Gezi Günlüğü | Reyhan Çini

Gezi Günlüğü

Müzeler, tarihi alanlardaki çiniler hk bilgilere ve yurtdışındaki müzelerde bulunan çini eserlerimiz hk bilgileri bu kategori altında bulabilirsiniz.

Haseki Medresesi Çinileri

Haseki medresesi çinileri Tarihin en önemli inşalarından biri olan Haseki Hürrem Sultan medresesi sur içerisinde Aksaray Haseki semtinde yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın eşi Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a yaptırmış olduğu külliye diğer bölümler ile yapılmıştır. Cami, medrese, darüşşifa, imaret, sıbyan mektebi gibi yapılardan meydana gelmektedir. 1538 ve 1551 yıllarında yaptırılan bu yapı klasik Osmanlı medrese plan şemasının ilk uygulamasıdır.

Haseki medresesi çinileri de oldukça fazladır. Bu yapının öncelikli olarak mimari özelliklerini incelediğimizde sokak cephesinin merkezinde üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüş olan dershaneler oluşturulmuştur. Dershane giriş kapısı karşısında yer almaktadır. İki yanında beşer tane olmak üzere 10 oda bulunmaktadır ve bu hücreler üzeri kubbe ile örtülmüştür. Örtülü olan kubbelerin içlerine ocak ve dolap nişleri oluşturulmuştur. Doğuda dar ve karanlık hücre bölümünde yer alan dar mekan batıda mektebi ile diğer yapılara geçit veren bir dehliz özelliği taşımaktadır. Kesme taştan yapılmış olan medrese hücrelerinin üzerine kasnaklı kubbeler örülmüş ve revak kemerleri kırmızı ve beyaz taştan oluşturulmuştur. Sütunların dördü nilüfer çiçeği biçiminde diğerleri baklava başlıklarla oluşturulmuştur.

Ana kapı ve dershane kapılarında sıraltı tekniği uygulanmış ve en iyi çini örnekleri görülmektedir. Haseki medresesi çinileri 2 çini pano ile uygulanmıştır. Medresenin harap olduğu yıllarda koruma amacıyla bu çiniler köşke götürülmüş olup pencere alınlıklarında kullanıldığı düşünülmüştür. Ancak çinilerden tarih boyunca hiçbir iz bulunamamıştır. Haseki külliyesi ve medresesi yangın ve depremlerde zarar görmüş olup daha sonradan onarılmıştır. 1974 yılında son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından turistik amaçlı olmak üzere restore edilmiştir. Ancak semt sakinleri tarafından bu durum reddedilmiş ve vazgeçilmiştir. İstanbul Haseki Eğitim Merkezi olarak günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kullanılmaktadır.

Haseki Medresesi Nerededir, Nasıl Gidilir?

Tarihi yapıları gezmekten zevk alanları en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan Haseki medresesi çinileri ve diğer sanat çalışmalarıyla ilgi çekiyor. Otobüs, metro, tramvay ve trenle rahatlıkla ulaşabileceğiniz Haseki medresesi tarihi Yarımada içerisinde bulunan bir yerdir.

Haseki medresesi çinileri açısından oldukça farklı ve zengindir. Büyük dikey taşlara işlenmiş olan sıraltı tekniği ile oluşturulan bu çiniler duvar süslemelerinde ve medresenin hemen her duvarında görülebilmektedir. Tarihimizin ve tarihi okullarımızın en önemli eseri olan çini Haseki medresesinde yoğun olarak kullanılmakta mavi, kırmızı, yeşil tonlarda çeşitli motif işlemeleri görülmektedir.

Muradiye Camii Çinileri

Cami çinileri denildiği zaman ilk akıllara gelen camilerden birisi de Muradiye Camii’dir. Edirne’yi ziyaret edenler ya da Edirne’de yaşayanlar Muradiye Cami çinileri hakkında yeterince bilgiye sahiptirler.

Pek çok kişi gibi sizler de çocukluğunuzu Edirne’de geçirdiyseniz Edirne’de yalnızca Muradiye Camii için yapılmış manilerden da haberdarsınızdır. Çoğu zaman okul gezilerinde gideceğiniz, önünden geçeceğiniz ve ailenizle beraber ziyaret edeceğiniz her seferinde eşsiz sanat eserleri ile ilk kez görmüş gibi merak uyandıracak bir camidir. Burası çok uzun zaman sonra ilk kez gittiğinizde de baktığınız ancak göremediğimiz pek çok detayın farkına varacaksınız. Muradiye Cami çinileri mihraplarda, tavanlarda ve duvarlarda sergilenen çini örnekleri ile dikkatleri çekmektedir.

 

Muradiye Camii

1436 yılında yapılan Muradiye Camii son yıllarda büyük bir ilgi çekiyor. Turistik eşya dükkanlarında ki ucuz Çin malı tabaklar etkisini sürdürürken bugün Muradiye Camii bu etkiden sıyrılarak araştıran, okuyan ve üretmeye çalışan kişiler tarafından çini örnekleri incelenmektedir. Muradiye Cami çinilerini bu tür ürünleri inceledikten sonra daha da iyi anlıyorsunuz ve gerçekten çok özel olduğunu kavrayabiliyorsunuz.

Çinicilik ve Camii Mihrabı

Mihrap ve duvarları süsleyen çinlilerde öyle özel renkler ve tasarımlar kullanılmış ve teknikler uygulanmış ki bu tasarımların farklı ve özel olduğu her an hissedilmektedir. Çünkü Muradiye camide yer alan cami çinileri üzerinde hem renkli sır tekniği kullanılmış hem de sır altı bezenmiş çini levhaları yer almaktadır. Üstelik caminin mihrabında sarkıtlı yaşmak bulunmakta ve kenar suyu ve yazılarıyla Bursa Yeşil Camii’den sonra en göz alıcı ve ihtişamlı mihrap kabul edilmiştir. Muradiye Camii mihrabı Konya Karaman’da yer alan Mehmet Bey Cami mihrabı ile de benzerlik gösteriyor. Ancak bu camide dikkat çeken önemli de bir hikaye bulunuyor.

 

Çinili Köşk

Osman Hamdi Bey’in kardeşi Halil Edhem Bey tarafından İstanbul’a taşınmış ve 1907 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Çinili Köşk’te yerine monte edilmiştir. Osman Hamdi Bey ise bu mihrabın müzeye taşınmasından 6 yıl önce 1901 yılında Karaman’a giderek mihrabın fotoğrafını çektirip tablosunu yaptırmıştır. İşte böylece bugün rahnede oturan kadın tablosundaki mihrap Çinili Köşk’teki mihraptır.

Muradiye Camii üzerinde İznik çini örnekleri ve sır tekniği ile yapılmış tasarımlar yer alıyor. Beyaz yerine sarı, açık yeşil, lacivert, mor kullanılan motifler ve bitkisel bezemeler yer alıyor. Bursa’da işlenmiş olan cami çinileri diğer örneklerinden farklı olarak kabartma ve geometrik örnekler mavi ve beyaz çinilerde yer almaktadır.

Harem Ağaları Dairesi Çinileri

Diğer adıyla “Kara Ağlar” olarak bilinen Harem ağaları genellikle Habeşistan asıllı seçilirdi ve hadımlar arasından seçilen bu ağalar saray kurallarını öğrenirlerdi. Sıkı bir disiplin ve eğitimler ile harem kapılarında nöbet tutarlar, giriş çıkışları kontrol ederler. Harem dairesi içerisinde yer alan harem ağaları harem dairesine herkesin girmesine izin vermezlerdi. Kutsal yer anlamı taşıyan Harem dairesinin koruyucuları olarak bilinmektelerdi ve yaşadıkları daireler de özeldi. Harem ağaları dairesi çinileri meşhurdur. Kızlar ağası ve haremin en üst düzey sorumlularının yer aldığı bu bölümde çini örnekleri de yoğun olarak görülüyor. Harem ağaları dairesi çinileri ile meşhurdur. Kara ağalar taşları ve çevresinde yapılan Harem kurumlaşma sırasında oluşturulmuştur. Pek çok Harem ağasının yaşadığı bu mekan buraya açılmakta ve 1665 yılında çıkan yangın sonrasında yenileme yapılmıştır. Sol tarafta revakların arkasında Kara ağalar koğuşu oluşturulmuş ve şehzadeler mescidi musahipler dairesi ve nöbet yeri bulunmaktadır. Harem’de yer alan panolar halinde oluşturulmuş çini örnekleri görülmektedir.

Harem’de bulunan Kara ağalar dairesinde taşlık, koğuş, sofa, mescit bölümleri yer alıyor ve bu mekanlarda 17. yüzyıla ait çini örnekleri yer alıyor. Sıraltı tekniği kullanılan İznik çinilerinin bu bölümde çoğunlukla beyaz, yeşil, lacivert, mavi ve kırmızı renklerde oluşturulduğu görülmektedir. Motif olarak ise bu bölümde rozet çiçekler, karanfil, lale, servi ağaçları, yazı Rumi örnekleri görülmektedir. Bu bölümde yer alan çiçek açmış bahar dalı en çok dikkat çeken tabloları ve panoları arasında yer almaktadır.

Tarihi yapıların ve dairelerin bulunduğu Topkapı Sarayı’nda yer alan Harem dairesi ve harem ağaları dairesinde yer alan çini örnekleri tarihimizin en özel süslemeleri arasında yer alıyor. Pek çok ziyaretçinin ziyaret günlerinde merakla gelerek Topkapı Sarayı’nda yer alan bu bölümü geziyor.

Darüssaade ağası yani kara ağlar başının taşlarına bakan dış duvarda hatayi ve rumi motifli ulama çinileri yer almaktadır. Bu çinilerden oluşan iki pano arasında madalyon pano bulunmaktadır. Kıvrımlı uygulanmış 3 pano üstünde bir celi sülüs hatlı kartuş yerleştirilmiştir. Çini örneklerinin en özel işlemeleri bu bölgede yer almaktadır ve nöbet yerinde de benzer özellikler ile süslenmiş çini motifleri görülmektedir. Kadın efendiler dairesinde ise harem kadrosunun 16. yüzyıl sonunda tamamen buraya taşındığı bilinmektedir. 17. yüzyılda revak araları kapatılarak dairenin giriş bölümünün ayrıldığı bilinmektedir. Başodalarda 17. yüzyıl Osmanlı çinileri ile kaplı ocaklı ve kalem işi desenli çiniler yer almaktaydı. Ancak daha sonraları ocağın çevresinde çinilerin zamanla zarar görmesi ve bunların yerine kalem işi aynı motiflerin işlemesi yapılmıştır.

Mahmut Paşa Türbesi’nin Göz Alıcı Çinileri

Eminönü’nün merkezinde Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamlarından biri olan Mahmut Paşa tarafından yapılmış bir külliyedir. İsmi ile aynı adı taşımaktır. Külliye, türbe, cami, hamam, medrese, çifte hamam, sıbyan mektebi, imaret ve tam olarak bilinmemekle birlikte mahkemeden oluşmaktaydı. Külliyeye Daha sonrasında çeşme ve sebiller ilave edilmiştir. Bu yapılardan günümüze kalanlardan yalnızca bazıları bulunmaktadır. Türbe, cami, hamam, medresenin ise yalnızca dersane bölümü günümüze ulaşmıştır. İstanbul’da yer alan en eski yapılardan biri olan Mahmut paşa türbesi çinileri dikkat çekmeye devam ediyor. Kapı üzerinde spiral kıvrık dallarla oluşturulmuş rumilerle süslü Arapça kitabesine göre bu cami 1463 yılında tamamlanmıştır.

Mahmutpaşa türbesi çinileri oldukça dikkat çekicidir. Yapının mimari özelliklerinin yanı sıra sanatsal özellikleri de oldukça yüksektir. Karmaşık bir tasarıma sahip olmasına rağmen mermer mihrabı sütunlu ve sarkıtlı olan cami mermer minberinin külahı ahşaptan oluşturulmuştur. Sol tarafta alt sütun üzerinde kafesli hünkar mahfili yer alır. Köşeli pabuçlu, çokgen, gövdeli, tek şerefeli ve kurşun külahlı minari yapının kuzeybatı köşesinde yer almış 3. Osman tarafından esaslı bir şekilde tamir edilen camide mihrap ve minber yenilenmiştir. II Mahmut tarafından ilave edilen Hünkar mahfili de bu dönemde oluşturulmuştur. Vakıflar idaresinde geniş kapsamlı bir çalışma yapılmış ve tamirden sonra yapının minaresi bugünkü haliyle bulunmaktadır. Restorasyon çalışmaları sırasında ahşap kısımlarda daha önceden yapılmış olan yontma taş blokların üstüne yapılan sıvalar kaldırılarak bu yere kalem işleme çiniler alçı pencereler yapılmış ve yenilenmiştir.

Mahmut paşa türbesi çinileri bu dönemde çini kakmalı olarak düzenlenmiş. Küfeki taşların oyulması ve bu yuvalara lacivert ve firuze renklerde çinilerin yerleştirilmesi ile daha gösterişli bir hal almıştır. Çini süslemelerinin bu dönemde Selçuklu uslubunda yapılması Mahmutpaşa türbesine çok daha sade ve İstanbul’un yegane eseri olarak isimlendirmektedir. Zeminde yer alan ahşap döşeme ve Mahmut paşa türbesi çinileri farklı tarzı ve sanatı ile geçmişten günümüze yansıyan en önemli için örnekleri arasında yer almaktadır. Yapının doğu yönündeki kapısı önünde 4 yüzünde çeşmelerin bulunduğu bir meydan çeşmesi bulunmaktadır ve bu meydan çeşmesinde sivri kemerli çini süslemelerinin yer aldığı bir inşa bulunmaktadır.

Victoria ve Albert Müzesi’nde İznik Çinileri

Tarihi eserlerimiz de çini örneklerimiz müzayedelerde açık artırma yöntemiyle veya pek çok farklı yöntemle yurtdışında koleksiyoncuların koleksiyonlarında ve müzelerde görünce çıkmaktadır. Victoria ve Albert Müzesi’nde de İznik çinileri ve diğer tüm örneklerini 300 civarı eserde görebilmek mümkün. Yüzlerce eser hatta küçük eserleri satışa sunulmaktadır. Geleneksel özelliklerimizi taşıyan ve tüm samimiyeti sıcaklığı ile bugün de yaşatılmaya devam eden İznik çinileri ve eserleri ülkemizde pek çok cami, medrese, çeşme hatta han ve hamamlarda da görülmektedir. Onun dışında tarihi çini örneklerini farklı objelerde görebilmek de mümkün.

 

 

Osmanlı Dönemi Çini Sanatı

Sanatın herkesin de büyük bir önem veren Osmanlı devleti zamanında çini sanatı gereken ilgi görmüş ve en şaşaalı dönemini yaşamıştır. Bugün baktığımızda ise ülkemize ve tarihimize ait eserlerin ve İznik çinilerinin yurtdışında bize ait olmayan müzelerde ve koleksiyonlarda sergileniyor olması kültürümüze ve sanatımıza yeteri kadar sahip çıkamadığımızın kanıtıdır. Ancak ülkemizde çini uzun yıllardan sonra bugün yeniden gereken ilgiyi ve desteği görmektedir. Çini sanatına gönülden bağlı olan pek çok insan bugün yeni sanat örneklerini sergilemekte ve bu alanlara ilgi duyan diğer kişilere de faydalı olmak için kurslar vermektedir.

Victoria ve Albert Çini Müzesi

Londra’da bulunan Victoria ve Albert Müzesi’nde İznik çini koleksiyonu büyük bir özen gösterilerek korunuyor. Ülkemizde çok iyi bilinen ve tanınan bu koleksiyonu müzede toplam 414 adet İznik çinisi ile yerini ve önemini koruyor. 165 eserin farklı yüzyıllara ait duvar çinisi olduğu biliniyor ve müzenin envanter kayıtlarından da belirtiliyor. Bu çinilerin diğer kısmı ise farklı depolarda korunmaktadır ve Albert müzesinin deposunda bulunan daha önce hiç sergilemiş olan 46 çini eseri yer almaktadır. Ayrıca motif analizleri yapılan ve test çalışması 4 bölümden oluşmaktadır. Tarihi eserlerimizi gerekli özeni göstermiş olmamıza rağmen Türk çini sanatı ve eserleri ülkemizden çok daha değer gösterilerek yurtdışında çeşitli müzelerde, sergilerde ve mimari yapılarda bulunmaktadır. İslami motifler ve çeşitli objeler de yer alan çini örneklerinin yanı sıra duvar süslemeleri de bulunuyor olması bu eserlerin hangi yöntemlerle yurt dışına taşındığını merak etmenize neden oluyor. Yurtdışında koleksiyonlarda ve müzayedelerde yer alan İznik çinileri Türk sanatının ve eserlerinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

Sevres Cite De La Ceramique’teki Çini Eserlerimiz

Çini Örnekleri günümüzde bu sanatın her alanda kullanılabiliyor olması nedeniyle oldukça fazladır.

Çini örneklerine başta camilerimiz olarak bir çok yapıda rastlanmaktadır. Bunlardan en önemlileri; Bursa Orhanbey Camii, İznik Yeşil Camii ve Edirne Muradiye Cami’dir.

 

Sevres Cite De La Ceramique’teki Çini Eserlerimiz

Yurt dışında da geleneksel ve İslami motiflerimiz uygulanmakta ya da Osmanlı döneminde Osmanlı sanatından geriye kalan bazı eserler yurt dışında bazı müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan bir tanesi de Sevres Cite de la Ceramique’te çinileri olarak görülmektedir. 190 parça çini örneğimizin bulunmuş olduğu bu müzede camilerimizden sökülen ya da toplanan tabak diğer objeler onlarca Çini pano ve karo şeklinde çini örnekleri de bulunmaktadır. Londra’da bunun örneklerini görebilmek mümkün. Özellikle de 446 parça çini örneğimizin yer aldığı British Museum da tarihimizin en önemli eserlerini görebilmek mümkün. İznik koleksiyonu pek çok ülkede yer alıyor ve tüm samimiyeti ile Osmanlı eserlerini farklı ülkelerin koleksiyonlarında ve müzelerinde görebilmek mümkün.

 

İznik Çini Örnekleri

İznik çini örnekleri dünya üzerinde benzerleri bulunmayan, hayranlık uyandıran sanatsal bir önem taşımaktadır. Pek çok kişi gibi ilgi duyabileceğiniz hatta ilgi duymasanız dahi hayranlıkla inceleyebileceğiniz bu yapılar çok farklı sanat dallarından insanların da ilgisini çekmektedir. Camilerimiz de, müzelerimiz de, han ve hamamlarımız da, çeşmeler de çini işlemeleri oldukça fazladır. Ülkemizde çini sanatı gibi Türk halıları ve dokumaları da evrensel bir değer taşımaktadır. İznik çinileri pek çok kişinin hayatına dokunmak da çini sanatı insanların birçoğu için merak uyandırmaktadır. Yabancı müzelerde ve koleksiyonlarda da İznik eserlerinin yer alıyor olması tarihimize ve geçmişimize ait değerlerin yaşatılıyor olduğunu göstermektedir.

 

Ülkemizde Çinicilik Sanatı

Ülkemizde yer alan saray, han, hamam, cami duvarlarında işlenmiş olan çini sanatının yanı sıra en önemli eserlerin bulunduğu İznik sanatı ile İstanbul arkeoloji müzelerinde ve daha pek çok koleksiyoncunun koleksiyonlarında bu çini örnekleri yer alıyor. Yurt dışında da önemli müzelerde İznik koleksiyonu nitelikli olarak yer almaktadır. Bu koleksiyonlar ülkemizden çoğu zaman kaçırılmış koleksiyonerler ve büyükelçiler tarafından toplanmış hatta öyle büyük eserlerde var ki yurt dışındaki müzelerde görücüye çıkmaktadır. Tüm sıcaklığı ve samimiyeti ile İznik çinileri örnekleri 190 parça olmak üzere sergilenmektedir. Tarihi dokumuz ve yapımız bu eserlerde sergileniyor ve soğuk eserlerin yanında İslami motiflerin yer aldığı eserlerimizde zarafet şıklık ve geleneksel farklılıklarımız hemen hissediliyor. Bu eserlerde genellikle mavi, beyaz ve yeşil tonlar kullanılmış İslami motifler ve çiçek desenleri uygulanmıştır.

 

 

Topkapı Sarayı’nın Çinileri

Daha önceki yazılarımızda sizlere, eski Osmanlı yapılarının mimarisinde “görsel aksesuar” olarak kullanılan çini sanatından bahsetmiştik. Çini motifleri ile süslenen binaları ve çini desenli fayans ile süslenen eski tarihi yapıları anlatıp bilgi vermiştik. Şimdi sizlere bu binaların en kıymetlisini ve en görkemlisini anlatacağız. Topkapı Sarayı.

Topkapı Sarayı;

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra 1460 yılında yapılmaya başlanmış ve 1478 yılında da tamamlanmıştır. Saray, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında, İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda yer alan Doğu Roma yerleşkesinin üzerinde 700.000 metrekarelik bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere Sultan Abdülmecid’e kadar dört yüz yıl imparatorluğun; eğitim, idare ve sanat merkezi olarak hizmet vermiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Nisan 1924 yılında, müze olarak kullanılmaya başlanan ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan, 400.000 metrekarelik bir alana sahiptir. Koleksiyonları, mimari yapıları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi bulunan Topkapı Sarayı, dünyanın en büyük saray müzelerindendir.

Topkapı Sarayı; Çini sanatının en yoğun olarak kullanıldığı muhteşem bir yapıdır. Kullanılan desenler, bir görsel şölen havasındadır. Sarayın hemen her adımında göze çarpmaktadır. Osmanlı döneminin en usta çini sanatçıları tarafından resimlenen bu çinilerin her birinde bir anlam yüklüdür. İşlendiği bölümün ya da odanın anlamını ifade eden şekiller kullanılmıştır. Her bir çizgi, bir devri anlatabilmektedir.

Çini işlemelerin en göze çarpan desenlerini Topkapı Sarayı Harem Dairesi, Kara Ağalar Dairesi (Harem Ağaları), Darüssaade Ağası Dairesi (Kızlar Ağası), Kadın Efendiler Dairesi, Valide Sultan Dairesi, Şehzadeler Dairesi (Veliaht), Altın Yol adlı bölümlerde görebilirsiniz. Kültürel değerlerimize sahip çıkamadığımız aşikârdır.

Topkapı Sarayı’nda geçen yıllarda yapılan anormal restorasyon, adeta içimizi acıttı. O muhteşem çiniler sökülüp, yerlerine yangın alarmları yerleştirilmiştir. Tarihi değerlerimize, sanatımıza ve yapılarımıza bu derece bilinçsizce yaklaşırsak, bundan 50 veya 100 sene sonra, elimizde tarihimize ve geçmişimize dair hiç bir şey kalmayacaktır. Topkapı Sarayı, elimizde kalan son değerlerden en önemlisidir.

Çinili Köşk

Çinili Köşk Müzesi, koleksiyonlarında 11.- 20.yüzyıl başlarına tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Müze’nin koleksiyonlarını, 1981 yılında konum olarak yakınlığı nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandığında mevcut olan eserler ile arkeolojik kazılarda bulunan, satın alma, bağış ve müsadere yoluyla giren eserler oluşturmaktadır. Çini desenleri ile süslenen müzenin muhteşem mimarisine hayran kalacağınız gibi geçmiş tarihimizin en önemli sanatı olan çini sanatının en değerli eserlerini bu müzede görebilirsiniz.

Sanatseverlerin hayranlıkla seyrettiği çinilerin güzelliği sebebiyle Çinili Köşk olarak isim verilmiştir. Ayrıca burada Fatih Sultan Mehmet ile ilgili eşyalar da sergilenmektedir. Selçuklu etkisiyle yapılan Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneği olan yapı 1472 yılında yaptırılmıştır. Arkeoloji Müzesi Kompleksi içerisinde yer alan müzeyi etkileyici sanat eserleriyle dolu olan bir müzedir. Bu koleksiyonlardan seçilen çini ve seramikler; girişin solundaki odada Selçuklu Dönemi, sol taraftaki dışa açılan eyvanda Slip teknikli ve Millet işi, orta salon ile birlikte beş köşeli çıkıntılı odada İznik yapımı, Gülhane Parkı’na bakan sağ köşe odada Kütahya yapımı ve dışa açılan sağ eyvanda ise Çanakkale yapımı eserler olmak üzere girişin solundan başlayarak devam eden bir yerleşim düzeni içinde sergilenmektedir. Çinili Köşk pazartesi günü hariç haftanın her günü, saat 09.00 – 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Bilet fiyatları 10 TL olup, müze kart ile giriş yapabilirsiniz.

Osmanlı İmparatorluğundan bu yana, gelenek ve göreneklerimizin haricinde, eskiden revaçta olan birçok el sanatımız zaman içerisinde maalesef kaybolup gitmiştir. Eski dönemlerde, özellikle Anadolu’da genellikle mimari yapılarda kullanılan çini sanatı, günümüzde daha çok süs ve el sanatlarında kullanılmaktadır. Birçok sanat atölyesi ve mağaza, kişiye özel çini ve hediyelik çini ürünlerindeki talep artışını karşılamakta zorlanmaktadır. Tarihimize yön veren bu el sanatının, günümüzde bu denli popüler olması, bizleri memnun etmektedir. Çini sanatı ile uğraşan ve bu sanatı yaşatmaya devam eden tüm çini sanatı ustaları, bu konuda olağanüstü bir çaba göstermektedir. Bizlere düşen görev, bu ürünlerden satın alarak, el emeği üreten bu ustalara destek olmaktır.

Kütahya Çini Müzesi

Kütahya, İznik’ten sonra Osmanlı’nın en önemli seramik üretim merkeziydi.

Bu nedenle Kütahya çini müzesi oldukça ilgi çekmektedir. Bölgedeki bol miktarda kil tortusu sayesinde, burada Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde çok miktarda seramik yapılmış ve bu sanatın geleneksel teknikleri günümüze ulaşmıştır. Osmanlı ve Osmanlı öncesi Türk dönemlerinde Kütahya’da üretilen seramiklere yönelik çok az araştırma yapılmasına rağmen, son zamanlardaki bulgular ve yayınlar, sanayinin esas olarak İznik ile paralel olduğunu göstermektedir.

Kütahya Çini Müzesi’nin, Türkiye’nin ilk ve tek çini müzesi olma özelliğini taşıması nedeni ile ayrı bir önemi vardır. 1411 senesinde Germiyan Beyi II. Yakup Çelebi tarafından inşa ettirilen imaret, medrese, mescit, kütüphane ve hamamdan oluşan külliyenin imaret ve türbe bölümü,  Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1999 senesinde Kütahya çini müzesi olarak yeniden restore edilip ziyarete açılmıştır. Kütahya İl Merkezinde, Paşam sultan Mahallesi Ulu Camii yanında yer alan müze, Türkiye’deki ilk ve tek çini müzesidir.

14. yüz yıldan günümüze olan döneme kadar Kütahya ve İznik’te üretilen çini mimari nesneler, çini kitabeler, çini vazo, tabak, pano ve çiniden yapılma ev araç gereçleri alfabetik sıraya göre Kütahya Çini Müzesi’nde sergilenmektedir. Müzeye ilk giriş kısmında, son Germiyan beyi II. Yakup Çelebiye ait olduğu varsayılan Osmanlı Türkçesiyle yazılmış dünyanın en büyük ikinci taş kitabesi sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’ün gençliğe hitabesinin siluet şeklinde yapılan çini çalışması dikkat çekici şekildedir.

 

 

Kütahya Çini Müzesi Nerededir?

Paşam Sultan Mahallesi, Gediz Cd. No: 10, 43050 Kütahya Merkez/Kütahya adresinde yer alan Kütahya Çini Müzesi, pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00 / 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müze kartına sahip iseniz, Kütahya Çini Müzesi’ni ücretsiz olarak ziyaret edip gezebilirsiniz. Çini sanatının ana vatanı ve merkezi olan Kütahya ile özdeşleşen bu muhteşem müzeyi gezip, tarihin derinliklerinde kaybolmak istiyorsanız, Kütahya Çini Müzesi için mutlaka tam gün ayırmanızı tavsiye ediyoruz. Birkaç saatte gezilecek bir yer değildir. Her eserin en ince detayına kadar incelenmesi gereken bir müzedir. Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir müzedir.

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Çini müzesi denildiğinde ilk olarak Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait buluntuların bulunduğu Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi akıllara gelir.

Kütahya’da Germiyanoğulları Yakup Çelebi tarafından yaptırılan yer bugün mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan imaret mescidi 1999 yılında Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildi. Bu çini müzesinde yaklaşık 500 eserle bugün ziyaretçilerin çini örneklerini görebilmeleri ve en iyi çini tasarımlarını inceleyebilmeleri mümkün hale geliyor. Ancak ülkemizde olduğu kadar çeşitli etkenlerle birlikte yurt dışına taşınmış örnekler de yer almaktadır. Hatta bir zamanlar ev sahipliği yaptığımız topraklarda yaşatmış olduğumuz örnekler ve tarihi ürünlerde yer almaktadır. Bunlardan bir tanesi de Tunus’ta bulunan Side Kasım Zelici çini müzesidir.

Sidi Kasım Zelici Çini Müzesi

Tunus’ta bulunan bu müzede öncelikli olarak duvar süslemeleri dikkati çekiyor. Siz de Sidi Kasım Zelici Çini Müze’sinde hem koleksiyonlar hem de mimari yapısı açısından dünya çapında ünlü bir çini müzedir. Sahip olduğu eserler ve mimarisi ile çini tarihine ışık tutmaktadır. Çini sanatının tarihi ve içindeki seyrini gözler önüne seren tasarımlar yer almaktadır. Bu müzede Osmanlı dönemine ait çini işlerinin sergilendiği görülmektedir. Lale figürü Türk çinilerinde yoğun olarak bulunmaktadır ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları Selçuklu ve Türk izlerinin harmanlandığı çinilerle bambaşka bir koleksiyon oluşturulmuştur. Sidi Kasım çini müzesinde uzun süre içerisinde en değerli tarihi eserler yer alırken mimarisi açısından da bu yapı büyük bir öneme sahiptir. 18. yüzyılda Osmanlı sancak beyi Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından genişletilen ve bugünkü halini alan çini müzesi bir dönem bakımsız kalmış olsa da bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiş ve çini müzesi olarak kullanılmaya başlanmış, koleksiyonda en nadir çini örneklerinin yer aldığı görülmüştür.

 

Çini Müzeleri

1726 yıllarında Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından inşa edilen İznik ve Haliç işi çini şuan müzede yer alan en nadide eserlerdir. Günümüze kadar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış pek çok eser bugün bu çini müzesi ile sanat severlerle buluşuyor. Çinilerde sır tekniği kullanımı bugün daha çeşitli ve zengin hale geldi. Çini sanatına farklı bir boyut kazandıran eserlerimiz müzenin en nadide parçaları olarak sergilenmektedir.

Şehzadeler Türbesi Çinileri

Şehzadelere yapılmış olan ve Kanuni Sultan Süleyman Manisa sancağında vali görevi yaparken 1543 yılında oğlu Mehmet adına yaptırdığı bir külliyedir. Şehzade türbesi Mehmet için yaptırdığı bir türbe olup Beyazıt’tan Edirnekapı’ya giden cadde üzerinde isimlendirilmiştir. 1543 yılında yapımına başlanan Şehzade Mehmet’in gömüldüğü türbe tamamlanmış ve 1544 de temeli atılan cami 1548’de ibadete açılmıştır. O dönemin en önemli eserleri bu tarihi yapıda gösterilmiştir. Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi denemelerinin ürünü olarak değerlendirilen şehzadeler türbesi çinileri ve diğer süslemelerle daha sonra yenilenmiş ahşap malzemelerin üst düzeyde işçiliği görülmektedir.

Şehzadeler Türbesi Nerede, Nasıl Gidilir?

Şehzadeler türbesi İstanbul’un tarihi Yarımada olarak adlandırılan bölümünde yer almaktadır. Fatih konumunda en çok ziyaret edilen yerler arasında bulunan şehzade türbesi toplu taşıma araçlarından tramvay, metro, otobüs ile rahatlıkla ulaşımın sağlandığı yerlerden bir tanesidir. Bu tarihi yapılarda birbirinden farklı ve başyapıt niteliğinde çini eserleri görebilmek mümkün. 1994 ve 1999 yılları arasında külliye ve binaları kapsamlı bir şekilde restorasyonu uğramıştır ve mimar Sinan “Baş Mimar” ünvanı ile inşa ettiği bu ilk camii de büyüklükte oluşturulan avlu bölümlerinde mutlak bir geometrinin hakim olduğu simetrik plan bulunmaktadır.

İç kısmında dengeli olan bu planda 4 yarım kubbe ile desteklenen merkezi kubbe yer almaktadır. Yapının genel görünümü ve inşası dışında sanat eserlerinden çini sanatı görmek mümkündür. Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi eserlerinden sonra bu eseri mimaride yüzeysel etkiden ziyade mimari etkiyi ön plana çıkarmaktadır.

1546 yılında medrese inşa kitabesi incelendiğinde tamamlandığı anlaşılan tarihi yapılarda 20 hücreli medrese asimetrik plan kurgusuna uğramış olmasına rağmen tipoloji uygun bir tasarım ve süsleme de ortak paralellik kurulmuştur.

Şehzade türbesi çinileri görülmeye değerdir. Çini sanatının en dikkat çeken süslemelerinden biri olan çiniler şehzade Mustafa Türbesi’nde kırmızı, mavi motiflerle oluşturulmuştur ve görsel şölen yaşatmaktadır. Bunun yanı sıra şehzade külliyesinde Arapça harflerin ve duaların yazılı olduğu pek çok sanat eseri de yer almaktadır. Görülmeye değer bu eserler ziyaretçiler tarafından merakla inceleniyor ve Topkapı Sarayı’nda yer alan diğer çini örneklerinin en klasik ve en özelleri şehzadeler Türbesi’nde yer alıyor.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com