Çini Eserlerimiz | Reyhan Çini

Etiket Arşivi: Çini Eserlerimiz

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çinileri

Ülkemizde kalan Selçuklu ve Osmanlı çini eserlerin büyük çoğunluğu çeşitli yollarla yurt dışına taşınmıştır. Özellikle Fransa’da ve Fransa’nın pek çok şehrinde kurulmuş olan müzayedelerde, tarihi yapılarda, müzelerde Türk eserlerinin en önemli parçalarını görebilmek mümkün. Ancak bunun dışında İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri ve koleksiyonları ile dikkatleri çekiyor. İznik çinileri tarihimizin en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Yalnızca tarihimizin değil bugün de ülkemizde önem verilen sanat dallarından bir tanesidir. Topkapı Sarayı tarihi  duvar çinileri dışında en önemli İznik çinileri İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıkıyor. Duvar çinileri dışında kaplarımızda ve çeşitli objelere uygulanmış olan örnekler tüm ihtişamıyla ziyaretçileri bekliyor. İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri dışında Sadberk Hanım Müzesi, Sevgi Gönül-Ömer Koç koleksiyonunda nitelikli parçalar yer alıyor.

Dini motiflerimizin işlendiği ve her motifinin farklı bir anlam taşıdığı çini örneklerini daha yakından incelemek için sizler de İstanbul arkeoloji müzelerini ziyaret edebilirsiniz. Çinili köşk ve Sadberk Hanım Müzesi’nde yer alan parçaları da görebilirsiniz. Bu müzelerde yer alan koleksiyonlar birkaç müzede yer alan koleksiyonlardan daha fazladır ve tarihi eserlerimizin pek çoğunu müzayedelerde ya da farklı yöntemlerle satıldığı bilinmektedir. Bu her ne kadar tarihimize yapılan bir ihanet gibi görünse de tarihimizin yaşatılması ve vakıflar aracılığıyla bu sanatın yayılması mümkün hale gelmiştir.

En şık koleksiyonlar İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Çinili köşk de yer almaktadır. İznik çinilerini burada yoğun olarak görebilmeniz mümkündür. Çinili Köşk Selçuklu ve Osmanlı döneminde oluşturulmuş Kütahya ve İznik, Çanakkale çinilerinin tüm ihtişamıyla sergilendiği harika bir müzedir. İstanbul arkeoloji müzeleri öyle zengindir ki ne okumakla nede gezmekle bitip tükenecek gibi görünmüyor. İstanbul’da sergilenmeyen henüz gün yüzüne çıkarılmamış depolarda bekleyen pek çok eserde yer alıyor. İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri zengin tarihimizin en nadide parçalarını görebileceğiniz yerlerden bir tanesidir. Çinili Köşk olarak anılan müzenin bir bölümünde sadece Osmanlı ve Selçuklu mirası parçalar yer almaktadır.

İstanbul arkeoloji müzesi kompleks bir yapıdadır ve üç ana bölüme ayrılmıştır. Eski Şark Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi’dir. Çinileri ile ünlü olan ecdadımızın en nadide eserleri burada sergilenmektedir. Selçuklu ve Osmanlı mozaik çini sanatının en güzel örneklerinin olduğu bu müzede hem mimari hem de rengarenk çiniler insanlarda hayranlık uyandırıyor. Çinili köşk odaları, tavanı, duvarları, girişi ile başlı başına çini müzesi olarak isimlendirilebilir. İçeri girdiğinizde ise sizleri karşılayan kandiller, çinili mihraplar bu köşkün en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Gülhane parkına bakan sebilli odada ise 3. Murat zamanında yapılan harikulade bir Çeşme ve çini örnekleri yer almaktadır. Mimari özelliklerinin yanı sıra ve İznik çinileri ile göz doldurucu bir görünüme sahip olan İstanbul arkeoloji müzesi çinileri hayata bambaşka bir yönden bakmanızı sağlıyor. İznik’te Kütahya çinileri desenleri ve farklı tonları ile apaçık bu müzede bulunan çinilerle birbirinden ayrılıyor.

Mahmut Paşa Türbesi’nin Göz Alıcı Çinileri

Eminönü’nün merkezinde Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamlarından biri olan Mahmut Paşa tarafından yapılmış bir külliyedir. İsmi ile aynı adı taşımaktır. Külliye, türbe, cami, hamam, medrese, çifte hamam, sıbyan mektebi, imaret ve tam olarak bilinmemekle birlikte mahkemeden oluşmaktaydı. Külliyeye Daha sonrasında çeşme ve sebiller ilave edilmiştir. Bu yapılardan günümüze kalanlardan yalnızca bazıları bulunmaktadır. Türbe, cami, hamam, medresenin ise yalnızca dersane bölümü günümüze ulaşmıştır. İstanbul’da yer alan en eski yapılardan biri olan Mahmut paşa türbesi çinileri dikkat çekmeye devam ediyor. Kapı üzerinde spiral kıvrık dallarla oluşturulmuş rumilerle süslü Arapça kitabesine göre bu cami 1463 yılında tamamlanmıştır.

Mahmutpaşa türbesi çinileri oldukça dikkat çekicidir. Yapının mimari özelliklerinin yanı sıra sanatsal özellikleri de oldukça yüksektir. Karmaşık bir tasarıma sahip olmasına rağmen mermer mihrabı sütunlu ve sarkıtlı olan cami mermer minberinin külahı ahşaptan oluşturulmuştur. Sol tarafta alt sütun üzerinde kafesli hünkar mahfili yer alır. Köşeli pabuçlu, çokgen, gövdeli, tek şerefeli ve kurşun külahlı minari yapının kuzeybatı köşesinde yer almış 3. Osman tarafından esaslı bir şekilde tamir edilen camide mihrap ve minber yenilenmiştir. II Mahmut tarafından ilave edilen Hünkar mahfili de bu dönemde oluşturulmuştur. Vakıflar idaresinde geniş kapsamlı bir çalışma yapılmış ve tamirden sonra yapının minaresi bugünkü haliyle bulunmaktadır. Restorasyon çalışmaları sırasında ahşap kısımlarda daha önceden yapılmış olan yontma taş blokların üstüne yapılan sıvalar kaldırılarak bu yere kalem işleme çiniler alçı pencereler yapılmış ve yenilenmiştir.

Mahmut paşa türbesi çinileri bu dönemde çini kakmalı olarak düzenlenmiş. Küfeki taşların oyulması ve bu yuvalara lacivert ve firuze renklerde çinilerin yerleştirilmesi ile daha gösterişli bir hal almıştır. Çini süslemelerinin bu dönemde Selçuklu uslubunda yapılması Mahmutpaşa türbesine çok daha sade ve İstanbul’un yegane eseri olarak isimlendirmektedir. Zeminde yer alan ahşap döşeme ve Mahmut paşa türbesi çinileri farklı tarzı ve sanatı ile geçmişten günümüze yansıyan en önemli için örnekleri arasında yer almaktadır. Yapının doğu yönündeki kapısı önünde 4 yüzünde çeşmelerin bulunduğu bir meydan çeşmesi bulunmaktadır ve bu meydan çeşmesinde sivri kemerli çini süslemelerinin yer aldığı bir inşa bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı’nın Çinileri

Daha önceki yazılarımızda sizlere, eski Osmanlı yapılarının mimarisinde “görsel aksesuar” olarak kullanılan çini sanatından bahsetmiştik. Çini motifleri ile süslenen binaları ve çini desenli fayans ile süslenen eski tarihi yapıları anlatıp bilgi vermiştik. Şimdi sizlere bu binaların en kıymetlisini ve en görkemlisini anlatacağız. Topkapı Sarayı.

Topkapı Sarayı;

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra 1460 yılında yapılmaya başlanmış ve 1478 yılında da tamamlanmıştır. Saray, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında, İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda yer alan Doğu Roma yerleşkesinin üzerinde 700.000 metrekarelik bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere Sultan Abdülmecid’e kadar dört yüz yıl imparatorluğun; eğitim, idare ve sanat merkezi olarak hizmet vermiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Nisan 1924 yılında, müze olarak kullanılmaya başlanan ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan, 400.000 metrekarelik bir alana sahiptir. Koleksiyonları, mimari yapıları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi bulunan Topkapı Sarayı, dünyanın en büyük saray müzelerindendir.

Topkapı Sarayı; Çini sanatının en yoğun olarak kullanıldığı muhteşem bir yapıdır. Kullanılan desenler, bir görsel şölen havasındadır. Sarayın hemen her adımında göze çarpmaktadır. Osmanlı döneminin en usta çini sanatçıları tarafından resimlenen bu çinilerin her birinde bir anlam yüklüdür. İşlendiği bölümün ya da odanın anlamını ifade eden şekiller kullanılmıştır. Her bir çizgi, bir devri anlatabilmektedir.

Çini işlemelerin en göze çarpan desenlerini Topkapı Sarayı Harem Dairesi, Kara Ağalar Dairesi (Harem Ağaları), Darüssaade Ağası Dairesi (Kızlar Ağası), Kadın Efendiler Dairesi, Valide Sultan Dairesi, Şehzadeler Dairesi (Veliaht), Altın Yol adlı bölümlerde görebilirsiniz. Kültürel değerlerimize sahip çıkamadığımız aşikârdır.

Topkapı Sarayı’nda geçen yıllarda yapılan anormal restorasyon, adeta içimizi acıttı. O muhteşem çiniler sökülüp, yerlerine yangın alarmları yerleştirilmiştir. Tarihi değerlerimize, sanatımıza ve yapılarımıza bu derece bilinçsizce yaklaşırsak, bundan 50 veya 100 sene sonra, elimizde tarihimize ve geçmişimize dair hiç bir şey kalmayacaktır. Topkapı Sarayı, elimizde kalan son değerlerden en önemlisidir.

Çinili Köşk

Çinili Köşk Müzesi, koleksiyonlarında 11.- 20.yüzyıl başlarına tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Müze’nin koleksiyonlarını, 1981 yılında konum olarak yakınlığı nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandığında mevcut olan eserler ile arkeolojik kazılarda bulunan, satın alma, bağış ve müsadere yoluyla giren eserler oluşturmaktadır. Çini desenleri ile süslenen müzenin muhteşem mimarisine hayran kalacağınız gibi geçmiş tarihimizin en önemli sanatı olan çini sanatının en değerli eserlerini bu müzede görebilirsiniz.

Sanatseverlerin hayranlıkla seyrettiği çinilerin güzelliği sebebiyle Çinili Köşk olarak isim verilmiştir. Ayrıca burada Fatih Sultan Mehmet ile ilgili eşyalar da sergilenmektedir. Selçuklu etkisiyle yapılan Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneği olan yapı 1472 yılında yaptırılmıştır. Arkeoloji Müzesi Kompleksi içerisinde yer alan müzeyi etkileyici sanat eserleriyle dolu olan bir müzedir. Bu koleksiyonlardan seçilen çini ve seramikler; girişin solundaki odada Selçuklu Dönemi, sol taraftaki dışa açılan eyvanda Slip teknikli ve Millet işi, orta salon ile birlikte beş köşeli çıkıntılı odada İznik yapımı, Gülhane Parkı’na bakan sağ köşe odada Kütahya yapımı ve dışa açılan sağ eyvanda ise Çanakkale yapımı eserler olmak üzere girişin solundan başlayarak devam eden bir yerleşim düzeni içinde sergilenmektedir. Çinili Köşk pazartesi günü hariç haftanın her günü, saat 09.00 – 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Bilet fiyatları 10 TL olup, müze kart ile giriş yapabilirsiniz.

Osmanlı İmparatorluğundan bu yana, gelenek ve göreneklerimizin haricinde, eskiden revaçta olan birçok el sanatımız zaman içerisinde maalesef kaybolup gitmiştir. Eski dönemlerde, özellikle Anadolu’da genellikle mimari yapılarda kullanılan çini sanatı, günümüzde daha çok süs ve el sanatlarında kullanılmaktadır. Birçok sanat atölyesi ve mağaza, kişiye özel çini ve hediyelik çini ürünlerindeki talep artışını karşılamakta zorlanmaktadır. Tarihimize yön veren bu el sanatının, günümüzde bu denli popüler olması, bizleri memnun etmektedir. Çini sanatı ile uğraşan ve bu sanatı yaşatmaya devam eden tüm çini sanatı ustaları, bu konuda olağanüstü bir çaba göstermektedir. Bizlere düşen görev, bu ürünlerden satın alarak, el emeği üreten bu ustalara destek olmaktır.

Kütahya Çini Müzesi

Kütahya, İznik’ten sonra Osmanlı’nın en önemli seramik üretim merkeziydi.

Bu nedenle Kütahya çini müzesi oldukça ilgi çekmektedir. Bölgedeki bol miktarda kil tortusu sayesinde, burada Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde çok miktarda seramik yapılmış ve bu sanatın geleneksel teknikleri günümüze ulaşmıştır. Osmanlı ve Osmanlı öncesi Türk dönemlerinde Kütahya’da üretilen seramiklere yönelik çok az araştırma yapılmasına rağmen, son zamanlardaki bulgular ve yayınlar, sanayinin esas olarak İznik ile paralel olduğunu göstermektedir.

Kütahya Çini Müzesi’nin, Türkiye’nin ilk ve tek çini müzesi olma özelliğini taşıması nedeni ile ayrı bir önemi vardır. 1411 senesinde Germiyan Beyi II. Yakup Çelebi tarafından inşa ettirilen imaret, medrese, mescit, kütüphane ve hamamdan oluşan külliyenin imaret ve türbe bölümü,  Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1999 senesinde Kütahya çini müzesi olarak yeniden restore edilip ziyarete açılmıştır. Kütahya İl Merkezinde, Paşam sultan Mahallesi Ulu Camii yanında yer alan müze, Türkiye’deki ilk ve tek çini müzesidir.

14. yüz yıldan günümüze olan döneme kadar Kütahya ve İznik’te üretilen çini mimari nesneler, çini kitabeler, çini vazo, tabak, pano ve çiniden yapılma ev araç gereçleri alfabetik sıraya göre Kütahya Çini Müzesi’nde sergilenmektedir. Müzeye ilk giriş kısmında, son Germiyan beyi II. Yakup Çelebiye ait olduğu varsayılan Osmanlı Türkçesiyle yazılmış dünyanın en büyük ikinci taş kitabesi sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’ün gençliğe hitabesinin siluet şeklinde yapılan çini çalışması dikkat çekici şekildedir.

 

 

Kütahya Çini Müzesi Nerededir?

Paşam Sultan Mahallesi, Gediz Cd. No: 10, 43050 Kütahya Merkez/Kütahya adresinde yer alan Kütahya Çini Müzesi, pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00 / 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müze kartına sahip iseniz, Kütahya Çini Müzesi’ni ücretsiz olarak ziyaret edip gezebilirsiniz. Çini sanatının ana vatanı ve merkezi olan Kütahya ile özdeşleşen bu muhteşem müzeyi gezip, tarihin derinliklerinde kaybolmak istiyorsanız, Kütahya Çini Müzesi için mutlaka tam gün ayırmanızı tavsiye ediyoruz. Birkaç saatte gezilecek bir yer değildir. Her eserin en ince detayına kadar incelenmesi gereken bir müzedir. Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir müzedir.

Ayasofya Çinileri

Dünya mimarlık tarihinin bilinen en önemli ve en eski örneklerinden birisi olan Ayasofya günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başaran nadir yapıtlardandır. Çok eski bir tarihte yapılmış olmasına rağmen böyle heybetli ve sağlam bir yapını inşası halen günümüz insanlarını şaşırtmaktadır. Ayasofya, Roma İmparatorluğu’nun İstanbul şehrinde inşa etmiş olduğu en büyük ve görkemli bir kilise olup aynı alanda 3 kez inşa edilmiştir. Doğu Roma imparatorlarının birçoğu burada taç giymiştir. Ayasofya 527-562 tarihleri arasında o devrin en ünlü iki mimarı olan Milet ve Anthemios tarafından inşa edilmiştir.

Ayasofya inşası sırasında mermerle kaplanmış olan kapıları hariç, diğer tüm yüzeyleri birbirinde güzel ve eşsiz mozaiklerle donatılmıştır. Her bir mozaiğin yapımında altın, renkli taşlar, cam, pişmiş toprak ve gümüş gibi değerli madenler kullanılmıştır. IV. Haçlı Seferleri sırasında Ayasofya yağmaya maruz kalmış ve birçok yönden tahribata uğramıştır.

Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u almasıyla birlikte camiye dönüştürülmüştür. Zarar görmüş yapının tamiratı yapılmış, yapıya destek amaçlı Mimar Sinan tarafından minareler eklenmiştir. Osmanlı Dönemi’nde Ayasofya’nın iç kısmına camiye daha uygun olması için minber, mihrap, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve çeşitli bölümler ilave edilmiştir. Bu kısımların süslemesinde ise tarihte yer edecek olan Ayasofya Çinileri kullanılmıştır.

Ayasofya Çinileri Mihrap Etrafındaki

Mihrabın arka tarafından başlayarak duvarı bir boydan bir boya adeta kuşak gibi çevreleyen kobalt mavisi çiniler yer almaktadır. Bu kuşak şeklindeki çininin üzerinde ise celi sülüs hattı ile yazılmış Ayetü’l Kürsi yer almaktadır. Kuşağın bitiş kısmında ise kırmızı renkle beyaz konturlu rozetin iç kısmına “Ketebehu El Fakr” Muhammed 1016 yazısı nakşedilmiştir.

Yine aynı şekilde Mihrabın sağ ve sol taraflarındaki dehlizler içerisinde de çini karolar yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi de sol kısımdaki dehlizde Eski Hünkar Mahfili’ne ait bitkisel desenlerle oluşturulmuş 16. Yüzyıla ait meşhur İznik Çinileri yer almaktadır.

Sağ taraftaki dehlizde bulunun ünlü Ayasofya Çinileri ise iki ayrı tasvir içermektedir. Bunlardan birisi toplamda sekiz parçadan oluşan Kabe tasvirini içerirken, diğeri de peygamber efendimizin türbesinin tasvirini içermektedir. Yine bu çinilerde 16. Ve 17. Yüzyılda yapılan meşhur İznik çinilerimizdendir.

Kılıç Ali Paşa Camii Çinileri

Cami çinileri denildiğinde ilk akla gelen camilerden biri Kılıç Ali Paşa Camii’dir. Geçmişten günümüze güzelliğini ve tazeliğini korumayı başarabilmiş nadide örneklerdendir.

Camiyi görmeye gitmemize karar verme aşamasında cami çinileri kadar hikayesi de bizi etkilemişti. Bu yüzden gidip yerinde görmeye karar verdik. Gittiğimizde bize camii ve inşası hakkında enfes bilgiler veren çok başarılı bir rehber vardı. Bize anlattıklarını sizlerle de buradan paylaşmak istiyorum. Öncelikle camii hakkında biraz genel bilgi vermek istiyorum.

 

Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa 16. Yüzyılın en önemli ve başarılı amirallerinden birisiymiş. Keskin ve çok kıvrak bir zekaya sahip olmakla birlikte çok başarılı bir savaş strateji uzmanıymış. Devrindeki Osmanlı Donanmaları sayesinde birçok savaş kazanmış. Bilhassa da İnebahtı Deniz Savaşındaki manevra kabiliyetleri ve üstün yeteneği sayesinde savaşın kazanılması sonucu o denemin padişahı olan Sultan II. Selim kendisine Kılıç unvanını takdim etmiştir.

Geçmişten Bugüne Cami Çinileri

Kılıç Ali Paşa Camii için Mimar Sinan Ayasofya’nın bir örneğini yaptım der ve ekler, deryalar kudursa ve dalgaları kubbesinin üzerinden bile aşsa bu eser kıyamete kadar baki kalacaktır demiştir. Gerçekten de harika bir eser, bizi önce avlu ortasında ki zarif bir kubbe ile süslenmiş şadırvan karşıladı. İç avluya geçtiğimizde ise son derece güzel bir işçilik eseri olan ahşap ve ağaç oyma ile yapılmış arka cemaat yeri bulunmaktadır. Cami çinileri de direkt olarak dikkatleri çekmektedir. Kendisi adına bir camii yaptırmak isteyen Kılıç Ali Paşa devrin sultanından izin istemiş, sultan ise Kılıç Paşa deryalar serdarudur ben ona karadan bir karış yer vermem. Gitsin kendisine derya üzerinde cami inşa etsin demiştir. Bu olay üzerine İstanbul’ un güzide semtlerinden olan Tophaneye denizin doldurulması sonucu ülkemizin ve dünya mirasının en gözde eserlerinden olan Kılıç Ali paşa Camii inşa edilmiştir.

 

Cami çinileri ile ilk görüşte insanları büyülemektedir. Elbette ki böyle bir nadide eseri de yine ancak yeryüzünde nadide bir mimar olan Mimar Sinan gerçekleştirecektir. İç kısımda ise sizi kendinizden geçirecek derecede 16. Yüzyılın örneklerini yansıtan ve çiçek desenleriyle süslenmiş çiniler yer almaktadır. Kılıç Ali Paşa Cami çinileri lacivert boya üzerine ince ve güzel bir şekilde beyazla çevrelenmiştir. Bütün duvarların üst taraflarını kuşatan bu harika çinilerin üzerine nakşedilen kuşak yazıları gördüğümüzde hayranlığımızı gizleyemedik.

Sadberk Hanım Müzesi Çini Eserleri

Tarihi kültürümüzü ve yöresel işçiliklerimizi yansıtan Sadberk Hanım Müzesi; Koç ailesi tarafından 1950’li yıllarda satın alınmış olup, bir süre yazlık olarak kullanılmıştır. Daha sonra Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç anısına, Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak hizmete açılmıştır. İçerisinde Sadberk Hanım’ın koleksiyonlarının sergilendiği bu müzeyi ziyaret ettiğiniz anda, kendinizi tarihin derinliklerinde bulacaksınız.

Vehbi Koç’un Eşi Sadberk Koç Anısına

Çeşitli işlemeler, geleneksek kıyafetler, gümüş ve porselen üzerine işlenmiş olan tuğralı eserler ile köklü tarihimizden kalıntıları ayağımıza kadar getiren Sadberk Hanım Müzesi; muhteşem çini eserlerin de yer aldığı bir müze olarak günümüzde birçok insan tarafından ziyaret ediliyor. Gerek yurt içinden, gerekse de yurt dışından ziyaretçiler; çini eserleri müzesi olarak da adlandırılan bu müzede göz zevkini doyuruyor. En güzel takıların, figürinlerin, seramik, cam, ahşap ve porselenlerin yer aldığı bu müzede, pişmiş topraktan yapılma eserler ve büyük ustalık gerektiren hat ve tezhip sanatı da görücüye çıkıyor. 19. Yüzyıldan örneklerin yansıtıldığı bu tarihi müzede, daha eskiye dayanan ve dönemin mimarisini yansıtan eserler de mevcut.

Her türlü zevke ve görüşe özel yapıtların bulunduğu Sadberk Hanım Müzesi’nde tarihi bir yolculuğa çıkacaksınız. Osmanlı dönemine ait el sanatlarının da ustalıkla işlenip, ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu bu müzede geçireceğiniz vakitten keyif duyacaksınız.

Osmanlı Mimarisinden Önemli Eserler

Maden, heykel, tablet, sikke, tekstil, sunak alanında da birçok baş yapıtın yer aldığı Sadberk Hanım Müzesi çini eserleri ile görenleri hayrete düşürüyor. İETT otobüsleriyle kolayca erişim sağlayabileceğiniz bu müzeyi ziyaret etmek isteyenler; daha sonra mağazada yer alan ve satışa sunulan eserleri de ücreti mukabilinde temin edebilecekler.

Müzeye Giriş Ücret Tarifesi

Sarıyer’de yer alan bu müzeye 65 yaş ve üzerinde olanlar, 7 yaş ve altında olanlar, engeli bulunanlar ücretsiz bir şekilde girebilecekler. Öğretmen ve öğrenciler 3 TL’ye, tam bilet alanlar 10 TL’ye, indirimli bilet alanlar ise 7 TL’ye bu çini müzesini seyre dalacaklar.

İstanbul Pera Müzesi Çini Eserleri

Pera Müzesi; İstanbul Beyoğlu’nda yer alan, kültür ve sanat alanında insanları doyuran bir yapıdadır. Google Arts Culture; Google ve 70’den fazla ülkede birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşan projede de yerini alan İstanbul Pera Müzesi; bünyesinde yer alan eserleriyle ziyaretçilere muhteşem vakit geçirme şansı tanıyor. Ayrıca burada sanata doyan insanlar, çeşitli eserleri mağaza üzerinden satın alma şansı da yakalıyor. Üstelik müzeye giriş yapabilmek için cebinizden öyle yüksek bir miktar da çıkmıyor. Zaten 65 yaş ve üzerine, 7 yaş ve altındaki çocuklara da müzeye ücretsiz giriş imkanı tanınıyor. Tam bilet için 20 TL, indirimli bilet için 10 TL ve 10 kişi ya da üzerinde gruplar için 15 TL’ye bu müzede vakit geçirebilirsiniz.

Pera Müzesi’nde Kütahya Çini ve Porselen Eserleri

Anadolu’ya özel tarihi eserlerin yer aldığı İstanbul Pera Müzesi’nde; çok sayıda çini eserleri de görücüye çıkarılmış durumda. Kütahya Çini ve Seramik Koleksiyonu; bunun en ciddi göstergesi olarak bu müzede kendisine yer ediniyor. Çini, sürahi, ibrik, masa saati, darbuka, biblo, tabak, vazo, sütlük; farklı işlemeleri ile müzede sergilenirken, mağaza bölümünde de satın almak isteyenlerin satışına sunuluyor. Çini eserleriyle büyük sükse yapmış olan İstanbul Pera Müzesi; tarihin derinliklerini yansıtan fotoğraf koleksiyonlarıyla da ciddi manada ilgi görüyor.

Anadolu’nun Köklü Tarihini İliklerinize Kadar Hissedeceksiniz

Eski çağlarda Anadolu’da kullanılan ağırlık ölçülerinin yer aldığı özel bir koleksiyon; İstanbul’daki Pera Müzesi’nde hayranlarını bekliyor. Anadolu’nun kültürünü yansıtan, o döneme ait en güzel eserlerin sergilendiği müzede; oryantalist resim galerisi de ilginizi çekecek. Pera Müzesi; görsel açıdan ziyaretçilerine heyecan dolu dakikalar yaşatırken, onları birkaç saatliğine de olsa alıp tarihin dipsiz koyularında bir yolculuğa çıkaracak.

Ziyaret ve Ulaşım Oldukça Kolay

İstanbul müzeleri içerisinde, Google’un da aralarında yer aldığı birçok sanat kurumunun işbirliği ile oluşturulmuş olan büyük projede Türkiye adına yer alan Pera Müzesi; ulaşımın da birçok yolla kolayca sağlandığı bir müzedir. İETT hatları üzerinden, vapur ya da metrolar ile bu müzeye yakın konumlara ulaşabilir ve oradan da rahatlıkla müzeyi ziyarete başlayabilirsiniz. Her Cuma ücretsiz olarak saat 18:00 ila 22:00 arasında ziyaret edebileceğiniz müze; Pazartesi günleri ve dini bayramlarda ziyarete kapalıdır.

  • 1
  • 2
    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com