Çini Gezileri | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Çini Gezileri

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Çini müzesi denildiğinde ilk olarak Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait buluntuların bulunduğu Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi akıllara gelir.

Kütahya’da Germiyanoğulları Yakup Çelebi tarafından yaptırılan yer bugün mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan imaret mescidi 1999 yılında Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildi. Bu çini müzesinde yaklaşık 500 eserle bugün ziyaretçilerin çini örneklerini görebilmeleri ve en iyi çini tasarımlarını inceleyebilmeleri mümkün hale geliyor. Ancak ülkemizde olduğu kadar çeşitli etkenlerle birlikte yurt dışına taşınmış örnekler de yer almaktadır. Hatta bir zamanlar ev sahipliği yaptığımız topraklarda yaşatmış olduğumuz örnekler ve tarihi ürünlerde yer almaktadır. Bunlardan bir tanesi de Tunus’ta bulunan Side Kasım Zelici çini müzesidir.

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Tunus’ta bulunan bu müzede öncelikli olarak duvar süslemeleri dikkati çekiyor. Siz de Sidi Kasım Zelici Çini Müze’sinde hem koleksiyonlar hem de mimari yapısı açısından dünya çapında ünlü bir çini müzedir. Sahip olduğu eserler ve mimarisi ile çini tarihine ışık tutmaktadır. Çini sanatının tarihi ve içindeki seyrini gözler önüne seren tasarımlar yer almaktadır. Bu müzede Osmanlı dönemine ait çini işlerinin sergilendiği görülmektedir. Lale figürü Türk çinilerinde yoğun olarak bulunmaktadır ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları Selçuklu ve Türk izlerinin harmanlandığı çinilerle bambaşka bir koleksiyon oluşturulmuştur. Sidi Kasım çini müzesinde uzun süre içerisinde en değerli tarihi eserler yer alırken mimarisi açısından da bu yapı büyük bir öneme sahiptir. 18. yüzyılda Osmanlı sancak beyi Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından genişletilen ve bugünkü halini alan çini müzesi bir dönem bakımsız kalmış olsa da bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiş ve çini müzesi olarak kullanılmaya başlanmış, koleksiyonda en nadir çini örneklerinin yer aldığı görülmüştür.

 

Çini Müzeleri

1726 yıllarında Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından inşa edilen İznik ve Haliç işi çini şuan müzede yer alan en nadide eserlerdir. Günümüze kadar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış pek çok eser bugün bu çini müzesi ile sanat severlerle buluşuyor. Çinilerde sır tekniği kullanımı bugün daha çeşitli ve zengin hale geldi. Çini sanatına farklı bir boyut kazandıran eserlerimiz müzenin en nadide parçaları olarak sergilenmektedir.

Ayasofya Çinileri

Dünya mimarlık tarihinin bilinen en önemli ve en eski örneklerinden birisi olan Ayasofya günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başaran nadir yapıtlardandır. Çok eski bir tarihte yapılmış olmasına rağmen böyle heybetli ve sağlam bir yapını inşası halen günümüz insanlarını şaşırtmaktadır. Ayasofya, Roma İmparatorluğu’nun İstanbul şehrinde inşa etmiş olduğu en büyük ve görkemli bir kilise olup aynı alanda 3 kez inşa edilmiştir. Doğu Roma imparatorlarının birçoğu burada taç giymiştir. Ayasofya 527-562 tarihleri arasında o devrin en ünlü iki mimarı olan Milet ve Anthemios tarafından inşa edilmiştir.

Ayasofya inşası sırasında mermerle kaplanmış olan kapıları hariç, diğer tüm yüzeyleri birbirinde güzel ve eşsiz mozaiklerle donatılmıştır. Her bir mozaiğin yapımında altın, renkli taşlar, cam, pişmiş toprak ve gümüş gibi değerli madenler kullanılmıştır. IV. Haçlı Seferleri sırasında Ayasofya yağmaya maruz kalmış ve birçok yönden tahribata uğramıştır.

Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u almasıyla birlikte camiye dönüştürülmüştür. Zarar görmüş yapının tamiratı yapılmış, yapıya destek amaçlı Mimar Sinan tarafından minareler eklenmiştir. Osmanlı Dönemi’nde Ayasofya’nın iç kısmına camiye daha uygun olması için minber, mihrap, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve çeşitli bölümler ilave edilmiştir. Bu kısımların süslemesinde ise tarihte yer edecek olan Ayasofya Çinileri kullanılmıştır.

Ayasofya Çinileri Mihrap Etrafındaki

Mihrabın arka tarafından başlayarak duvarı bir boydan bir boya adeta kuşak gibi çevreleyen kobalt mavisi çiniler yer almaktadır. Bu kuşak şeklindeki çininin üzerinde ise celi sülüs hattı ile yazılmış Ayetü’l Kürsi yer almaktadır. Kuşağın bitiş kısmında ise kırmızı renkle beyaz konturlu rozetin iç kısmına “Ketebehu El Fakr” Muhammed 1016 yazısı nakşedilmiştir.

Yine aynı şekilde Mihrabın sağ ve sol taraflarındaki dehlizler içerisinde de çini karolar yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi de sol kısımdaki dehlizde Eski Hünkar Mahfili’ne ait bitkisel desenlerle oluşturulmuş 16. Yüzyıla ait meşhur İznik Çinileri yer almaktadır.

Sağ taraftaki dehlizde bulunun ünlü Ayasofya Çinileri ise iki ayrı tasvir içermektedir. Bunlardan birisi toplamda sekiz parçadan oluşan Kabe tasvirini içerirken, diğeri de peygamber efendimizin türbesinin tasvirini içermektedir. Yine bu çinilerde 16. Ve 17. Yüzyılda yapılan meşhur İznik çinilerimizdendir.

Kılıç Ali Paşa Camii Çinileri

Cami çinileri denildiğinde ilk akla gelen camilerden biri Kılıç Ali Paşa Camii’dir. Geçmişten günümüze güzelliğini ve tazeliğini korumayı başarabilmiş nadide örneklerdendir.

Camiyi görmeye gitmemize karar verme aşamasında cami çinileri kadar hikayesi de bizi etkilemişti. Bu yüzden gidip yerinde görmeye karar verdik. Gittiğimizde bize camii ve inşası hakkında enfes bilgiler veren çok başarılı bir rehber vardı. Bize anlattıklarını sizlerle de buradan paylaşmak istiyorum. Öncelikle camii hakkında biraz genel bilgi vermek istiyorum.

 

Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa 16. Yüzyılın en önemli ve başarılı amirallerinden birisiymiş. Keskin ve çok kıvrak bir zekaya sahip olmakla birlikte çok başarılı bir savaş strateji uzmanıymış. Devrindeki Osmanlı Donanmaları sayesinde birçok savaş kazanmış. Bilhassa da İnebahtı Deniz Savaşındaki manevra kabiliyetleri ve üstün yeteneği sayesinde savaşın kazanılması sonucu o denemin padişahı olan Sultan II. Selim kendisine Kılıç unvanını takdim etmiştir.

Geçmişten Bugüne Cami Çinileri

Kılıç Ali Paşa Camii için Mimar Sinan Ayasofya’nın bir örneğini yaptım der ve ekler, deryalar kudursa ve dalgaları kubbesinin üzerinden bile aşsa bu eser kıyamete kadar baki kalacaktır demiştir. Gerçekten de harika bir eser, bizi önce avlu ortasında ki zarif bir kubbe ile süslenmiş şadırvan karşıladı. İç avluya geçtiğimizde ise son derece güzel bir işçilik eseri olan ahşap ve ağaç oyma ile yapılmış arka cemaat yeri bulunmaktadır. Cami çinileri de direkt olarak dikkatleri çekmektedir. Kendisi adına bir camii yaptırmak isteyen Kılıç Ali Paşa devrin sultanından izin istemiş, sultan ise Kılıç Paşa deryalar serdarudur ben ona karadan bir karış yer vermem. Gitsin kendisine derya üzerinde cami inşa etsin demiştir. Bu olay üzerine İstanbul’ un güzide semtlerinden olan Tophaneye denizin doldurulması sonucu ülkemizin ve dünya mirasının en gözde eserlerinden olan Kılıç Ali paşa Camii inşa edilmiştir.

 

Cami çinileri ile ilk görüşte insanları büyülemektedir. Elbette ki böyle bir nadide eseri de yine ancak yeryüzünde nadide bir mimar olan Mimar Sinan gerçekleştirecektir. İç kısımda ise sizi kendinizden geçirecek derecede 16. Yüzyılın örneklerini yansıtan ve çiçek desenleriyle süslenmiş çiniler yer almaktadır. Kılıç Ali Paşa Cami çinileri lacivert boya üzerine ince ve güzel bir şekilde beyazla çevrelenmiştir. Bütün duvarların üst taraflarını kuşatan bu harika çinilerin üzerine nakşedilen kuşak yazıları gördüğümüzde hayranlığımızı gizleyemedik.

Sadberk Hanım Müzesi Çini Eserleri

Tarihi kültürümüzü ve yöresel işçiliklerimizi yansıtan Sadberk Hanım Müzesi; Koç ailesi tarafından 1950’li yıllarda satın alınmış olup, bir süre yazlık olarak kullanılmıştır. Daha sonra Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç anısına, Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak hizmete açılmıştır. İçerisinde Sadberk Hanım’ın koleksiyonlarının sergilendiği bu müzeyi ziyaret ettiğiniz anda, kendinizi tarihin derinliklerinde bulacaksınız.

Vehbi Koç’un Eşi Sadberk Koç Anısına

Çeşitli işlemeler, geleneksek kıyafetler, gümüş ve porselen üzerine işlenmiş olan tuğralı eserler ile köklü tarihimizden kalıntıları ayağımıza kadar getiren Sadberk Hanım Müzesi; muhteşem çini eserlerin de yer aldığı bir müze olarak günümüzde birçok insan tarafından ziyaret ediliyor. Gerek yurt içinden, gerekse de yurt dışından ziyaretçiler; çini eserleri müzesi olarak da adlandırılan bu müzede göz zevkini doyuruyor. En güzel takıların, figürinlerin, seramik, cam, ahşap ve porselenlerin yer aldığı bu müzede, pişmiş topraktan yapılma eserler ve büyük ustalık gerektiren hat ve tezhip sanatı da görücüye çıkıyor. 19. Yüzyıldan örneklerin yansıtıldığı bu tarihi müzede, daha eskiye dayanan ve dönemin mimarisini yansıtan eserler de mevcut.

Her türlü zevke ve görüşe özel yapıtların bulunduğu Sadberk Hanım Müzesi’nde tarihi bir yolculuğa çıkacaksınız. Osmanlı dönemine ait el sanatlarının da ustalıkla işlenip, ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu bu müzede geçireceğiniz vakitten keyif duyacaksınız.

Osmanlı Mimarisinden Önemli Eserler

Maden, heykel, tablet, sikke, tekstil, sunak alanında da birçok baş yapıtın yer aldığı Sadberk Hanım Müzesi çini eserleri ile görenleri hayrete düşürüyor. İETT otobüsleriyle kolayca erişim sağlayabileceğiniz bu müzeyi ziyaret etmek isteyenler; daha sonra mağazada yer alan ve satışa sunulan eserleri de ücreti mukabilinde temin edebilecekler.

Müzeye Giriş Ücret Tarifesi

Sarıyer’de yer alan bu müzeye 65 yaş ve üzerinde olanlar, 7 yaş ve altında olanlar, engeli bulunanlar ücretsiz bir şekilde girebilecekler. Öğretmen ve öğrenciler 3 TL’ye, tam bilet alanlar 10 TL’ye, indirimli bilet alanlar ise 7 TL’ye bu çini müzesini seyre dalacaklar.

İstanbul Pera Müzesi Çini Eserleri

Pera Müzesi; İstanbul Beyoğlu’nda yer alan, kültür ve sanat alanında insanları doyuran bir yapıdadır. Google Arts Culture; Google ve 70’den fazla ülkede birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşan projede de yerini alan İstanbul Pera Müzesi; bünyesinde yer alan eserleriyle ziyaretçilere muhteşem vakit geçirme şansı tanıyor. Ayrıca burada sanata doyan insanlar, çeşitli eserleri mağaza üzerinden satın alma şansı da yakalıyor. Üstelik müzeye giriş yapabilmek için cebinizden öyle yüksek bir miktar da çıkmıyor. Zaten 65 yaş ve üzerine, 7 yaş ve altındaki çocuklara da müzeye ücretsiz giriş imkanı tanınıyor. Tam bilet için 20 TL, indirimli bilet için 10 TL ve 10 kişi ya da üzerinde gruplar için 15 TL’ye bu müzede vakit geçirebilirsiniz.

Pera Müzesi’nde Kütahya Çini ve Porselen Eserleri

Anadolu’ya özel tarihi eserlerin yer aldığı İstanbul Pera Müzesi’nde; çok sayıda çini eserleri de görücüye çıkarılmış durumda. Kütahya Çini ve Seramik Koleksiyonu; bunun en ciddi göstergesi olarak bu müzede kendisine yer ediniyor. Çini, sürahi, ibrik, masa saati, darbuka, biblo, tabak, vazo, sütlük; farklı işlemeleri ile müzede sergilenirken, mağaza bölümünde de satın almak isteyenlerin satışına sunuluyor. Çini eserleriyle büyük sükse yapmış olan İstanbul Pera Müzesi; tarihin derinliklerini yansıtan fotoğraf koleksiyonlarıyla da ciddi manada ilgi görüyor.

Anadolu’nun Köklü Tarihini İliklerinize Kadar Hissedeceksiniz

Eski çağlarda Anadolu’da kullanılan ağırlık ölçülerinin yer aldığı özel bir koleksiyon; İstanbul’daki Pera Müzesi’nde hayranlarını bekliyor. Anadolu’nun kültürünü yansıtan, o döneme ait en güzel eserlerin sergilendiği müzede; oryantalist resim galerisi de ilginizi çekecek. Pera Müzesi; görsel açıdan ziyaretçilerine heyecan dolu dakikalar yaşatırken, onları birkaç saatliğine de olsa alıp tarihin dipsiz koyularında bir yolculuğa çıkaracak.

Ziyaret ve Ulaşım Oldukça Kolay

İstanbul müzeleri içerisinde, Google’un da aralarında yer aldığı birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşturulmuş olan büyük projede Türkiye adına yer alan Pera Müzesi; ulaşımın da birçok yolla kolayca sağlandığı bir müzedir. İETT hatları üzerinden, vapur ya da metrolar ile bu müzeye yakın konumlara ulaşabilir ve oradan da rahatlıkla müzeyi ziyarete başlayabilirsiniz. Her Cuma ücretsiz olarak saat 18:00 ila 22:00 arasında ziyaret edebileceğiniz müze; Pazartesi günleri ve dini bayramlarda ziyarete kapalıdır.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com