Editör | Reyhan Çini

Tüm İçerik: Editör

Anadolu’da Türk Devri Çini ve Seramik Sanatı Kitap İncelemesi

Anadolu’da Türk Devri Çini ve Seramik Sanatı isimli kitap ansiklopedi niteliğinde sayılabilir.

Bu kitabın böylesine bir yapıt olarak görülmesindeki başlıca sebep, yazarlarının ve kitapta emeği olan herkesin işinde usta kişiler olmasından kaynaklıdır. Kitabın içeriğinde emeği olan kişilerden bazıları fotoğrafçılık yaparken, kimileri ise  zamanında çeşitli kazılar yapan, çini seramik sanatını hala icra eden kişilerden oluşmaktadır. Kitabın bu kadar kapsamlı ve bilgi dayanaklı olmasının bir diğer sebebi de Gönül Öney tarafından yazılmış olmasıdır. Gönül Öney, bir sanat tarihçisi olarak Türkiye dışında; Suriye, Ürdün, İsrail, Portekiz, Hindistan, Mısır, Fas, İspanya, Pakistan ve Kıbrıs olmak üzere birçok araştırmada bulunmuştur. Bu ülkeler dışında yurt dışında da katılmış olduğu seminerler ile ilgileri üzerine toplayarak araştırmalarına devam etmiştir.

Kitabın Tarihçesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından onaylı bir kitaptır. Sanat Eserleri Serisinin 469.kitabı olduğu bilinmektedir. İlk baskı Acar Basım ve Cilt San. Tic. A.Ş tarafından 2007 yılında Avcılar/İstanbul olarak basımı yapılmıştır. Birinci baskı 2000 adet olarak basıma sunulmuştur. Kitabın yazarı ise Gönül Öney’dir.

Kitabın Konusu

Anlatım Selçuklu döneminde başlıyor. O dönem yaşanan savaşlar ve daha sonrasında meydana gelen göçler, yerleşik yaşamlar anlatılmaktadır. Selçuklu döneminden itibaren ortaya çıkacak olan çini ve seramik sanatlarının ortaya çıkışından geliştirilmelerine kadar anlatılmaktadır. Bu anlatım içinde ortaya çıkan farklı tasarımlar düzen, uyum, renk gibi unsurlar ile de betimlenmektedir. Ele alınış biçimi olarak Cumhuriyet dönemine kadar olan aralık anlatılmaktadır. Kitabın içerisinde fotoğraflara da yer verilerek sanatın özgünlüğü daha net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Bahsedilen araştırmalar, kazılar Anadolu tarafından olmasına rağmen bu bölgedeki çeşitli yerlerden de bahsedilerek anlatım zenginleştirilmiştir. Kitabın yazarları alanında uzman olup çeşitli araştırmalar ve kazılarda görev almış kişilerdir.

Kitap Kimlere Hitap Ediyor?

Kitap bütününe bakıldığı zaman çini sanatı ile uğraşan ve çiniye ilgi duyan kitleye ithafen yazılmıştır.

Selçuklu’dan Cumhuriyet’e kadar olan süreç anlatıldığı için o döneme merakı olan insanlar tarafından büyük bir merakla okunabilir. Dönemin savaşları ve yerleşik hayata geçiş, ayrık yaşam gibi birçok önemli olaydan da bahsedildiği için tarihle iç içe olan kişiler de tercih etmektedirler. Özellikle çini, seramik sanatlarına ilgisi olanlar alıp bu sanat hakkında çok fazla bilgiye sahip olabilmektedir. Resimli anlatım ve betimleyici anlatım ile zenginleştirilen bir kitap olduğu için kitap, bitirildiğinde okuyan kişiye çok fazla içerik ve bilgi katacaktır. Özellikle de çini ve seramik sanatını tarihiyle beraber öğrenmek isteyenlerin başlangıç kitabı olmalıdır.

Kişiye Özel Çini Tercih Sebebi!

Kişiye özel çini, hediyelik çini alanlarında da Reyhan Çini olarak hizmet vermekteyiz. Çini tarihi incelendiğinde günümüze Karahanlılar devletinden gelmiştir dolayısıyla bin yılı aşkın bir süredir var olan bir sanattır ve bizler “Kişiye Özel Çini” yazımızda sizlere bu sanatı sunuyoruz.

Hayat Ağacı Desenli Çini

Hayat ağacı sanatsal ve kültürel olarak çok fazla anlam taşımaktadır. Mitolojik olarak bazı kaynaklarda “Dünya Ağacı”, “Evren Ağacı” olarak adlandırılsa da gittikçe başkalaşım göstererek günümüzde “Hayat Ağacı” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı inançlara göre dünyada bulunan tüm canlıları birleştiren bir kutsal ağaç olarak nitelense de İslam dini Hayat Ağacını Cennet Bahçelerinde tasvir etmektedir. Özel çini olarak renklerini daha farklı yaptırabilirsiniz, hediye verirken karşı tarafın daha ilgisini çekebilir.

Türk kültüründe Hayat Ağacı, dünyanın merkezinden, göğün yedi kat üzerine kadar uzanan, yer ile gök arasında ruhsal bağlantıyı sağlayan kutsal bir ağaç olarak temsil edilmektedir.

Eski dinî simge bilimlerde ise Hayat Ağacı, tanrının evi olarak sembolize edilmektedir.

Sanatsal olarak yeraltı, yer yüzü ve gökyüzü arasındaki bağ olarak nitelendirilir ve bu sebeple sayısız sanat eserine konu olmuştur.

Çini Neden Tercih Etmeliyiz?

Bir çini üretimi oldukça naif ve zahmetlidir. Üretim esnasında oldukça yüksek sıcaklığa maruz kalır ve bu sebeple ürünün fiziksel olarak dayanıklılığı çok fazladır. Dekorasyon olarak kullanıldığında da uzun vadede nemlenme ve donma gibi durumlarda pişirme sıcaklığından dolayı ürünün su çekmeyecektir ve genleşme gibi durumlar söz konusu olmayacağı için çatlama, patlama gibi durumlar söz konusu olmayacaktır. Özel çini yapımında daha farklı hususlar ön plana çıkabilir.

Çini yapımı esnasında mevcut bazı aşamalar vardır. Bu aşamalar da Astarlama, Renkler, Sırlama, Fırınlama olarak ilerlenmektedir.

Astarlama: Tebeşir, kum, kaolen gibi doğal ürünler karıştırılarak hamur gibi bir kıvam elde edilerek şekillendirilir ve kuruması için beklemeye alınır. Kuruduktan sonra ise Astarlama işlemi yapılır ve hamura sağdaki gibi beyaz bir görünüm kazandırır

Renklendirme: İlk pişirme evresidir renklendirmeden önce yapılır ve 24 saat boyunca 900 derecede yavaş yavaş pişirme işlemi yapılır. Ardından pürüzsüz bir yüzey elde etmek için ürün zımparalanır. Desen oluşturmak için bir kâğıda karakalem yapılır ve kâğıt ile kaplama yapılır. Kaplamadan sonra desen üzerinden iğneler ile delik açılarak ürün üzerine desenin geçmesi sağlanır ve kömür tozu ya da kurşun kalem ile belirginleştirilir. Ardından siyah çini boyası ile desen tam çizilir. Zevkinize göre boyama işlemi yapılır.

Sırlama: Sır, çini ürününe parlak, cam gibi izlenimi veren maddedir.

Fırınlama: Fırınlama, son pişirme evresidir, fırınlarken ürünler tek tek fırınlanmaktadır çünkü ürünler çok yakın ve birbirine değecek şekilde olursa çıktıklarında parçalanacaklardır. Ürün tek olarak uzunca fırınlanıp ve ağır bir şekilde soğutulacaktır, hızlı soğuma işlemi tekrar ürünün çatlamasına sebep olacaktır.

Hediyelik Çini

Hediyelik çini ve bu çininin hayat ağacı desenli olması hediyenin sahibine özel çini olmasından dolayı çok fazla şey ifade edecektir. Kendisinin ne kadar değerli olduğunu hissettirecek, sonsuzluk, hayat, huzur, yeşillik gibi birçok anlamlar içeren bir hediye olacaktır. Dayanıklı ve uzun ömürlü bir hediye olması da tercihinizi kuvvetlendirecektir.

Sırçalı Medrese Gezisi

İç Anadolu’nun manevi açıdan oldukça zengin bir kültüre sahip olan şehri Konya, Sırçalı Medrese’ye de ev sahipliği yapıyor. Konya’yı ziyaret edenlerin uğrak noktalarından bir tanesi olan Sırçalı, özellikle içinde bulunan çiniler ile görenleri kendine hayran bırakıyor.

Sırçalı Medrese Tarihçesi

Sırçalı Medrese, ülkemiz toprakları içinde bulunan en önemli tarihi miraslarımızdan bir tanesidir. Anadolu Selçukluları döneminde Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüserv II. Zamanında Bedreddin Muslih’e yaptırılmıştır. 1242 yılında yapılan bu medresenin amacı içinde Fıkıh ilminin okutulmasıdır.

Medreseye Sırçalı denilmesinin asıl nedeni ise medresenin çini mozaikler ile süslenmiş olmasıdır. Medresenin yapımında özellikle firuze, kobalt mavisi ve patlıcan moru çiniler kullanılmıştır. Düşünüldüğü zaman birbirinden alakasız olan bu renkler bir araya geldiği zaman medrese duvarlarında bir görsel şölen oluşmasına neden olmuş ve görenleri kendine hayran bırakan bir güzelliği ortaya çıkarmıştır.

İhtişamlı Çinilerin Ahenkle Dansı!

Sırçalı, Konya içinde bulunan en önemli ve en ihtişamlı tarihi yapıların başında geliyor. Görenleri kendine hayran bırakan ve unutulmaz güzelliği ile dikkatleri çeken bu medresede çinilerin dansına şahit olacaksınız desek abartmış olmayız.

Sırçalı Medrese, tamamı çini kullanılarak inşa edilmiş bir yapıdır. Günümüzde bu çinilerin çok azı kalmış olsa bile ilk gün ki güzelliğini korumaktadır.

Günümüzde sadece medresenin batı eyvanında, medresenin içinde bulunan türbenin tavanında, revakları taşıyan ayaklarda, medrese içinde bulunan kubbeli odaların pencerelerinin üst kısımlarında ve ana eyvanda çiniler vardır. Ana eyvan duvarının içi ve kenar kısımları tamamen çini kaplıdır.

Sırçalı Medrese’nin mimarisine bakıldığı zaman birbirinden gösterişli motiflerin kullanıldığı görülür. Özellikle ana eyvanın arka duvarında bulunan gamalı haç ve yıldız motifleri ziyaretçilerin dikkatini çeken yerlerin başında gelir. Ayrıca eyvan kemerini çevreleyen kıvrık dal, Rumi motifli zemin dolguları ve nesih ayet kitabeleri medresenin en ihtişamlı bölgesini oluşturmaktadır. Ziyaretçilere adeta görsel şölen sunan bu alanların güzelliği tüm medresede hakimdir.

Sırçalı Medrese’nin taç kapısı, medresenin içine oranlar daha sade bir mimariye sahiptir. Geometrik motifler ile bezenmiş olan bu kapı düzgün kesme taşlar kullanılarak süslenmiştir. Yuvarlak kemerli olan bu taç kapı dört adet bordürden oluşur. Ayrıca kapının kemerleri yine birbirinden güzel motifler ile görsel bir şölen sunar. Özellikle farklı boyutlarda olan üç madalyon motifi ziyaretçilerin hemen dikkatini çeker.

Sırçalı Medrese’ye Nasıl Gidilir?

Konya ilinde bulunan Sırçalı Medrese, Meram ilçesinin Sırçalı Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Buraya gelebilmek için Konya merkezden kalkan Meram otobüslerini kullanmanız yeterli olacaktır. Bineceğiniz otobüsün güzergâhına göre Gazi Alemşah Mahallesi’nde ya da Alaeddin Tepesi’nde inebilirsiniz. Her iki noktadan da birkaç dakikalık yürüme mesafesinin ardından medreseye ulaşım sağlayabilirsiniz.

Eğer farklı bir şehirden geliyorsanız özel aracınız ya da otobüsler aracılığı ile de Sırçalı Medrese’ye ulaşım sağlamanız mümkündür.

Tarihten Gelen Çizgiler: Hatai Deseni

Türk geleneğinde vazgeçilmez sohbetlerin yapıldığı salonlar, bayanlar için zevklerin sergilendiği, tasarımın şekillendiği en kıymetli yer olarak karşımıza çıkıyor.

Bu mekanlar eskiden olduğu gibi günümüzde de çini desenleri ile donatılmıştır. Hafta sonları, akşam yemekleri, pazar kahvaltısı gibi zaman dilimlerinin birlikteliğini yakalamışken, en mükemmeli sergilemek her bireyin hayalidir. Bu hayali çini desenleri ile harmanlamak insan ayrı bir zevk vermektedir. En derin muhabbetlerin yapıldığı odalarımızı Doğu Türkistan bölgesinden esinlenmiş çiçek ve yaprak motifleriyle süslemek istemez misiniz? Estetiği, zarafeti ve şıklığı misafirlerinize aktarabileceğiniz en güzel yollardan biri de hata-i motifle süsleyeceğiniz tabaklarınızdır.

 

Hata-i Çini Desenleri

IIIV. ve IX. yüzyıllarda başlayıp Anadolu Selçukluları tarafından sadeleştirilmiş, Osmanlı döneminde ise büklümlü yapraklar ve çiçeklerle zengin bir tarza ulaşmış hatai desenleri 30 cm’lik tabaklar üzerine tasarladık. Bu çini desenleri ile süslü ürünleri ister sevdiğiniz bir yakınınıza hediye olarak takdim edebilir, isterseniz konuklarınıza sanatsal bir sunum yapabilirsiniz. Mavinin, yeşilin, kırmızının bütün tonlarını bulabileceğiniz bu nadide ürün, sevdikleriniz tarafından yıllarca sizi anımsatacak bir hediye ya da duvarlarınız, konsollarınız, vitrinleriniz için restorenin en önemli parçası olabilir.

Hata-i Desenli Çini Ürünleri

Bir araya geldiğiniz vakitlerin albenisini artırmak, vitrinlerinizi göz alıcı renklere kavuşturmak için en güzel deseni sizler için hazırladık. Özellikle bayanların en çok vakit geçirdiği, hayatın bir parçası olan evlerimizi, özel üretim, 30 cm’lik tabaklarla süslemenin vakti gelmiş olmalı. Usta eller tarafından çizilen ve tahrir edilen hata-i desenli tabaklarımızı sizlerle buluşturuyoruz. 15 yıllık tecrübemizin yansıması olan çini desenlerinin sıklıkla kullanıldığı çini tabak motiflerimize bir yenisini daha ekledik. Tasarımı ve tarzıyla özel günlerinizin, davetlilerinizin havasını değiştirecek, vitrinlerinizi Türk süsleme sanatlarının üslubuyla renklendirecek hata-i çini desenli tabakları, istediğiniz renkte ve desende seçebilirsiniz.

Ofisin, dükkânın, lobinin ya da herhangi bir özel alanın, tarihten gelen çizgilerle yeniden hayat bulması için tasarladık. Asya ve Anadolu motiflerinin bir araya gelmesiyle oluşan hata-i desenleri, dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzını bu ürünümüze aktardık.

Çini desenleri çinicilik sanatının vazgeçilmez bir unsurudur. Usta ellerin yüreğinden gelenleri çiniye aktardığı ürünlerimizle gözünüzü ve gönlünüzü kazanmaya devam edeceğiz.

 

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Çini teknikleri bu sanatın uzun yıllardan bu yana günümüze kadar süregelmiş olduğundan oldukça çeşitlilik göstermektedir.

Perdah tekniği, minai tekniği, Sgrafitto tekniği, sıratlı tekniği çini tekniklerinin en önemlileridir.

 

Çizili Tarihin Rengi: Çini

Sözlük tabiri ile Çini, topraktan yapılan, Osmanlıca’da “Çin işi” manasına gelmektedir. Türk sanatının en kıymetli, en özel değerlerinden biri olan Çini sanatına dair kısa bilgiler paylaşmak istiyorum. Özellikle Osmanlı döneminin yaygın sanat anlayışı olarak çini, hemen hemen her alanda özellikle mimari dekorasyonda eşsiz çini teknikleri ile karşımıza çıkar. Ve baktığımızda dönemin başyapıt dediğimiz nadide eserlerinde bile sanatsal süsleme olarak kullanılmıştır. Ama esasında Selçuklular devrinde de altın yıllarını yaşayan Çinicilik, uzun yıllar Selçuklu’ya başkentlik yapmış olan Konya ve civarında muazzam bir şekilde süsleme alanında kullanılmıştır.

 

Osmanlı Çini Teknikleri

Osmanlı’nın erken evrelerinde özellikle İznik ve sonrasında yoğun olarak Bursa’da mimari eserlerde kaliteli çini süsleme örnekleri görebilmekteyiz. Bursa Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Yeşil medrese bunlardan bazılarıdır.

Ancak Türk toplumları arasında dahi farklı teknikler benimsenerek, çini sanatı geliştirilmiş, boy atmıştır. Selçuklular devrinde mozaik çini teknikleri benimsenirken, Osmanlı ile birlikte özellikle renkli sır tekniğinin yaygın kullanımda olduğunu görüyoruz. Bu teknikle renklerin güzelliğine vurgu sırlarla yapılmıştır. Renkli sır tekniği çini ustasını renklerin birbirine karışmamasını önlemek adına uğraştıran meşakkatli bir tekniktir. Renkli sır kullanılan pano ve eserlerde motifler daha kaba, daha iri durabilmektedir. Bu zeminin ve sınırların konturlanmasından kaynaklanır. Bu çini tekniğinin kullanım alanına örnek olarak Bursa Yeşil Cami külliyesi gösterilebilir. Renk seçimleri özellikle firuze, lacivert ve açık yeşildir. Renkli sır tekniği 16.yüzyıla kadar kullanılmış olup, sonrasında farklı yöntemlere doğru çini sanatı evrilmiştir.

Yeşil Cami dendiğinde ilk aklımıza gelen o eşsiz mihrabıdır. Mihrab ve esasında pek çok kişinin bilmediği mahfil oldukça değerli bezemelere sahiptir. Çiniler mimari güzelliği ortaya çıkaran bir bezeme öğesidir.

 

Sıratlı Çini Teknikleri

16. yüzyıldan itibaren özellikle kullanılan teknik sıratlı çini tekniği olmuştur. İlk evrelerinde seramik kaplarda kullanılan bu teknik zamanla duvar çinilerinde yaygınlaşmıştır. Özellikle mavi, beyaz, firuze ve kirli yeşil bu teknikte tercih edilen renklerdir.

Bu çini teknikleri ile Özellikle beyaz hamurlu çininin fırça ile boyanarak nasıl estetik bir işçilikle bezendiğini bu teknikte görmekteyiz. Desen bir kez fırınlanmış kap ya da malzeme üzerine çizilir. Konturlar fırça ile belirlenir ve boyama yine fırça ile yapılır. Sonra şeffaf sırlanan çini tekrar fırınlanır. Osmanlı’da özellikle rumi ve hatai motifler, geometrik desenler yaygındır. Özellikle bitkisel motiflerde kırmızı ve zümrüt yeşili zirveye çıkmıştır. Mercan kırmızısı eserlere adeta asalet ve güç katan bir unsur olmuştur.

 

Osmanlı Çinileri

Osmanlı çinilerinde özellikle yazı motif olarak yaygın kullanılmıştır. Buna ek olarak geometrik süsleme, hatai motifler, rumiler sıkça karşımıza çıkar. Başlıca Çini merkezleri İznik, Kütahya ve Çanakkale’dir.

 

Perdah Çini Tekniği

Bir diğer teknik perdahtır, sırın içine maden tozu karıştırılarak elde edilir, perdahta en iyi sonuçları veren metaller, sırasıyla altın, gümüş ve bakırdır. Perdahlanan çiniler, madeni parıltılarını yitirmemeleri için yüksek sıcaklıkta fırınlanmaz. Perdah türleri minai ve sahte minai. iki ayrı şekilde karşımıza çıkar.

 

Minai Çini Tekniği

Minai çini teknikleri ile, ısıya daha dayanıklı olan renkler sır altında, az dayanıklı olanlarsa sır üstünde kullanılır. Mavi, mor, firuze ve yeşil renkler sır altında, kiremit kırmızısı, beyaz, kahverengi ve siyah renkler de sır üstüne konularak boyanır ve düşük ısıda fırınlanır. Sahte minai çini tekniğinde, lacivert sır üstüne renkler işlendikten sonra, düşük ısı altında fırınlama yapılmaktadır.

Sgrafitto Çini Tekniği

Sözlük anlamı İtalyan dilinde “kazımak” olan “graffiare” kelimesinden ortaya çıkmıştır. Bu teknikte zemin rengini örten farklı renkler sunan astarlar yerine seramik boyaları kullanılmıştır. Astar ve boya kazınarak uygulanır.

Yaş çamur üzerine sgrafito çini teknikleri  uygulamasında; renkli astar çeşitleri, yapılacak olan desen, ince uçlu kazıma aletleri, renkli veya renksiz saydam sır, kompresör, püskürtme tabancaları ve çeşitli kalınlıklarda fırçalar kullanılır.

 

Kullanılan teknikler farklılıklar gösterse de, yapılan her çini örneğinin derin işçilikli, zaman harcanmış ve nadide parçalar olduğunu anlayabilmekteyiz. Türk sanatının en kıymetli sanat dallarından biri olmakla birlikte, geride bıraktığı eserlerle kültürel mirasımızın zenginliğini gözler önüne sermektedir.

 

Çini Saat: Zamana Modern Dokunuşlar

İş yerleri, evler, ofisler, oteller gibi birçok alanda kullanılan saatler her zaman ihtiyaç duyulan bir araçtır. Bu nedenle çeşitli saat modelleri, birbirinden şık birçok tasarımlar mevcuttur. Çini saatler tamamen el emeği verilerek, şekil verilmesinden boyamasına kadar tamamen el işçiliği ile yapılmaktadır.

Özel Tasarım Çiniler

Özel tasarım çiniler, müşterilerimiz tarafından özel istek doğrultusunda gerek şekli, süslemesi, rengine kadar tamamen sıfırdan çini duvar saati yapılmasıdır. Piyasadaki hazır çini saatleri ile kesinlikle karıştırmamalısınız.

Çini Duvar Saati

Çini duvar saatleri seramiklerin üzerine işlenen farklı motifler ile gerek ev gerekse iş yerlerinin en özel tasarımları olmaktadır. Tamamen müşterilerimizin isteği üzerine bisküvi (çininin altyapısı) üzerine işlenen özel motifler ile en değerli hediyelerdir. Alt kısımda bir müşterimizin isteği üzerine tasarlanan özel motifler ve özel renkler kullanılarak hazırlanan duvar saati.

Çini saat tasarımı istediğiniz motifler, renk belirterek tamamen özel olarak üretim aşamasını adım adım tamamlanır. Her aşamasında el emeği olduğundan dolayı sade ve güzelliğin yanı sıra özel tasarım çini saatler ile özel insanlara verilecek en özel hediyelerdir.

Her rakamın karşılığı olarak kullanılan motifler, el işçiliği olarak özel tasarlanmaktadır. Her aşamasında emek olan çini duvar saatleri verilebilecek en özel hediyelerdendir. Bu özel tasarım çini duvar saati kullanılacak duvarlara özel olarak tasarlanmıştır. Çini duvar saati duvarlara özel olarak tasarlandığı için asıldıktan sonra düşme gibi sorunlar yaşanmaz.

Hediyelik Çini

Hediyelik çini tasarımlarımız müşterilerimizin özel istekleri üzerine özel şekiller kullanılarak bisküvi aşamasından motif, renk belirtilerek tamamen özel hediyelik çiniler olarak kullanılmaktadır. En özel insanlara en değerli hediyeleri vermek istiyorsanız firmamıza ulaşarak boyutu, tasarımı, motifleri, rengine kadar tamamen vererek en özel insanlara en özel hediye çini verebilirsiniz. Bizim diğer çini ürünlerden farkımız tamamen müşterinin istediği hediye türü ne ise o türü belirleyip tasarımı hazırlamaktır. Hazır çini kullanmak yerine müşterinin istediği hediye çini yaparak özel hediye çini üretmekteyiz.

Çini Seramik Tasarımlar

Ruhunuzu yansıtacak, duygularınızı ifade etmek için özel insanlara özel tasarım çiniler vererek duygularınızı ifade edebilirsiniz. Standart çini alıp sıradan hediyeler vermek yerine, beğeneceği özel tasarımlar yaptırarak mutlu etmenin en kolay yolu özel çini tasarımlar.

Ruhunuzu yansıtacak eserler, duygularınızı ifade etmek için kullanılacak en özel çini hediyeler, konuşmadan ne kadar özel olduğunu anlatmak için en özel tasarımlar. Duyguyu ve özel olduğunu hissettirmek özel hediyeler almaktan geçer. Firmamız tamamen ruhunuzu yansıtacak tamamen müşterinin istediği şekil, motif, boya rengi kullanılarak özel çini tasarımlar üretilmektedir.

Farklı olmak için farklı hediyeler vermek gerekir. Firmamız tarafında özel günler için üretilen tasarımlar, farklı duyguları ifade etmek için farklı hediyeler, fikriniz ne ise biz onu tasarlayıp size gönderiyoruz. Farklı şık ve şirin tasarımları ile yılbaşı süslemeleri, kına gecenizde düğünlerinizde kullanmak için özel hediye keseler üzerinde kullanılmak için çini süslemeler, evinize hava katacak özel tasarım çini saatler, salonunuzda kullanmak için özel tasarım vazolar gibi birbirinden farklı yüzlerce hediye ve özel tasarımları sizlerin verdiği istekler doğrultusunda üretiyoruz.

İznik Kitabı İncelemesi

İznik kitabı, ortak yazılan bir kitap olduğu için derin araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Yazarlar sadece kendi bildiklerini, gördüklerini ele alarak değil, uzmanların araştırmalarını, yaşayan halkın yorumlarını, geçmişte olan olay akışlarını bütünüyle inceleyerek ortaya böyle bir eser çıkarmışlardır. Temel gayeleri ise aradan yıllar geçse de tarihe, sanata, çiniye ilgisi olan herkesin bu kitabı kendilerine adeta bir rehber olarak görüp bundan faydalanabilmelerini sağlamaktır. Çünkü bu kitap onca uğraşlar sonucu ortaya çıktığı için içeriğinde çok önemli bilgiler barındırmaktadır. İznik şehrinin ortaya çıkışından, İznik Çinisi sanatına kadar, merak ve hevesle okunabilecek bir kitaptır. İçeriğinde bulunan görseller sayesinde görsel hafıza tekniği kuvvetlendirilerek akılda kalıcı bir anlatım sunmaktadır.

Kitabın yazarları ise oldukça önemli iki isimdir. Bu isimlerden biri Nurhan Atasoy,bir diğeri ise Julıan Raby’dir.

Nurhan Atasoy küçük yaşlardan itibaren hayatını sanata ve tarihe adamıştır. Birçok vakıfta görev almış ve eğitimler vermiş bir isimdir. Atasoy yaptıklarının karşılığında ise birçok ödüle laik görülerek başarılarını taçlandırmıştır.

Julıan Raby Londra’da doğmuş bir isimdir. Raby Oxford Üniversitesi’nde İslam sanatı hakkında birçok ders vermiştir. Araştırmalarına devam eden yazarın, Nurhan Atasoy ile ortak yazmış olduğu İznik kitabi onu daha yakından tanımamıza yardımcı olmuştur.

Kitabın Tarihçesi

İlk baskı Alexandra basım evi tarafından 1989 yılında İngiltere ve ABD’de yapılmıştır. İlk baskıdan sonra ise yeni baskılar üretilmeye devam edilmiştir. Kitabı Nurhan Atasoy ve Julıan Raby ortak bir biçimde ele almıştır.

Kitabın Konusu

Milattan önce başlayarak Osmanlı devrinde de Bilgeler Kenti olarak anılan İznik’de ülkemiz için birçok önemli tarihi olay barınmaktadır. İznik Çinisi dünyanın her yerinden merakla takip edilmiştir. İznik Kitapta ise İznik tarihine İznik Çinisi’nin ortaya çıkışına ve insanlar tarafından nerelerde, nasıl kullanıldığına geniş bir yer verilmiştir. Evliya Çelebi’nin beş mevsime sahip olan bir şehir olarak nitelendirdiği İznik şehrinin tarihine ayrılan kısımlar okuyucularını içine çekecek niteliktedir. İznik kitabı genel itibari ile bakıldığı zaman on sekiz yüzyıllık bir serüvene dayanmaktadır. Bu serüveni en uygun şekilde anlatabilmek adına birçok uzman kişiden yardım alınmış ve o dönemin yaşantısı ve sanatları kitaba aktarılmıştır.

Kitap Kimlere Hitap Etmektedir?

Kitap başlığı itibari ile dar bir kitleye hitap ediyor gibi gözükse de ülkemizin tarihine ve sanatına merak duyan herkesin alıp sürükleneceği bir kitap olarak bilinmektedir. Milattan önceki devirleri ve Osmanlı devrinde İznik şehrinin kazandığı önemi sanat çalışmalarını merak edenler kesinlikle alıp okumalıdır. Çini sanatına ilgi duyanlar, takip edenler İznik çinisi hakkında öğrenecekleri yeni bilgiler ile kendilerine çok büyük birikimler katacaktır. Bu sebeple çini tarihine, sanatına ilgi duyan herkes bu kitabı alıp okuyabilir.

Selçuklu Devletinde Çini

Geçmişi oldukça eski olan çini sanatı, Selçuklu Devleti zamanından en önemli gelişmeleri gösterir. Her farklı dönem de bir önceki dönemden daha da gelişen çini sanatı, kişiye özel çini yapımı ile çok daha ilgi çekmeye başlamıştır.

Selçuklu devleti birçok mimari yapıda çini sanatını kullanmıştır. Genellikle dini yapılar da mozaik çini tekniğini kullanan Selçuklu sanatçıları günümüze kadar özenle gelen hediyelik çini olarak kullanılabilen mükemmel işler ortaya koymuşlardır. Mozaik çini tekniğinde mor, firuze, yeşil ve lacivert renkte sırlanan çinilerin mevcut örneğe göre kesilmiş parçalarının alçı bir zemin üzerinde bir araya getirilmesidir. Aynı zamanda, Selçuklu saraylarında kullanılan diğer farklı stiller ise yıldız, kare ve haçvari gibi farklı stillerdir. Selçukluların kendi geliştirdiği Perdah tekniği de çokça tercih edilmiştir.

Genellikle cami, köşk ve mimari yapıların iç ve dış görselinin değişimi için kullanılan çini sanatı ikiye ayrılır:

  • Duvar Çinilileri (Kaşi)
  • Evani (Tabak, Vazo, Kupa, Bardak)

Türklerin Çini Sanatında Uyguladığı Teknikler

  1. Mozaik Çini Tekniği

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan ve Osmanlı Devletinin saltanatın da varlığını 15.yy’a kadar sürdüren tekniktir.

  1. Ana Teknik

Süslenecek öğenin direkt olarak çinkolu saydam olmayan renkli bir sır ile sırlanmasıdır. Bu tekniğin ana amacı levha üzerinde renkli sır ile boyama yapmaktır.

  1. Sır Altına Boyama Tekniği

Selçuklu zamanından, Osmanlı saltanatına kadar gelişimini sürdürmüş bir tekniktir.

  1. Perdah Tekniği

En bilinen hali ile sır üstü bir tekniktir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerinde farklı öğeler ile çalışma tekniğidir.

Anadolu Selçuklu zamanında ortaya çıkan bu teknikler, Selçuklu devletinin sanat alanında kişiye özel çini sanatında muhteşem eserler ortaya koymasını sağlamıştır. Saray ve köşk gibi yerlere figür olarak insan, hayvan ve hayal gücüne dayalı öğeler kullanmışlardır.

Selçuklu devleti zamanında sanatın en çok geliştiği ve merkezi olan Konya’da mozaik çini tekniğinin üst düzey bir şekilde kullanılması ile zengin bir figür koleksiyonu ortaya çıkmıştır. Genellikle renk skalası olarak kullanılan mor, lacivert ve firuze renkleri geometrik ve bitkisel desenler ile birleşerek yoğun, göze hoş gelen ve insanların hediye etmesi için üretilen hediyelik çini eserleri ortaya çıkmıştır.

Selçuklu Devleti zamanında birçok farklı şehir de yapılan çini sanatının yansımalarını günümüzde hala görebiliyoruz. Malatya Ulu Cami, Sivas’ta bulunan İzzettin Keykavus Şifahane ve Türbesi ve Konya Karatay Medresesinde, Selçuklu Devletinin çini sanatında gerçekleştirdiği özgün teknikleri ve şaheserleri görebiliriz.

Kayseri’deki Keykubadiye ve Beyşehir KubadAdab saraylarında var olan çiniler sır altı boyama ve sır üstü boyama tekniği olan ve çinilere madeni parıltı veren Perdah Tekniği’ne örnek verilebilir. Keykubadiye’deki haçvari, kare ve sekiz köşeli yıldız biçimli levhalarda geometrik motifler ve kıvrık dallarla süslüdür. Saraylarda bulunan neşeli, dünyaya bağlı ve hoş figürlü çiniler haricinde lacivert Zemin’in üzerinde kabartma şeklinde beyaz harfler ile yazılmış kitabe çinileri de ortaya çıkarılmıştır.

İzmir Yalı Camii: Eşsiz Çini

İzmir’in gözde camileri arasında yer alan İzmir Yalı Camii’ni kimin yaptırdığı ile ilgili olarak kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Cami deniz kenarından bulunduğu için yalı adı verilmiştir. Camiinin yapılışı ile ilgili olarak bulunan kaynaklarda 1755 yılında yaptırıldı ifade edilmek ile birlikte 1774 yılında yaptırıldığı da geçmektedir. Caminin yanında bir medrese ile birlikte

İzmir ayanı Katipzade Mehmet Paşa’nın zevcesi Ayşe Hanım tarafından yaptırıldığı da rivayet edilir. Yaşadıkları dönemde bu aile İngilizlerle çok samimi bir aile olarak tanındığı için bu camiye “İngiliz Ayşe Camii” de denildiği olmuştur. Camiye bakıldığında estetik yapısı ve çinileri dikkatleri çekmektedir. İzmir Yalı Camii çinileri mimari eserlerde çini süslemelerine en güzel örneklerden biridir.

Cami belli dönemlerde onarılmıştır. Bunlardan biri de giriş kapısı üzerinde bulunan belgeye göre Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemlerde Vali Rahmi Bey tarafından yapılmıştır. Caminin kapısı üzerinden yer alan mermerlerin Mimar Tahsin Sermet’in eseri olduğu tahmin edilmektedir. Caminin ikinci tadilatı 1964 yılında yapılmıştır. Bu tadilat sırasında camide çok büyük değişiklikler yapılmıştır.

İzmir Yalı Camii Çinileri

Konak meydanı ile özdeşlemiş olan bu yapı sekizgen planlı olup klasik Osmanlı mimarisi ile yapılmıştır. Camide kesme taş kaide üzerine inşa edilmiş olan tek şerefeli ve yuvarlak gövdeli olan minaresi oldukça dayanıklı bir yapı olarak hazırlanmıştır. Caminin içerisinde bulunan avize ise tam bir sanat eseridir ve seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından yapılmıştır.

Camide dikkat çeken kısımlar pencerelerin etrafında bulunan çinilerdir. Çiniler caminin hem iç süslemelerinde hem de dış süslemelerinde kullanılmıştır. İzmir Yalı Camii çinileri şu an sadece kapı ve pencere kenarlarında kalmıştır. 1964 yılında yapılan onarım sırasında çinilerin büyük bir kısmı sökülmüştür. Yapıldığı dönemde caminin her tarafında süslemede çiniler kullanılmıştır.

Caminin süslemelerinde kullanılan çiniler 19.yüzyıl Kütahya çinilerinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır. Firuze çiniler ile süslenmiş olan camii bu güzelliği ile İzmir’in Konak ilçesini tanıtan en önemli eser olmuştur. İzmir Yalı Camii çinileri incelendiğinde bu çinilerin imzasının Hafız Mehmed Emin Efendi’ye ait olduğu görülmektedir.

Tarihten Gelen Esintileri Sevdiklerinize Armağan Edin

Mimarilerin vazgeçilmezi olan insanın gözünü ve ruhunu dinlendiren yüzyıllardır süregelen çini geleneksel olmuş olan Türk sanatlarımızdan olan çini, genellikle mimari yapılarımızın yanı sıra hem Dünya’da; saray, çeşme, cami, köşk türbe vb. yapılar açısından iç ve dış süslemelerinde kullanılmış bir seramik ürün özelliği taşımaktadır. Son zamanlarda insanların ihtiyacının değişmesi ile birlikte kişiye özel çini sanatını da popüler haline getirmektedir.

İnsanlar özel günlerde misal olarak sevgililer günü, doğum günü, evlilik, yıl dönüm vs. zamanlarda klasik hediye yerine ilginç hediye arayışına girmektedir. Tam bu noktada seçeceğiniz hediyelik çini hem sevdiklerinizi mutlu ederek, hem de tarihten gelen esintiler ile birlikte kalıcı bir hediye sunmanıza yardım edecektir.

Özgün hediyeler oluşturmak için sabırsızlanıyor musunuz!

O zaman sizlerin hayal edeceği ürünleri yapmak kurumun en doğal görevidir. Sevdiklerinize özel günlerde el emeği göz nuru hediyeler vermek diğer hediye türlerine göre daha anlamlıdır. Bu yüzden hediyelerinize anlam katmak için kişiye özel çini ürünlerine göz atabilme durumunuz olmaktadır.

Hediyelik çini ile ona verilecek olan değeri heyecan ile beklenen o özel günlerde yansıtmak, mutlu anları çoğaltmak için sayfaya göz atabilirsiniz.

Anılarınızı ölümsüzleştirmek için el yapımı hediyelik çini ürünleri özen ile yapılmakta ve hazırlanmaktadır.

Çini Nasıl Yapılır?

Topraktan yapılmakta olan, sırlanan, nakışlanarak pişirilen sanat eseri oldukça emek gerektirmektedir. Astarlar; renk, sırlama ve fırınlama konusunda oldukça dikkat gerektiren çini sanatı, sizin istekleriniz ve düşünceleriniz doğrultusunda şekillenmektedir.

Kaolen, tebeşir, kum ve benzeri birkaç maddenin bir araya gelmesi toprak hamuru hazırlanmaktadır. Çamur kıvamına gelene kadar karıştırılmaktadır. Süzgeç yardımı ile temizlenme işi gerçekleştirilmektedir. Hazırlanan hamura hangi şekli seçim yapar iseniz o şekil hediyelik çini için uygulanır. Daha sonra kurumaya bırakılmaktadır. Sertleştikten sonra astarlama yapılmaktadır.

Bisküvi işlemine geçilir sonradan. Bisküvi işlemi yaklaşık 24 saat yavaş yavaş gerçekleştirilir. Bu işlem bittikten sonra zımparalanma işlemi başlamaktadır.

Kağıt ile kaplandıktan sonra kağıtta sizin seçtiğiniz deseniniz çizilir. Kömür tozu ile belirginleştirilir. Seçtiğiniz renk ile doldurulur. Arkasından parça sırlanır.

Yavaş yavaş pişirilen çini piştikten sonra soğutulur ve artık hayal edilmekte olan çini hazır durumdadır.

hemen-siparis-ver-1

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çinileri

Ülkemizde kalan Selçuklu ve Osmanlı çini eserlerin büyük çoğunluğu çeşitli yollarla yurt dışına taşınmıştır. Özellikle Fransa’da ve Fransa’nın pek çok şehrinde kurulmuş olan müzayedelerde, tarihi yapılarda, müzelerde Türk eserlerinin en önemli parçalarını görebilmek mümkün. Ancak bunun dışında İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri ve koleksiyonları ile dikkatleri çekiyor. İznik çinileri tarihimizin en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Yalnızca tarihimizin değil bugün de ülkemizde önem verilen sanat dallarından bir tanesidir. Topkapı Sarayı tarihi  duvar çinileri dışında en önemli İznik çinileri İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıkıyor. Duvar çinileri dışında kaplarımızda ve çeşitli objelere uygulanmış olan örnekler tüm ihtişamıyla ziyaretçileri bekliyor. İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri dışında Sadberk Hanım Müzesi, Sevgi Gönül-Ömer Koç koleksiyonunda nitelikli parçalar yer alıyor.

Dini motiflerimizin işlendiği ve her motifinin farklı bir anlam taşıdığı çini örneklerini daha yakından incelemek için sizler de İstanbul arkeoloji müzelerini ziyaret edebilirsiniz. Çinili köşk ve Sadberk Hanım Müzesi’nde yer alan parçaları da görebilirsiniz. Bu müzelerde yer alan koleksiyonlar birkaç müzede yer alan koleksiyonlardan daha fazladır ve tarihi eserlerimizin pek çoğunu müzayedelerde ya da farklı yöntemlerle satıldığı bilinmektedir. Bu her ne kadar tarihimize yapılan bir ihanet gibi görünse de tarihimizin yaşatılması ve vakıflar aracılığıyla bu sanatın yayılması mümkün hale gelmiştir.

En şık koleksiyonlar İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Çinili köşk de yer almaktadır. İznik çinilerini burada yoğun olarak görebilmeniz mümkündür. Çinili Köşk Selçuklu ve Osmanlı döneminde oluşturulmuş Kütahya ve İznik, Çanakkale çinilerinin tüm ihtişamıyla sergilendiği harika bir müzedir. İstanbul arkeoloji müzeleri öyle zengindir ki ne okumakla nede gezmekle bitip tükenecek gibi görünmüyor. İstanbul’da sergilenmeyen henüz gün yüzüne çıkarılmamış depolarda bekleyen pek çok eserde yer alıyor. İstanbul arkeoloji müzeleri çinileri zengin tarihimizin en nadide parçalarını görebileceğiniz yerlerden bir tanesidir. Çinili Köşk olarak anılan müzenin bir bölümünde sadece Osmanlı ve Selçuklu mirası parçalar yer almaktadır.

İstanbul arkeoloji müzesi kompleks bir yapıdadır ve üç ana bölüme ayrılmıştır. Eski Şark Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi’dir. Çinileri ile ünlü olan ecdadımızın en nadide eserleri burada sergilenmektedir. Selçuklu ve Osmanlı mozaik çini sanatının en güzel örneklerinin olduğu bu müzede hem mimari hem de rengarenk çiniler insanlarda hayranlık uyandırıyor. Çinili köşk odaları, tavanı, duvarları, girişi ile başlı başına çini müzesi olarak isimlendirilebilir. İçeri girdiğinizde ise sizleri karşılayan kandiller, çinili mihraplar bu köşkün en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Gülhane parkına bakan sebilli odada ise 3. Murat zamanında yapılan harikulade bir Çeşme ve çini örnekleri yer almaktadır. Mimari özelliklerinin yanı sıra ve İznik çinileri ile göz doldurucu bir görünüme sahip olan İstanbul arkeoloji müzesi çinileri hayata bambaşka bir yönden bakmanızı sağlıyor. İznik’te Kütahya çinileri desenleri ve farklı tonları ile apaçık bu müzede bulunan çinilerle birbirinden ayrılıyor.

    Adres

    Cevizlidere Mahallesi, 06580 Çankaya/ANKARA

    Telefon

    +90 542 243 25 58

    E-Posta

    info@reyhancini.com