Çinili Camii için hem iç kısma hem de dış kısma çini süslemeleri yerleştirilmiştir. Dış tarafta yer alan çini süslemeler sıraltı tekniği ile yapılmıştır. Dış cephelerde kullanılan çini tasarımları, camiinin yapılış döneminde olan stilize bitkisel ve natüralist motiflerini bizlere yansıtmaktadır. Cemaat giriş yerinde ise  bizleri çiçek motifli çiniler karşılamaktadır. Buradaki çini motifleri yapının tabanından başlayıp 2,5 metre kadar yükseğe uzanmaktadır. Dolayısı ile camii için giriş yerinde boyunuzu aşan çini tasarımları ile karşılaşıyorsunuz. Beyaz zemin üzerine oluşturulmuş çiçek desenleri radyal düzende oluşturulmuştur. Dönemine göre oldukça büyü bir ustalık isteyen bu tasarımların tam olarak kimin yaptığı bilinmemektedir. Çiçek motiflerinde kullanılan renkler ise genellikle koyu mavi, yeşil ve beyaz renkler ağır basmaktadır.

Camiinin En Çok Göz Alan Yeri

Üsküdar Çinili Camii içerisinde dolaştığınız zaman kuşkusuz en çok dikkatiniz çeken yer mihrap olacaktır. Dikdörtgen şeklinde oluşturulan mihrap bölgesinin kendisi ve etrafı tamamen çini süslemeleri ile donatılmış. Mimari olarak estetik bir yapıya sahip olan mihrap üzerindeki çini süslemeleri ile beraber adeta kişileri büyülemektedir. Buradaki çini süslemeleri ise koyu mavi bir zemin üzerine yapılmıştır. Yine çiçek motiflerini göreceğiniz alanda bu sefer S şeklinde birbirine bağlanan stilize çiçekler bulunmaktadır.

Hançer yapraklar ile beraber desteklenen tasarımda kırmızı rengi de eklenerek göz zevkine hitap edecek şekilde boyanmıştır. Çini camii süslemeleri için en çok kullanılan motifin çiçekler olduğunu da belirtmekte fayda var. Genellikle çiçeklerden oluşturulmakta olan çiniler farklı çiçek modelleri ile karşımıza çıkmaktadır. Boyama konusunda da çeşitli değişiklikler gösterilerek bizlere güzel görseller sunulmaktadır. Osmanlı döneminden beri devam eden çini sanatını hem modern hem de Üsküdar Çinili Camiinde olduğu gibi eski örneklerini görmek mümkün olacaktır.

Konya Sahip Ata Camii Çinileri

Camii Çini süslemeleri Osmanlı Döneminden itibaren günümüze kadar sürdürülmüş bir gelenektir. Yapılarda, süs eşyalarında, duvar eşyalarında ve duvarlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Camii çinileri Osmanlı Döneminden şimdiye kadar başarılı bir şekilde saklanmıştır. Eski camii gezilerinde gözünüze çarpan muhteşem görünüme sahip desenlerin çoğu çini süslemeleridir.

Bu yazımızda Sahip Ata Cami diğer adıyla Larende Camii olarak bilinen camiindeki süslemeleri inceleyeceğiz. Bu camii Konya Surunun sınırında bulunan Larende Kapısı karşısında olduğu için ikinci ismi buradan gelmektedir. Yapımı ise 1258’e dayanmaktadır. Yapılan restorasyonlar ile camii büyük değişiklikler geçirse de çini süslemeleri hâlâ ilk halindeki gibi durmaktadır.

Giriş Tarafında Çini Süslemeleri İle Karşılaşıyoruz

Birçok camii örneğinde karşılaştığımız gibi Sahip Ata Camii Çinileri de bizleri girişte karşılamaktadır. Mihrap ekseninde birbirinden güzel tasarımlar ile oluşturulmuş çiniler bulunmaktadır. Bu giriş yeri hem cemaat hem de imamların giriş yeridir. Dolayısı ile ayrım yapılmadan herkes aynı çinileri görerek camiiye girişini sağlamaktadır.

Çini Süslemeye Sahip Olan Bölümler

Konya Sahip Ata Camii içerisinde çini süslemelerine sahip olan bölümler bellidir. Bunlar taç kapı, minare ve mihrap üzerlerinde yer almaktadır. Taç kapı içerisinde sırlı ve sırsız olmak üzere iki çeşit tuğla kullanılmıştır. İki adet pano da süslemelere dahil edilmiştir. Pano üzerinde bulunan yazılar ise patlıcan moru rengine sahip çiniler ile süslenmiştir. Böylece yazılar estetik bir görüntüye sahip olmuştur. Bunun en büyük yardımcısı ise çini süslemeleridir. Panolarda yer alan “Ali” ve “Ebu Bekir” yazılarının yerleri arasında kalan beyaz alçı kısmı ise mozaik çini desenleri ile süslenmiştir. Kullanılan renkler sayesinde hem yazılar daha belirgin, hem de güzel bir görünüş sağlamaktadır.

Minare Gövdesindeki Çini Süslemeler

Camii minaresinde yine mozaik çini süslemeleri yer almaktadır. Fakat minarenin tümü sırsız tuğla ile dizayn edilmiş. Yapılan restorasyonlar ile sırsız tuğlaların rengi kiremit kırmızısı rengine dönüştürülüp farklı ve güzel bir görüntü edilmişe benzemektedir. Canlı olarak gördüğünüz zaman yine kendinizi eski zamanlara gitmiş gibi hissedeceksiniz. Geometrik olarak sıralanan tuğlaların arasında belirttiğim üzere mozaik renkteki çini desenleri sığdırılmıştır. Tüm minare boyunca bu geometrik uzantı devam etmektedir.

Son olarak kubbe ve mihrap içerisinde yer alan mozaik renkteki çiniler gözleri boyamaya devam ediyor. Mihrap içerisi tamamen tek renk sırlı çini ve mozaik renkteki çiniler ile beraber lüster tekniği dahil edilerek tasarlanmış. Kakma tekniğini de görebileceğiniz mihrap, bakıldığı zaman ihtişamlı bir görüntü oluşturmaktadır. Sahip Ata Külliyesi içerisindeki tüm çiniler bu şekilde yer almaktadır.

Rüstem Paşa Camii’nin Muhteşem Çinileri

Rüstem Paşa Cami Çinileri geçmişten günümüze gelen ve canlılığını neredeyse hemen hemen ilk günkü gibi korumayı başarmış ender çinilerdendir. İstanbul Tahtakale de bulunan bu görkemli camiye gittiğinizde gerçekten Mimar Sinan’ın hayranı olmamak elde değil diyeceksiniz. Çünkü camiyi görür görmez estetiğine ve kubbelerin harika görüntüsüne hayran kaldım. Bu güzel camiyi gidip gezmiş birisi olarak sizlere tavsiyem kesinlikle İstanbul’a gittiğinizde bu güzel camiyi de ziyaret etmeniz olacaktır.

Bu eşsiz camiyi gezen birisi olarak hakkında az bilgi vermek istiyorum. Rüstem Paşa Camii Enderun mekteplerinde yetişen ve devletin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra, devrin azametli sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa adına inşa edilmiştir. Bu eşsiz yapıtı gezerken böyle bir güzel eseri yapsa yapsa ancak Mimar Sinan yapar diyorsunuz. Caminin duvarlarından adeta mimar Sinan’ın sanatı fışkırıyor.

Rüstem Paşa Camii içerisinde dikkatimi çeken bir başka husus ise caminin sekizgene benzemesi oldu ve yine alt kısmı dükkan olarak tasarlanmış. Bu dükkanlardan elde edilecek gelir de camiinin giderleri için kullanılmaktaymış. 1560’lı yıllarda bunların düşünülmesi insanı gerçekten hayretler içerisinde bırakıyor. Cami şeklinden dolayı yapıldığı dönemde epey bir eleştiri almıştır. Bunun üzerine Mimar Sinan caminin iç mekanını bir benzeri olmayan eşsiz güzellikteki çinilerle öyle bir donatmış ki, bulunduğu devrin en gösterişli camisi haline gelmiş. Mimar Sinan devrindeki Osmanlı çini sanatının eşsiz örnekleri olan çinileri İznik ve Kütahya yörelerinden getirtmiştir. Ağırlıkla mavi renk olarak tercih edilen çiniler üzerine ise çiçek motiflerinden tutunda soyut şekillere kadar çok farklı türde desenler çizilmiştir.

Böylece Rüstem Paşa Camii çinileri yapıldığı dönemden günümüze hala da adından söz ettirmektedir. Çinilerdeki estetik ve birbiri ile olan uyumu insanın gözüne ve zihnine ayrı bir ferahlık sunuyor. Caminin bir başka estetik güzelliği ise altı dükkan olarak tasarlandığından dolayı iç kısma yan taraflardaki merdivenlerden çıkıyorsunuz. Merdivenlerden çıkınca sizi küçük ve şirin bir avlı karşılıyor. Rüstem Paşa Cami’nin en görkemli kısmını ise sekiz köşeli fil ayağı ile desteklenmiş devasa kubbesi oluşturuyor.

Sevres Cite de la Ceramique Müzesinde, 190 Parçalık Çini Eserleri

Sevres Cite de la Ceramique müzesi Fransız bilim adamı Alexandre Brongniart  tarafından 1824 yılında Paris’in Sevr banliyosünde kurulmuştur. Burasının mimarisi hala korunmakta ve dış görünüşüyle de ilgi çekmektedir. Ayrıca tarih boyunca bilinen en eski Seramik müzesi olarak bilinmektedir. Müzede,  Avrupa ve Asya motiflerine sahip ve yaklaşık olarak 19. Yy da yapılan yapıtlar sergilenmektedir. Kurulduğu günden bu yana eserlerin sayısı çoğalmakta olup günümüzde yaklaşık 5 bin objenin bulunduğu bildirilmiştir. Bu yapıtların arasında yaklaşık 190 parçadan oluşan çini objelerde yer almaktadır:

Müzede Yer Alan Çiniler Hakkında

Müzede her seramikler, tablolar, devasa boyutlarda porselenden yapılan vazolar yer alıyor. Her bir kategori ayrı bir bölümde yer alıyor. İznik çinileri diğer tüm ürünler gibi cam dolapların arkasında sergilenmekte ve giriş katında sağ taraftaki oda yer alıyor. 190 parçadan oluşan bu koleksiyonda el işçiliğinin benzersiz örneklerinden olan çini tabaklar, şekerlikler, kavanozlar ve maşrapalar yer alıyor. Bu çinilerin her biri farklı dönemlere ait eserlerdir. Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’in ilanına dek farklı yıllarda yapılmış bu çiniler hala ilk günkü gibi kusursuz bir şekilde dayanaklılığını korumakta ve en ufak bir yıpranma dahi oluşmamaktadır. Yapılan sayısız inceleme sonucunda tüm eserlerin orijinal olarak tespit edilmesi sayesinde çok daha fazla ilgi çekmektedir.

Gerek kurucunun gerekse Fransız koleksiyonerlerin topladığı çini eserlerin her biri büyük bir itina ile müzeye getirilmiş ve o günden bugüne dek de aynı özenle korunmuştur.

Müzenin Önemi

Binlerce ürünlerin yer aldığı müze aynı zamanda Sevr Antlaşması’nın yapıldığı yer olduğu için tarihi açıdan çok önemli bir yerdir:  Her ne kadar antlaşmanın yapıldığı yer şu an seramik, porselen ve farklı şekillerde yapılan ürünlerin sergilendiği alan olarak kullanılsa da yarattığı atmosfer Sevr Antlaşmasının tarihi önemini hissettiriyor.

Bununla birlikte bu müzenin bir artı özelliği de sadece müze olarak değil seramik üretim yeri olarak da kullanılmasıdır. Bundan dolayıdır ki adı Cité de la Céramique olarak geçmektedir.

Louvre Müzesinde, 550 Parçadan Oluşan Çini Eserler

Dünya’nın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi, Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Louvre sarayında 1793 yılında kurulmuştur. Müzede, tarih öncesin çağlardan bugüne dek on binlerce parçanın yer aldığı koleksiyonlar bulunmaktadır. Yaklaşık 72 bin metrekare alana kurulu olan sarayda son yapılan sayımda 35 bin adet tarihi sanat eserinin yer aldığı belirtilmiştir.  Bununla birlikte geçtiğimiz senelerde bir yıl içinde 8 milyon ziyaretçinin gelmesiyle bu anlamda en çok ziyarete gelinen sanat müzesi ünvanını almıştır.  Farklı ülkelerden toplanmış bu eserler ile tarihe bir yolculuk yapmakla her biri ayrı özellikte olan eserleri tek bir çatı altında görebilmek mümkün.

Louvre Müzesi Hakkında

Müze yedi ayrı bölümden meydan gelmekte ve her bölümde ayrı sorumlu kişiler bulunmaktadır. Gerek Avrupa gerek Asya gerekse farklı kıtalara ait eserler bu bölümlerde kategoriler halinde sergilenmektedir. Ayrıca Mona Lisa gibi Dünya’ca ünlü tablolarda bu müzede görülebilmektedir. Türk el işi sanatının harikası çiniler ise İslam Sanat Eserleri olarak adlandırılan bölümde yer almaktadır.  550 parçadan oluşan bu eserler çininin güzelliğini ve zerafetini gözler önüne seriyor.

Müzede Yer Alan Çiniler

Çiniler ilk önce küçük bir alanda sergilenmekteydi. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası eserlerin sayısının giderek artmasıyla başka bir alana taşınarak çok daha geniş bir bölümde sergilenmeye başladı.  14. Louis tarafından yapılan çini koleksiyonunda tabaklar, kavanozlar, maşrapalar, vazolar, panolar ve nihale yer almaktadır.

Ayrıca Sultan 2. Selim türbesinde yer alan çini panoda burada yer almaktadır. Bunun dışında Osmanlı Döneminden 20. Yy ‘a dek yapılmış olan yüzlerce el yapımı çini ürün burada sergilenmektedir. Müzede en çok dikkat çeken bir başka eser ise çinilerle ilgili kitaplardır. Çini tarihi, yapımı, korunması ve motiflerle ilgili resimleriyle birlikte anlatımların yer aldığı bu kitap Çininin geçmişten günümüze bıraktığı bir miras niteliğindedir.

Ülkemizin farklı yerlerinden koleksiyonerlerce toplanan ve ayrıca ithal edilen çini eserler de bulunmaktadır. Bunların çoğunun 16. Yy ile 18. Yy arasında yapıldığı ve tamamen el işçiliği ürünleri olduğu açıklanmıştır.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi

1251 yılında Konya emiri Celalettin Karatay tarafından, Sultan İzzeddin Keykavus döneminde inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, çini eserlerin varoluş müzesidir. O dönemin en büyük medresesi olarak inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, 1955 yılı itibari ile Cumhuriyet döneminde çini eserler müzesine dönüştürülmüştür. Birbirinden değerli ve eşsiz çini eserlerin sergilendiği müzede, Selçuklu sultanlarının yazlık saray olarak kullandığı Kubad-Âbad Sarayının kalıntılarından çıkartılan duvar çinileri, cam tabaklar ve bir birinden değişik cam tabakların yanı sıra, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar, kandiller ve alçı buluntularını hayranlıkla inceleyebilirsiniz.

Cumartesi, Pazar, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri ziyarete açık olan müzeye giriş ücretsizdir. Pazartesi günleri müze ziyarete kapalıdır. Selçuklu döneminde matematik ve astronomi eğitimi verilen Karatay Çini Eserler Müzesi, dönemin en büyük eğitim kurumlarından biriydi. Medresenin ortasında toplam 4 metre ebatında bir havuz bulunmaktadır. Havuzun üstünde yer alan çatı bölümü, açılabilir şekilde dizayn edilmiştir. Bunun nedeni ise, o günkü hava durumunu havuza yukarıdan bakarak anlayabiliyorlardı. Suya yansıyan görüntülerden, havanın durumu analiz edilebiliyordu. Böylesine dâhice inşa edilen Karatay Çini Eserler Müzesi, hem mimari hem de içerik açısından sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sayılı çini müzelerinden birisidir.

Müzenin duvarlarında inanılmaz görsel motifler, bize o döneme ait sanat hakkında mesajlar vermektedir. Ünlü düşünür Mevlana’nın da Karatay Çini Eserler Müzesinde ders verdiği söylenilmektedir. Berrak gök mavisi renkleri ve bembeyaz mermerden yazı ve desenlerle süslü muhteşem kapısı, Selçuklu taş işçiliğinin izlerini taşımaktadır. Duvarlarında ve kubbe ve müze içerisindeki çini mozaik dekorasyon çalışmaları için tam bir sanat eseridir. Medresede bulunan büyük salonunun üstü, mozaik çinilerle kaplı kubbe ile kaplanmıştır. Kubbe kasnağında, duvarların üst kısımlarındaki bordürlerde ve hücre kapıları üstünde yer alan şemada bazı ayetler yazılıdır. Böylesine tarihi öneme sahip olan Karatay Çini Eserler Müzesi’nin bazı bölümlerde, duvarlardaki o muhteşem çinilerin yer yer döküldüğü görülmektedir. Şu ana kadar her hangi bir yenileme çalışması yapılmamıştır.

İslam Eserleri Müzesinde Tarihe Yolculuk

Doha’daki İslam Sanatı Müzesi’ni kurmaya karar verdiklerinde, emektar Çin kökenli Amerikalı mimar IM Pei onu tasarlamak için emekliliğinden vazgeçti. O zamanlar 86 yaşındaki Pei’ nin Louvre’nin ön cephesinde bulunan ve hala dünyanın en büyük müzesi olarak kabul edilen simgesel cam piramidi ile tanınması gerçeği hiçbir şekilde tesadüfi değildi. İslam Sanatı Müzesi bir etki yaratmak için tasarlanmıştır: Katar sermayesini haritaya bir kültür merkezi olarak yerleştirmek ve İslam kültürünün küresel algılarını genişletmek ilk amaçlardan biriydi. Açılışından sadece beş yıl sonra, bu çığır açan kurum dünyanın en büyük müzelerinden biri olarak zaten kabul görmüştür.

Dünyada İslam sanatının önde gelen koleksiyonlarından birinde birkaç saat içinde 14 yüzyılı yaşayabilirsiniz. MIA’nın (Museum of Islamic Art – İslam Eserleri Müzesi), İslam dünyasının en güzel sanat ve eserleri sergilenen muhteşem ve hayal ürünü olarak sergilenmesi, dünyanın en iyi kültür kurumları arasında tanınmasını sağlamıştır. Resim, çini, metal işçiliği, seramik, tekstiller ve el yazmaları ile Meşrut ve Safevi kadar önemli olan dönemleri kapsayan ödüllü koleksiyonlara hayran kalacaksınız. Müze, iki krem ​​renkli kireçtaşı binalardan, beş katlı bir ana binadan ve merkezi bir avluya bağlı iki katlı bir Eğitim Kanadından oluşmaktadır.

1983 Pritzker Mimarlık Ödülü’nün sahibi olan IM Pei tarafından tasarlanan modern bir mimari başyapıtta yer alan koleksiyonların kalitesi ve çeşitliliğinden etkilenmemek mümkün değildir. Müze, sürekli değişen özel sergi programları ile yeni bir ilgi yaratıyor. Müzenin bazı alanlarına giriş ücretli olsa da, ana galerilere giriş ücretsizdir. MIA aynı zamanda kapalı ve açık hava kafeleri, bir hediyelik eşya dükkânı ve IDAM, üç Michelin yıldızı tutan Alain Ducasse tarafından işletilen dünya standartlarında bir restorana ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçilere yardımcı olmak için müze içerisinde ücreti karşılığında rehberler de mevcuttur.

Dünyanın en eski ve en görkemli çini eserlerini İslam Eserleri Müzesinde görebilirsiniz. Eşi benzeri bulunmayan çini eserleri inceleyebilir ve eski tarihi çini eserler ile günümüzün çini eserleri kıyaslama fıratı bulabilirsiniz.

Çini Eserlerimiz Ecouen Musee de la Renaissance Müzesinde

Ecouen Musee de la Renaissance, Fransa’nın 20 km uzağında yer alan ve Rönesans döneminin en önemli yapıtlarından biri olarak tanınan bir şatodur. 1539 ile 1555 yılları arasında inşa edilen bu yapı 1975 yılından itibaren ise müze olarak ziyaretçilerine kapılarını açmıştır. On binlerce eserin yer aldığı şatoda hemen her ülkeden bir yapıtlar sergilenmektedir.

İznik Koleksiyonu Hakkında

Gerek tarihi yapısı gerekse de benzersiz koleksiyonlar ile ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir. Koleksiyon anlamında ise Avrupa’nın en kapsamlı koleksiyonuna sahiptir. Anadolu ve ülkemizin tarihini yansıtan mavi, kırmızı ve beyazın muhteşem uyumuyla yapılmış yapıtlar çiçek ve farklı motiflerle benzersiz bir sanat eseri olarak sergilenmektedir. El işçiliğinin en özgün örneklerinden biri olan çini ve santim santim işlenmiş motifler ziyaretçileri kendilerine hayran bırakmaktadır. Sadece yapıtlarımızı görmek için ülkelerinden kalkıp gelen turistlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.

Müzede, çini desenli bardaklar, maşrapalar, panolar, vazolar, tabaklar, süs eşyaları, çini ile ilgili kitaplar ve sürahiler sergilenmektedir. Bu eserlerin çoğu 17. Yüzyılın benzersiz örneklerinden oluşmakla birlikte 20. Yüzyılın da içinde olduğu birçok ürün bulunmaktadır. Çinilerin özel bir alanda sergilenmesi ve itinayla korunması geçmişten bugüne dek ayakta kalmalarını sağlamaktadır. Bu eserlerin en önemlisi ise Kalyon desenli çini tabaktır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte çini ve kalyon resminin muhteşem uyumunu görebileceğiniz bir şaheser olarak nitelendirilmektedir.

Müzede eserlerin tamamı İznik Koleksiyonu olarak adlandırılmakta ve yapıtların önemi, sayısı ve giderek nam salmasıyla bu adla bilinmektedir.

Ecouen Musee de la Renaissance Hakkında

Yapımı yaklaşık 20 yıl süren şato ihtişamlı dış görünüşü kadar tarihi dokusuyla da göz kamaştırıyor. Ancak burayı en önemli yapan yapıtlarımızdır ve ziyaretçilerin hemen hemen hepsi İznik Koleksiyonu olarak eserlerimizi görmektedirler. Koleksiyonun sayısı kadar çininin muhteşem işçiliği, motifleri ve renklerin uyumunun objelere yansıması da gelen herkesi hayran bırakıyor. Yüzlerce ürünün yer aldığı müzede İznik koleksiyonu dışında yüzlerce farklı obje, tablo ve seramikten yapılmış eserler de yer almaktadır.

British Museum’da 445 Parçadan Oluşan Çini Eserlerimiz

Karahanlılar döneminden günümüze dek ülkemizin en büyük sanatından biri olan çini ülkemiz sınırlarından çok daha ötede dahi bilinmektedir. El emeği göz nuru büyük bir ustalık gerektiren bu sanat motifleri ve renk armonisinin eşsiz bir örneğidir. Öyle ki artık çini motifi olarak bilinen çiniler ülkemizde olduğu kadar Dünya’da da birçok farklı müzede sergilenmekte ve gören herkesi kendine hayran bırakmaktadır. Bu müzelerden en bilinenlerinden biri olan British Museum’da da çini eserlerimiz sergilenmektedir.

British Museum’da Yer Alan Eserler

British Museum’da yaklaşık olarak 445 eser bulunmaktadır. Tarihi değere de sahip olan bu eserlerin bir kısmının yüzlerce yıl önce yapıldığı aktarılmıştır. Bu çinilerden en önemlileri İznik Çinileridir. 16. Yy’da tamamen el işçiliği ile yapılan farklı çini desenleriyle süslenimiş ibrik ve sürahiler bunların başlıcalıdır. Bununla birlikte 15. yy ile 16. Yy arasında İznik’te yapılan kandiller de yer almaktadır.

Osmanlı Döneminde yoğurt ya da turşu yapımında kullanılan 3 farklı türde kavanozlar da buradadır. İki tanesi dışa dönük ve ağız kısmı geniş, bir  tanesi ise gövdeye doğru geniştir. Bu kavanozlar o kadar güzel yapılmıştır ki zamanında ayran ya da şerbet ikramında da misafirlere bu kavanozlarla ikram yapılmıştır. Yer alan çinilerden bir tanesi de maşrapalardır, hamamlar da yıkanırken sıcak su için kullanılan maşrapaları British Museum’da görebilmek mümkündür.

Bunların dışında, şişeler, vazolar, bardaklar, tabaklar, kaplar yer almakla birlikte çini dışında çok sayıda farklı çini desenli seramikten yapılan eserler de sergilenmektedir.

Eserlerin Müzeye Getirilişi

1753 yılında kurulan  müzede yer alan eserlerin çok büyük bir kısmı koleksiyoner Sir Hans Sloane tarafından oluştuğu bilinmektedir. Tüm hayatı boyunca Dünya’yı gezerek farklı ülkelerden aldığı objeleri müzeye bağışlamıştır. Yaklaşık 71 bin eserin onun aracılığıyla müzede olduğu açıklandı.  Çinilerin ve Türk eserlerinin yer aldığı kısım Orta Doğu bölümü olarak adlandırılmıştır. Eserlerin kalan kısmının ise Frederick Du Cane Godman tarafından toplanan ve vasiyeti üzerine ölümünden sonra müzeye bağışlanan eserlerden oluşmaktadır. Ayrıca yurt dışına ihraç edilen çinilerden oluşan bir koleksiyon da bulunmaktadır.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com